Silivri zindanı!

Silivri zindanı!

necodogru

Kötülük kimseye, İyilik herkese. Silivri’den iyilik bekledik. Bu dava siyasi başladı. Başladığı gibi devam etti.
Silivri baştan sona siyasidir.
Kumpastır.
Düzmecedir.
Pusudur.
Tümüyle hukuksuzluktur.
Bütünüyle adaletsizliktir.
Damgalayıcıdır.
Peşin kararlıdır.
Dolgudur.
Doldurmadır.
Mithat Paşa davasıdır.
Yassıada davasıdır.
12 Eylül davalarıdır.
Bunlar; “kararı baştan verilmiş” mahkemelerdi. Hitler’in Almanya’da kurduğu mahkemeler de “kararı duruşmalar başlamadan önce belirlenmiş” davalar olarak tarihe geçtiler. Kararı önceden verilmiş mahkemelerde; “yargılananları oraya kapatan siyasi iradenin istediği sonuçlar” çıkar.
Silivri de baştan sakattır.
Akıl karıştırmaktır.
Mantık öldürmektir.
Hukuk hançerlemektir.

* * *

Silivri zindanı kuruldu.
Sonra zindanın içine mahkeme kuruldu. Mahkeme kurulmadan önce de “Ergenekon” adıyla bir örgüt bulundu.
Adı var, kendi yok örgüt.
Hiçbir belgede “Ergenekon Örgütü” ismi geçmiyordu. Uydurulmuş örgüt; generaller, albaylar, subaylar, rektörler, üniversite profesörleri, gazeteciler, yazarlarla bir olup darbe ortamı yaratacaklar ve ardından darbe yapıp halk oyuyla seçilip gelmiş iktidarı indireceklerdi(!)
Bunun neresi gerçekti?
Halk, yalana inansın istendi.
Saçma sapan yalandı.
MİT Müsteşarı Şankal Atasagun da, önüne konulan uydurma örgüt şemasına bakıp aynen “saçma sapan, ciddiye alınmayacak iddialar” dedi. Yalanı gerçeğe dönüştürecek en önemli kanıt Ümraniye’de gecekonduda, bir telefon ihbarıyla, bulunan 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerdi. Nedense el bombaları, bulunduklarından 14 gün sonra imha edildiler.
Silivri baştan uydurmaydı.
Uydurma başladı.
Uydurma gidiyordu.
Ankara’da Danıştay’a silahlı baskın yapıp, üye hakimi öldüren avukat, yargılanmış “katillikten” mahkum olmuştu. Katil avukatın aslında “Ergenekon Örgütü”nün darbe ortamı hazırlayıcısı olduğu, gazeteci yazar İlhan Selçuk’un, bu avukatı kullanarak, kendi gazetesi Cumhuriyet’e bomba attırdığını” bile söyleyenler, yazanlar, yalanı gerçekmiş gibi TV’lerde sabaha kadar anlatanlar ortaya döküldü.

* * *

23 iddianame birleşti.
276 sanık yargılandı.
650 oturum yapıldı.
Sanıklar içinde Genelkurmay Başkanlığı yapmış Orgeneral İlker Başbuğ da vardı. Ordunun başkanı olmuş bir komutana bile, “darbe yapmak için örgüt kurdu” suçu atılıyordu. Adamın elinde ordusu var, niçin örgüt kurmaya ihtiyaç duysun?
Dava uzadıkça uzadı.
3 yılı geçti.
4 yılını da devirdi.
Ortada örgüt yoktu.
Art arda dalgalar geldi.
Dava 5’inci yılına döndü.
İlgili ilgisiz, gizli, açık yüzlerce tanık dinlendi. Örgütün başı “1 numara” bulunamadı. Gizli tanıklar içinde PKK’nın üst düzey komutanlığını yapmış Şemdin Sakık bile vardı.
Orgeneral İlker Başbuğ sanık.
PKK komutanı Şemdin tanık.
Silivri, kurgulanmış davaydı.

* * *

Silivri, delilsiz mahkeme.
Dayanaksız yargılama.
Hukuksuz dava.
Silivri zindanı kara leke!

Kul hakkı nakit mi yenildi?

Yusuf İslam adlı rock şarkıcısı İngiltere’nin üniversite kenti Cambridge’te yaptıracağı cami ve morg için 50 milyon TL istemeye ve almaya Ankara’ya geldi. Meclis Başkanı Cemil Çicek, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu Bakan Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile tek tek görüştü. Cuma namazı kıldılar. Halktan toplanan vergilerden verileceği için “kul hakkı yemek” sayılan bu para cami yaptırıcı rock şarkıcısına nakit olarak mı yoksa çek olarak mı sunuldu?

Necati Doğru – Sözcü

This Post Has 2 Comments

  1. fatma gürman

    silivri özel yetkili heyeti hiç şaşırtmadı cezaları yağdırırken…kendisine bop kapsamında verilen görevi harfi harfine yerine getirdi…falancalar bu gece çok rahat uyuyacaklardır…ama yarın geceyi allah bilir…

  2. TCKergin

    En önemlisi de Ergenekon gibi ulvi bir kelimeyi bu kumpasa ad olarak seçmekdi. Bu kelime imamhatipbiat mezunları nezdinde, olumlu veya olumsuz, büyük etki yaptı. Bunlardan biri, bir polis “Konu Ergenekon ise, hakim savcı dinlemem, analarını bile sinkaf ederim.” diyebildi. Onlara imamhatip okullarında böyle eğitim verdiler…

Yoruma kapalı.