Juda Öpücüğü ve/veya PKK & AKP’nin “Öldüren kucaklaşması”?!

(ya da “Sınır Tekmili” ve/veya www.yurdumacanfeda.com ?!)

“Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden keserim.”

“Benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz.”

“Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.”             

“Bir gece ansızın gelir krallığınızı imparatorluğuma katarım.”

“Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.”

“Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.”

http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/03/akbabalar-zaman-veveya-acem-ozurun.html

Fatih Sultan Mehmet

Kitabın adı: PKK İLE PAZARLIK

ÖCALAN İLE ANAYASA YAPMAK

http://www.kriptokitaplar.com/aratrma-nceleme-dizisi/book/1-aratrma-nceleme/72-pkk-ile-pazarlk

Yazarları: Ümit Özdağ, Ali Aydın Akbaş, Armağan Kuloğlu, Ceyhun Bozkurt, Ertuğrul Güven, İkbal Vurucu, Kenan Ertürk, Özcan Yeniçeri, Sadi Somuncuoğlu, Vahit Doğan, Vedat Güldoğan

Kripto Yayınları

1. Baskı: Mart 2013

304 sayfa

12,50 TL

(…)

Arka Kapak:

“Açıkça söylemek gerekirse yenildiler, yenildikleri için de önderliğimizin yanına gidip diyalog kurma yöntemine başvurdular.”Murat Karayılan, 12 Şubat 2013


Normal şartlarda PKK ile sürdürülen müzakere süreci bir millet savaş kaybettiği zaman olur. Bundan dolayı, Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, bir süre önce Yeniçağ’daki yazısında sordu:“Türkiye bir savaşı kaybetti de Türk halkının haberi mi yok?”Bu sorunun cevabı ne yazık ki, “Evet” Türkiye bir savaşı kaybetti. Yenilgiyi Türkiye adına AKP kabul ediyor ve PKK’ya taleplerini kabul ederek teslim oluyor.

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=25779

(…)

Sayfa 5:

Türkiye’de iki Anayasa Komisyonu vardır: Birisi TBMM’de olan ve teferruatı görüşen komisyon, diğeri ise İmralı’da devletin esas teşkilat hukukunu yani yapısını görüşen Öcalan’ın parçası olduğu komisyondur.

(…)

Sayfa 6:

AKP’li Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun yeni anayasa konusunda söyledikleri ile örtüşmektedir.

(…)

Sayfa 6:

Daha sonra AKP’den gelen açıklamalar da AKP ile BDP / PKK arasında bir işbirliği ortamının doğduğunu gösteriyor. Bu işbirliğinin üzerinde uzlaşılabileceği Kuzu tarafından ifade edilen şartlar:

1) Anayasadan Türk Milleti kavramının çıkarılması (Kuzu, kalmasında benim için mahsur yok dedi)

2)Adına demokratik özerklik denilmese de Güneydoğu Anadolu’da mahalli idarelere devredilecek yetkiler ile fiili federasyonun kurulması

3) Düşünce ve etnisite konularında tüm temel hak ve özgürlüklerin kabul edilmesi üzerinde uzlaşılıyor.

Kuzu’nun ‘ana dilde eğitim Türkiye’yi böler’ demesine bakmayın, samimi değil, üzerinde uzlaştıkları üç husus bölmüyor da Kürtçe eğitim mi bölüyor?

(…)

Sayfa 7:

28 Şubat 2013’te A. Öcalan ile BDP milletvekillerinin basına geçen görüşme tutanaklarını sürecin düşünüldüğünden de daha vahim ortaya çıkmıştır. Çıkan sonuç ise şudur: Üç aşamalı ve iç içe geçmiş süreçlerden bahsedilmektedir. Bu süreçlerin adlarını A. Öcalan:

1) Sürekli ateşkes

2)Yeni Anayasa

3)Normalleşme, olarak koymuştur.

Öcalan 21 Mart 2013’te sürekli ateşkes ilan edecek ve PKK’lıların Irak’a çekilmesini başlatacaktır. Bu çekilme 15 Ağustos 2013’e kadar sürecektir.

(…)

Sayfa 7:

Öcalan’ın istedikleri:

1) Başkanlık sistemi ve federal bir sistemin unsurları olan senato ve halklar meclisi adlı iki parlamentonun kurulması

2)Anayasadan Türk milleti kavramının çıkması

3) Köylere dönüşün gerçekleşmesi

4) Hakikatler Komisyonu’nun kurulması

5) Çekilme için parlamentonun karar alması, TBMM’nin onaylaması

6) Öcalan ve PKK üst düzey kadrolarının serbest kalmasının güvence altına alınması.

(…)

Sayfa 8:

Öcalan, BDP milletvekillerine “Eğer bu taleplerim karşılanmaz ise PKK’lıların geri çekilmesini durdururum ve 50 bin PKK’lının katıldığı bir halk savaşı başlar” diyor. Durum bu. Anlaşılan Öcalan ile MİT arasında yapılan görüşmelerde üzerinde anlaşılan yol haritası bu. Şu ana kadar “Bunlar yalan” açıklaması ne hükümetten geldi ne de BDP’den.

(…)

Sayfa 8:

İstanbul AKP İl Başkanı A. Babuşçu kısa bir süre önce “AKP hepimizi Türk olmaktan kurtardı” diye gururla açıklamıştır.

(…)

Sayfa 10:

Bu kitabın amacı da Türk Milleti’ni uyandırmak isteyenler için el kitabı olmak istemesidir. Bu kitabı okumak ile kalmayın, anlatın, okuduktan sonra arkadaşınıza hediye din, yeni bir kitap alınmasını sağlayın, arkadaşınıza bölümler okuyun. Özetle daha fazla Türk’ün yaşanan süreci anlaması için elinizden geleni yapın. Çünkü kararı Türk Milleti verecek.

Prof. Dr. Ümit Özdağ

Ankara, Mart 2013

(…)

Sayfa 16:

Özetle; PKK ile askeri mücadele PKK’nın bağımsız devlet hedefine ulaşmasını engellemiştir. Lideri yakalanmıştır. 20 bin terörist öldürülmüştür. Başarısız oldu dedikleri güvenlikçi anlayış bu sonuca ulaşmıştır. Bu bir başarıdır.

(…)

Sayfa 16:

PKK terörü, 2003’ten itibaren tırmanmaya başlamış olmasına rağmen etkin askeri önlemlerin alınmasında gecikilmiştir. K. Irak’taki PKK kamplarına yönelik sınır ötesi operasyonlar için TSK’dan gelen talepleri Hükümet göz ardı etmiştir. 2003’te 31, 2004’te 75, 2005’te 105 askerimiz şehit olmuştur. Nihayet 2006’da AKP ile PKK arasında İngiltere’nin hakemliğinde Oslo’da müzakereler başlamıştır. Müzakereler devam ederken, terör de devam etmiştir. 2006’da 111, 2007’de 146, 2008’de 171 şehit verilmiştir.

(…)

Sayfa 17:

AKP iktidarının Milli ve Üniter Devlete Bakışı?

(Elcevap: Şehla?! HM)

(…)

Sayfa 19:

Davutoğlu’na sorulması gereken soru, Türk Milleti’ni ayrıştırıcı olarak gördükten sonra hangi ortak aidiyet zemininde insanlar birleştirilecektir?

(…)

Sayfa 21:

İttihat ve Terakki sanıldığı gibi sadece Türk Birlikçi değil, aynı zamanda İslam Birlikçi’dir. Yani kaderini Araplardan ayırmak gibi bir fikri olmadığından, aynı zamanda Mısır’ı yeniden fethetmek istemektedir. Enver Paşa, 1917’de İngilizler’in “Irak’ta Musul Vilayeti, Suriye’de ise Halep ve Suriye’nin kuzeyi sizde kalsın, işgal ettiğimiz Arap coğrafyası bizde kalsın. Sizin ile barış yapalım” şeklindeki teklifi reddedecek ve buraları geri almak için Yıldırım Orduları Grubu’nu kuracaktır. İttihat Terakki’nin savunduğu Türk Milliyetçiliği, savunmacı bir milliyetçilik anlayışıdır. Arap isyanlarının da İttihat Terakki’den çok önce başladığını unutmayalım. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni “Türk Milliyetçiliği” fikri üzerine kurmuştur.

(…)

Sayfa 23:

Ortadoğu’da Milli Devletler’in Tasfiyesi ve Yeni Osmanlıcılık

(…)

Sayfa 27:

AKP iktidarının ilk başbakanlık müsteşarı ve Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer, 1997’de Henry Kissinger, Prof. Dr. Bernard Lewis, Siyonist teorisyen Oded Yinon, Richard Perle ve Neo-Con’ların siyasi tavırları ile benzeşen siyasi projesini şöyle izah etmiştir:

(…)

Sayfa 28:

ABD’li muhalif diye bilinen Prof. Dr. Naom Chomsky de, İstanbul’da 19 Ocak 2013’te verdiği konferansta… Yeni Osmanlıcılık…

(…)

Sayfa 30:

AKP’nin Büyükşehir sınırlarını il sınırlarına kadar genişletmeyi hedefleyen yasa düzenlemesi ile ilgili olarak ilk önemli çıkışı AKP Hükümeti’ni çok sert bir şekilde savunan ancak milli birlik konusunda ise taviz vermediğini bildiğimiz Hasan Celal Güzel, Sabah Gazetesi’ne yazdığı yazıda ortaya koymuştur. Güzel şöyle demektedir:

Yeni Kanun Tasarısı çalışmalarına göre; mevcut 14 büyükşehir belediyesinin sınırları il mülkî sınırı olacak şekilde genişletilmekte; ayrıca 13 ilde aynı şekilde büyükşehir belediyeleri kurulmakta; il genelindeki bütün belde belediyeleri ile köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bunlar belediyelere ‘mahalle’ olarak katılmaktadır.
Bu model, Türkiye’de sadece İstanbul ve biraz da İzmit için geçerli olabilecektir. Bunun haricinde, ‘Büyükşehir belediye hudutlarının il hududu olarak kabul edilmesi’, her bakımdan son derece yanlış, tehlikeli ve mahzurludur. Buna geçiş olarak değerlendirilebilecek mevcut 50 km’lik uygulamalar da fiyasko ile sonuçlanmıştır.
Başbakan Erdoğan çok başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı idi ve bir efsane oldu. Başbakan bu kanun tasarısını eğer görmüş ve razı olmuşsa, bunun sebebi belediye başkanı olarak bu olağandışı başarısı, tecrübeleri ve müşahedeleridir. Lâkin Başbakan Erdoğan bu konuda değerlendirmesini yaparken bütün Türkiye şartlarını göz önüne almalıdır.

Bu kanun yürürlüğe girerse şu önemli mahzurlar ortaya çıkacaktır:  Bu sistem, yerelleşme iddiasıyla genelleşme yapan bir sistemdir. Bu durumda hizmet akışı tamamen aksayacak, bütün ilçelere ve mahalle hâline getirilmiş köylere gerektiği gibi hizmet götürülemeyecektir.  Bu sistem demokrasiye de uygun değildir. Bununla katılımcı demokrasinin uygulandığı yerel birimler kaldırılacak; halk kendisini yöneten muhtar, belde belediye başkanı gibi kişilerle muhatap olamayacak, yöneticiyle yakınlığı ortadan kalkacaktır.  Bu uygulama ‘subsidiarite’ (ihtiyaçların en yakın yönetim birimlerince karşılanması) ilkesine de aykırıdır.  Bu uygulamayla, belediyenin hükmî şahsiyeti kadar önemli ve demokratik olan, yüzyılların birikimiyle meydana gelen’köy’ hükmî şahsiyeti ortadan kalkacaktır.  Mülkî idarenin zayıflatılması ‘üniter devlet’ yapısını tahrip edecek ve merkezî idarenin nüfuzunu da tesirsiz hâle getirecektir.  Bu takdirde mahallî idarelerin denetimi güçleşecek ve yolsuzluklar artacaktır. 

Bütün bu saydığımız mahzurlardan çok daha önemli olan husus, bu uygulama sonunda Diyarbakır merkezli, Van, Mardin, Şanlıurfa’nın da dahil olduğu yeni bir ‘etnik bölge’ ve terör örgütünün hâkimiyetinde bir ‘ayrılıkçı yönetim’ oluşturulmasıdır. Bu da ‘federatif sisteme’ ve ‘özerk bölge’ye yol açacaktır. Başbakan Erdoğan’ın, İçişleri Bakanı Şahin’in ve Genelkurmay Başkanı Özel’in terörü sonlandırmak için var güçleriyle çalıştıkları bir dönemde, böylesine tehlikeli bir kanunun çıkarılması, sadece teröre hizmet olacaktır. Bu kanun çıkarılmadan da yerel hizmetler arttırılabilir ve yerel yönetimler dengeli bir şekilde güçlendirilebilir.

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/guzel/2012/09/27/yeni-buyuksehir-belediye-kanununa-dikkat

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/guzel/2012/05/08/yeni-buyuksehir-belediyesi-kanunu-mahzurludur

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/guzel/2011/07/21/bolunmeden-onceki-son-safha-ozerklik

(…)

Sayfa 31:

30 Eylül 2012’de yapılan AKP Kongresi’nden hemen sonra 6 Ekim 2012’de Büyükşehir Belediyeleri yasası kabul edilmiştir. Prof. Dr. Birgün Ayman Güler yasanın üç temel özelliği olduğunu söylüyor:

1) Türk yönetim yapısı il esasından bölge esasına kaydırılıyor. Artık “il yönetiminden” değil, “bölgesel yönetimden” bahsetmek sözkonusudur.

2) Temsili demokrasinin tabanını daraltıyor.

3) Tüm ili kapsayan başkanlık sistemine geçiliyor. Şimdilik valilik kurumu muhafaza edilse de ilk fırsatta tasfiye edileceği, belediye başkanlarının eyalet valisine dönüşeceği çok açık. Ayman, tasarının “idari federalizmin” temelini attığını, başkanlık sistemi için hazırlık olduğunu söylüyor.

(…)

Sayfa 32:

Bir başka ifade ile bu yasa, bu illerde Jandarma Genel Komutanlığı’nın tasfiyesidir. 23 Ocak 2013’te Ana Dilde Savunma hakkı izlemiştir.

(…)

Sayfa 33:

Arınç, Öcalan ve PKK’yı değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni mahkum ediyor. Arınç’ın sanmayalım ki, bu düşüncesi çok yeni. 5 Haziran 2002’de Arınç, TBMM AKP Grubu’nda yaptığı konuşmada şöyle söylüyor:

“Apo için kimse 30 bin kişinin katilidir diyemez. Bunun ispatı mümkün değil. Çünkü Apo katil olarak yargılanmadı. Apo ve PKK olayı farklı şekillerde değerlendirilebilir. Güneydoğu’daki olaylardan dolayı Apo ne kadar suçluysa Teoman Koman da o kadar suçludur.”

http://www.odatv.com/n.php?n=ergenekon-hakimlerinden-size-abi-diyenler-oldugunu-biliyoruz–1004131200

(…)

Sayfa 33:

Bülent Arınç’ın hem Öcalan’ı hem de mağdur ve haklı bir mücadelenin insanları olarak gösterme çalışmaları gösteriyor. Arınç şöyle diyor:

“Size üç arkadaştan bahsedeyim; üç kişi Anadolu’dan gelmişler, birisinin adı Durmuş, birisinin adı Yakup, birisinin adı Abdullah. Tapu Kadastro Meslek Lisesi’nde arkadaşlık yapıyorlar. Lise Ankara’da, Maltepe’de, Demirtepe tarafında bir yerde. Okulun karşısında da yurt var. Anadolu’dan gelen bu öğrenciler bu yurtta bir aradalar. Üçü namaz kılıyorlar, üçü de inançlı insanlar. Çok iyi arkadaşlıkları var, Maltepe Camisi’ne gidiyorlar, ders çalışıyorlar. Hepsi Anadolu’dan gelmiş, ailesinden bu eğitimi almış veya bu gelenekleri yaşatan insanlar. Sonra yıllar geçiyor; bunlardan birisi yurt dışında tahsil yapan, Hukuk’ta okurken benim de bir yıl arkadaşlığımı yapan Durmuş Yılmaz olarak Türkiye’de Merkez Bankası Başkanı oluyor. Uşaklı Durmuş Yılmaz, o üç arkadaştan birisi. İkincisi Yakup İnce, Konya’dan yetişmiş bir mühendis, 30 yıldır Medine-i Münevvere’de mühendis olarak çalışıyor. Üçüncüsü de Abdullah, Abdullah Öcalan. Tapu Kadastro Meslek Lisesi’nin öğrenci yurdunda, birbirlerini çok seven, namazı beraber kılan, orucu beraber tutan, iftarlara, sahurlara beraber kalkan bu insanların hayatları hangi noktada kesişmiş, hangi noktada ayrılmış. Türkiye’nin son 50-100 yılını bu tablonun içinde görebilirsiniz.”

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in, Dink’in cenazesindeki “Bir çocuktan, bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamamız gerekiyor” sözlerini anımsatan Arınç, şunları kaydetti:
“İşte Abdullah Öcalan da aynen öyle, belki bir karanlığın kurbanı olarak bu yollara götürülmüş, sevk edilmiş, içinde MİT’in parmağı da olabilecek şekilde, başkalarının da desteklemesi suretiyle şimdi İmralı’da, 11-12 seneden beri tecrit halinde yaşayan bir insan. Ama bir çocukluğu, bir gençliği var. Türkiye’de yaşayıp da idam sehpasına gidenlerin, Hüseyin İnanlar ile Yusuf Aslanlar ile pek çoğuyla tarihte yolu kesişmiş bir insan olarak söylüyorum, Kürtlüğü inkar ederseniz, senin dilin yoktur derseniz, var diyenlere de cezaevi yoluna gösterirseniz bu işin çözümü olmaz.

“Ben de aklıma gelse dağa çıkardım”

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22171179.asp

(…)

Sayfa 45:

Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’nda Kürtler

(…)

Sayfa 62:

İzmir’de Alsancak – Pasaport’taki Yunan Bayrağı’nı indirip Türk Bayrağı’nı göndere çeken Kürt Reşo

(…)

Sayfa 68:

Annesi Ayşe “Yavrum sen bu kadar malı mülkü satıp nereye gidiyorsun? Sen deli misin?” der. Karayılan “Ana! Ana! Sen doğuda Ruslar’ın ve Ermeniler’in yaptıklarını görseydin, şimdi durmaz giderdin” diyerek annesinden helallık alarak ayrılır.

(…)

Sayfa 69:

“Antep savaşında 16 çete vardı. Bu 16 çetenin 14’ü Kürt çetesiydi. Fransızlara karşı savaşan ve Antep’in milli kahramanı olan Karayılan da Akmak (Atmalı) aşiretinden bir Kürt’tü. Dağa çıkmış ve Kurtuluş Savaşı’nda büyük yararlılıklar göstermiştir.”

(…)

Sayfa 81:

Psikolojik savaş, ateşkesi, mütarekesi olmayan; hukuken barış gibi gözüken devreyi de kapsayan kesintisiz bir savaş metodudur. Mücadelenin, bu bilinç ile yürütülmesi gerekir.

(…)

Sayfa 87:

AB Kriterlerinde Terörle Mücadele

(…)

Sayfa 105:

TRT Şeş’te kullanılan ve bölge halkının anlamını bilmediği kelimelerden bazı örnekler aşağıda verilmiştir: “Aram, arişe, arteş …”

(…)

Sayfa 105:

Peki neden kullanılıyor bu Türkiye Kürtçesi’nde var olmayan kelimeler? Çünkü, Türkçe / Kürtçe / Kurmanci’de ortak kullanılan kelimelerin yerine, Erbil ve Süleymaniye’de konuşulan Soranice’den kelimeler alınıp Türkiye’de konuşulan Kurmanci Kürtçesine dahil ediliyor ve medyada sürekli kullanılıyor. Böylece, Türkiye, Irak, İran ve Suriye Kürtleri arasında “dil birliği” ve bir “Standart Kürtçe”nin  oluşturulması hedefleniyor.

(…)

Sayfa 105:

Sırrı Sakık ısrarla homojen, yani farkları yok deyince Kamer Genç patladı:
– “Neresi homojen kardeşim, dilleri ayrı. Ben Tunceli  Kürtçesini konuşuyorum sen Kurmançi dilini. Ben sizin konuştuklarınızdan bir kelime anlamıyorum, siz de bizimkini,   yani Dersim lisanını anlamıyorsunuz. Farkımız yok diye milleti kandırmayın.”Kamer Genç devam etti:
– “Zazaca var, Sorani Kürtçesi var. Hiçbiri birbirini anlamıyor. Dolayısıyla Kürtler ve Kürtçe için bir ve birlik demek doğru ve bilimsel değil.”

http://www.turkishnews.com/tr/content/2009/01/06/trt-bir-millet-yaratiyor-sabahattin-onkibar-yenicag-gazetesi-5-ocak-2009/

(…)

Sayfa 120:

Yugoslavya olur muyuz?

(…)

Sayfa 127:

PKK üyesi Abdurrahman Büyükkaya, o günü şöyle anlatıyor: “Yapılan plana göre köye girecek, H. Akçay ve K. Ağırman’ın evine baskın yapıp bu iki aileyi hiç kimse kalmayacak şekilde öldürecektik. Eylem başarı ile sonuçlandı.”

Terör örgütünün bir başka üyesi Reşo Sait kod adlı İlhan Çolak’ın anlattıkları da yaşananları anlamamız bakımından son derece önemli:

“1993 Temmuz ayı ortalarında Genç ilçesi Seki köyü’ne gittik. Amacımız köyü tamamen yakmaktı. Sonra da korucunun karısını kaçırdık.”

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilge_K%C3%B6y%C3%BC_Katliam%C4%B1

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22991820.asp

(…)

Sayfa 130:

Oslo süreci sonrası ortaya çıkan sonuç:

1. Türkiye Cumhuriyeti ile PKK eşitlenmiştir.

2. Kürtler, Türk kimliği dışında ayrı bir ulus olarak tanımlanmıştır.

3. PKK, Türkiye’de devlet tarafından Kürtler’in tek ve meşru temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

4. Abdullah Öcalan’ın çizdiği yol haritası, şekildeki değişikliklere rağmen özü itibariyle esas metin olarak kabul edilmiştir.

5. TBMM’de çıkarılacak anayasa ve yasalarda Abdullah Öcalan’ın fikirleri dikkate alınacağı başta olmak üzere PKK talepleri üzerinde anlaşmaya varılmıştır.

(…)

Sayfa 135:

Eski köy muhtarı Reşit Cüci’nin şu sözlerini korucular hep bir ağızdan onaylıyor: 

Koruculuğun sonu geldi artık. Sağlık sorunları için ceplerinde sadece yeşil kart var. Pahalı ilaç söz konusu olduğunda hiçbir işe yaramayan bu kart zaten bütün yoksulların cebinde. Koruculuk bugün kötü, yarın daha da kötü olacak. Elbiseler yırtılmış, yamalı geziyorlar. Üstündeki silahla 30 kilometre uzaktaki görevlere gidiyor. Yol paraları cepten harcanıyor. Ayda altı kez göreve çıksa, gitti 60 lira. 60 da yese 120. Çay, ıvır zıvır hepsi 200’ü bulur. Ne maaş alıyor da, ayda 200 TL dış görev için harcasın? Devlet koruculardan vazgeçmiş çoktan. Şimdi hakkımızı arayacağız diyorlar. Hepsi hikâyedir. Bunlar hak arayamaz. PKK ile anlaşma olunca koruculuk biter ama yıllardır birikmiş kin biter mi? Devlet korucuları kendi içinde kaybetmeli. Kamu içinde ama farklı yerlerde çeşitli işler vermeli.”

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=radikaldetayv3&articleid=1035227&categoryid=77

(…)

Sayfa 187:

Fuat Hüseyin “Eğer Iraklı Şiiler, İran’ı ve Sünniler, Arap Dünyası seçerse, Kürtler de Türkiye ile ittifaka girmek zorunda kalacak” demiş. Fuat Hüseyin, “Kürtler bu şartlarda Türkiye’nin koruması altında rahat ederken, bunun karşılığında Türkiye’nin, Kerkük’teki dev rezervler dahil, Irak’ın kuzeyindeki bölgenin petrol ve doğalgazına doğrudan erişim imkanı elde edeceğini ve dolaylı yollarla Kerkük’e sahip olacağını” söylemiştir.

http://blog.milliyet.com.tr/sok-rapor—k-irak-turkiye-ye-katilacak-/Blog/?BlogNo=190770

(…)

Sayfa 190:

İbretlik Örnek: Mahabbad Kürt Cumhuriyeti

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonunda SSCB, İran’ı işgal eder. Sovyetlerin desteğiyle Kürt lider Gazi Muhammed 22 Ocak 1946’da Mahabad Kürt lider Gazi Muhammed 22 Ocak 1946’da Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni ilan eder. Mayıs 1946’da SSCB Dışişleri Bakanı Molotov, İran’dan çekileceğini açıklar. 10 Aralık 1946’da İran yönetimi Azeri ve Kürt bölgesini işgal kararı alır. Gazi Muhammed, İran Parlamentosu’nda milletvekili olan kardeşi Sadri ve kuzeni ile birlikte 31 Mart 1947’de asılır. SSCB’ye güvenerek Mahabad Cumhuriyeti ilan edenlerin akıbetinin, ABD’nin işgalci güçleriyle işbirliği yaparak Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ni kuranların akıbetine benzememesi için Türkiye’ye ABD tarafından büyük bir rol verilmiştir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Mahabad_Cumhuriyeti

(…)

Sayfa 196:

Dışarıda açılım, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Kuzey Irak’ı ziyaret etmesi ile başladı. Türkiye, bu ziyaret sonrasında Erbil’de başkonsolosluk açacağı açıkladı. Bu çok ciddi bir gelişmedir. Düne kadar “aşiret reisi” sıfatıyla takdim edilen Barzani, böylece resmen Türkiye tarafından Kürdistan bölgesel yönetiminin başbakanı olarak tanınmış oldu. Erbil de bundan böyle Kürdistan yönetiminin başkentidir.

(…)

Sayfa 210:

Juda, Hz İsa’yı Romalı askerlere ihbar eden 12. havaridir. Askerler, biz “Hz. İsa’nın bulunduğu mağarada hepsi birbirine benzeyen kişiler arasında İsa’yı nasıl bulacağız” dediğinde, Juda, “Ben kime sarılır öpersem o Hz İsa’dır, onun tutuklayın” der ve Romalı askerler geldiğinde de, İsa’ya sarılıp öper. Hz İsa, Juda’nın bu tavrına karşı, “Beni böyle mi ele veriyorsun Juda!” der. O günden sonra her öptüğüne felaket getiren olaya “Juda öpücüğü” denir olmuştur.

(…)

Sayfa 224:

“Öldüren Kucaklama” tabiri, öldürene kadar sevmek, sonra da “kullanıp atmak” anlamında kullanılmaktadır. Cüneyt Zapsu, ABD’lilere “Erdoğan’ı süpürmeyin kullanın” derken böyle bir ilişkiden söz ediyordu. ABD’li tarihçi Tarpley, bu bağlamda olmak üzere, AKP iktidarının Amerika ve İngiltere’ye olan ilişkilerini “öldüren kucaklama” olarak tarif ediyor. Tarpley; İngiliz ve Amerikalılar’ın Türkler’i öldürene kadar seveceklerini söylüyor. ABD’nin Türkiye’yi Suriye’ye karşı kullanacağını ve meydana gelen çatışmayı modern Türkiye’yi yok etmek için kullanacaklarını iddia ediyor.

(…)

Sayfa 225:

Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, sular çekildiğinde ise karıncalar balıkları. Bu durumda kimin kimi yiyeceğine, balıklar ve karıncalar değil, suyun kaldırma kuvveti (med – cezir / HM) karar veriyor.

(…)

Sayfa 249:

Sadi Somuncuoğlu: Haçlılar: I. Dünya Savaşı’nda “Size devlet kurduracağız” diyerek aldattıkları Ermeni teröründe olduğu gibi, bugün de aynı yalanla PKK terör örgütünü kullanmaktadır:

http://www.turansam.org/makale.php?id=4518

(…)

Sayfa 252:

BDP’nin Eşbaşkanı Gülten Kışanak’ın 10 Şubat 2013’te Hürriyet Gazetesi’ndeki beyanatı; “Dümdüz bir yolumuz var, Özerk Kürdistan!” ile asıl amacın ne olduğunu ortaya koymaktadır.

(…)

Sayfa 253:

Şimdi Ankara’nın önünde duran ve cevaplanması gereken en önemli sorulardan biri şu: “İran’daki kamplar ne olacak?”

(…)

Sayfa 253:

Armağan Kuloğlu: Bu bir savaş değil ki, barış olsun!

Ve…

Son olarak…

“Vicdansız muhafazakar” olur mu?!

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23042886.asp

Olur!

İşte cevabı?!

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=GVgknDM45-ohttp://www.internetajans.com/haber/mehmet-agar-beni-uyardi-haberi-26042h.html

http://gazeteci.tv/turk-kizilayi-konvoyuna-bombali-saldiri-168144h.htm

Star Wars ve/veya Global İMECE?!

http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/04/winner-veveya-bu-kadar-yurekten-cagrma.html

http://www.yurdumacanfeda.com/

http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=11470

http://www.odatv.com/n.php?n=21-nisanda-diyarbakirda-oyle-seyler-olacak-ki-iyi-izleyin-1404131200

http://www.medyaradar.com/haber/gundem-96859/taraf-gazetesi-2012yi-ne-kadar-zararla-kapadi.html

http://www.odatv.com/n.php?n=turkiyenin-dis-borcunu-duyunca-sasiracaksiniz-1404131200

http://www.gazeteport.com.tr/haber/131793/cumhurbaskani-da-yuce-divana-gidecek

http://www.gazeteport.com.tr/haber/131785/bdp-heyeti-imralida

http://www.gazeteport.com.tr/haber/131787/somalide-kanli-gun

http://www.gazeteport.com.tr/haber/131786/quothersey-erdogandan-ibaret-gorulmemeliquot

+http://www.gazeteport.com.tr/haber/131784/izmir-terletti

http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/03/deyyus-oglu-deyyus-aclm-veveya-1-mart_6476.html

http://www.medyaradar.com/haber/gundem-96868/taksimde–emek-sinemasi-protestosu-binlerce-insan-katildi.html

Sözün özü:

SINIR TEKMİLİ

“Asil Türk Milleti’nin namus ve şerefini, Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü sorumluluk bölgemde korumakla görevliyim.

Gözüm sorumluluk bölgemde, kulağım komutanda

Vatan ve millet uğruna seve seve can vermeye

Hazırım Komutanım.”

Netice:

1 Numara HAARP’İ?!

Lütfen, “Siz Fransızcasını yazar mısınız?”
“Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir!”

http://ultra-turkler.blogspot.com/2012/06/herkesin-anladg-dilden-konusmak-veveya.html

RAP…

LARP…

RAP…

Nokta.

15 Ni$an 2013

Hayrullah Mahmud Özgür

This Post Has 8 Comments

  1. zalim

    Evet” Türkiye bir savaşı kaybetti. Yenilgiyi Türkiye adına AKP kabul etmekle kalmayip, savasin galibinin de kendisi oldugunu ilan ediyor. yani win win.
    Ayrica savas galibi oldugunu söyleyen pkk li katilleri, abd bölgeden tekme tokat atildigi zaman da görmek isteriz.

  2. seyide

    ”Juda Öpücüğü”,”Sende mi Brütüs?”İnsanoğlu evrende var olduğu günden itibaren namussuzlar da hemen türemiştir.Karşılığında da zıttı olan namuslular.Savaşlar namuslular ile namussuzlar arasında süregelmiştir.Zaman zaman namuslular çok acı çekse de asla eğilip bükülmemiştir,daima dik durmuştur canları pahasına da olsa.Namussuzlar ise her şekle,her renge girip çıksa da ;kaybedenin ne olusa olsun aslında kendilerinin olduğunu bir türlü kavrayamamışlardır.

  3. 06 anka

    İlk satırdaki bağlantıya tıkladım ve mest oldum!
    45 yıldır büyük bir aşkla,inanarak söylediğim
    Mülkiye Marşı eşliğinde İzmir,ordu ve millet görüntüsü harikaydı!
    Sayın Özgür’ü her zaman takdir ederdim,bir kez daha
    hakkını teslim ediyorum!

  4. fehimli mestan

    Valla helal olsun! HMÖ’de bizim yeni siteyi hemen keşfetmiş, kendisine teşekkürler! 🙂

  5. Yurduma Can Feda

    Sayın H. M. Özgür;

    İletişim adresinizi ne yazık ki bulamadık.
    Size buradan yazmak zorunda kaldığımız için öncelikle özür dileriz.
    Bugüne kadar GavurEGE’de yanımızda oldunuz, bize omuz verdiniz. Yeni sitemize de desteğinizi görmek bize güç ve moral verdi. Minnet ve teşekkürler.
    Atatürk’ün “Gençliğe Hitabesi”nin duvar süsü olmadığını sizden öğrendik…
    “İMECE”nin ne denli önemli olduğunu da…
    Yolunuz, yolumuz açık olsun…

  6. as

    sağol HMÖ hemşerim…
    evet, uçurumdan önce son çıkış..
    YURDUMACANFEDA

  7. nhizal

    sn.HMÖ ün sitemize verdiği destek için teşekkürler.evet mevzubahis vatansa yurdumaCAN feda.

    1. A. Tamtürk

      Sn Hızal, bu iş imece.
      Kimimiz kılıç tutacak, kimimiz kalem. Herkes birbirine yardıma koşacak. Biz her cephede varız. Gerekirse tüm ayrıntıları bir anda teferruat yaparız, gerekirse dağa çıkarız, gerekirse sokağa, gerekirse yeraltına ineriz,, ..ve her seferinde Ergenekon’dan yeniden çıkarız.

Yoruma kapalı.