Kimyası bozulan GDO’lu Mısır!..

Kimyası bozulan GDO’lu Mısır!..

mfarac

Bir ülkenin “kozmik büro”suna yani yönetim damarlarına girilince böyle oluyor işte!.. Karşımıza “Genetiği Bozulmuş Organizmalar” yani “GDO”lu bir yönetim sistemi çıkıyor!.. Emperyal güçlerin “BOP” uğruna dizayn ettiği ve laboratuvar ürünü liderciklere teslim ettiği işbirlikçi Truvacı sistemdir bu!..

Bu sistemlerin sonu pek iyi olmuyor!.. Örneğin, bizim CHP’de, maalesef yöneticiliğe getirilmiş bir eski il başkanının gıpta ile baktığı “Turuncu devrim” havuçluğunun ne hallere girdiğini görmek için Gürcistan’daki karmaşaya ve cezaevine atılan Ukrayna lideri Yuliya Volodimirivna Timoşenko’nun sonuna bakmak da yetiyor… Onlar da GDO’lu siyasetin kurbanı oldular…

İşbirlikçiliğin kuklası olmamak, ülkesinin yeraltı kaynaklarını emperyalizmin paylaşımına açmamak için direnen liderlerin sonunu da biliyoruz; Saddam bu uğurda can verdi, Kaddafi bu yüzden barbarlara linç ettirildi!.. “Holuvud” malı vampirlerle İsrail malı dinozorlar İran için ağızlarını açmış bekliyor!..

Hedefteki Suriye için dayatılan plan ise Esad’ı yok edip Suriye’yi İhvancı-Talibancı zihniyete teslim ederek BOP kapsamında laik ülke bırakmamak…

Önceki gün bir halk müdahalesinin yaşandığı, ardından da ordunun sürece müdahale ettiği Mısır’daki duruma bakınca, nedense aklıma yukarıdaki saptamalar geldi…

Şu günlerde özellikle AKP medyasıyla kiralık kalemşorlar “darbe darbe” diye ortalığı velveleye veriyor ya, işin aslı öyle mi acaba?..

Örneğin, yüzde 50’nin üzerinde oy alarak koltuğa oturan Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’nin, bir yıl içinde “Firavun diye” görevden alınan Hüsnü Mübarek’ten yüz kat daha tepki çekmesi, acaba demokrasiye, sosyal ve siyasal yaşama vurulmuş bir darbenin geri dönüşlü travması olmasın?..

Halk uyanmış olamaz mı acaba bir büyük hatadan ve ona yol açan gaflet uykusundan?..

Oldum olası darbe sistemine karşı duran biri olarak bir kez daha yinelemekte yarar var; darbe tabii ki anti demokratiktir ama din istismarı, tarikat ve cemaat dayatması ve BOP tuzağında, ABD desteğiyle göreve gelenlerin laik rejimleri gericilik darbesiyle karanlığa çekmesine ne demeli?..

Mısır’da yaşananlar, yeniden dizayn edilmek istenen Ortadoğu’daki BOP lastiğine çivi battığının ilginç işaretleridir!.. Yani GDO’lu sürücünün BOP marka kamyonlarından biri şarampoldedir!..

Anlayacağınız, seçimle işbaşına gelmeyi demokrasiyi yok etme hakkına dönüştürenleri savunmadan önce, kimyası bozulan ve kitleleri ezen sistemlerin kime hizmet ettiğine iyi bakmalı!.. Meseleyi iyi anlayalım, darbeye tabii ki hep beraber karşı çıkalım!.. Aksine demokrasiyi “araç” gören zihniyetin şakşakçısı olanlardan alacağımız ders yoktur!..

Dikensiz yoldaki ‘araç!’

Mısır’da İhvan-ı Müslimin, gericiliği ve baskıya direnen milyonlar ile ordu arasındaki gerilim büyüyecek gibi görünüyor…

Daha geçen yıl Mısır’da Mursi’nin göreve gelmesi planını “halka kulak verin” diye destekleyen AKP iktidarının orduyla giriştiği mücadele de ne ilginçtir ki durmuyor…

Oysa “Asker siyasete karışmasın, demokrasi olsun” palavrasının ardındaki asıl planı da herkes biliyor; Atatürkçü, cumhuriyetçi bir ordunun tasfiyeye edilmesi ve “ikinci cumhuriyet”e giden dikensiz bir yol yapılması!..

Bugün, bin kadar Atatürkçü subayın “Ergenekon” ve “Balyoz” komplosuyla zindanda olması da bunu kanıtlıyor.

Şimdilerde ise TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesiyle uğraşıyorlar… Amaç, ordunun müdahalesini önlemekmiş… Şaşırıyorum ve gerçekten merak ediyorum; yasa değişince ordu sakin mi duracakmış acaba?.. Sorunun yanıtı “evet” ise ben de aman ne güzel derim…

Tamam, asker yalnızca ülkenin savunmasıyla ilgili görevini yapsın… Yüzlerce kezdir yazıyoruz söylüyoruz; darbe falan da olmasın bu ülkede… Ama demokrasi, öyle “ileri” takiyesiyle araya da gitmesin!..

Çünkü bizdeki sistem son 15 yılda ne yazık ki böyle işliyor; demokrasiyi siyasal ve ekonomik rant ve din sömürüsü için kullananların, demokrasinin anasını ağlattığını herkes çok net görüyor…

Yani diyorum ki, olacaksa tam demokrasi olsun… Öyle “sahte solculuk”la, bölücülük ve gericiliğin kıskacında, “muhafazakâr demok-rat” takiyesine gizlenmiş uyduruk “araç” demokrasisini artık kimse yutmuyor!..

Özeti şudur; Çok gördük biz bu ülkede demokrasiyi “araç” olarak kullananları!..

Mürit, memur, politika!..

Bakınız, konu nereye geldi?.. “Asker siyasete karışmasın” iyi de, son dönemde valilerin, kaymakamların hatta Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün yaptığı gibi kritik noktalardaki devlet görevlilerinin PKK konusunda siyaset yapmasına ne demeli?..

Ya da dünkü Aydınlık’ta da gördüğümüz gibi, bir savcının “Gezi olaylarıyla ilgili sabırla bekliyoruz” şeklindeki tuhaf çıkışı karşısında ne yapmalı?..

Bunları niye mi yazdık; CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu’nun TBMM Başkanlığı’na verdiği bir soru önergesi dikkatimizi çekti… Yok, öyle CHP’li üyelerin AKP’li gibi gösterildiği şaşırtıcı parti kayıt listelerinden söz etmiyoruz…

Kulkuloğlu’nun; Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından yanıtlanmasını istediği aşağıdaki soruları okuyunca ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. İşte o sorular:

“Kişilerin haberi olmaksızın AKP’ye üye yapıldıkları kamuoyunca bilinmektedir. AKP’ye üye yapılan kamu görevlilerinin bakanlıklara göre dağılımı nasıldır? Üye yapılan kişiler içerisinden, kamu görevlisi olduğu için AKP üyeliğinden düşen var mıdır, kaç kişidir? AKP üyeleri içerisinden, halen kamu görevlisi olan kaç üyesi vardır? Bu üyelerin siyasi partilere üye olması, ilgili yasa ve mevzuata uygun mudur? Şayet uygun değil ise bu kişiler ile ilgili herhangi bir yasal işlem yapılmış mıdır?”

Kulkuloğlu’nun bu soru önergesi aklımıza şunu getiriyor; AKP iktidarıyla birlikte başlayan kamu görevlilerinin parti militanı gibi davranması bir pervasızlık halinde sürüyor olmalı ki, memurluklarını unutup partilerde cirit bile atabiliyorlar!…

Peki, Kulkuloğlu’nun kuşkuları doğruysa, AKP’nin orduyu siyasete karışmakla suçlaması ve de CHP dönemindeki valileri eleştirmesi etik midir?.. AKP çuvaldızı kendine batırmadan “siyasetçi memur” avına çıkmakla tuzağa düştüğünün farkında mı acaba?..

Mehmet Faraç – Aydınlık

This Post Has One Comment

  1. kemalist

    Tamam Ordu darbe yapmasin. Ama ülkede sivil darbe yapilip ülkeye fasizm hakim olduysa, O zaman Ordunun görevi, Ülkedeki fasist diktatöre itat etmek degil, ülkedeki fasizmi kökünden kaziyarak halkini ve ülkesini korumak.

Yoruma kapalı.