Tabela partisi DSP, diktatör kimdir ve ötesi!

Tabela partisi DSP, diktatör kimdir ve ötesi!

Enver Aysever

Star denen kâğıt tomarı (gazete demeye dilim varmıyor) “diktatöre ak güvercin harekâtı” diye bir manşetle çıktı geçen gün. Kavramların içi boşalıyor diyorum ya, tam da bu örnek cuk oturuyor işte. Diktatör kime denir? Sözcük anlamı şöyle: “Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse.” Bakalım Kılıçdaroğlu için durum böyle mi? Kimi seçimlerde önseçim yaptı, yetkili kurulları çalıştırdı ve adayları belirledi. Ha bu süreçte salt kendi iradesiyle yaptığı atamalar da var, o ayrı. Eleştirilmelidir. Otoriterlik eğilimi var yazık ki, ancak diktatör denemez.
Ancak mahalle muhtarından vekillere, bakanlardan anayasa üyelerine dek herkesi belirleyen kişi, bu tarife hayli yakındır. Yine de temsili de olsa “demokrasi” çabası sürmekte ülkemizde. Saray’ın hemen her konuda denetimden muaf olması, keyfi harcama yapabilme yetkisi ve kimse tarafından soru kabul etmemesi düşündürücüdür. Dahası İçişleri Bakanı’nın, pek anlaşılır olmayan gerekçelerle seçilmiş kişileri görevden alması da ayrıca bu anlayışın uzantısıdır. Yandaşlardan etik ölçü, dürüstlük, ilke falan bekleyecek halimiz yok. Ama belki aynaya baktıklarında şunu sorarlar kendilerine: “Diktatör tarifi en çok kime yakışır?” diye.

***

DSP büyük mücadele ile kurulmuş, Karaoğlan Ecevit’in partisi. Önemli görevler üstlendi. Bana kalırsa ABD’ye Ortadoğu’da geçit vermediği için iktidardan indirildi Ecevit. Kimin parmağı var tartışılır, elbet açığa çıkar. Bülent Ecevit siyasi yaşamını yazık ki iyi bitiremedi. Son dönem “Hayata Dönüş Operasyonu” adlı cinayet ve Fethullah Gülen sevgisi hepimizi üzdü, incitti. Lider partileri, o karizmatik kişilik ölünce tükenir. Buna çok örnek vardır. Özal’ın ANAP’ı mesela ve elbette RTE’nin AKP’si de böyle olacaktır. DSP uzun zamandır tabela partisidir. Rahşan Hanım bile kendi partisine muhalif parti kurmuştu, hazin elbette. Peki, neden şimdi kıymete bindi?
Sarıgül’ün açtığı yoldan tüm CHP mutsuzları DSP’ye kayıyor. Düşünsel, ilkesel, siyasal, etik hangi gerekçeyle oluyor bu? DSP yönetimi bu adaylarla ne türden ilişki içinde olduklarını, meselenin iktisadi boyutunu da açıklamak zorundadır. Kuşkusuz Kılıçdaroğlu yanlış tercih yapabilir. Ama partili olmak bu değildir. Beklersin, yetkili organlarda eleştirini, mücadeleni yaparsın. Bu sorunlar hep ideolojik zaaftan kaynaklıdır. Yoldaş olmaz, çıkar ilişkisine girerseniz, sonuç böyle olur.
CHP’de kim varsa altı ok sayesinde bulunduğu koltuğa gelmiştir, bunu unutmamaları gerekir. Kılıçdaroğlu dahil, herkes Mustafa Kemal’e borçludur konumunu. “Benden sonrası tufan” anlayışı doğru değildir. DSP’den bir gazla, zaafla aday olan arkadaşlar vazgeçseler, çok önemli iş yaparlar. İnanıyorum ki halk da onları affeder.

***

Sap saman birbirine karıştı, iki meseleye takıldım ayrıca. Birincisi arkadaşımız Emre Kınay’ın İYİ Parti’den aday olmasına. Kadıköy güzel ve özgür ilçe! Orada Kınay’a büyük haksızlık yapıldı ve bölge halkı geldi tiyatro kapısında nöbet tuttu. Emre’nin siyasette olmasına olağan koşullarda sevinirdim. Ancak milliyetçi bir partiden, üstelik Kadıköy’den adaylık siyasi intihardır. Niye? Emre Kınay’ın ustası Genco Erkal’dır. Sosyalist geleneğin içinde bulunmuş biridir Kınay. Partisi Ozan Arif’in öldüğü gün yas tuttu. Ozan Arif neredeyse Hrant Dink’in katillerini alkışlayan manzume yazmış biri. Sanatçı insan bunu savunabilir mi?
İşin tuhaf tarafı aynı Ozan Arif’i büyük acıyla Mansur Yavaş da andı. CHP bunun arkasında mı mesela, merak ediyorum. Of ne güç günler…

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!