Seçmen aranıyor

Seçmen aranıyor

Ahmet Gürsoy

Az buz değil tam 504 bin seçmen kaybolmuş. Seçmen nereye gitti acaba?

Siyasal düzen, kamu düzeni, hukuk düzeni nereye bakarsanız bakın, bir kokuşmuşluk almış başını gidiyor. Ülkede seçmen kayıp oluyor kardeşim. Böyle bir şey, acayiplik değil de nedir?

Ülkeye bak..

İktidar partisi şikâyet ediyor, “Seçmenimi kayıp ettim, gören duyan, yerini bilen var mı” diye. Bundan daha vahim bir olay, daha acınası bir durum olabilir mi?

Sen bütün gücün sahibi ol, lakin sana o gücü bahşeden kalabalıkları kayıp et. Eğer iktidar partisi kendi seçmenini aramak zorunda kaldıysa ve akıbetinden de haberi yoksa durum vahim değilse nedir?

Şu sıralar seçmen göçü yaşanıyor?

Neden böyle?

Çünkü seçim, hayat memat meselesi haline getirilmiş de ondan.

Seçimler olağan durumdan çıkarılmış, olağan dışı, “beka” meselesi haline getirilmiş durumda.

Ne demek bu?

Yani seçimleri iktidar istediği gibi kazanamazsa ülkeni kayıp etmekle karşı karşıya kalacaksın. Öyle ise ne yapılması lazım, ülkenin “şer kuvvetlerden seçim yoluyla” kurtulması lazım.

Söyler misiniz, hangi normal demokraside ve taşları yerine oturmuş hangi siyasal sistemde böyle bir sorun var?

Hiçbirinde.

Dolayısı ile siyasi ortamı sürekli geren nitelikli bir hukuk düzeni inşa etmek yerine, devamlı hukuk ihlalleri yapan iktidar, başta kendi hayatı olmak üzere bütün ülkenin geleceğini seçime bağlı kılınca, ister istemez sonunda kendi seçmenini bile kayıp edecek hale geldi.

Güven sorunu ortaya çıktı.

Vah ki vah!

Kılıçdaroğlu gazetecilere “YSK’ya güvenmediğini” söylemiş.

Haksız mı?

Kim güveniyor?

Kısaca, eğer iktidar partisi seçmen arayacak durumdaysa ve seçmen, oynamaz taşlar misali, yerinden oynamayı aklına koymuşsa, bil ki, bir şeyler oluyor.

Türkistan’da neler oluyor…

Diyorlar ki, “Doğu Türkistan’da Çin zulüm yapmıyor.”

Peki, ne yapıyor?

Hiçbir şey.

Ya basında çıkan haberler neyin nesi?

Diyorlar ki, “Onlar Çin’in önünü kesmek için.”

Kim kesiyor Çin’in önünü?

ABD!

Bunu nasıl yapıyor?

Uygur Türkleri arasındaki IŞİD benzeri marjinal Müslüman teröristleri destekleyerek.

Ben de diyorum ki: Arkadaş, Çin’in büyüyüp büyümemesi benim öncelikli sorunum değil. Beni de ilgilendirmez. Ben, Çin dünyanın süper gücü oluyor da Türkiye neden olamıyor ona bakarım.

Kaldı ki, söyledikleriniz doğru olabilir. Gerçekten de Uygurlar arasından çıkan marjinal terörist gruplar vardır. Ancak bu durum, marjinal olmayan, sade, mütedeyyin Türklerin kendi topraklarında baskı görmeden rahat yaşadığı anlamına gelmez.

Mesela biz şimdiye kadar, Çin hükümetinde Uygur Türklerinden bir devlet yetkilisi görmedik. Uluslararası  alanda gezip dolaşan, bilimsel etkinliklerde bulunan, makale yazan, bildiri açıklayan bir profesöre, doçente rastlamadık.

Uygur tüccarlarından da haberimiz yok. Aynı şekilde, şair, yazar, senarist, yönetmen ismine de rastlamadık.

Bu koca toplum, büsbütün narkoz yemiş gibi yatıp uyuyor mu?

Yeniçağ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!