sahip çıkamadığımız kültürümüz

sahip çıkamadığımız kültürümüz

 

Noel Baba’nın üzerindeki hangi giysinin Avrupa ile ilgisi vardır.
Kaftan, Börk ve Çizmenin Batı kültüründe ne işi var.
O dönemlerde Avrupa erkekleri etekli elbise giyiyordu. Ayaklarında ise sandalet vardı.
Pantolon da Türk Kültürünün Batıya armağanıdır.
Hıristiyanlar, 25 Aralık’ta Noeli kutluyorlar.
Oysa 25 Aralık tarihinin Hıristiyanlıkta hiçbir kutsallığı yoktur.
Hz. İsa’nın doğum yılı bile belli değildir.
Ben bir Kültür Tarihçisi olarak iddia ediyor ve daha ileri, giderek diyorum ki; “Orta Asya, Sibirya ve Doğu Türkistan’da ki yer altında yatan kayıp kültür hazinelerimiz ve depolarda çürümeye terk edilmiş milyonlarca belge ve kaynaklarımız araştırılıp ortaya çıkarılsa bırakın Türk tarihini dünya tarihini yeniden yazmak gerekecektir.
Prof. Dr. Erhan Arıklı
.
Yalnızca “Noel Baba “ inancının değil, bu gün Hıristiyanlara ait kabul edilen

pek çok dini ritüel ve inancın Türkler tarafından batıya armağan edildiğini görüyoruz..

Türk Kültüründe “ÜLGEN” diye uhrevi bir varlık kavramı vardır.
Ülgen, Tanrısal bir varlıktır. İyiliğin sembolüdür.
25 Aralık’ta Türkler, Ülgen’i beklerlerdi.
Geyiğe binmiş Ülgen evin bacasından içeri girecek ve çam ağacına hediyeler koyacaktı.
İşte Avrupa’nın Noel Baba dediği kişi aslında Ülgen Ata’nın Hıristiyanlaşmış versiyonudur..

4.yy a kadar Hıristiyanlığa ait dini ritüel ve hatta inanç diyebileceğimiz ciddi bir olgu yok.
Açın İncilin tek bir satırında dahi Haç -İstavroz çıkarmak ritüeli yoktur.
Ayin yapılan yer veya Kilise kavramı da yoktur Hıristiyanlığın kutsal kitabında. Hatta daha ileri giderek söyleyeyim 5.yy ın sonlarına kadar bir Hıristiyan akaidinden, inanç esasından dahi bahsetmek mümkün değildir.

325 yılında Ekümenik Konsey toplantısında da İmparator Konstantin, İsa Mesihi Tanrı ile eşit tutmayı emretti.
451 yılında ise Halkidos Konseyi iki inancı ret ederek ona birde kutsal ruhu ekledi ve böylece “Teslis” inancı oluştu.
Oysa 268 yılında Antiohiy Konseyi bu tip tartışmaların dinden sapma olduğunu söyleyerek ret etmişti.

Hıristiyanlığın siyasetinde etkisi ile bir din haline geldiği o dönem, Atilla ile birlikte Türklerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu dönemdir..

Avrupalılar kendilerini istila eden bu güçlü Türk Kültüründen öylesine etkilenmiş ve onları öylesine taklit etmişlerdir ki bilahare onlardan aldıkları bu şeyler, hayatlarının ve dinlerinin vazgeçilmez unsuru haline gelmiştir.

HAÇ, Hıristiyanlığın en temel sembolüdür.
Oysa Haç, Hıristiyanlıktan yüzlerce ve hatta binlerce yıl önce Türk coğrafyasında, Altaylar’da Sibirya’da bir sembol olarak kullanılıyordu.
Bu gün dahi milattan yüzlerce yıl öncesine ait pek çok mezar ve kurganın üzerinde “Haç” sembolü bulunuyor.
Atilla, Avrupa’ya gelirken onun bayraklarından birisi de Haçlı bir bayrak idi.
“Eş Kenarlı Haç” Türklerin KEREY boyunun sembolüydü.
Atilla da bu boydandı.
Ünlü Rus araştırmacı Okladinikov’a göre Haç işaretli bayraklar Türklerde Milattan biraz önce kullanılmaya başlamıştır.
Rus araştırmacılar Okladinikov ve Rudenko;

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!