Medresenin mollaları işbaşında!..

Medresenin mollaları işbaşında!..

mfarac

Medresenin mollaları işbaşında!..

Bu köşenin sürekli takipçileri iyi bilirler ki, dikkat çektiğim konuların başında, eğitimin molla-medrese zihniyetine teslim edilmesi de var…

AKP’nin üçüncü iktidar döneminde iyice pervasızlaşan kravatlı müritler, bırakın Atatürkçü eğitimci ve öğrencilere nefes aldırmamayı; tarikat kafasını bir egemenlik anlayışına dönüştürmek için her yolu deniyorlar!..

Yalnızca mollalara teslim edilen devlet üniversitelerinden ve her biri neredeyse El Ezher’e dönüştürülen özel üniversitelerden söz etmiyorum… İlk ve orta öğretimdeki tarikat-cemaat baskısı, Manisa’da, Eğitim-İş’in bir üyesine yönelik saldırıda olduğu gibi Atatürkçü öğretmenlere dayak atma noktasına bile gelmişti…

AKP zihniyetinin şöyle bir stratejisi var; din ve ahlak bilgisi öğretmenleri yalnızca girdikleri derslerden sorumlu olmayacaklar… Bu yüzden bürokraside ilginç bir by-pass yöntemi geliştirilmiş!.. Yani takiyeci tayin sistemi!.

Örneğin, Diyanet İşleri bünyesindeki binlerce imam ve vaiz başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere diğer kamu kurumlarına geçiş yapıyor!.. Mollaların en çok akın ettiği ikinci kurum da Kültür Bakanlığı…

Geçen yılın Mayıs ayında CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin soru önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 1 Ocak 2003 ile 31 Aralık 2011 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan diğer kurumlara bin 492 personel geçtiğini söylemişti. Atamaların 1012’sinin Milli Eğitim’e yapıldığı belirlenmişti.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar da basına yaptığı açıklamada; son 7 yılda başka kuruma geçmek isteyenlerin sayısının yaklaşık 17 bin olduğunu belirterek, “Sadece 2 bin kişiye izin verilmiştir. Bunların büyük bir çoğunluğu da din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na geçmiştir” demişti.

Bu takiyeci tayin sistemi nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadroları sürekli boşalınca yeni atamalar yapılıyor. Yani mollalığın değirmeni, medreselere sürekli hoca yetiştiriyor…

Başta da söylediğim gibi, bu kadrolar ilk ve ortaöğretim kurumlarında din ve ahlak bilgisi derslerine girmiyorlar… Bizzat okullara müdür ve müdür yardımcısı olarak atanarak eğitim sistemini de tamamen ele geçirmeye çalışıyorlar…

CHP uyumuyor göz yumuyor!..

İşte bu yapının yarattığı önemli bir sorun da dünkü Aydınlık’a yansımıştı. Afyonkarahisar Milli Eğitim Şube Müdürü İbrahim Özkul’un, din dersi öğretmenlerine, “Okul müdürleri kusura bakmasın. Bundan sonra işler ve işlemler, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin kontrolünde gerçekleşecek. Bunu Ankara da Allah da böyle istiyor” demiş.

Yerel basının, bu konuşmanın ses kaydını yayımlaması eğitim kurumlarındaki sistematik kadrolaşmanın boyutlarını gözler önüne sererken, Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü zahmet edip olayla ilgili inceleme başlatıldığını iddia etmiş.

Peki, Milli Eğitim’de giderek pervasızlaşan molla-medrese sistemine karşı kim harekete geçecek acaba?.. Örneğin, CHP Tevhid-i Tedrisat’a (Öğretim Birliği) niçin sahip çıkmaz, bu olaylarla ilgili niçin bir araştırma komisyonu oluşturmaz?..

Diyeceksiniz ki, tarikat ve cemaatlere hoş görünme uğruna; Kuran kurslarında yaş düzenlemesini iptal eden kararnameyi, imam hatiplere katsayı kıyağı getiren yasayı ve “444” rezaletinin yol açtığı tahribatı görmezden gelen CHP mi harekete geçecek?.. Ne yazık ki haklısınız!..

Yeniköy’ün eşkıyası yakalandı mı?..

Başbakan, “Gezi” eylemlerinden öylesine ürkmüş olmalıydı ki, günler boyunca kürsüden tehditler savurdu… Sosyal medyayı kullananlar, Memet Ali Alabora gibi sanatçılar, muhalif medya ve CHP’nin yanı sıra herkes bu tehditlerden nasibini aldı…

Başbakan tehdit edince, hükümet yanlısı üç grup harekete geçti… En sert tepki polislerden geldi; kimi göz çıkardı, kimi Ethem Sarısülük olayında olduğu gibi kameraların önünde adam öldürdü, kimi Antalya’daki gibi otoparkta sıkıştırdığı gençlere dayak attı, kimi İzmir’de olduğu gibi deniz kenarında oturan kızları saçlarından sürükledi ve son kamera görüntüleri de kanıtladı ki, bazı polisler de dövdüklerini ateşe bile attı!..

İkinci kesime gelince; bazı komik yandaşlar, “Duran adam” eylemine karşı tişört giyerek sabun köpüğü gibi karşı eylemlere girişti, medyadaki kiralık kalemşorlar ise AKP muhaliflerine taarruz etmeye çalıştı…

Gelelim üçüncü kesime… Belki de en tehlikelisi onlardı!.. Bu çevreler, Antalya ve İzmir’de olduğu gibi ellerinde demir çubuk ve sopalarla dolaşan “sivil polisler”den ilham almış olmalılar ki, özellikle İstanbul’da terör estirmeye başladılar.

Bazen sopa bazen de satırlarla “Gezi” eylemcilerine saldırılar düzenleyen bu grupların “AKP gençlik kolları üyeleri” olduğu da öne sürülmüştü.

En tehlikeli saldırı, İstanbul’un Yeniköy semtindeki parkta yaşandı. Parktaki foruma saldıran 15-20 kadar sopalı ve bıçaklı saldırgan, yurttaşları dövdü ve bıçaklarla yaraladı!.. Ne ilginçtir ki, onları kışkırtan kişi, mahallesinde devletin de temsilcisi olan Yeniköy muhtarıydı!.

Saldırının üzerinden bir haftayı aşkın süre geçti ama kameralar önünde yaşanan olayla ilgili devletin birimlerinden ses yok!.. Peki, bu ülkede herkesin yaptığı yanına kâr mı kalacak?.

Olay, CHP’li bir vekilin aklına gelmezse unutulacaktı… Bakınız, Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in yanıtlaması istemiyle verdiği önergede neler sormuş:

“Yeniköy’deki saldırıyı gerçekleştiren şahısların tespiti için ve Yeniköy Muhtarı Engin Cevahiroğlu aleyhinde bir soruşturma başlatılmış mıdır? Taksim Meydanı’nda, anayasal haklarını kullanan insanlara hukuk dışı ve şiddetle müdahale eden polis, eli bıçaklı saldırgan gruba neden müdahale etmemiştir? Yeniköy Parkı’nda gerçekleştirdikleri saldırılara ilişkin hakaret ve şiddet içerikli twit atan saldırganların kimlikleri tespit edilmiş midir? Bu saldırıyı yapanlar Başbakan Erdoğan’ın sokağa çıkın sinyali verdiği ve tahrik ettiği kişiler midir?”

Bakalım işine gelmeyen her konuda susmayı marifet sayan İstanbul Valisi, CHP’li vekilin sorularına yanıt verecek mi, yoksa Yeniköy eşkıyalarını göz ardı mı edecek?..

Mehmet Faraç – Aydınlık

This Post Has 2 Comments

  1. 06 anka

    İktidar partisi dini duyguları sonuna kadar istismar ederken,diğer partiler, sadece CHP değil,itiraz etmek şöyle dursun çakal sürüsü gibi bekliyorlar.AKP nin avladığı seçmenden olur ya bize de pay düşer,biz de nasipleniriz diye.
    Sopalı tayfanın sivil polis olduğuna inanmıyorum.AKP lileri korumak için sivil polis dediler.Sonraki müdahalelerde gerçek sivil polislere yelek giydirmek suretiyle olayları maskelediler.

  2. Dara Çolakoğlu

    CHP allahın belası bir AKP payandası olmuştur, CHP’den bir bok çıkmaz. Dincilerin ağır ve baş edilmez bir kadın nefreti vardır, bunu onlara müslümanlık öğretiyor. İlhan Arsel ne yazdıysa doğrudur.

Yoruma kapalı.