ANKA ve/veya NOTAM ya da Yeni dönem’in dil’i nedir ne değildir?!

ANKA ve/veya NOTAM ya da Yeni dönem’in dil’i nedir ne değildir?!

hamahmut

“Lütfen siz Fransızcasını yazar mısınız?”
“Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir!”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Millici şair Mehmed Akif Ersoy

ARŞİV’den (7 Kasım 2016 tarihli) DURUM ANALİZ

Şark’i oryantal coğrafya’nın demokrasi dili ve/veya “anladığı dil” nedir, ne değildir?!
Elcevap:
İşte (TEK ADAM, “Cilt III” 1922 – 1938, Sayfa 61 – 62) örnek vak’a:
“Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye, müzakere ile münakaşa ile verilmez. Kudretle ve zorlan alınır. Nitekim, Türk milleti hakimiyet ve saltanatı, isyan ederek kendi eline bilfiil almıştır. Bu bir emrivakidir (olup bittidir). Mevzuubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız değildir. Mesele zaten emrivaki olmuştur. Şimdi mesele bu emrivaki olmuş hakikati ifade etmekten ibarettir.”
Bir sıranın üstüne çıkarak orada kesin bir şiddetle konuşan Gazi’nin gözleri, bütün müşterek encümen azaları ve özellikle encümenin çoğunluğu gibi görünen sarıklı hocalar üzerinde büyüleyici tesirlerle duralamıştı. Son sözlerini söylerken bakışları, tam karşısındaki hoca efendinin gözlerine saplandı.
“Burada toplananlar, Meclis ve herkes, meseleyi tabii görürse, fikrimce iyi olur. Aksi takdirde hakikat gene usulü dairesinde ifade olunur. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”
Gazi “Bazı kafalar kesilecektir” derken, gözleri encümeni ve hele tam karşısındaki Ankara Mebusu Hoca Mustafa Efendi’yi ezmekle kalmıyordu, Gazi’nin sağ eli de, bu başların nasıl kesileceğini anlatmak istercesine, Hoca Efendi’nin boynu hizasında sağa sola işleyip duruyordu!
O zaman mesele birden ve herkesin kavrayacağı gibi anlaşılmış oldu.
Şeriat ve skolastik münakaşaları hemen kesildi ve bütün encümenin yeni anlayışına tercüman olur gibi Hoca Mustafa Efendi işi kestirip attı:
“Affedersiniz efendim” dedi. “
“Biz meseleyi başka nokta-i nazardan mütalaa ediyorduk. İzahatınızdan aydınlandık.”
Saltanatın kaldırıldığına dair kanun tasarısı oya sunuldu ve reisin sesi duyuldu:
“Müttefikan kabul edilmiştir!”

Bu coğrafya’da, “Müttefikan” demek kafa’ya inecek “Balyoz” demek.
http://www.osmanice.com/osmanlica-24296-nedir-ne-demek.html
Gazi’nin “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet” içindeki bir Meclis’i nasıl ayıktırdığı ortada.
“Lütfen Fransızcasını yazar mısınız?!”
“Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek var mı?!”
Nokta.
HM

VAZİYET
Bu yazı’nın altına “ANKA” ve/veya “NOTAM” diye imza çakmak mümkün.
HM diye not düşmek de.
Gelelim 2018 Derin Aralık’ında, “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir” sözünün öztürkçesi’ne.
Yani?!
Kim hangi dil’den anlıyor ise o dil’den hitabet!
Film’lerde artık küfür bol, tv’lerde o bölüm’ü sessiz verip geçiyorlar ama konuşmanın akışından kimin ne dediğini çözmek mümkün, ne var ki, bu defa alt metin’i alt yazılı, açık ses’ten, yani yüksek ses’le vereceğiz ki, anlamayan kalmasın.
Nüans?!
Bu yazıyı, “Sorgu Odası” ve/veya “Son sözün nedir?” muhabbeti’nin tercümesi diye okumak da mümkün!
Türkiye tarih’inde bu kadar veledi zinayı bir arada görmedi.
Şimdi veled-i zina deyince anlaşılmayacak, o zaman açık seçik yazalım:
Türkiye tarihinde bu kadar orospu çocuğunu birarada görmedi.
O zaman, lafın tamamı aptal’a söylenirmiş demeyip, orospu çocuklarının anladığı dil’den yazalım:
1. Sayın orospu çocuğu, vatan’a ihanet etmek ölümcül suç’tur. Affı da yoktur. Hangi ülkeye köpeklik ediyorsanız, kabul ederler ise gidin sığının! Aksi halde, sizi ananızdan çıktığınız deliğe sokarız! Burada anasının deliğinden anlaşılması gereken, o orospu çocuğunun anasının amıdır. Murat Bardakçı “kapak olsun” deyimin ne manaya geldiğini anlatmış, ne var ki, açık seçik yazamamış. Öztürkçesi, sikimizi kirletmeyiz, orospu çocuğunu anasının amına kapak yaparız, üstüne de beton dökeriz ki, bir daha böyle orospu çocuğunu dünyaya getiremesin. Geçmişte yazdık, her ana’nın anneler günü kutlanmaz diye, aynı zamanda baba’nın babalar günü! Vatana ihanet edenin yedi sülalesinin üzerinden geçeriz! Geçeriz’den kasıt, yatırır sikeriz.
https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/2257114-kapak-olsun-sozunun-ne-manaya-geldigini-bilseniz-bir-daha-kullanmazsiniz
2. Engin Ardıç gibi yavşağı yazar diye başımıza tebelleş edip sonra da zekamızla alay eden kimler?! Ardıç mabadı zora girince, tam türkçesi ile götü sıkışınca ne diyor? Atatürk’e hakaret edecek kadar salak mıyım? Ulan yavşak, hakaret etmiyorsun da, Atatürk Türkiyesi’nin içi boşaltılırken, tasfiye edilirken yazdığın, söylediğin bir şey var mı?! Galatasaraylı, “Frankofon MİT’in beslemesi” Engin Ardıç için küfürbaz yazar falan derler, boş iş. O laf öyle söylenmez, şöyle söylenir! Vatana ihanet eden orospu çocuğunu anasının genç kızlık amına itekleriz, sokarız diyelim. Ali Kemal’lerin de devri bitti, Damad Ferit’lerin de! Şimdi merak eden kaldı ise baksın bakalım, genel evler Vahdettin, Damad Ferit, Enver Paşa vb isimler İstanbul’u terk ederken açık mıymış kapalı mıymış?!
3. BOP’ta kimimiz süründü, kiminiz de yalakalık yaparak gününü gün etti. Anlaşılması gereken insan’dan insan’a fark var. Fatih Çekirge gibi kaypak ya da yavşak olan da var, inandığı değerler uğruna ölen, sürünen de var! MİT’in “psikolojik harekatı” Yılmaz Özdil gibi Atatürk’ü över gibi yapıp, Rıza Nur’vari sokuşturmalar yapanlar da var. Diyoruz ki, gaz alma dönemi bitti. Dün dün’de kaldı. Hangi orospu çocuğu biz duymadık diyor ise açık’tan yazdık ki, “The End”! Ne var ki, böyle anlaşılır yazmayınca, kibarlık yapınca arsız anlamıyor. O zaman anladıkları dil’den bir kez daha altını çizelim, Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı siz’ler de iyi dinleyin! Adamı anasından çıktığı deliğe sokarlar, şu saat’ten sonra girer mi girmez mi diye de bakmazlar. Kahpelik yapmak isteyen her kimse hodri meydan.
4. Cüneyd Zapsu, Emin Şirin, Cem Uzan, MİT ilişki / menfaat zinciri. Soru: İntikam almak isteyen oldu da elini tutan mı oldu?! Kim, kimin zekası ile taşak geçiyor? İçişleri Bakanı Soylu, mesaisinin 4’te 1’ini ayna karşısında olmayan saçlarını taramaya ayıracağına, işini doğru yapmış olsa, bu satırlara gerek kalmazdı. Bıyık bırakmakla erkek olunsa, kallavisi Cemil İpekçi’de var. Kaldı ki, Soylu, Melih Gökçek’in (Cemil Çiçek) memuru ise Gökçek kadar özgül ağırlığı var! Gökçek, MİT’in elemanı ise dön dolaş aynı hikaye! Final sahnesinde Jandarma da İçişleri Bakanlığı’na bağlandı, netice: Zapsu’yu alıp sorgulayan var mı?! Yoksa hikaye şu mudur: Zapsu onları sorgular da bunlar karşısında “Hazır’ol”da bekler mi?! Ya da şöyle yazalım: Sikini taşağını sallaya sallaya orta yerde dolanan Zapsu’dan hesap soramayan, paket’leyemeyenden bir cacık ve/veya sik olur mu?! Askerin başına çuval geçirecekler “dedemin intikamını aldılar” diyeceksin, ulan yavşak, senin deden Mustafa Kemal Atatürk’ün safında olsaydı yeri neresi olurdu?! Kumpas kuracaksın, ne kadar asker, ne kadar Atatürkçü Milyon’da 1 var ise içeri toplayacaksın, sonra da diyeceksin ki, “Unutalım!” Unutmak demek, fırsatını bulduklarında yeni kumpas’lar demek. Vatana ihanet eden orospu çocuğunu, anasının amına sokmadan, üstüne beton dökmeden ve/veya kapak yapmadan bu parantez kapanmaz. İdam cezası gelecek, nokta.
5. Vatana ihanet eden milyar dolarlık olsa da o Eyfel Kulesini mabad’ına ya da kıçı’na ve/veya götü’ne sokarız! Milyar Dolarlık hain’deki ego, yek Eyfel Kulesi yetmez, iki tane isterim ise o da mümkün! ABD’deki Özgürlük Anıtı da bonus! Savunma sanatlarında, 5. Dan seviyesinin üzerinde direkt kavga / dövüş olmaz! Alt seviye’den birini rakip’in üzerine sürersin, buna literatür’de delege ya da taşeron harp deniyor! Rakip, güçlü ya da zamanlama manidar ise yani rakip’in hücum edilecek alanı kapalı ise açamıyorsan, teslim olursun! O zaman rakip’in özel alanına girersin, mücadele ondan sonra başlar. Yani önce, iti ite sürteriz, sonra üzerinden geçeriz. Konjonktür, BOP’çulardan yanaydı, basınç altında sakin kaldık, bu mana! Konjonktür değişti, her yerdeyiz, vatana ihanet edeni anasından çıktığı delik’e sokarız, bu mana.
Sözün özü:
Dalyarak’lar anlamadı ise yeni üslup budur!
Ortalık orospu çocuğundan geçilmiyor ise lisan budur.
Ezcümle:
Beylik atasözünde olduğu gibi “Onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler, vatan’a ihanet eden orospu çocuğunu yatırıp sikmezsek bize adam demezler!”
Ex’cümle:
Anlamayanlar, yeni süreç’i anlama noktasında sıkıntı çekenler, şimdi hadise’yi çok net anlamışlardır sanırım.
RAP… LARP… RAP…
Nokta.
.
13 Aralık 2018
@HayrullahMahmud

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

This Post Has 2 Comments

  1. erdem

    sayın yazar,kalemine yüreğine sağlık uzun yıllardır yazılarınızı aksatmadan okuyorum, yazılarınızdan fikirlerinizden çok şey öğrendim, hayata ve olaylara bakış açımda bu minvalde gelişti benim fikir hayatıma yaptığınız katkılar için teşekkür ederim. Ayrıca bu yazınızda orospu çocuklarına bu kadarda olsa haddini bildirdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederim. Selam, saygı ve sevgiyle kalın..

  2. Mahir ŞEKİ

    *Sn.HM; uyardığı ve çözüm önerdiği ”Ulusal Çıkarlarımızla” ilgili meselelerin önemini kavrayamayıp/önemsemeyip, başka nokta-i nazar(lar)dan mütalaa etmekte ısrar edenleri, gözlerini kamaştıracak kadar aydınlatmış!.. Oysa en zayıf gözün, mum ışığında bile farkedebileceği hakikat; egemen güçlerin ateşle kızdırıp balyozla döverek yeniden şekillendirmeye çalıştığı coğrafyamızdaki/BOP Coğrafyasındaki T.C.Devleti’nin ve Türk Milleti’nin ulusal çıkarlarının, Uygar(?!) Batılının ulusal çıkarlarından daha önemsiz olmadığıdır.. ”Aslolan, korunması, taviz verilmemesi gereken,.. Onur’dur. Gurur ise aptalların onurudur..” demişti bir büyüğüm.. Ulusal gururumuzu inciten çok şey yaşadık.. Ancak, Var’lığımızı onurumuzla devam ettirmek istiyorsak; hepimiz, artık/her zaman ”Ulusal Çıkar Odaklı” düşünmek, çalışmak, yaşamak,.. ve her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olmak zorundayız.. Ulusal Çıkar Odaklı yaşamak demek, köydeki-kentteki büyüklerimizin Cumhuriyetimizin ”Kuruluş” Sürecinde yaptıkları gibi mal ve hizmet üretirken ”İbadet eder gibi ciddiyetle ve vakarla çalışıp” gücü yettiğince değer üretmek demektir.. Dahili ve harici bedhahların farkında olmak demektir.. ‘’Bütün bu olanlar beni aşar/ elimden ne gelebilir ki..’’ demeyip, Nemrut’un ateşine odun taşıyanları durdurmaya gücü yetmese de, karınca misali su taşımayı görev edinmektir…

Yoruma kapalı.