Üniversiteler büyürken içi boşalıyor…

Üniversiteler büyürken içi boşalıyor…

mbalbay

Üniversitelerde yeni akademik
yıl açılışı geçen yıl olduğu gibi
bu yıl da “merkezi” olarak yapıldı. Freni boşalan enflasyon rakamlarının gölgesinde, Sarayda yapılan açılışta YÖK Başkanı Saraç rakamları, Cumhurbaşkanı Erdoğan da hedefleri açıkladı.
Üniversiteler rakamsal olarak büyüyor. Üniversite sayısı 200’e çıktı. 7 mil-yon 616 bin öğrenci, 160 bin akademik personel var.
Ama hiç ses yok!
Her şey bir yana anayasa tartışmasından sistem karmaşasına kadar onlarca hukuki konu var; 86 hukuk fakültesinin birinden ses yok.
Üniversiteler, gece yüzen gemi gibi karanlık ve sessiz…
Üniversite kontenjanlarıyla kayıt yap-tıran öğrenci sayısı o kadar orantısız ki, genel kabul gören mesleklerle ilgili fakültelerin de aralarında bulunduğu pek çok üniversitede açık, dörtte biri geçti.
İşsizlik istatistiklerinde üniversiteli işsizler hanesine bakınca tablo daha çarpıcı ortaya çıkıyor. Geçici işte çalışan, eğitim aldığı alanda iş arayan mezunları da dikkate aldığımızda üniversite diplomasına sahip iki gençten biri işsiz.

***

Erdoğan’ın ise ne eğitimin kalitesi umurunda ne de akademik özgürlük. Tek derdi, dünyada Türkiye aleyhine yapılan yayınlara yanıt verecek akademisyen yetiştirmek!
Son dönemde tamamen tarafsız şekilde sadece iktidar icraatını öven “akademisyen” unvanlı propagandistler ekranı dolduruyor. Erdoğan bunlardan daha çok üretilmesini istiyor.
Televizyonların “son dakika” olarak öne çıkartabildiği tek şey ise kredilerin lisans düzeyinde 500, yüksek lisansta 1000, doktorada 1500 liraya çıkması oldu.
Hani eğitimli işsizlik?
Hani öğrencilerin ancak yüzde 10’una hitap edebilen yurt sorunu?
Hani bilimsel makalede İran’ın gerisinde kaldığımız gerçeği?
Hani akademik özgürlük?
Erdoğan için tek özgürlük var; o da iktidarı övme, iktidarı eleştiren dış mihraklara haddini bildirme özgürlüğü!
Üniversite öğretim üyesi denince akla, yapılan araştırmalardan çok tutuklamalar, soruşturmalar, işsizlik geliyor…

***

Üniversitelerin işlevi deyince ilk akla gelen örneklerdendir; Almanya İkinci Dünya Savaşı’ndan kentleri yıkılmış, ekonomisi çökmüş, insanı harap olmuş halde çıkar. Öteki ülkelerin, “nasıl üstesinden geçeceksiniz” sorusuna şu karşılığı verir:
Bir kuşakta başarırız, çünkü bizim üniversitelerimiz var.
Dediklerini yaptılar.
Türkiye’de ise eğitimli gençlik gözünü ülke dışına dikmiş durumda. Er-doğan, dünyadaki Türkiye kökenli bilim insanlarını Türkiye’ye dönmeye çağırıyor.
Nereye gelecekler?
Gelip de istediği akademik ve bilimsel çalışma ortamını bulan kaç kişi var?
300 yıldır devam eden çağdaş uygarlığı yakalama sancılarımızın başında eğitimdeki sorunları çözememek geliyor.

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!