Muaz-zam gidiş!

Muaz-zam gidiş!

mbalbay

Adam baş dönmesi, is-hal, mide bulantısı, nefes darlığı, kalp çarpıntısı şikâyetleriyle doktora gitmiş. Dok-tor önce tahlilleri yapalım demiş. Sonuçlar çıkmış. Doktor, “Bütün sonuçlar normal değerlerde görünüyor” demiş.
Adam hafifçe doğrulmuş, gülümseyerek seslenmiş:
“Desene doktor, öteki dünyaya sapasağlam gideceğim.”
Ekonominin gidişi bu fıkrayı andırıyor.
Üretimde sorun var; imalat sanayisi yüzde 40’ı aşkın daralmadan söz ediyor.
Tüketimde sorun var; halkın alım gücündeki zayıflama, oklavadan baklavaya bütün ürünlerde sürü-mü ister istemez azalttı. Taneyle, gramla alışveriş artık normal kabul ediliyor.
Bankalarda sorun var; önümüzü göremiyoruz deyip üç ay sonrasına ilişkin hemen hiç bağlayıcı işlem yapmıyorlar. Vadeye veda edilmiş. Bu arada yüzde 30’dan mevduat toplayıp yüzde 45’ten kredi verme fırsatçılığı da doğmuş.
Bütün bunların üstüne ekonomide kriz olduğunu söylemek neredeyse suç haline gelmiş.

***

Her şeye rağmen gerçekleri söyleme suçu işleyenler aylardır, gidişi eleştirip önlemin şart olduğunu vurgulamışlardı. O günlerde, bu söylemleri felaket tellallığı sayanlar şimdi şunu söylüyorlar:
-Sıkıntının zor bölümü bitti. Biraz daha sabır.
Demek ki neymiş; bir sıkıntı varmış…
Devamı neymiş; zor bölümü bitmiş…
Dileriz öyledir; ancak zamlar gösteriyor ki, sıkıntı yeni başlıyor. Zira doğalgaza ve elektriğe zam demek, yaşamın her alanına zam demek.
Düne kadar, dolardaki artışın vatandaşın günlük yaşamı ile doğrudan bağlantılı olmadığı söyleniyordu. Doğalgaza yapılan zam şöyle açıklandı:
-Kur artışından kaynaklanan zorunlu düzenleme.
Gerçek şu ki; doğalgaz değil, dolargaz!
Anlaşılan muazzam gidişin arkası gelecek.

***

Her şey bir yana halkın ekonomisinin başlıca göstergesi şudur:
Ekmek…
Oktay Akbal ustamızı bir kez daha sonsuz sevgi ve saygıyla analım, unutulmaz öyküsünün başlığını anımsatalım:
“Önce Ekmekler Bozuldu.”
Oktay Akbal 1940’lar Türkiye’sini anlattığı öyküsüne şöyle başlıyordu:
“Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey…”
Bugün ekmekler hem bozuldu hem küçüldü.
Her bakımdan küçüldü. Halkın alım gücü küçüldü. Ekmeklerin gramajı küçüldü.
Halka, ekmeğe zam yapılmadı demek için gramajı küçüldükçe küçülüyor. İstanbul ve Ankara’da “Unun çuvalı 75 liradan 110 liraya çıktı. Bu durumda nasıl zam yapmayız” diyen fırıncılara, valilikten talimat gitti:
“Ne yapın edin en azından yılbaşına kadar zam yapmayın.”
İstanbul’da çare şu; gelir durumu iyi semtlerde 1 lira 25 kuruş, dar gelirli semtlerde 1 lira.
Ankara’da ise çareyi şunda buldular; 200 grama inin, fiyatı sabit tutun.
Bir fırıncıya durumu sorarken, ekmeklerin içinin boş olduğunu, plastik bir görünüm aldığını söylediğimde, doğal bir durummuş gibi şöyle dedi:
“Abi buğday tarlada ilaçlanıyor, hasat sonu saklarken ilaçlanıyor, un olurken ilaçlanıyor. O kadar olacak!”

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!