Diyarbakır Karpuz’u ve/veya Ahmet Davutoğlu’ndan “Neo Sarıkamış Harekatı”?!

Diyarbakır Karpuz’u ve/veya Ahmet Davutoğlu’ndan “Neo Sarıkamış Harekatı”?!

hamahmut

“Eder tedvir-i alem, bir mevkinin kuvve-i azmi
Cihan titrer sebat-ı pay-i erbab-ı metanetten…”
“Evet, değil üç, hatta inanan ve direnen bir tek adamın bile ayaklarının altında dünya titreyebilir. Böyle bir tek adamın bile azmi ve kuvveti alemi idare edebilir.”
(Tek Adam, Mustafa Kemal, 1881 – 1919, Şevket Süreyya Aydemir, Cilt I, 1881 -1919, Sayfa 92)

2013, Final süreci?!
Acem HAARP’i?!
1 Mart Tezkeresi, öç  güncesi?!
Suriye üzerinden Acem Kıyamet?!
http://ultra-turkler.blogspot.com/2011/04/yuksek-demokrasinin-bahcvan-29-nisan.html
http://ultra-turkler.blogspot.com/2011/04/vatana-ihanet-diyaloglar-1-nsan-2011.html

Sıcak Yaz ve/veya Susuz Yaz?!
16 – 17 Haziran döngüsü?!
http://haber.stargazete.com/dunya/putin-ve-obamadan-suriye-gorusmesi/haber-762378
http://tr.euronews.com/2013/06/13/iranda-secimleri-icin-geri-sayim-basladi/
http://dunya.milliyet.com.tr/-rusya-suriye-ye-s-300/dunya/detay/1722498/default.htm

Neo 1939 şartları?!
Neo II. Dünya Savaşı şartları!?
Yani?!
Trilyon dolarlık Yahudiler’den Obama’ya “İran’ı vuracaksın” baskısı?!
http://www.zaman.com.tr/dunya_obamanin-basi-ifsaatlarla-agriyor_2100324.html
http://dunya.bugun.com.tr/her-seyi-yapacagiz-haberi/662819
Yani?!
Kesin vuracaklar!
Şakası yok!
Yani?!
Çankaya’daki İsmet Paşa dışında kalmıştı, AKP boyundan da büyük bir şekilde savaş’ın içinde!
Yani?!
Yabancı ülke tezkeresi ve/veya Acem şantaj?!
Sözün özü:
Dünya’nın bir savaşa ihtiyacı var, şakası yok!
Türkiye’nin ise bu savaş’ın dışında kalması mecburi!
Ama nasıl?!
Netice:
Çözüm süreci?!
Kanlı mı kansız mı?!

Neo 27 Mayıs’çı, Ak CHP’li F’Koru’dan “Recep Saddam Menderes” itirafı?!
http://haber.stargazete.com/yazar/ne-demek-istedim-ben-simdi/yazi-762434

Erdoğan neden agrasif, niçin AB’ye karşı çok sert ve/veya RTE’nin A Takımı’ndan Alon Liel, AKP üzerinden AB’nin ip’ini çekiyor, neden?!
http://dunya.milliyet.com.tr/-erdogan-bu-izlenimi-mi-vermek/dunya/detay/1722482/default.htm
http://ultra-turkler.blogspot.com/2011/04/starwin-i-1-nisan-2011.html

“İstihbari Darbe”nin BOP’çu MİT’inden “Kırmızı Dosya”?!
Demem o ki:
Kimyasal silah?!
Demem şu ki:
Irak’tı Suriye oldu!
Saddam’dı Esad oldu!
http://www.hurriyet.com.tr/planet/23501843.asp
Ecevit’ti Erdoğan oldu!
Sözün özü:
Suriye üzerinden İran HAARP’i?!
Netice:
Barzanistan?!
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23501621.asp
Bumerang zamanlar?!

AKP’den (İzmir torba)Taksim oylaması ve/veya Barzanistan Plesibit’i?!
http://www.zaman.com.tr/gundem_huseyin-celik-halk-oylamasina-gidilecek_2100430.html
http://www.zaman.com.tr/politika_referandum-degil-plebisit-yapacagiz_2100385.html
Yani?!
Ak Asker?!
Yani?!
AKP, Müslüman kanı akıtmak için savaş’a giriyor!
Yani?!
Aman ağzımızım tadı bozulmasın!
Bu kapsamda cevabını arayan soru:
Ağızdaki tad’ın kıvamı nedir?!
Elcevap: ?!

Reyhanlı?!
http://www.sabah.com.tr/Gundem/2013/06/14/reyhanliyi-el-muhaberat-istedi
İş’in içinden “El Muhaberat” çıktı!
Yani?
Provokasyon!
Esad ile Davutoğlu arasında “intikam” savaş’ı?!
http://gundem.bugun.com.tr/aynen-iade-edilecek-haberi/662572
Yani?!
Ahmet Davutoğlu’ndan “Neo Sarıkamış Harekatı”?!
Yani?!
İntihar etmenin değişik yöntemleri vardır, bu da AKP’li şeker Ahmet’inki!

El bombası?!
Nükleer bomba?!
Gaz bombası?!
Bu kapsamda cevabını arayan basit soru:
Bu üç bomba arasındaki ortak özellik nedir?
Elcevap:
İçerikleri farklı olsa üçü de bomba!
Yani?!
Ortada bomba var ise savaş da vardır!
Taraflar var ise düşman da vardır, işgalci de!
Post modern dünya savaşı kapsamında, düşman kim, işgalci kim, direnişçiler kim?!
Elcevap: ?!
http://siyaset.milliyet.com.tr/basbakanlik-ta-kritik-randevu-sona/siyaset/detay/1722630/default.htm
RAP… LARP… RAP…?!

Star Wars ve/veya Ahmet Davutoğlu’ndan “Neo Sarıkamış Harekatı”?!
http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/06/taksime-sevr-avmsi-veveya-taksimde-aysg.html
http://www.ruhunyolculugu.com/ciddiye_alinmasi_gereken_kehanet-t2103.0.html;wap2=
http://www.odatv.com/vid_video.php?id=8BGCB
http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-davasinda-surpriz-1306131200
http://www.medyaradar.com/haber/polemikkulis-99327/dogus-medya-grubunda-flas-gelisme-gezinin-faturasi-cem-aydina-kesildi-medyaradar–ozel.html
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Taksimde_bizi_cambaza_mi_baktiriyorlar/15345#.Ubna3_mePiV
http://www.milligazete.com.tr/haber/Gezi_Parkinda_sidik_polemigi/283232#.UbnbzfmePiU
http://www.milligazete.com.tr/haber/Ilker_Basbug_ogretim_gorevlilerini_fislemis/283235#.UbncFPmePiU
http://gazeteci.tv/iktidar-kendi-sonunu-hazirliyor-171507h.htm
http://gazeteci.tv/eski-cia-calisani-meydan-okudu-171487h.htm
http://www.sondakika.com/haber/haber-alman-hukumeti-nden-gulen-yorumu-4726797/
https://fbcdn-sphotos-d-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/179791_384536864983888_947733519_n.jpg
http://antik.eksisozluk.com/show.asp?id=34544909
http://www.hurriyet.com.tr/planet/23499902.asp
http://www.gazeteport.com.tr/haber/136842/gaz-bombasi-sesi-yerine-piyano-sesi
http://www.thelira.com/haber/120758/erdoganin-sozleri-600-milyon-lira-eritti
http://www.turktime.com/haber/Teroristbasi-Kaprise-Basladi/227204
http://www.turktime.com/haber/Putin-den-Obama-ya-Buyuk-Ders-/227111
http://www.odatv.com/n.php?n=iste-akpnin-referandum-goruntuleri-1406131200
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23500865.asp
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23502115.asp
http://www.zaman.com.tr/gundem_obamadan-muhaliflere-egitim-ve-silah-yardimi-talimati_2100433.html
http://www.takvim.com.tr/Siyaset/2013/06/14/avrupaya-rest
http://haber.stargazete.com/yazar/yabancilar-ilgileniyor-ama-sorun-bakalim-niye/yazi-762411
http://haber.gazetevatan.com/ntvde-gezi-krizi-istifa-getirdi/545773/1/gundem
http://haber.gazetevatan.com/biliyorduk-da-belgesi-oldugunu-sanmiyorduk/545838/1/gundem
http://haber.gazetevatan.com/polat-basbakana-memati-geziye/545828/8/magazin
http://haber.gazetevatan.com/acele-devlet-adami-lazim/545822/4/yazarlar

Acem Ateşli gündem bağlamında güncel birkaç soru daha:
Medya imparatoru Rupert Murdoch, Çin’li genç “güzel” eş’inden neden boşanıyor?!
http://haber.stargazete.com/yasam/murdoch-65-milyar-dolarlik-bosanma-davasi-acti/haber-762404
&
Eşzamanlı olarak Putin eş’inden neden boşandı?!
http://t24.com.tr/haber/rusya-devlet-baskani-vladimir-putin-esi-lyudmila-olan-evliligi-bitti/231461
&
Bu noktada ne düşünmeliyiz?!
Elcevap: ?!
Dünya Savaşı?!
Kıyamet?!
Güvenlik sorunsalı?!
İstihbarat Savaşları?!
Saflar netleşti, süreç keskinleşiyor!
Geri sayım’ın bitmesine az kaldı!

Odatv’de bir yazı!?
Yazan, Hüseyin Vodinalı
Yazının başlığı: ABD, Çin ve Rusya anlaştı: “Teyyip gidici”
http://www.odatv.com/n.php?n=abd-cin-ve-rusya-anlasti-teyyip-gidici-1206131200
Günlerdir birçok zincirde bu yazı dönüyor.
Okur ısrarla soruyor, ne diyorsun diye!
Elcevap:
1. Güzel yazı, fikir jimnastiğine zorluyor!
2. Aynı zamanda Oksimoron!
3. Tersten okuyunca, RTE’nin bir şeyler için zorlandığı anlaşılıyor! Karar anı?!
Gül’ün kellesi?!
Adam Asmaca, final?!
Yani?!
Adım adım gidelim!
Putin boşandı, neden?!
Rusya devlet başkanı, Dünya’nın Kıyamet’e gittiği süreç’te eşini bırakıp yeni bir eş almaya neden ihtiyaç duysun?!
Bir başka soru:
Güvenlik’in esas olduğu bir dönemde, Tayyip Erdoğan giderse dünya aradığı huzura kavuşur mu?!
Güvenlik’i sadece RTE mi tehdit ediyor?!
RTE’nin düşmesinden Putin’in karı ne?!
Yani?!
Kısaca özet geçeyim:
Kızımın annesi Japon rehberi idi, hala da öyle.
Bu yüzden geçmişte birçok Japon’la tanışma imkanım oldu.
Misal, Japonlar için karpuz çok önemli, pahalı, dilimle satarlar!
(Türkiye’de Japon turiste karpuz, meyve ikram ettiğinde bunu zenginlikten sayarlar.)
Yani?!
Türkiye karpuz cenneti?!
Diyarbakır karpuz?!
Yani?!
Bizde karpuz’u kucaktan kucağa atarlar, yere düştü mü de gülerler!
Bak tutamadın gitti kocaman karpuz diye!
Pert!
Sonra yeniden kucaktan kucağa atışa devam.
Yani?!
Bizim için önemsiz olan Japon için önemli!
Misal, Japonya’da erkekler kadına (genelde) önem vermezler.
Okuyup okumama sorunu değil bu, kültür meselesi!
Balayında dahi ayrı yataklarda yatarlar, vs!
Rusya’nın kadına bakışı da öyledir.
Rus ya da Japon kadına Türk erkeği önem, değer verir ama Japon ya da Rus erkeği vermez!
Bu yüzden evliliklerde Türk erkeğinin sahiplenmesini gören Japon kadını bu toprakları terk edemez.
Evlenir, bağlanır, kalır!
Ülkesine de dönmez.
Ruslar’ın karakteristik özelliğini biliyor isen Putin’in verdiği mesajı da doğru okursun!
Yani?!
Rus erkeğinin kadın’a bakışı da Türk erkeğinin karpuz’a bakışından farklı değildir.
Atar, tutamayınca pert!
Yani?!
Putin diyor ki, bu bir post modern savaş!?
İstihbarat savaşları?!
Eşimi, ailemi koruma altına aldım, vitrinden düşürüyorum.
Çaylak ajanla savaş’a hazırız!
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=517541
http://www.haber365.com/Haber/Putin_Bu_Guzel_Ugruna_Karisini_Birakti_Galeri/
Sözün özü:
ABD, Çin ve Rusya anlaştı: “Teyyip gidici”?!
Eğer hikaye bu ise Murdoch, Çinli eş’ten neden boşandı?!
Yani?!
CD’si olan RTE’yi göndermek için anlaşmaya gerek var mı?!
Elcevap: ?!
Yani?!
RTE’ye verilen mesaj çok açık, ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan öbür diyar’a gidersin!
Yani?!
Arafta taraf, sırat köprüsü’nde The İmam ile The Muhtar karşılaşmış!
Yani?!
Adam Asmaca, final!?
Netice:
Savaş başladı, şimdi sırada aksiyon var!
Neo II. Dünya Savaşı şartları?!
Türkiye bu savaş’ın dışında kalmalı ama nasıl?!
Ezcümle:
Çankaya’da Neo ismet Paşa duruş’una ihtiyaç var?!
1 numara sorunsalı!
Neo Fetret Devri’nden çıkış?!
Çözüm süreci, kanlı mı kansız mı?!
Alakart zamanlar?!
Neo Roma’da dip dalga!
Nokta.

ZAMAN TÜNELİ VE/VEYA ÇANKAYA SAVAŞLARI?!

Kürt Cumhurbaşkanı operasyonu?!

BOP’un 22 devleti?!

8 Eylül tarihli ‘Devletler Oyunu’ başlıklı yazımda, ABD Başkanı George Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolezza Rice’ın 7 Ağustos 2003 tarihli, Washington Post’ta kaleme aldığı ‘Ortadoğu’yu değiştirmek’ başlıklı makalesinden bahsetmiştim…
Rıce’ın yazısında, Irak’ta başlayan operasyonun 22 devleti kapsadığını ifşa ettiğinin altını çizmiştim…
Birçok okuyucumdan o devletlerin isimlerini yayınlamam yönünde mesaj aldım…
Yeri gelmişken o 22 devletin adını da bu sütunlardan tek tek sıralayayım…
İşte Rice’ın ABD’nin baş listesinde saydığı ama isimlerini vermediği o 22 devlet:
‘Fas, Çad, Etopya, Mısır, Libya, Cezayir, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Türkiye, Irak, İran, Suriye, Hindistan, Azerbaycan, Afganistan, Pakistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Katar, Sudan!’
ABD’nin dönem dönem üzerinde oynadığı, ‘update’ ettiği bir liste bu!
star, 24.09.2003

Tolon: Bedel ödemeye hazırız?!

Kırmızı Koltuk’un bu haftaki konuğu eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’di…
Vatandaşın duygu tellerinin üstüne vuran bir konuşma yaptı…
Telefonlarımız kilitlendi…
Özden, ‘3 Kasım seçimleri yenilenmelidir. Demokrasiye sürülen kara leke temizlenmelidir’ dedikten sonra, altını çizdiğim şu sözleri söyledi:
‘Türkiye’de laiklik temelinden sarsılıyor. Bir yandan da Diyanet İşleri’ne verilen binlerce kadroyu düşünün. Türkiye kendi iktidarı tarafından aldatılmaktadır.’
Program bitiminde bu defa Yekta Güngör Özden’in telefonları susmak bilmedi…
Arayanlardan biri de Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon’du…
Tolon, telefonda Yekta Güngör Özden’i programdaki sözlerinden dolayı kutladıktan sonra, ‘Söylediklerinizin hepsine katılıyorum. Sonuna dek destekliyoruz. Ödenmesi gereken bir bedel varsa da ödemeye hazırız’ dedi.
Haftabaşında yeni dünyanın merkezine doğru yola çıkan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de o ödenecek bedele atıf yaparak, şu uyarıyı yapıyordu:
‘Hayrullah, yeni bir dünya kuruluyor. Türkiye de buradaki yerini almalı!’
Yerden kastettiği de Batı, özelde ABD’deydi…
Geçenlerde de American Enterprise Institute’ta düzenlenen ‘Kavşaktaki Türkiye’ başlıklı toplantıda bir konuşma yapan ünlü tarihçi Bernard Lewis de benzer sözler söyledi:
‘Yeni bir dünya kuruluyor. Türkiye, Atlantik’in hangi yakasını tercih edeceğine karar versin!’
Star, 03.10.2003

Vitesse, vitesse…

Powell’dan önceki eski ABD Genelkurmay Başkanı Amiral William Crowe ise Time Dergisi’nin kendisine yönelttiği ‘Sizce çağımızın kahramanı kimdir?’ sorusuna şu cevabı verir:
‘Savaşın en ilginç ve anlaşılmaz yönü, yapılan hataların çokluğudur. Askerlik tarihinden çıkardığım sonuç, başarılı generallerin yüzde 95, başarısız generallerin ise yüzde 99 hata yaptıklarıdır. Savaşın sisleri arasındaki belirsizlik öyle büyük ki! Ben, Kemal Atatürk’ün büyük bir hayranıyım. Çünkü o, çok az şeyle büyük işler başardı. Arkasında büyük kaynak ve üretim gücü desteği olan generallerin savaş kazanması başka bir şeydir. Atatürk yetersiz olanaklarla Türkiye’yi sultanların baskısından kurtarmayı ve Yunanlıları ülkesinden kovmayı başarmıştır. Bence, bu yüzyılın en büyük askeri kahramanı Kemal Atatürk’tür.’
Bu anlamda bir başka örnek…
Yıl 1932…
Atatürk, kendisini ziyaret eden ABD’li General Mc Arthur’a şunları söyler:
‘I. Dünya Savaşı sonu anlaşmalarında etnik, jeopolitik ve iktisadi özellikler dikkate alınmadığı için yaşanılan sulh devresi, bir mütareke devre niteliğindedir. Avrupa’nın kaderini 70 milyonluk disiplinli bir millet olan Almanya tayin edecektir. Almanya, iki devler yani Rusya ve İngiltere hariç tüm kıta Avrupa’sını işgal edecek güçtedir…
Harp 1940-46 yılları arasında başlayacaktır.
Hitler, yarın savaşa girecektir. Onun taklitçisi Mussolini de savaş hazırlıkları yapıyor. Savaşa dalacaklardır. Çünkü asker değildirler, savaşın ne olduğunu bilmezler. Savaş bir felakettir, hele bu ikisi için kesinlikle ölümdür…
Mussolini, peşine taktığı mazlum milletini maceralara sürüklüyor. Ama Mussolini’yi bir gün kendi milleti kendi elleriyle boğazlayacaktır…’
Atatürk’ün dediklerinin hepsi çıkmıştır…
En ilginç olanı da Mussolini’yi kendi milletinin ayaklarından asarak öldürmüş olmasıdır.
Nitekim…
Ünlü tarihçi Profesör Bernard Lewis de Atatürk’le ilgili olarak, The Wall Street Journal’da şunları yazar.
‘Atatürk’ü ve onu izleyenlerin elde ettikleri zaferler, bir anlamda paradoks oluşturuyor. İlk kesin zaferle Batı’nın askeri gücünün yenilmesi ve ilk kesin yenilgiyle de Batı uygarlığının kabul edilmesi.
Eski bir Amerikan deyişi vardır; ‘Düşmanını yenemezsen ona katıl!’ der. Atatürk ise hem düşmanını yendi hem de ona katılmış oldu…’
Öte yandan…
Atatürk, Napolyon’un ‘Vitesse, vitesse, toujours vitesse!’ cümlesini, tekerleme niyetine söylemekten hoşlanırdı!..
Yani ‘Sürat, sürat, daima sürat’ derdi…
Star, 10.11.2003

28 Şubat’ta köreltme operasyonu?!

Alon Liel, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda bürokrat!
Aynı zamanda Erdoğan konusunda uzman! 1994’ten bu yana Erdoğan’ı eğiten, yöneten, yönlendiren beyinlerden biri! AKP ülkeyi, Cabal masasının Türkiye İstasyon Şefi Liel’in hazırladığı yol haritası ile ‘Alternatif 28 Şubat’a sürüklüyor
Nasıl mı?
Anlatayım:
Türkiye, 28 Şubat sürecine irtica paranoyası ile girdi!..
Ve bu süreçten büyük yaralar alarak çıktı!..
‘1000 yıl sürecek’ denilen malum süreci, şimdi Türk Ordusu’nda ağzına alan paşa yok!
Devletin ‘akil takımı’ biliyor ki ’28 Şubat süreci’ İsrail, İngiliz ve ABD istihbarat birimlerinin Türkiye’nin tehdit öncelik sıralamasını değiştirerek yaptığı köreltme operasyonuydu!..
Dış basında da bu süreçte üstlendiği misyon itibariyle Türk Ordusu’ndan övgüyle söz edildi!
star, 08.12.2003

Kürt Cumhurbaşkanı?!

Engin Ardıç ‘Recep Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa’ diye dün bir faraziye yazısı kaleme aldı.
Hemen baştan söyleyim Erdoğan, Cumhurbaşkanı olamaz…
Çünkü İsrail ve ABD, ‘alternatif 28 Şubat’ sürecinde bir ‘dinci başbakan’ öngörmüştü…
Erdoğan da bu yüzden Siirt’ten seçilerek Başbakan oldu.
Erdoğan’ın içinde yatan aslan, Köşk’e çıkmak olsa da bu mümkün değil. Çünkü; onun Başbakan olması için yeşil ışık yakan İsrail ile ABD, şimdi bir ‘Kürt cumhurbaşkanı’ öngörüyor.
Mevcut plana göre oklar Hikmet Çetin’i gösteriyor.
Ki…
Köşk’ün taliplisi de çok.
Org. Hilmi Özkök’ten Bülent Arınç’a, Ömer İzgi’den Mesut Yılmaz’a, Deniz Baykal’dan Nevzat Yalçıntaş’a dek birçok isim geçiyor. Bu bakımdan Ankara’daki mevcut dengeler değişmediği sürece, Hikmet Çetin’e Köşk’ün yolları gözüküyor.
Zaten ABD de Çetin’in profilini yükseltmek, uluslararası saygınlığını arttırmak için Afganistan’daki Barış Gücü’nün başına getirdi.
Şimdilik kaydıyla Köşk tartışmalarını burada noktalıyor…
Kürede oynanan ‘devletler oyunu’ bağlamında İstanbul’da art arda patlayan bombalarla ilgili bir enstantane yansıtıyorum..
star, 13.12.2003

Demo Tayyip?!

Daha adı ‘Tayyip’ olmadan önce, ‘Recep’ken Erdoğan’ı keşfedip Türk siyasetine kazandıran Alon Liel’in İbranice kaleme aldığı yeni kitabı ‘Demo İslam, Türkiye’de Yeni Bir Rejim’ adını taşıyor…
Kitap üç ay sonra Türkiye’de de piyasaya çıkacak…
İşte Liel’in ‘Yeni Türkiye’ aksiyon planını anlattığı kitabı ‘Demo-İslam’ın önsözünden birkaç satır:
‘Modern Türkiye’nin tarihinde, 3 Kasım 2002 önemli bir dönüm noktasıdır. Tartışmalı İslamcı siyaset adamı Recep Tayyip Erdoğan, bu seçimlerde ezici bir üstünlük sağladı. Recep Tayyip Erdoğan’ın genel başkanı olduğu AKP, parlamentoda sandalye sayısının üçte ikisine sahip olup bu iktidar çoğunluğu ve ‘büyük bir kısmı köktendinci geçmişi olan bakanlar’ ile tek partili hükümeti kurdu.’
‘AKP’nin beklenmeyen siyasi başarısı, Cumhuriyet’in kurucusu efsanevi lideri Atatürk’ün başlattığı ve bugüne dek devam eden, 80 yıllık modernleşme ve demokratikleşme ortamında gerçekleşti!..’
Kitabın önsözünden yeni döneme dair ilk ipucu:
‘Yeni ‘Erdoğanizm’, Mustafa Kemal’in laik ve Batı-yanlısı ‘Kemalizm’ini güncelleştirip pekiştirmektedir. Bu girişimin Türkiye siyasal laboratuvarındaki başarısı, tüm İslam dünyasına çok önemli ders olacaktır.’
Erdoğan’ın ‘beyninin diğer yarısı’ Liel, bu kitabında, Türkiye’de 3 Kasım seçimleri sonrasında… Sabah’ın koyduğu adla ‘Anadolu İhtilali’nin… Türkiye’nin iç ve dış politikasına yakın gelecekteki etkilerini analiz ediyor…
Yeni döneme dair ipuçları veriyor!..
Ki, Dr. Alon Liel, geçmişte İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve İsrail’in Türkiye’de Charge D’Affaires görevini yürütmüş bir isim… Bugün ise Tel Aviv Üniversitesi, Kudüs İbrani Üniversitesi ve Herzliya Interdisciplinary Center’de dersler veriyor…
Liel’in kaleme aldığı Türkiye ile ilgili bu kitap da bir ilk değil.
Öncesinde İbranice olarak kaleme aldığı şu eserleri yayınlamıştı: Turkey-The Military, Islam and Politics… Turkey in the Middle Esast, Oil, Islam and Politics… Lynne Reinner Publisheres (2000)…
Ve bu eserlerin dışında Liel, ‘Black Justice – The South African Upheaval’ adlı kitabın da yazarıdır…
Liel’in kaleme aldığı ‘Demo İslam’da şu konu başlıkları göze çarpıyor:
‘21. Yüzyılda Kemalizm/ Ordu tokat yiyor/ Recep Tayyip Erdoğan/ Tansu Çiller-Come-Back hazırlığında/ Türkiye’nin ruhu üzerine savaş/ Türk Ordusu Avrupa’nın müttefiği mi rakibi mi?/ Enerji paketi-Avrupa’ya Türk çeyizi/ Erdoğan’ın Kıbrıs politikası/ ABD ile ilişkiler-Anahtar Irak/ Kerkük kimin olacak?/ Ben Gurion’un Türkiye’si/ Türk suyu ne zaman gelecek?/ Eski Ortadoğu veya belki ‘Euro-Asya?’/ Türk Demo İslam’ı-şansları ve etkileri/ Dönüşüm mü Devrim mi?’
Kitap İsrail ve ABD’nin masa üzerinde hazırladığı ‘Yeni Ortadoğu Planı’nı tek tek afişe edip… Sosyolojideki tabiriyle kamuoyunun tepkisini ölçmek üzere art arda uçurulan ‘test balonları’ndan sonra gerçek balonu havalandırıp… Planın hayata geçmesinde görev alan piyonların profillerini yükseltmeye çalışıyor…
Liel’in kitabında, Türkiye’de vizyona soktukları yeni ideolojinin adı: ‘Erdoğanizm!..’
Ortadoğu kurdu operasyonel yazar, bu yeni projenin ‘demokrasi’ye, ‘İslam’a olan inancı daha da artıracağını ve Türkiye’ye ‘gerçek bir siyasal devrim’ yaşatacağını iddia ediyor…
Erdoğan’ın dış güçler tarafından verilen yol haritası ile nasıl siyaset yaptığının tek tek sıralandığı kitapta… ‘Askerle, görüş ayrılığımız yok!’ diyen kahramanlarından, Kıbrıs ve Irak başta olmak üzere kendisinden yapmasını istedikleri ev ödevlerini önüne diziyor…
Liel, ‘Kemalizm’den yola çıkarak, ‘Erdoğanizm’ adını koydukları bu yeni ideoloji ile ilgili şunları söylüyor:
‘Kemalizm’in ilkelerini koruyarak, ‘Kemalizm’i güncel koşullara göre yorumlayarak, onu bugüne kadar kabullenemeyen bazı halk kesimlerine benimsetip ‘Kemalizm’in Türkiye’nin yönetiminde yol gösterici bir unsur olmayı sürdürmesini sağlamak!’
Yani…
‘Atatürk’ün modası geçti, yeni kurulacak Federal Türkiye Cumhuriyeti’nin ya da Tayibistan’ın başkahramanı Erdoğan olacak’ demeye getiriyor!..
Ne diyelim…
Allah bunları nasıl biliyorsa öyle yapsın!..
Ve son olarak…
Liel’in yazdıklarından daha ilginç olanı…
Herkesin yakından tanıdığı İstanbul’da mukim Musevi bir işadamının Erdoğan’ı bu projeyi gerçekleştirme konusunda, Tanrı tarafından seçilmiş olduğuna inandırmış olması!..
Bakalım ‘Son seçilmiş’in serüveni nerede son bulacak!..
star, 05.01.2004

Hilmi Özkök, “Kıbrıs için savaşırız!”
Dalan, “Bağımsızlığımız için gerekirse ABD ile de savaşırız!”

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün ‘Kıbrıs için gerekirse savaşırız’ dediği bir ortamda, devletin zirvesine AKP Hükümeti ve dış güçlerin çözüm adı altında dayattığı ‘Ver kurtul’ formülü bağlamında birkaç satır…
Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan anlatmıştı…
I. Körfez Harekatı sırasında, ABD Ankara Büyükelçisi Abramowitz, Dalan’a gelir…
O’na, ‘Kamuoyunda etkinliğiniz var. Türkiye’nin de ABD ile birlikte Irak’a karşı savaşa girmesi için çağrıda bulunun’ önerisini yapar…
Dalan’ın cevabı nettir:
‘Karşılığında Musul ve Kerkük petrollerini verecek misiniz?’
Abramowitz, ‘Elbette hayır’ der…
‘Sizden bir şey karşılığı değil, insan haklarının evrensel değeri için savaşmanızı istiyoruz’ diye ekler.
Dalan, ‘Biz Musul ve Kerkük’ü bir kez ele geçirirsek, artık oradan çıkmayız’ deyince…
Abramowitz sorar; ‘Ne yani, ABD ile savaşacak mısınız?’
Dalan, ‘Vietnam bile savaşmadı mı? Türkiye ondan daha az onurlu mu?’ diye sorar…
Abramowitz, teşekkür ederek ayrılır…
Devlet adamı ciddiyeti bunu gerektirir!..
Bugünkü yöneticiler için söylüyorum:
Dünyada yaşadığı devleti küçülterek büyüteceğine inanan devlet adamları sadece bizde olsa gerek!..
star, 09.01.2004
http://ultra-turkler.blogspot.com/2011/04/starwin-ii-1-nisan-2011.html

Ve…
Son olarak…
Durum Analiz?!
AKP’nin mecburiyetleri üzerinden Neo Sarıkamış Harekatı?!
Reyhanlı üzerinden Acem HAARP’i?!
Nükleer savaş?!
Destabilizasyon?!
Acem suikast!?
Demem o ki:
Gül, Cumhurbaşkanı ise neden Erdoğan’ın arkasına saklanıyor?!
Gülen çok güçlü ise neden Erdoğan üzerinden kanlı ellerini ak’lamaya çalışıyor!?
Erdoğan diktatör ise RTE üzerinden Silivri operasyonunu yapan kim, PKK’ya yüz veren kim, Taksim’de PKK’yı dolaştırtan kim?!
Demem şu ki:
RTE, 2006’ya kadar diktatördü!
Deliğe süpürmeyin kullanın ricası bağlamında kellesi yerine yapıştırıldı!
Aman ağzımızın tadı bozulmasın kampanyası bağlamında, Neo diktatör Gül oldu!
Erdoğan üzerinden operasyon yaptı!
Hal böyleyken…
Kedi’yi tersine yürütmek şart!
Dünya’nın Suriye’ye operasyonu konuştuğu bir ortamda, Ankara’nın gündem’i Taksim’deki ağaç olabilir mi?!
Dünyanın gündemi Taksim’deki ağaç mı yoksa Taksim’de madara olan AKP’ye acem kredisi (Silivri) için açılan vade’nin dolduğu, istenildiği zaman Türkiye’nin nasıl karıştırılabileceği mi hatırlatılmak isteniyor!
AKP’yi, AKP’ye dövdürüyorlar!
Yani?!
Bu kapsamda bir başka soru:
PKK’lı SS Önder, ağaca sarılmasa idi, ağaçlar kesilse idi, çevreciler eylem yapacak mıydı?!
Yani?!
Taksim’deki Direniş’in birçok boyutu var?!
Flashforward: RTE’ye Neo 27 Mayıs izlencesi!
Bir başka açıdan, PKK “normal” laik hassasiyetler anormal!
Yani?!
Barzanistan referandum!?
Yani?!
Olmayana ergi?!
Menderes, 27 Mayıs olmasaydı seçimleri kazanır mıydı?!
Elcevap: ?!
Oyları düşse de kazanırdı!
Yani?!
Erdoğan’ı mevcut tablo üzerinden düşürmek mümkün değil!
The İmam’ı devirmek için dünya’nın biraraya gelmesi gerekiyor!
Odatv’nin analizinin tercümesi bu!
Yani?!
ABD, Çin ve Rusya anlaştı: “Teyyip gidici”?!
Yani?!
Üç’ü biraraya gelince ancak güç’leri RTE’ye yetiyor!
Delikanlıysalar tek tek gelsinler!:))
Oksimoron, şaka gibi!
Yani?!
Yabancı ülke tezkeresi üzerinden ve/veya MİT’in hazırladığı kimyasal kırmızı dosya üzerinden Türkiye, Acem bataklığına çekilirken, muhakkak Ankara’dakilerin tek düşüncesi vardır:
Taksim’e cami mi yapsak yoksa Gezi Parkı’ndaki ağaçları kesip yerine AVM mi diksek!?
Sözün özü:
Ankara’da devlet yok ve/veya AKP’ye Acem şantajı yapılıyor!
Neo Fetret Devri’nin işgüzar kadrosu kaçış hazırlığında!
Ak kefen?!
Ağar hür, Memat Taksim’de!
İstihbari darbe?!
Hülasa, Taksim’deki direniş RTE’nin eseri!
Merkez sağ’da derin boşluk!
Netice:
Küresel aksta “AKP”, Diyarbakır Karpuz’u gibi elden ele dolaştırılıyor!
Derin Fırıldak?!
Tutma yanarsın, düşerse patlarsın!?
Acem dilemması?!
Nokta.

14 Haziran 2013

Hayrullah Mahmud Özgür

This Post Has 4 Comments

  1. Tarık ATAN

    Sayın Okur,

    Hiçbir devlet steril değil.
    Stratfor senaryosunu bir kez daha okumanız tavsiye ederim.
    http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/06/taksim-tahterevallisi-veveya-kader.html
    Orada aradığınız sorunun cevabının bir parçası var.
    Eksik parçayı, çok değişkenli süreç ve/veya yüksek siyaset okumaları üzerinden tamamlayabilirsiniz!
    Senaryo ve gerçeklik!
    Sevgiler
    HM

  2. fatma gürman

    nerden nereye ??? hayal bile değildi gerçek oldu…uzakta çok uzaktaki holivud senaristlerinin hazırladığı çok masraflı büyük antik roma dönem filmleri seyrederdik çocukken yazlık sinemada, dekor köstüm çok kıyak, öpüşme sahneleri yok diye o vahşet filmlerine gitmemizde bir zarar görmezdi bizi eğiten büyüklerimiz…cam gazoz şişesinin içine leblebileri tıkar, sinema minderlerini alır en önde yerde otururduk, duhuliye verirdik sadece, boynumuz tutulurdu perdeye bakabilmek için ama banamısın demezdik…ucuz…gladyatörler arenaya çıkarlar, haşmetli bir marş eşliğinde, aslanlar kenarda kafeslerde böğürmektedirler, amfi şeklindeki oval arena tıklım tıklım ayak takımıyla (onlara pleb dendiğini sonra roma tarihi dersinde öğrenecektik) doludur…kral locası parlak rengarenk giysileri içinde kadınlı erkekli patriçilerle (ekabir takımı olurlarmış kendileri) doludur, üstlerinde başlarında cicili bicili örtüler, şemsiyeler, önlerinde meşrubatlar, kölelerin elinde büyük yelpazeler hanımları beyleri yelpazelemektedirler…plebler yalın ayak başı kabak güneşin alnında ama zevkten dört köşe, gladyatörler ne kadar vahşi savaşırlarsa o kadar zevkleniyor ve naralar atıyorlar, meksika dalgası daha icat edilmemiş, olllleeee, ayak takımı bu, galeyana gelir…rakibini yere düşüren gladyo kılıcını boynuna dayıyor yere düşenin ve trübünlere bakıyor, öbür kolu havada, ayak takımı öldür öldür öldür diye çığlıklar atıyor, kral trübünlerin isteğini dinliyor ve elinin baş parmağını yere doğru göstererek kolunu uzatıyor ve gladyatör kılıcını yerde yatan arkadaşının boynuna saplıyor, kan fışkırıyor boyun atardamarından, biz o sırada gözlerimizi kapatıyoruz, dayanamıyor çocuk yüreğimiz, parmaklarını aralayıp merakına yenik düşüp bakanlarımız oluyor aramızda, sonra onlar doktor olacaklardır, aramızdaki kan tutmayanlar familyası…galip gelen gladyatörler eğlencenin ikinci bölümünde aç bırakılarak iyice sinirlendirilmiş aslanlarla döğüştürüleceklerdir, heyecan hat safhaya yükselecektir vahşete paralel olarak, bedenleri paramparça olacaktır gladyoların…eğer arslanı da yenen bir gladyatör olursa, plebler yine çoşar, bu sefer azlet azlet azlet diye böğürürler hepbir ağızdan, kral baş parmağını yukarı doğru kaldırarak kolunu uzatır bu o köle gladyatörün azad edildiğini gösteren işarettir, biz alkışı koparırız o sahnede, hep filmin esas oğlanıdır o azad edilen köle…plebisit denenşey de arenada ayak takımının tuttuğu öldür öldür öldür temposu ya da azlet azlet azlet temposu oluyor ve kral bu karara uyuyor çoğunlukla ama her zaman değil, film icabı ters düşen kararlar da alabiliyor…geçim sıkıntısı içinde olan ayak takımının düzenli aralıklarla arenada gösteriler aracılığıyla sıkıntısı, gazı alınmış oluyor, kral ayaktakımına numaradan da olsa onun kararlarına ne kadar kıymet verdiğini gösterme fırsatı bulmuş oluyor, bir ihtinal bir güçlü köle gladyo kahramanlığı sayesinde azad edilmiş olabiliyor…eğer kral arenada ayaktakımının isteği doğrultusunda baş parmağını kaldırmazsa veya indirmezse plebler isyan çıkarıyorlar, roma karışıyor…senato toplanıyor, kavgalar oluyor, brütüsler çıkıyor, saray entrikaları oluyor, delirenler oluyor ekabirler arasında, köleler zincirlerini kırıp kaçıyorlar…sonra birdenbire yeri göğü inleten bir gürültüyle asrın depremi oluyor bütün şehir enkaz haline geliyor, geriye kalan toz toprak içinde aç bilaç insan grupları ayaklarını sürüye sürüye iki tarafı mazı çamları ile çevrili bir yola düşüp şehirden yavaş yavaş uzaklaşıyorlar aralarında bizim esas oğlan da var daha buluşamadılar ama sevgilisi de kurtuldu o diğer grupta yürüyor, meğer ilk hristiyanlara katılmış sevgilisini acı çekerek beklerken isa’nın arkadaşlarını bulmuş ve birlikte acı çekme dinini öğrenip yayar olmuş, perdede fin yazısı çıkar ya da the end, ekran kararır, bahçe sinemasının kör ampülleri yanar, yavaş yavaş bahçeyi terk ederiz, en arka biz en önde oturanlar çıkarız, bir yaz gecesi biter, evlere dağılırız, serseme dönmüş haldeyizdir, cumba yatak… ertesi sabah gündüz gözüyle uykumuzu almış halde denizde filmle ilgili detaylar otopsiye yatırılacaktır, yok o öyle değildi şöyleydi sen kaçırmışsın o sahneyi, uyumuşsun anlaşılan, yok yaaa sensin uyuyan ben hiçbir sahneyi kaçırmadım, uyumam, salakmıyım, sensin bensin diyerek suda birbirimizi batırmaca oyununa geçilir ve unutulur gider akşamki film…her gece başka sinemaya başka film seyretmeye gidilir, duhuliye…ucuz…aile bütçesine zarar vermezdi…biri bize televizyon icat olacak, diziler olacak deseydi deli diye bakardık mutlaka, bahçe sineması dururken kel alaka, abeslik olsun işte…radyoyu bile tam kavramamız mümkün değildi, gaipten sesler geliyordu, gözlerimiz faltaşı gibi açık yanağımızı tesla’nın kenarına yaslıyorduk sanki daha iyi anlamak böyle mümkün olacakmış gibi seslerin nasıl bize ulaştığını anlamış gibi yapıyorduk…kömürlü ütüler daha antikacılara düşmemişti evlerde kullanılıyordu, bahçede elleme kömür mangalda yakılır ortasına da bir soba borusu oturtulurdu, elde yelpazelik bir karton zehiri iyice çıksın dağılsın da içeri alalım odada kimse zehirlenmesin, ütü yapmak uğruna…güm pat çamaşırlara ütü vurulurdu,” hanım şu benim pantolana da bir ütü vuruver, çizgisi silinmiş” nerde şimdiki kumaşlarda yağ gibi kayan buharlı ütüler, rüyada bile görmemiz mümkün değildi…yani tüketim toplumu olup yabancı sermayenin boyunduruğuna girişimizin mazisi çok uzak ve derin değil, nefesimizi tutsak boğulmadan su üstüne çıkabiliriz halâ…deniz mi o ise hepten bedavaydı, yüz yüzebildiğin kadar, at kendini suya…orhan veli bedava şiirini haybeye yazmamıştır yani, öyleydi…eyyy çocukluğumun yaz tatilleri, elma dersem çıkın armut dersem saklanmaya devam edin… şimdi güneşe çıkmak bile parayla olmuş…taksime çıkmak ise kelle fiyatına, hürriyetin bedeli hiç değişmez hep kelle fiyatınadır…armut armut…körfezdeki sakin suda saklanmaya devam edin anılar, neme lazım sizi de satar matar bu hırsız uğursuz çetesi zira sata sata bitirdiler ülkeyi, elde avuçta satacak mal mülk kalmadı, anılara da musallat olur bu haramzadeler, onları pazarlar, komisyonlarını alırlar, gözü doymaz açlar…saklanın…armut armut armut…birtek siz kaldınız tutunacağımız…saklanın

  3. seyide

    İsmet İnönü’nün 2.Dünya Savaşı’ndan Türkiye’yi uzak tutmayı başarabilmesi büyük bir başarıdır.O dönemde çekilen bütün sıkıntılar için İnönü’yü suçlayanlar ;aslında savaş tamtamı çalanlardır.İsmet İnönü’nün bu kararınınalmasında ki en büyük faktör;O’nun asker olmasından kaynaklanıyor.Artıları,,eksileri düşünerek aldığı bu karar;ülkenin yararına olmuş ama bütün okların O’na çevrilmesine neden olmuştur.Savaş ;ülke savunması dışında bir cinayettir.(M.Kemal Atatürk)
    Ayrıca MOSSAD gizlice Türkiye’ye gelip neden Hakan Fidan’la görüşmüştür.Hakan Fidan’ın devlet tecrübesi var mıdır?Bu ara Suriye’nin kimyasal silah kullandığı kesinleşmiştir açıklaması aynı Irak’ta ki olayın bir benzerinden başka bir şey değildir.Türkiye’ye yerleştirilen bu füzeler gelecekte ki bir savaşın ön hazırlığıdır.Yeni Osmanlı projesini yaratanlar dış güçlerdir.Buna balıklama dalanlarda o devletlere güvenilmeyeceğini öğreneceklerdir!Sonuçta Türkiye bir savaş sorunu ile karşı karşıya olduğunu ve bu sorunda başbakanının katkısı olduğunu düşünüyorum.Bu konuda devletin en üst makamında bulunan kişiler arasında bir görüş ayrılığı olmadığı düşüncesini taşıyorum.Bu ara Türk Milletinin dışlamak gafletine düşenlerin;bu milletin tarihine bakmalarını tavsiye ederim.Bir sürü kişi bedel ödedi;ödüyor.Bugüne kadar öldürülen aydınlar ve Cezaevi’nde tutsak edilenler;Türk milletini çok iyi tanıyanlardır.Bizim ömrümüz ile devletlerin ömrü sınırlı olsaydı şimdiye kadar Anadolu’da Türk varlığı sonlanmıştı.Ayrıca İlker BaşbuğNe demişti;Ordu bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.Bir ülkenin güvenliği için ordunun önemi orduyu tu kaka ilan edenler bile anlayacaktır.Ve slogan hala geçerli:Güçlü Ordu,Güçlü Türkiye.Ordu kendi halkından yana tavır alacaksa savaş çığırtkanlığına son verecektir.Küreselcilerin yanında yer alırsa onların askeri durumuna düşecek ve Suriye,İran’a savaş açarak ,çok büyük yaraların açılmasına neden olacaktır.

  4. Dara Çolakoğlu

    Dün BBC’de haberi verildi: İran Ulusal Cephesi pek çok örgütten oluşuyor, başında da Rıza Pehlevi Jr var ( yaşlandıkça aynı babasına benzemiş). Paris’te toplandılar. Benim de kulaklarım kaşınmaya başladı. Humeyni’yi de Paris’ten bir Air France uçağı ile Tahran’a göndermişlerdi! Siz buna ne diyorsunuz, sayın HMÖ???

Yoruma kapalı.