RESMİ DİLİ KİM DİLDİ?

RESMİ DİLİ KİM DİLDİ?

Kılıçdaroğlu TK-705’in hamiliğini neden yapıyor?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3.Maddesi’nde Türkiye Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu vurgulandıktan sonra, devletin dili TÜRKÇEDİR denilmiştir.

Bu hüküm aynı zamanda Türkçenin ‘Resmi Dil’ olduğu manasına da gelmektedir.

Benzer düzenlemeler ‘dil farklılıkları gerekçe gösterilerek azınlıklar yaratılması’ kaygısı ile  başka yasalarımızda da yer almış, devletin bu konudaki hassasiyeti ortaya konulmuştur.

 

Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun ‘Azınlık Yaratılmasının Önlenmesi’ başlıklı 81.nci maddesinde de aynı kaygı ve gerekçelerle şu düzenleme getirilmiştir.

 

Siyasi partiler:

a) Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.

b) Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar

c) Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçeden başka dil kullanamazlar; Türkçeden başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plâklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür.(1)

 

Görüldüğü gibi Türkçe, her türlü siyasi faaliyetin resmi dili hüviyetindedir.

 

24.05.2012 Tarihinde Akif Hamzaçebi ile Muharrem İnce, CHP’nin TBMM Grup Başkanvekilleri sıfatıyla imzaladıkları bir kanun değişikliği teklifini meclis başkanlığına tevdi ettiler.

Değişiklik teklifi kabul edildiği takdirde, 81.madde kapsamındaki bütün faaliyetlerde Türkçeden başka diller, örneğin Kürtçe de kullanılabilecekti.

Kanun değişikliği teklifi haberi kamuya mal olmadan önce, ilk tepki E. Ülker Tarhan’dan geldi.

Tarhan teklifin altına imza koymayı reddetti. Peşinden CHP Eski milletvekili Şahin Mengü’nün değerlendirmesi basına yansıdı. Hukukçu eski vekil, önerilen değişikliğin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek ‘Burada yapılan Kürtçenin fiilen resmi dil haline getirilmesidir’ dedi.

 

Haber kamuya mal olduğunda partili-partisiz herkes birbirine şunu soruyordu: CHP neden böyle bir şey yaptı?

Partililer telefonlarına sarılıp milletvekillerini aradılar; siz ne yapmaya çalışıyorsunuz diye tepkilerini dile getirdiler.

Aslında, hiç kimse Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi’nin -genel duruşları itibarıyla- bu önergeye imza koyacaklarına inanmıyordu. Belli ki kimsenin bilmediği başka şeyler vardı.

Meğerse CHP içinde kimsenin bilmediği şeyi BDP’li vekiller biliyorlarmış; meclis kulislerinde ‘Önergeyi Sezgin Ağabey (Tanrıkulu) hazırlamış’ bilgisi ‘fısıltı gazetesi’ marifetiyle yayıldı.

 

Şimdi merak edilen şeyler şunlar; önergeyi  neden Tanrıkulu değil de, İnce ve Hamzaçebi verdiler. Tanrıkulu yerine kendileri  hedef tahtası oldular?

Sezgin Tanrıkulu kimdir? Stratfor belgelerinde TK-705 kodu ile isimlendirilen ve “kaynağımız CHP üst yönetimine seçildi” denilerek ajanlığı tescillenmiş olan bu kişi neden hala görevden alınmıyor?

Bir gün bu sorulara cevap buluruz da, korkarım ki iş işten geçmiş olur.

 

Sağlıcakla kalınız.

14.06.2012