Ayandon ve/veya Yüzde 60?!

Ayandon ve/veya Yüzde 60?!

hamahmut

“Tüm yönetim sorunlarının yüzde 60’ı hatalı iletişimden kaynaklanır!”
Peter Drucker
&
“Bir iç bunalımı ancak bir dış bunalım doğurur! Öncelik her zaman dış politikadadır.”
Alman tarihçi Franz Altheim
(…)
“Tarih, geçmiş siyasettir ve siyaset şimdiki tarihtir.”
İng Tarihçi E. A. Freeman
&
“Argumentum ad hominem!”
“Tartışmanın kalitesi, tartıştığın kişinin kalitesine bağlıdır!”
Evren Mutlu: Sayın Özgür, Sizin yazdıklarınızı anlamadığımı (kendi adıma konuşıyorum) ima etmeye çalışıyorsunuz,sizi anlıyorum.Evet önce Çankaya,tamam.Ama Duvar süsü olmadığını her defasında yazdığınız Gençliğe Hitabe,Bursa Nutkundaki talimatlar gerçekleşiyor gibi geliyor.“Büyük eylemler hiçbir zaman rastlantının ve talihin eseri değildir; her zaman tertip işidir.” Kıvılcım olabilir ama tertip var gibi gelmedi bana.Plan ne olmalı ki,önce Gül gidecek sonra RTE yeter diyen halk bunu ne kadar farkedecek ki.Taktik olmalı.Peki sizin bir çözümünüz var mı?Nasıl Ulaşılacak Çankaya’ya.Belki bu ayaklanma neticesi o da olur umudumuz bazı radikal değişikliklerin olması,Cumhuriyet Rejiminin Güven tazelemesi gerektiği konusunda birleşiyor insanlar.Partileşme yok,Lider yok,Birkaç olay dışında provokatörlere inanmıyorlar.Ne olmalı,zaman geçiyor,değerlerimiz yok oluyor.Pişkinlikte üstüne olmayan bir Başbakan var halkı özellikle sinirlendiriyor.Ne yapsın insanlar daha,nedir yani.Sizin bir çözümünüz var mı Lap rap – Hangi Diktatör ve/veya Acem Balyos’u?!
Elcevap: ?!
1. Acem gaz’ına gelmemeli! Her daim yanımızda kimin durduğunu ve/veya sokulduğunu iyi gözlemeli!
2. AKP’nin yerine Suriye’ye asker yazılmamalı!
3. Su’yun özenle bulandırıldığı bir ortamda, küresel tefecilere borçlu olan AKP!  Bu kapsamda AKP’nin yük’ünü sırtımıza yüklemelerine yani muhalifleri Eşek yerine koymalarına imkan tanınmamalı!
4. “Her Yer Taksim Her Yer Direniş”e devam etmeli! Ne de olsa (Acem) cin şişeden çıktı, yeni denge oluşuncaya kadar da eylem bitmez! 2013 realitesi; önce güvenlik?! Süreci buz gibi akılla yönetmek şart!
5. Köşeye sıkışan AKP & Gülen ve kazan & kazancılar! Çözüm istiyor iseler tercih yapmak zorundalar! Shakespeare’vari ve/veya “Çehov”vari! Basınç altındaki performanslarını izlemek görmek gerekmez mi?! Kararı biz değil onlar verecek! İsrail / İran Matrix, giyotin?!
6. AKP & Gülen rant iktidarında devlet tepeden tırnağa ellerinde! Nakit merkezleri zaten küresel sermayenin uhdesinde! Yani, ülke zarar görür ise en çok kim zarar görecek ise onlar sadece ellerini değil,aynı zamanda kafalarını “Milli Direniş”in altına koymalı! Bir de pamuk eller cebe, AKP üzerinden çok kazandılar, tasfiye sürecini finanse etmeliler değil mi?!
7. Reaksiyoner milliyetçilik’ten bu ülke çok zarar gördü, aynı hatalar tekrarlanmamalı! Destabilizasyon! Birden fazla değişkenin aynı anda yönetilmesi / yönlendirilmesi gereken sürecin içinden geçiyoruz! Misal, artık Borsa AKP’ye, Erdoğan’a duyarlı, direnenlere değil vb. Simyacı?!
Sözün özü:
Gordion Düğümü?!
Çankaya’daki 1 numara sorunsalı!
Gül inmeden kaos dinmez, Erdoğan palyatif!
Nokta.
Kitabın adı: BEŞİNCİ DARBE
2023 Yolunda Kritik Eşik 2014
(Görünen) Yazarı: Şamil Tayyar
(Görünmeyen) Yazarı: F MİT, F’Eymür tayfası
TİMAŞ Yayınları
I. Baskı: Haziran 2013, İstanbul
16 TL
336 sayfa
(…)
Arka Kapak: Türkiye, 2014 yılında on ikinci cumhurbaşkanını seçecek. Bu seçimi diğerlerinden farklı kılan, ilk kez bir cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçilecek olması. Meşruiyetini doğrudan halktan alan cumhurbaşkanı ve başbakanın yetki çatışmasına girmesi, adı ister başkanlık olsun veya olmasın sistem tartışmalarını beraberinde getirecek. Buna; çözüm süreci, Anayasa çalışmaları, yerel seçimler ve Suriyede yaşanan iç savaş eklendiğinde bizi, 2014 yılında zirvesi dumanlı bir Türkiye tablosu bekliyor. Her cumhurbaşkanı seçiminin yeni bir krize neden olduğunu bize öğreten demokrasi tecrübemiz, 2023 hedefinde ilerleyen Türkiye’nin kritik eşik 2014’ü nasıl atlatacağıyla ilgili birçok ipucunu içinde barındırıyor. Yazdığı eserlerle gündeme damga vuran Şamil Tayyar, Meşrutiyetin ilanından bugüne anayasal rejimde yaşanan kırılma noktalarını tespit ederek siyasi irade ile derin devletin son kozunu paylaşacağı bu kritik evrede “Beşinci Darbe”yi kimin yapacağı sorusuna cevap arıyor.
(…)
Sayfa 277:
(2007) İngiliz Observer Gazetesi şu yorumu yaptı: “Ak Parti favori gösteriliyor ama seçimi kazanmaları halinde beşinci darbe olabilir.”
Zeyno Baran’ın 2006’da “Türkiye’de 2007’de darbe olabilir” şeklinde konuştuğu Amerika’daki Hudson Enstitüsü 13 Haziran 2007’deki toplantısında darbe senaryosunu yeniden masaya yatırdı.
(…)
Sayfa 331
Zbigniew Brzezinski’nin “satranç tahtası” olarak tanımladığı bu alana dair enerji potansiyeli ve ekonomik büyüklükler, aslında birçok sorunun cevabı gibidir:
1. Tüm ülkelerin ürettiği gayri safi milli hasılanın yüzde 60’ı bu bölgeye ait.
2. Bilinen enerji kaynaklarının dörtte üçü bu bölgede bulunuyor.
3. Amerika’dan sonra en büyük ekonomiye sahip 6 ülke bu coğrafyada yer alıyor.
4. En büyük 6 silah alıcısı ülkeyine bu bölgede.
5. Biri hariç dünyanın bilinen tüm nükleer gücüne sahip ülkeleri ve en fazla nüfusa sahip iki ülkesi burada.
Star Wars ve/veya Ticani & Narko PKK Parantezi’ni kapatmak?!
Kitabın adı: SAVAŞ SANATI
Yazarı: Sun Tzu
Anahtar Kitaplar Yayınevi!
(…)
Sayfa 95:
“Sivil yöneticilerin, ‘Asker’ arasında karmaşa yaratması üç türlü olur: Gerçeklerden habersiz bir yönetici, ‘Ordu’ya yapması gerekenin aksine hücum etmesini söylerse ya da tam tersine geri çekilmesini emrederse -buna elini kolunu bağlamak denir-; gene, sivil yönetici, ‘Askerlik’ hakkında bir şey bilmediği halde, askeri işlerde söz sahibi ise ‘Asker’lerin kafası karışacaktır. Sivil yöneticiler askeri harekatlar hakkında hiçbir şey bilmedikleri halde, ‘Ordu’nun komutasında söz sahibi iseler, ‘Asker’ tereddüde düşer. Ordu bir kere şaşırıp, duraksadı mı, düşman hemen bundan yararlanır. Buna karışıklıktan istifadeyle zafer kazanmak denir.
(…)
Sayfa 60:
“Savaşta üstler ve astlar uyum içinde ve aynı ölçüde cesur davranıyorlarsa, işte bu kuvvet demektir.”
(…)
Sayfa 62:
“Askeri harekatlar ‘hile’ gerektirir. Güçlüyken zayıf görün, etkiliyken etkisiz görün!”
(…)
Sayfa 67:
“Kaçarak onları yor!”
(…)
Sayfa 79:
“Askeri harekatta önemli olan zaferdir, inat değil!”
(…)
Sayfa 79:
“Ordu komutanı halkın yaşamından ve milletin güvenliğinden sorumludur!”
(…)
Sayfa 82:
“Girdiği her savaşı kazananlar aslında usta değildirler. Başka orduları savaşmadan çaresiz bırakanlar, işte onlar en iyileridirler.”
(…)
Sayfa 92:
“Gücün düşmana eşit değilse, bir açıklarını yakalayana dek bekle, sonra da kararlıca saldır. ‘Mümkünse’ öfke ve aşağılanmaya dayanabiliyor, düşmanın meydan okumalarına sırt çevirebiliyorsan anlamına da gelir.”
(…)
Sayfa 84:
Komutanlar ulusun yardımcılarıdır. Yardımları bütün olursa, ülke de güçlü olur. Yardımları eksik olursa, ülke aciz düşer.”
(…)
Sayfa 95:
“Sır vermeyen kazanır, açık olan yitirir!”
(…)
Sayfa 103:
“Başarılı bir savunma için saflaşmanı gizli tut!”
(…)
Sayfa 104:
“Savunmadan anlayanlar yerin derinliklerinde gizlenir, hücumdan anlayanlar göğün tepesinde seyreder. Böylece ordularına bir zarar gelmeden tam zafere varırlar!”
(…)
Sayfa 108:
“Bu yüzden galip bir Ordu önce kazanır, sonra savaşır; mağluplar ise önce savaşır, sonra kazanmaya gayret eder.”
(…)
Sayfa 120:
Düşmanını ayağına getirmek istiyorsan, kazanma heveslerini kullan!
(…)
Sayfa 120:
“Önemli bir geçidi tutarken düşmanını içeri sokmazsan sana kimse yaklaşamaz. Denildiği üzere ‘Deliğin ağzında bir kedi varsa on bin fare de olsa dışarı çıkmaya cesaret edemez’, ‘Vadide bir kaplan varsa, on bin geyik de olsa oradan geçemez’!”
(…)
Sayfa 121:
“Gidemeyecekleri yere çık, hiç ummadıkları tarafa yönel! Yüzlerce fersah yorulmadan gidebilmek için tenha bölgelerden geç!”
(…)
Sayfa 129:
“Düşmanlar çok sayıda olsalar bile savaşmamaları sağlanabilir.”
(…)
Sayfa 132:
“Kalabalıklar, şekillenmenin getirdiği zaferden habersizdir. Hangi saflaşmayla galip geldiğimi herkes bilir ama zafere hangi saflaşmayla ulaştığımı kimse bilemez.”
(…)
Sayfa 133:
“Askeri bir kuvvetin sürekli bir biçimlenişi yoktur. Tıpkı sürekli bir biçimlenişten yoksun olan su gibi düşmana göre değişip uyarlanarak zafere ulaşma yeteneğine deha denir.”
(…)
Sayfa 199:
“Her konuda ön bilgi gerekir.”
(…)
Sayfa 13:
“Derin Bilgi”!
“Derin ilke bilgisi görmeden bilir, Yol’un güçlü uygulanımını çabalamadan elde eder. ‘Derin Bilgi’, kapının dışına çıkmadan bilmek, pencereden bakmadan gökyüzünün yolunu görmektir. Güçlü eylemse, tüm durumlara uyarlanarak daha da güçlenmektir.”
(…)
“Derin bilgi rahatsızlığı rahatsızlıktan önce, tehlikeyi tehlikeden önce, yıkımı yıkımdan önce, felaketi felaketlerden önce ayrımsamaktır. Güçlü eylem bedeni bedenle yüklenmeden eğitmek, akılla akıl tarafından kullanılmadan önce alıştırma yapmak, dünyadan etkilenmeden dünyada çalışmak, görevlerce engellenmeden görevlerini yerine getirmektir. Kişi, ilkenin derin bilgisiyle rahatsızlığı düzene, tehlikeyi güvenliğe, yıkımı yaşama, felaketi talihe dönüştürebilir. Yol üzerinde güçlü eylemle kişi bedeni uzun yaşarlık alanına, aklı gizemler küresine ve görevleri yüce tamamlanışa taşıyabilir.”
(…)
Sayfa 15:
“Duygularından arınmış, sakin, serinkanlı, kayıtsız savaşçı kazanır, hırslı talih avcısı değil!”
Sözün özü:
“Şövalye’likte başarılı olanlar militarist değildir; savaşta iyi olanlar öfkelenmezler, karşıtlarına üstün gelmeyi bilenler işin içine duygularını katmazlar.”
Netice:
Küresel aksta “Okey”den dönüyoruz!
The End!
Full stop!
Nokta!
Kitabın adı: Kılıçsız Samuray
Yazarı: Kitami Masao
Çeviri: Merve Duygun
2009 Butik Yayıncılık
168 sayfa
4 TL
(…)
Sayfa 7:
Samuray kelimesi özünde “Hizmet eden” demektir ve İmparatorluğu korumak için görevlendirilen soylu insanlara verilen isimdi.
(…)
Sayfa 45:
Ben “imkansız” diye bir şeye inanmam!
(…)
Sayfa 63:
Zor hedeflere ulaşmak için “Taahhüt Sırrı”nı uygulamak gerekir: Her şeyi kazanmak için, her şeyi riske atın.
(…)
Sayfa 89:
Japonya’nın tüm liderleri, Sun – Tzu’nun savaş üzerine metotlarını çalışmıştır. O, bir insanın sadece zafer için gerekli koşullar yaratıldıktan sonra savaşması gerektiğine inanırdı.
(…)
Sayfa 90:
Sun Tzu’nun söylediği gibi “Muzafferler önce kazanır, sonra savaşırlar. Yenilenler önce savaşır, sonra kazanmaya çalışır.”
(…)
Sayfa 121:
Liderlik yalnızlıktır.
(…)
Sayfa 153:
Eski bir söz vardır: “Başkalarını kontrol eden kişi güçlü olabilir ama kendini kontrol edebilen kişi, çok daha güçlüdür.”
(…)
Sayfa 160:
Kılıçsız Samuray’ın (Maymun Kral) Kaideleri:
1- En iyi asker saldırmaz!
2- Üstün bir savaşçı, savaşmadan zafere ulaşır!
3- En üstün fatih, mücadele etmeden fethedendir!
Sözün özü:
“Veni, vidi, vici”!?
Ünlü bir Latince deyiştir.
“Veni, vidi, vici” Latince “venire, videre, vincere” fiilerinin birinci tekil şahıs geçmiş zaman halidir. Türkçe karşılığı; “Geldim, gördüm, fethettim”dir.
Ve…
Son olarak…
Kitabın adı: Büyük Hun Hakanı, METE HAN
Yazarı: Ahmet Haldun Terzioğlu
Bilge Oğuz
İstanbul 2010
550 sayfa
22 TL
(…)
Sayfa 311:
Mete Han buyruk verdi:
“Oklayın şunları!”
Bir anda yağmur gibi ok yağdı. Karşımızda at üstünde kimse kalmamıştı.
(…)
Sayfa 443:
Yiğit at üstünde güzeldir.
Yiğit akında gerektir.
(…)
Sayfa 496:
“Bu topraklarda bizim dediğimiz olur.”
(…)
Sayfa 511:
Yay çekebilen ve ok salabilen bütün budunları buyruğum altında topladım. Hepsini Hun yaptım.
(…)
Nokta.
7 Haziran 2013
Hayrullah Mahmud Özgür

This Post Has 2 Comments

  1. as

    1. herşeyden önce, millet yalnız olmadığını anladı ve o meşhur eşikten atladı, korkuyu aştı..
    2. % 50 dedikleri, aslında bana seni gerek seniymiş, ortaya çıktı…
    3. bu dev dalgayı gönüllerince MED-CEZİR e bağlamak için üç beş tane suni AY meczupları olacaktır….inan ki benim meydanlarda gördüğüm gençlik farkında…
    4. tayyipten 1000 klonlasalar gari ne yazar….birileri hala bıdı-bıdı yapıyor buralarda, AOÇ, HES, BERGAMA felan… zahmetli bir işe giriştik, neticede tüm ASALAKLAR dan arınıp SİLİVRİ kapılarını sonsuza kadar açacak bu hareket……yani hesap TOPTAN kesilmekte..
    5. KANSIZ DEVRİM olur mu…..keşke evet diyebilsem…. meydandakilerden de olacak, ama az olması temennimdir… oğullarım her gece oralarda….
    6. bir günde, bir haftada devrim olur mu? aslında bu devrim, ATATÜRK ümün koyduğu devrim sürecini bitirmeye yöneliktir….ama 3 ay sürer, ama 3 sene, ama 30…….biz bunları biliyoruz….
    7. BU MİLLET ÖKÜZ, NE VERSEK YİYOR devri kapanmıştır…. koyunlarına sarılanlar bunun en büyük göstergesidir….

  2. zalim

    Bu topraklarda da bazi istisna dönemler olsada, Emperyalizmin degil, Her zaman Atamizin geldikleri gibi giderler sözünde oldugu gibi, bizim dedigimiz olmustur.

Yoruma kapalı.