Serbest Kürsü

Serbest Kürsü

Değerli okurlarımız özel yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz…

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

This Post Has 24 Comments

  1. nhizal

    rte nin Atatürk çizgisine geldiğine inanmak saflık otesi düpedüz ptallıktır. ancak gerçekten sıkıştı şöyle ağız tadiyle bir takiyye yapamıyor. tam Atatürkü anıyor bir bakıyorsunuz ki, ismail kahraman denen azılı cumhuriyet düşmanı bir ayağı çukurdayken meclis başkanlığına yeniden aday oluyor.
    rte tam şöyle bazılarını kandırıp Atatürkte buluştuk yalanına uygun davranıyor biri tokattaki imam hatip okuluna Atatürk mili mücadele Türklük düşmanı yunan ajanı mustafa sabri denen meczubun adını veriyor.
    bazı uzuncular birden Atatürkçü kesildi ama diğerleri bunların takiyyesine çomak sokuyor.
    yani muhalefetin örtülü örtüsüz desteği olmasa rte partisine hakim bile olamayacak.:(
    muhalefet ihanet içinde:(

  2. nhizal

    FATMA SİBEL GÜRCİHAN yazmış.
    1-Kim bu Taylan Yıldız?…Kendisini Meral MHP’li muhaliflerin partiden koptuktan sonra yeni parti sürecine girmeleri ile birden bire Akşener’in en yakınında gördük. Kendisinin Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamaya göre, Google’da çok avantajlı bir işin başındayken++

    2-bir gün basındanAkşener’in parti kuracağını öğrenmiş ve kendisini arayarak”Ben bu davada görev almak ve ülkeme dönüp memleketime hizmet etmek istiyorum” demişti. Talebi Akşener tarafından hemen kabul edilmiş ve Google’daki görevini dondurarak tası tarağı toplayıp Tr’ye gelmişti

    3-Bu konuda elimizde başka bilgi olmadığı için beyanını doğru kabul ediyor ancak bu şekilde harekete katılan birinin nasıl olup da Akşener’in güvenini bu derece kazanabildiğini; evinin içine, özel hayatına bu derece nüfuz edebildiğini ve yine aynı kısa süre içerisinde++

    4-“Prens” konumuna yükseltilebildiğini kendi kendimize sormaya devam ediyoruz. Eğer tanışma bu şekilde olmuş ise, dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin radarına girmiş bir lider için fazla ihtiyatsız bir davranış değil mi?

    5-Veya böyle bir “hikaye” ile aslında var olan başka referanslar mı perdelenmek istendi? Taylan Yıldız’ın kendisi hakkında Hürriyet’e verdiği bazıları oldukça abartılı bilgileri yine sadece kendi beyanı olarak “doğru” kabul etmek üzereydik ki bir şey dikkatimizi çekti.

    6-Kendisinden “Türk dahisi” olarak söz edilen bu arkadaş, aynı bilgiler ve hemen hemen aynı kelimelerle 6 yıl önce de Habertürk gazetesinde haber olmuştu. Google’da basit bir arama yaptığımızda ise bu “üstün niteliklere” vurgu yapan kendisinden başka kaynağa rastlayamadık.

    7-Yanlış anlaşılmasın, Taylan Yıldız’ın google’da sosyal medya reklam ölçüm uzmanı olarak görev yaptığı, Stanford üniversitesine kabul edildiği bilgileri doğru. Doğru olmayan, Stanford Üniversitesi’ne “yılda sadece iki kişinin” kabul edildiği.(Yine de başarıdır,bir şey demiyoruz)

    8-Doğru olmayan, daha doğrusu yokmuş gibi davranılan bir başka şey de Google’ın California’daki üssünde 50’nin üzerinde, Dublin’deki Avrupa merkezinde de 30 başarılı Türk mühendisinin çalıştığıydı..

    9-Bu başarılı Türk gençlerine mercek tuttuğumuzda, aralarında Taylan Yıldız’dan çok daha önemli görevler almış, yöneticiliğe yükselmiş olanları da görüyoruz. Örneğin, google’ın sürücüsüz otomobil waymo projesinde yönetici konumunda olan Sevval Öz bunlardan birisi.

    10-Hale Dönertaşlı,Cansu Özaras, Hande Çardak,Soner Yılmaz, Hanifi Güneş, Kaan Tarıman, 22 yaşında google’a girmeyi başaran Semih Salihoğlu bu Türk gençlerinden ilk elde sayabileceğimiz sadece bir kaç tanesi.

    11-Facebook, twitter, apple gibi diğer internet devlerinde çalışan Türklere girmiyoruz bile. Üstelik bunların içinde ülkesine dönmeye karar vermiş tek kişi de Taylan Yıldız değil.

    12-Denilebilir ki, “diğerlerinden farkı olarak ülkesine siyasete girerek hizmet etmeye karar vermiş tek kişi”. Olabilir, saygı duyarız ama neden google’a girmeyi başarmış te Türk olarak takdim edilmek isteniyor? Halkımızın bu konulardaki kompleksinden kim bu kadar haberdar?

    13- Ve de “dahi” payesi kim tarafından, hangi propagandanın parçası olarak veriliyor? Google’da çalışmak “dahi” sayılmak için yeterli bir kriter midir? Dahi sayılmak için bilim adamı olmak, insanlığın ufkunu açan bir icat yapmış olmak gerekmiyor mu?

    14- Biz Aziz Sancar’a bile ağzımız dolu dolu “dahi” diyemezken, google’da alt düzey bir görev sayılabilecek bir pozisyonu bize “dahilik” olarak sunmaya çalışan kim?..

    15-Bu arada, parantezi kapatmadan Taylan Yıldız’ın ölçüm uzmanlığının yanı sıra, ABD ve İsrail merkezli risk sermayesi fonlarında da belli bir uzmanlığı olduğunun anlaşıldığını belirtelim.

    16- Gelelim Taylan Yıldız’ın Meral Akşener’e yansıttığı “idealist, mütevazı Türk genci” imajı ile üçüncü kişilere ve başka ortamlarda yansıttığı kişilik yapısı arasındaki çelişkiye.

    17-Kendi kişisel izlenimimizi baştan söyleyelim: Siyasi vizyon ve stratejik akıl sıfır ama kendini pazarlamanın toplumda karşılığı olduğunu bilecek kadar kurnaz. Zaten iki lafının arası “marketing benim göbek adım”. Kendisine çizdiği “üstün Türk” fotoğrafına o kadar inanmış ki++

    18-karşısındaki insanların kim olduğunu merak bile etmiyor, söylenenleri kesinlikle dinlemiyor, kendisini her konuda tek karar verici ve son sözü söyleyici olarak görüyor. “Meral abla’yı Nike gibi bir marka yapacağım” derken de, (oysa Akşener’in en güçlü tarafı doğallığıdır).

    19-“O partinin medya, tanıtım ve propaganda sorumlusu ben olacağım” derken de, “Genel Merkez’in mobilyalarını bile ben seçtim, bunu bile yapacak kimse yok. Bu arada Türkiye’deki iç dekoratörler berbat” derken de++

    20-(Oysa iç mimarlarımız artık İtalyan ve Danimarkalı tasarımcılarla yarışıyor) kendini gereğinden fazla şişirmiş ve bu şişirmelerine alıcı bulmuş biri olduğunu göremiyor. Bu balonun bir gün patlayabilme riskini aklına bile getirmiyor.

    21-Dedik ya, arkadaş hepimizin köyünden çıkamamış, “ecnebi memleket görmüş, lisan bilen biri gelse de bizi kurtarsa” diye bekleyen tipler olduğumuzdan o kadar emin ki, zaten bu “kurtarıcılık” misyonunu da “Ülkeme dönerek sizlere büyük bir lütufta bulundum” tonlaması ile sık sık+

    22-başımıza kakıyor:) Sözün yeri gelmişken sıralamada unuttuğumuz bir konuyu daha kayda geçirelim: Taylan Yıldız, Meral Akşener’e “70 bin dolarlık maaşını bırakıp ülkesine koştuğunu” söyledi. Bunun yıllık rakam olduğunu belirtmeyip aylık maaşıymış gibi yansıttı.++

    23- Google’ın, google ölçülerinde “sıradan” bir yazılım mühendisine verdiği yıllık maaşın 192 bin dolar olduğunu da belirtelim.

    24-Arkadaşımızın Meral Akşener’e yansıtmadığı başka kişilik özelliklerine devam edelim. Makro işlerle ilgilenen bir “dahi” olarak halkla temasın önemini küçümsüyor.Örneğin, Akşener’in en önemsediği projelerden biri olan doğu ile temas-Ahlat projesini++

    24- “Üff, abla çok istiyordu ayarladık öyle bir şeyler..”sözleriyle gereksiz ve faydasız bir “halkçılık” olarak görüyor. Zaten kendi “üstün” dünyasına hitap etmeyen her şeyi elinin tersi ile itiyor ve itmeye yetkisi olduğuna inanıyor.

    25-Bu “üstün dünyaya” hitap etmeyen avam kesiminin başında tabii ki ülkücüler geliyor:) Sahneyi aktaralım: İki ay kadar önce Avcılar’da düzenlenen basın toplantısında karşılıksız fedakarlık anlayışı ile koşturup duran genç bir ülkücü kardeşimiz kapıda görevlendirilir.

    26-Kardeşimiz, kendisine verilen görev gereği salona girmek isteyenlere kim olduklarını, davetiyesini filan sormaktadır. Taylan Yıldız’ı tanımayan ve onun bir “Türk dahisi” olduğunu bilmeyen genç kardeşimiz, doğal olaraak ona da kim olduğunu sorar.

    27-Ülkücü gence tepeden tırnağa “seni şarka sürdürürüm”bakışlarıyla bakan Taylan Bey’in cevabı şöyle olur:”Kim olduğumu yakında öğreneceksin”. Düşünün,bu kardeşimiz Taylan Yıldız seçilsin,Bakan olsun diye aç bilaç koşturacak. Hani biz siyasette “elit”şımarıklığına son verecektik

    28-Arkadaşımızın bir de kendisini aşırı ve desteksiz pazarlamanın hiç bir sorgudan ve teyitten geçmediğini gördükten sonra eşini de “twitter uzmanı” olarak pazarlama girişimi var.

    29-“Taylan Bey, iyi söylüyorsunuz, hoş söylüyorsunuz ama Meral Hanım’a ve harekete ait sosyal medya hesapları dökülüyor. Bir şeyler yapsanız…” diyenleri “Biliyorum, biliyorum, bunu ilk söyleyen de siz değilsiniz” diye susturduktan sonra “twitter uzmanı” olan eşinin++

    30- “ABD’den gelmek üzere olduğu ve ilk işinin de Meral Hanım’ın sosyal medya hesaplarına “el atmak”olacağını söylüyor. Sonra eşinin twitterda 2500 takipçili bir ana okulu öğretmeni olduğu ortaya çıkıyor!

    1. zalim

      dolandiricilarin krali rahmetli parsadani özlemle aniyorum, o hic olsun bunlar gibi hem dolandiricilik hem ajanlik yapmazdi.

    2. fatma gurman

      parsadanlar ölmez !!!

  3. nhizal

    Birol Çelik paylaşımı
    Dünkü depremin hedefi İran’mış. tutturamamışlar.. Şöyle:
    Alçak, namussuz batılılar, teknolojide çok güçlüler.
    “Amerika, İngiltere”, “Avrupa”, “İsrail”, şer üçgeni, yer altında bir fay hattını harekete geçirmiş olabilirler.
    1999’da, Fransa, Pasifik’te, 10 şiddetine denk bir patlama gerçekleştirmiş, kırdığı fay, domino etkisi ile, ertesi günlerde Marmara depremini tetiklemişti.
    Batılılar, İran’ı yukarıdan vuramıyorlar, çünkü, nükleer gücü var. Altını oyuyor olabilirler.
    Dikkat çekelim dedik.

  4. NEŞE HIZAL

    merhaba arkadaşlar. bir haftadır yoktum. foçada küçük bir zeytinlik almıştık 2 sene önce. bu sene hasat için gittik. ve bugün döndük.

    1. fatma gurman

      hayırlı olsun neşe hanım…zeytinlere selâm, kem gözlerden ırak olsunlar…emeğinize sağlık…

    2. 06 anka

      Hayırlı ve bereketli olsun Neşecim.Kasım ayı başında İznik’teydik,orada hasat ve zeytin çizilmesine tanık olduk.Çok şükür toprak ana zeytini esirgemeden cömertçe vermiş.

  5. nese

    olurda 2019 da rte nin karşısına abdullah gül çıkarılırsa şaşıracakmıyız?
    bu konuda kılıçdaroğlunun “en tarafsız cumhurbaşkanı diye övmesi,meral akşenerin de her ne kadar başkanlığa aday gotunsede (ona bu konuda guvenenleri hayal kirikligina ugratma bahasina) son anda gördüğü lüzum üzerine a.gül’ü bir karara varıp ortak aday gösterebilecekleri ihtimali çok fazla.
    gönül isterdiki siyasetimiz bu noktalara kadar gelmese artık tam bağımsızlıktanda geçtik azami bağımsız olabilsekte dışardan sunulan ve desteklenen adayları değil bağrımıza basacağımız bir adayımız olsa.:(((
    ****
    Serap Balaman
    28 Ekim ·

    BATH TARIKATI NİŞANI
    Order of the Bath / İngiliz yüksek şövalye örgütü

    Bath tarikati .. Order of bath
    Yıkanma/ Arınma Tarikatı
    Bir Şövalye Tarikatıdir.
    Ödül veriliş nedeni : Monarşiyi memnun etme hizmeti
    Kademeler:
    Buyuk hac sovalyeleri veya Buyuk hac Hanimlari
    Kumandan Sovalye veya Kumandan Hanim)
    Ve eşlikçiler.
    En yüce onurlandırıcı Yıkanma/ Arınma tarikati 1725 de 1. George tarafından kurulmuş bir Britanya şövalye tarikatıdır
    İsmini ortaçağ zamanında bir şövelyenin kutsanırken, yıkanmasından (bir çesit arınma sembolu) alır. Eski ismiyle en çok yüksek Onurlandıran Askeri Tarikat olarak biliniyor ve sadece sınırlı sayıda üyeleri olan, sadece yer açıldığında yeni üye alınabilen.
    Tarikat Yüce Yönetici Hükümdar (şu an Kraliçe Elisabeth II), en Yüce Üstad (şu an Wales prensi) ve üç sınıf üyelerden oluşuyor.
    Bath Tarikatı, İngiliz(Britanya) Şövalye Tarikatlarının’nın dördüncü en kıdemli üyesidir. Ondan öncekiler sırayla, En Asil Garter Tarikatı, En Eski ve en Asil Thistle tarikatı ve en tanınmış St Patrick tarikatıdır.

    Order of the Bath
    Order of Chivalry
    Awarded for: for Service, at the monarch’s pleasure
    Grades : (Knight/Dame Grand Cross (GCB)
    Knight/Dame Commander (KCB/DCB)

  6. nhizal

    Fatma Sibel Yüksek‏ @fasibel

    1-Sinan Oğan’ı dikkatli izleyin…

    2-Sinan Oğan’la ilgili komplo teorim: Mart ayında yapılacak MHP kongresinde Oğan partinin başına geçer (Bahçeli’nin de onayıyla)

    3-Bu büyük el sıkışmanın en büyük arabulucusu Tabii ki Saray’dır++

    4-Bahçeli onursal başkan ilan edilir. “Bizim partiyi gerçek ülüküceler emanet etmemek gibi bir niyetimiz hiç bir zaman olmadı, sadece++

    5-FETÖ ile işbirliği yaparak MHP’yi ele geçirmek isteyenleri tasfiye ettik” der. Mazbatayı kendi eliyle Oğan’a teslim eder++

    6-Başkankık seçimlerinden önce kendisine 82. Vilayet Kıbrıs’ın valiliği gibi onursal bir görev daha verilir++

    7-MHP’nin başına geçen Oğan’ın ilk işi, ihraç kararlarını kaldırıp ayrılanları geri çağırmak olur.++

    8-Bu arada IYI partide yapılan acemilikler, seçilen isimler, MHP’den kopan ülkücülerin kendilerini dışlanmış hissetmesi gibi nedenlerle++

    9-bazı geri dönüşler de yaşanır. Seçim barajı yüzde 5’e çekilir, MHP’nin Meclis’e girmesi sağlanırken IYI Parti % 10-12 bandına hapsedilir

    10-Böylece Başkanlık seçimi için Tayyip Erdoğan için daha mayınsız bir arazi temin edilmiş olur.++

    11-RTE’den seçim sath-ı mailine girildiğinde şapkadan çıkaracağı diğer tavşanları ise henüz bilmiyoruz.

  7. 06 anka

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!
    Cumhuriyetten geriye ne kaldıysa,nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa kutlu olsun.

  8. fatma gurman

    değerli arkadaşlar, kiraz’ı hatırlarsınız, bizim evdeki kedi toplumunun ve tepedeki sokak hayvanlarının asayiş işlerinin sorumluluğunu kendi kendine üstlenen fıtratında jandarma genel komutanlığı olan, hepimizi hizaya dizen, azraile o meşum 2012 yazında 21 gün kafa tutan ve kazanan bir tutam kedi…hokaido prensesliğinden japon kraliçiliğine atadığımız badem gözlü bayan güzellik bugün cuma okunurken son nefesini verdi…şimdi onu ege denize karşı bir tepede bir zeytin ağacının altına gömmeye gidiyorum…çok değerli bir ev arkadaşımızı kaybettik…fauli ve bıcırık benimle birlikte başını beklediler…sabah güneşine çıkardık balkona sepetin içinde, bayılırdı sabahları güneş banyosuna…sessizce yattı, incecik bir miyav sesi çıkardı…anladık…kedi cennetinde uzatmalı sevgilisi selamiyle buluşurlar umuduyla selamiye selam gönderdim…ölüm allahın emri ayrılık olmasaydı…

    1. Özgürce

      Her canlı bir gün ölümü tadacak, demek ki sıra Kiraz’a gelmiş. Umarım başka bir alemde yine buluşursunuz. Kalan sağlar sizinle olsun.

    2. 06 anka

      Fatma Hanım üzüldüm.Evden kedi bile gitse boşluğu hissedilir denir ya,biliyorum can dostu kedinin ‘bile’siz büyük bir boşluğu oluyor.Kiraz’ın direnişini unutmayacağız, sevgiyle anıyorum.

    3. zalim

      basin sagolsun fatma abla, kiraza kediler cennetindeki hayatinda mutluluklar dilerim.

    4. fatma gurman

      dostlar sağolsun…

    5. nhizal

      fatma hanım çok üzgünüm.kaç gündür giremedim siteye. önce erzuruma ordan artvin üzerinden trabzon of a geldim.bilgisayarı çıkaracak zamanım olmadı. tlf dan da siteye girmek zor oluyor.
      şimdi gördüm.çok üzgünüm. bizde 6 ay önce selamimi kaybettik. hemde uyutmak zorunda kaldık.o da çok direndi ama olmadı. tam anlamıyla ip gibi kalmıştı.acı çekiyordu.
      bahçemize gömdük. menekse bir hafta ağzına lokma sürmedi. hala bahçeye cıkınca selomun gömüldüğü yere gidip toprağı kokluyor.
      bu sene yazlıkta da evden dışarı çıkmadı.oysa saat 5 den sonra çıkıp birlikte gezerlerdi.
      onun bile acısı büyükki ben selomu avucumun içinde büyütmüştüm.
      çok zor.sabırlar diliyorum.:(

    6. fatma gurman

      teşekkür ederim…

    7. Şaman Türksoy

      Değerli Fatma Abla, bir manada acınızı tazelemiş olacağım ama Kiraz’ın ölümüne pek üzüldüm , biliyorum ki o sizin için bir yoldaş , arkadaş , dosttu, geride kalanlara sağlık ve afiyet dilerim, ışıklar içinde uyusun:(((

    8. fatma gurman

      evet, şaman kardeşim kiraz hepsi idi…bir de bizi eğitti…bizimle birlikte olmayı seçtiği son 15 senesinde hepimiz evcek kiraz’ın tedrisatından geçtik…bize bir canlının fıtratına uygun ve tavizsiz nasıl yaşayabileceğini, sızlanmadan direnebileceğini ve ölebileceğini bunun mümkün olduğunu gösterdi…son ana kadar kendini ve etrafını kontrolü elden bırakmadı…burnu düşse eğilip almadı, bağırıp çağırmadı, etrafı kirletmedi…son ana kadar şuurunu açık tuttu ve son ana kadar kediliğe toz kondurmadı…son ana kadar bizim seslerimizi duyduğunu kulaklarını belli belirsiz kıpırdatarak bize bildirdi…sonra derin bir soluk verdi kıpırtısız kaldı…ben onunla ikinci bir fakülte bitirmiş oldum…değerli öğretmenlerimin arasına kiraz da katıldı…benim için çok kıymetli…dünya gözüyle bir daha görüşemeyeceğiz ama ben onu rüyalarımda görmeye devam edeceğim…eğer halâ direnmeye devam edebiliyorsam bunda kiraz’ın payı epey yüksek…

  9. nhizal

    ingiliz TİMES gazetesi bir analiz yayınlamış.
    bu analizde batının ,ırakın operasyonunu desteklediği yazılmış.
    analizden anladığım kadarıyla,batının desteği barzaniyi çok şımarttı burnunun ucunu göremedi,referandumda direndi hiç olmazsa tartışmalı bölgeleri referanduma dahil etmemeliydi,talabaninin oğlu bu konuda çözüm önerdi ama barzani öyle şımarmıştıki kimseyi dilemedi.
    sonuç ? al sana ırak ordusu ve haşdi şabi çetesi.
    🙂
    analizdeki şu satırlar ibret verici.araya hemen suriye sıkıştırılmış ve kürtlerin beleşçiliğini gözler önüne seriyor.
    abd ingiltere rakkayı alsın bizde yardım edelim, biz kendi başımıza bir b.k değiliz. mealinde:)

    Suriyeli Kürt dün şöyle diyordu: ‘Kürtler, Amerikalıların ve İngilizlerin bir Arap şehri olan Rakka’yı ele geçirmesine yardım etmek için canlarını veriyor’.
    veeeee
    ***
    “Ancak Batılı müttefikler; Arapların, yarısı Kürt olan ve Kürtlerin anayurt olarak gördükleri Kerkük’e doğru ilerlemelerine seyirci kaldı ve onlara alkış tuttu.

    “Bunların hepsi reel politikayla ilgili. Kerkük’süz bir Irak felaket olur ki Irak Başbakanı Haydar el İbadi de artık ayakta kalamaz.
    ***
    böylece kadim Türk yurdu kerkükün kürtlerin anayurdu tezinide satır arasına sıkıştırmış.
    ***
    analizden anladığım bir başka sonuç ise
    batı barzani ve kdp yi denedi,onlardan bir halt olmayacağını anladı at değiştiriyor. gider KDP,gelir KYP
    ve son beklenti.
    “Amerikalıların ve İngilizler için, git gide daha fazla İran’ın kontrol ettiği bu ülkede, etkilerini sürdürmeleri açısından tek umut o. Gelecek yıl seçimler yapılacak. Kerkük ödemeye değer bir bedeldi.”
    ***
    küresel çetenin şimdilik beklentisi gelecek bahara.

  10. nhizal

    Dario Moreno – Orhan Veli
    Ankara’da çalışıyordum, Gar Gazinosu’nda. Aslında Ankara’ya, Bomonti Gazinosu’nun daveti üzerine ve iki günlüğüne gelmiştim.
    Ama aralıksız tam iki yıl burada kaldım. Fransız şansonları, Arjantin tangolar falan filan. Yevmiyem 2,5 liraydı galiba. Haliyle lüks yerlerde kalamıyordum. Gün geldi otel parasını ödeyemez duruma düştüm. Ulus’ta Hergele Meydanı’nın ara sokaklarında daha ucuz bir otel aramaya başladım. Nihayet bir otelde iki yataklı bir oda bulabildim. Otel kâtibi, ‘Oda arkadaşın her gece çok geç ve çok sarhoş gelir, ona göre! Şair miymiş neymiş, garip’ dedi. Bayağı merak etmiştim. Aylarca odamı paylaşacağım adam ya çekilmezin biriyse. Ama karşılaşmak ne mümkün, ya ben geç geliyorum, ya o. Sabah olunca da birimizden biri erken kalkıp gidiyordu. Sonunda bir sabah gözlerimi açtım, o da açtı. Yattığımız yerden göz göze gelip bakıştık. İkimiz de akşamdan kalma. Gözler pörtlemiş, kan çanağı. Yatakta doğrulup kendimi tanıttım; bendeniz Gar Gazinosu şantörlerinden falanca. O da kendini takdim etti; Tercüme Kalemi’nden Orhan Veli.
    Kısa zamanda kaynaştık. Kimi gece ona yeni bir şarkımı söylerdim, o da bana yeni bir şiirini okurdu. Hiç unutmam, bir şiirini çok sevmiştim: ‘Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu, bu derde düşmeden önce.’ Bunu benim için yazmış olmalı diye kendime pay çıkarmıştım.
    Heyhat! Çok sonra öğrendim ki, bu şiiri benim için değil, meğerse o sarışın, o pembe beyaz, o kiraz dudaklı felsefe öğretmeni Nahit Hanım için yazmış.
    Ümit Bayazoğu
    İnce uzun yolculuklar…

    (Fikret Tunçer’in sayfasından alınmıştır.)

    1. nhizal

      çok hoştu.bizde çozukken yapardık karşımızdakini kızdırmak için.:)

Yoruma kapalı.