Dink’i Kim öldürdü, Muhsin niye Öldü

Dink’i Kim öldürdü, Muhsin niye Öldü

Ben genellikle hasta oldugum dönemlerde bazi seyleri iyi teshis ederim. Hani delirium denir ya. uyku uyaniklik arasi, atesli hastalikla yatarken…

Ben genellikle hasta oldugum dönemlerde bazi seyleri iyi teshis ederim. Hani delirium denir ya. uyku uyaniklik arasi, atesli hastalikla yatarken… Iste öyle dönemlerde, beyinde belki de nöronlar arasi capraz iletisim artiyor… Iste Dink cinayeti döneminde de hastaydim, zaten 2007 yilina hastanede yogun bakimda girmistim. Cinayeti ilk duydugumda aklima hemen okyanus ötesi ve Ermeni diasporasi geldi. Gece rüyamda -rüya degil yari uyur yari uyanik, yatarken… zihinde firtinalar kopuyor- Tellerian görüyorum, uzak bir adada yetistirilmis intikam teröristi- varlik amaci Türk düsmanligi…
Televizyonda duymusum herhalde beyaz bereyi, etraf beyaz bereli Tellerianlar dolu.
Gündüz haberlerde izliyorum, cinayet mahalli, herkes konusuyor, her kafadan bir ses cikiyor…
Ben kriminolojinin temel yasalarini düsünüyorum.
1. Bu is kimin isine yarar?
2. Kimin motifi ve motifikasyonu var?
3. para nerde?
4. Ipuclari gercek ipuclari mi, yoksa serilmis izlencelik – takip edilmesi istenen ipuclari mi?
5- “Serilen iz”lerden serilmeyen izlere, ve serilmeyen izlerden saklanmasi gereken seylere ulasilabilir mi?
6- Olmayan izler, olani ne derece gizler? Olmamasi neden olmasi gerektigini, ve esasinda iste o yüzden yoklugunu aciklayamaz mi?
7- Olay yerindeki hemen bulunan izler, ipuclari, bir salagin bile kolayca bulmasini saglayacak denli düzgün ve tutarli serildigine göre, burda salak kim?
8- Salak biz isek akilli kim?
9- Muhsin’i öldürenleri BBP camiasi ve karisinin bilmemesi ihtimal dahilinde midir? Bunlar hakkaten bu kadar salak mi ki, hala abdusuullahtan filan sefaat dileniyorlar?
10- Ben gene atesli bir hastalik gecirdim. Kafam uctu, nöronlar arasinda iletisim sansürsüz!

Burayi gecelim:

Muhsin’in helikopter kazasi -esasinda suikast- sirasinda da ayni veya benzer seyler yasadim. O bölgede bundan 100 sene önce de bizim cok büyük sürülerimiz kirilmis. Avsariz biz. Maras’in ‘Göğdeli’ bölgesinde cok korkunc bir kis sirasinda, var olan davar mal varligimizin tamama yakini kirilmis, hem de tam bahar agzi denen bir mevsimde. 1980’lerde hala hayatta olan o dönemlerdeki ayak cobani anlatmisti o korkunc kis mevsimini, daha dogrusu ilk bahar agzinda vuran kara kisi.

400-500 bas yoz davarin bire kadar kirildigini, sadece kendisinin kendi azigiyla besledigi iki toklusunun kurtuldugunu anlatmisti. 1 Cuval samana bir kocluk toklu veriyorlarmis yine de yok. Öylesine korkunc bir kis firtinasi ki, tipiden göz gözü görmüyor, karlarin icinde davar mal coban esek coban köpegi kurt hepsi birbirine karismis, hepsi koyun koyuna…

Iste Muhsin’i de öyle görüyorum… Üsümüs, üsüyor, diyorum ki bunu buraya kim gönderdi.

Sonra sabah oluyor, hala televizyonda arama calismalarinin bir sonuca ulasmadigindan bahsediliyor. Oysa ben biliyorum, Muhsin bizim davarin malin kirildigi “Göğdeli”de. Icinden hesaplasiyor… Belki 1969 veya 1970’de ölen / öldürülen ve kimvurduya giden kardesiyle hesaplasiyor…

Ben ayiplamam aslinda öyle seyleri… Benim abim de 1972-73 senelerinde, beni duvara dayayip “ulan .mina goduumun gominisi” diye kum torbasi muamelesi cekerdi. Kardesler arasinda oluyor netekim!

Muhsin’in abisi miydi, kücük kardesi miydi, solcuymus güya, Muhsin’e göre, gomunis ve gebertilecek bir düsman iste… Harman yerinde ölü buluyorlar, kim vurdu nasil vurdu belli degil…

Haa, yasadiklari ilcede bunlari birbirleriyle kavga ederken, hatta bahcelerin arasinda, duvarlardan atlayip, damlardan damlara kovaladiklarini gören bilen kadinlar da var… hala hatirlayip aglayanlar da var… Hele Muhsin’in de öldügü aciga ciktiktan sonra zavalli annesine aciyan kadinlardan duydum ben bu hikayeyi.

Muhsin her zaman MHP’nin Türkcü kanadina karsi zafer kazanan yobaz kesiminin de saginda kalan yobazlar cinsindendi. Kullanildi. Kullanildigini anlamaya basladigi zaman cok gec idi.

ABD emperyalizminden kurtulmak zamani geldigini anlayip da, “biz Atatürk’ü cok yanlis tanimis, tanitmisiz” deme asamasina geldiginde, coktan taa cigerinin icine yerlesmis olan, kendisinin “Anadolu muhafazakarligi” zannettigi Fettos Terör Örgütü, artik coktan sürüp belledigi tarlalari buna geri vermemeye karar vermisti.

“Her agacin kurdu
özünden olur
yigidin kemligi
sözünden olur”

Hep demisimdir.

1 bardak cay bile icmeyeceksin bu FTÖ’cüler elinden!

Icersen kurtulusun yoktur.

Tek kurtulus yolu, kirecli kuyudur!

Ister kendin ol, isterse evladin olsun! Isterse en yakinin olsun!

Kirecli kuyu, kesin mikrobiyolojik cözüm.

Eni sonu zaten ayni kapiya cikacak.

Muhsin’den ibret alin!

Dink Cinayetinde nasil kullanildiklarini anladi, tam üc bes kelime söyleme tehdidiyle bir seyler koparma cabasina girismisken ipini cekiverdiler…

Tetikciler, artik her zaman ve her yerde olan, nikahi Türkiye Cumhuriyeti’nin boynunda, bacaklari Fettos Terör Örgütü ve dolaysiyla hempalarinin boynunda olan pisliklerdir.

Orospu sözü bile bu emniyet, hukuk, adliye, ve bilumum kadrolari dolduran pisliklere iltifat sayilir!

 

  • Şaman TÜRKSOY
  • 21.01.2012 15:22:52
  • Değerli Tonguç;eline,yüreğine sağlık.
    Alevi Türkmen göçerler arasında bir halk sözü vardır,der ki: “Kan eden kandan, kendi olmazsa çoluk çocuğu ondan”

    Ak dere çeşme,kar topakları sabun olsa Muhsin’in elindeki kanı temizleyemez!

    On parmağından kan damlayan bir çıyan daha var,kendisine “Doğu’nun Başbuğu” dedirten,milletvekiliğine aday olup Bahçeli’yi geçemeyen bir küçük dev (!) adam…

    Önü,sonu adalet yerini bulacaktır; bekliyoruz…
    Biliyoruz ki “Kan eden kandan,Kendi olmazsa çoluk çocuğu ondan!”

  • halil gürsoy
  • 21.01.2012 00:25:11
  • bizim Tonguç’la* bir yerde ve bir zamanda yolunuz kesişti mi, bunu bilmiyorum sn Tonguç! ancak 70 – 80 arası Şarkışala ve civarında geçen değindiğiniz kimi konulardan, farklı zaman periyodunda, benimle yolunuzun kesiştiği gibi bir izlenin ediniyorum… önceki yazınızdan sonra yazacağımı söyleyip, bir nedenle bir süre yazmadığım bir konuya değinip değinmemekte halen biraz kararsızım… ama “Muhsin niye öldü” ye kısaca değineyim; aslında Muhsin, içine düştüğü çirkefte yıllardır can çekişen kullanılıp atılmış çirkin bir figürdü… ölümünden müritlerinin bir kahraman ve bir lider yaratma beyhude çabası, onu kirinden arıtmaya yetmeyecek, insanlığın vicdanında katliamdan mahkum bir lanetli olarak kalmasını engellemeyecektir… aynı lisede okuduk, benden iki yıl önce bitirmişti, ancak Şarkışla ile ilişkisi hiç kesilmedi, –aslında yobazlıkla ilişkisi demeliydim– dolayısıyla zaman zaman karşılaşırdık… Türk milliyetçiliği, o ve avanesince takip edilen; ilkel, akıl dışı, cahil, gayrı milli davranış yüzünden onulmaz yaralar almış, marjinalize olmuş, bu gün içine düştüğü çıkmaza birazda böyle yuvarlanmıştır… aslında Onlar milliyetçi filan değil, Türkiye’yi 12 eylül faşizmine taşımak için kurulmuş emperyalist kumpanyanın cahil tetikçileri, erkenci USAME BİN LADEN’leriydiler… bunu, sonunda Türkeş’de anladı ve yanından uzaklaştırmakta buldu çareyi… 70lerin başında Elmalı’da geçen bahsettiğiniz karanlık olay, daha sonra SİVASTA, ÇORUMDA, MARAŞTA, MAMAKTA, BAHÇELİEVLERDE olacakların habercisidir aslında… o olayı (kardeş katlini) o yıllarda bir çatışmada öldürülen köyün(Elmalı) imamının oğlu, sınıf arkadaşım Osman’dan dinlemiştim. daha önemlisi, Muhsin’in bu türden şeyleri yapacak tıynette biri olduğunu kendisini tanıyan herkesin bildiğiydi… Sivas’ta, 78 de sizinde içinden geçtiğiniz, birazda Polder’li Polisler sayesinde kurtulduğunuzu söylediğiniz kabusun benzerleri, o avane yüzünden ben ve benim gibi bir kaç arkadaşın Şarkışla ve benzer yerlerde hemen her gün yaşadığımız olaylardı… biz işte biraz öyle terkettik onları o karanlığa… ve biz terkettik, o gün bu gün düzenli olarak ilkelliğe ve ortaçağa doğru sürüklenmeye devam ediyor içindekilerle birlikte Şarkışla ve benzeri yerler… geçmişin hesaplaşması değil, ama her geçtiğimde şöyle durup bakarım; kırk yıl öncenin hikayesine, önünden geçen yoldan Lise’ye, Şarkışla’nın tek güzel binası gar binasına ve bütün çirkinliğiyle gedik ovasına, vs… şimdi sokaklarında dolaşan şalvarlı, sarıklı, illede çember sakallı, iki eli kanda olsa, Ramazanda sokata kurulmuş Ramazan çadırından millet malıyla beslenmeyi ibadet sayan yurdum insanına… işte Muhisin ve avanesi bana bütün bunları hatırlatır yörede… düşen helikoptere gelince; ben değilse bile inananlar; MARAŞ’ta düşmesini; Aralık 78’de, yani kışın sırtında, Maraşta duvarlarına “X” işareti konulmuş evlerde, sırf bedevi töresini reddetikleri için, bin yıldır komşu ve kardeş oldukları insanlar tarafında yakılan, baltayla parçalanan “can” cesetlerin ilahi hesaplaşması olarak algılıyorlar!!! gerisi bence avareye iş icadıdır… saygı ile,

    (*– İsmail Hakkı Tonguç)

  • fatma gürman
  • 20.01.2012 20:13:21
  • “sağlık, hastalık sırasında ayakta kalan ve daha da duyarlı hale gelen,daha açık görebilen ve hissedebilen ne varsa ona denir…baş ağrısı,mide bulantısı vd..bedeni zayıf düşürüp onu hayatından bezdirdiği anlarda ortaya çıkar sağlık…ne iyileşme arzusu olarak ne de hayat garantisi beklentisi olarak…beden ve ruh,doğal hayat gücünün zayıflaması olarak algılanan durumda iken sağlık,bedenin o zamana kadar gürültülü başarıları altında kalmış güçlere ve perspektiflere gözümüzü açtırandır…” (nietzsche) bu tarife uygun tecrübeyi ben de ağır hastalık dönemlerimde yaptım…özellikle narkozdan ilk uyanış anlarında bir geçiş dönemi var sözüm ona tam uyanık hayata, o dönemde insan gerçekten içinde hiç tanımadığı mekanizmalar,duygular,algı yetenekleri olduğunu farkına varıyor…her kriz aynı zamanda bir şansttır diyene evet dedirtiyor o dönem…bu tecrübeyi unutmazsak ve bu ipucunu takip edersek hakikaten yepyeni güçler çıkıyor içimizden ve perspektifler açılıyor önümüzde…zenginleşiyoruz…
  • nhızal
  • 20.01.2012 20:04:56
  • kaza yerini aramada cep telefonu sinyalleri bile karıştı nedense,kurtarma ekibi ve yöreyi bilen köylülerle tam enkaza ulaşacakken esrarrengiz bir kayseri valisini arayıp enkaza ulaşıldığını yazıcıoğlunun ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını söyledi.çünkü o gün tv yi izliyordum. ekip geri döndü.sonra gece tipi,ancak ertesi gün yeniden aramaya çıkıldı ve tam ekibin tespit ettiği yerde enkaza ulaşıldı.tabi tgrt muhabiri en azından kurtarılabilecekken o da öldü.belkide onun ölmesi için arama kurtarma engelllendi. belki bildikleri vardı.kayseri valisi sağ.ona soruldumu kim aradı yanlış bilgi verdi diye. cesedi teşhiş niye eşine kardeşine değilde mümtazere yaptırıldı. buda ilgin.
    daha önce yazdığım gibi taraf doğrudan ntv yi hatta mirgün cabası tlf.sinyali ile helikopteri düşürmekle suçladı. bu araştırıldımı,dahası mirgün cabas bu ithama karşı ne yaptı? göz göre göre hasır altı edilen suikast için çankayaya çıkan eşi ve bbp başkanı olayı ergenekona mal eder gibi bir algı için niye bu kadar çabaladılar.
    kısacası bu cinayet çözülmeden dinki asıl katilleri ortaya çıkmaz.
  • nhızal
  • 20.01.2012 19:55:30
  • sevgili Tonguç eline sağlık.çok güzel yazmışsın.uzun bir yorum yazdım.ama sanırım gönderi tılayacakken sili tıklamışım.yorum uçmuş.neyse zaten senin yazdıklarının biraz daha detaylısı idi yazdıklarım. Hrantı dostları satt.yazıcıoğlunuda partisi sattı.gidip malum odaklardan para alıp, giden genel başkanın tamtakır bıraktığı kasayı doldurup 12 haziran seçimlerine ana muhalefet partisi kadar para harcadılar,kampanya yürüttüler.
    bu kadarı bile dönen dolapları anlatır sanırım.chp nin bilboard afişleriyle yarışan bir afiş yoğunlukları vardı.

 

This Post Has One Comment

  1. nhizal

    Dink davası yeniden görülmeye başlandı. dink ailesi artık biz yokuz demiş. duikastin kara kutusu erhan tuncel için yeniden yakalanma kararı verilmiş. olaylar emniyet istihbaratta füğümlendiği halde dimnk ailesinin avukatları olayı Ergenekona yükleme derdinde.
    ancak önemli bir çelişkiyede imza atıyorlar. şöyle ki,hem ergenekon yaptı diye ima ederken hem de şu anki iktidarın yargıyı görev yapamaz hale getirdiğini,savcı zekeriya öz2e gerekli bilgilerin verilmediğini söyleyerek ktidarla ergenekonun arasında bir işbirliği var demeye getiriyorllar.
    tabi y.büyükanıt ile ustanın dolmabahçe görüşmeleri nide içine alan bir itirazları var.ama sonunda güya pes etmişler.
    oysa ramazan aky,rek gibi olayın her aşamasında bulunan bir varken nedense hiç ağızlarına almıyorlar.
    aslında H.Dinki katleden odaklarla zaten çok içli dışlı oldular. artık ueter bu dereden bu kadar balık avlanır diyerek davadan çekiliyorlar.H.Dink öldüğüyle kaldı. aslında bu davanın ucu yarafsız yargıyla ve iyi bir incelemeyle kimbilir nerelere ulaşırda dink ailesi bile şaşırır.baksanıza senranımın ağlamaları başına iş açtı.

Yoruma kapalı.