Okudugum kitaplardan II -Verrat- Andrew Vachss

Okudugum kitaplardan II -Verrat- Andrew Vachss

Nasil Kamuoyu Olusturulduguna Dair – Roman cercevesinde bir örnek.

Okudugum kitaplardan II -Ihanet / False Allegations / Verrat, Andrew Vachss-

Gecenlerde yine Andrew Vachss’in bir kitabini okudum. Alamanca’dan okudugumdan Ihanet (Verrat) olarak Türkcelestiriyorum. Orijinal adi “False Allegations”, Türkcesi “Yalan / Yanlis Iddialar / Suclamalar” filan oluyor.

Aslinda, Andrew Vachss’in daha baska kitaplarindan da bahsetmek istiyordum, ama kismet buna cikti. Bu okudugum hem en son, hem de dizinin galiba en son kitabi.

Kahramanimiz Burke artik nispeten yaslanmis, sertifikasiz dedektiflik islerini birakmistir. Günlerden bir gün bir takim alavere dalaverelerle bir adamin pesine takilmasi saglanir, bu olayi kazasiz belasiz cözer ve asil perde gerisindekine ulasir.

Perde gerisindeki adamin asil amaci, bu islerden elini etegini cekmis olan Burke’yi yine angaje etmektir. Cocuklara tecavüz, cocuk pornoculari ve pedofillerle ilgili olan cok ilginc bir olayi arastirmasini istemektedir.

Burke artik bu isleri biraktigini, zaten hakkindaki sabika kayitlari yüzünden netameli islere hic yaklasmadigini söylese de adam rahat vermez.

Adam, yalnizca gercegi aradigini iddia eden idealist bir avukattir. Elinde cok önemli ve gercekten pedofili davalarina, zamanasimi kavramini da degistirecek ictihat kararlarina yol acacak ve davalara yeni bir yön verebilecek cok önemli bir dava vardir.

Bu davayi acmadan önce, savunacagi görüslerin kesinlikle cürütülemez olup olmadigini arastirmasini istemektedir Burke’den. Yalniz konunun cok nazik bir noktasi daha vardir, magdur’u suistimal edenlerden birisi Hz. Eyüpcüler cemaatinin önde gelen din adamlarindan biridir.

Dosya hazirdir, magdurun ifadeleri, doktor raporlari, yetiskin hayatinda hic bir yere tutunamayan, ordan oraya savrulan magdurun sabika kayitlari, ailesi, ailesinin cemaati (Eyüpcüler) hakkindaki bilgiler… Her sey hazirdir,
Burke’nin yapmasi gereken tek sey, bütün bu bilgiler isiginda, dava acildigi zaman, magdurun iddia ettigi gibi suistimale ve tecavüze ugrayip ugramadigini, de, kesinlikle cürütülemez bir sekilde kanitlamasi ve karsi taraf avukatlarinin hic bir sekilde cürütemeyecekleri delillerin toplanmasidir.

Burke, bütün delilleri, ifadeleri, doktor raporlarini, sahitleri ve bilirkisileri istedigi gibi arastiracak ve sonucu bildirecektir. Sayet, iddialarda en kücük bir süphe ortaya cikacak olursa, avukat davayi almayip, ictihat olusturacagina emin oldugu bir baska davayi bekleyecektir.

Nitekim o dönemler, cocuk tacizi olaylari artik resmen bir is koluna dönüsmüstür. Avukatlar, sosyal danismanlar, terapistler, psikologlar ve bilirkisilerin aktif oldugu cok özel bir hukuki iskolu.

Avukatlar, yüklü tazminat koparabilecekleri davalar pesinde kosmakta, terapistler ve psikologlar, önlerine gelen her psikolojik sarsinti veya bozukluk olaylarinda, ilk önce cocuklukta yasanmis bir travma aramakta, ve cok zaman da bulmakta, gercek olmasa bile bulmaktadirlar. Bir takim paragöz aileler veya sözde taciz magduru cocuklarin velileri icin de kolay kazanc imkani sunan bir “business” olmustur cocuk tacizi olaylari. Zaten cok zaman davalarin cogu mahkeme önüne cikmadan, anlasma yoluyla halledilmektedir, taciz ile suclananlarin cogu suclu veya sucsuz, mahkeme acilip olaya kamuoyuna yansimadan, kapali kapilar ardinda anlasarak belli bir tazminat / fidye ödeyerek kurtulmaktadir. Yapilan santajlara boyun egmemeyi tercih edenlerin hayati sönmektedir. Sucsuz olduklari halde suclanan pek cok insan, mahkeme sürecinde suclu bulunmakta, bu yüzden kariyerleri, yasamlari, evlilikleri, sosyal konumlarini kaybetmektedirler.

Avukatin sekreteri, avukatin sahsinda melekler gibi bir aziz görmektedir. Gercekten de avukat sekreterine cok yardim etmistir, ise almis, yasamini düzene sokmasina yardimci olmustur. Sekreter avukata bir köpek gibi baglidir. Avukatin “gercegi” arama yolunda onun en büyük yardimcisidir.

Nitekim sekreterin gecmisinde de bir cocuk tacizi vakasi vardir. Fakat burada asil magdur olan, tacizci diye lanse edilen bir profesördür (ögretmen). Klasik taciz vakalarinin tam tersi bir vakadir bu. Sekreter henüz cocuk yaslarda iken kendilerini terk eden babasini hic unutamamis, o dönemlerde tanistigi bir profesör buna yakinlik göstermis, yardimci ve destek olmak istemistir. Bundan haberdar olan annesi, annesinin o dönemlerki dostu ve bu islerde uzmanlasmis bir avukat kan kokusu almis les kargalari gibi olaya yüklenmisler, cocugu taciz edildigine inandirmislardir.

Aslinda sekreter de, o ögretmen/profesörden baska türlü yakinliklar beklentisi icine girip de o türden yakinligi göremeyince hayal kirikligina ugradigi icin kurulan tezgaha uymus, hatta kendini de inandirmistir taciz edildigine ve bu yönde ifade vermistir. Sekreterin annesinin avukati, suclanan profösöre mahkemeye gitmeden belli bir para karsiliginda anlasma önerir, fakat bu teklif adamin onuruna dokundugu icin reddeder.. Adalete güvenmektedir; gerceklerin ortaya cikacagindan emindir. Ne var ki, mahkeme sürecinde adamin hayati mahvolur. Sonunda Intihar eder.

Sekreter bundan dolayi büyük bir sucluluk duygusu icindedir, ve yaninda calistigi avukatin gercegi, yalnizca gercegi arama misyonunda kayitsiz sartsiz yanindadir ve sadakatle hizmet etmektedir.

Burke önce bu olayi almak istemez, zaten dünyaligini biriktirmis, kendi kösesine cekilmistir. Ayrica olaylarin gelisimi son derece netamelidir, avukatin tarzi hic de güven verici degildir. Fakat sonra razi olur ve olayi incelemeye baslar. Bütün gerekli arastirmalari ve sorusturmalari yapar, magdurun iddialarini cürütebilecek bütün ipuclarini arastirir, sadece bu olayin degil, benzer olaylarin da psikolojik, psikiatrik yönlerini arastirir. Yanlis ve yalan ithamlar ile gercek ithamlarin arasindaki kil gibi köprüde dolasir durur.

En sonunda bu olayin kesinlikle cürütülemeyecek, kesinlikle numara veya dis telkinler yoluyla izah edilemeyecek gercek bir taciz vakasi oldugu sonucuna ulasir.

Avukata bunu bildirir. Avukat artik sira dava acma asamasina geldi deyip davayi acar.

Dava medyada bir bomba gibi patlar. Avukat basin toplantilari yapmakta, tv’lere cikmaktadir.

Burke sekreterle son görüsmesinde, “o sahte suclamalari yaparken ifadeyi nasil verecegini nerden biliyordun, O profesörün sana neler yaptigini nasil bu kadar detayli anlatabildin?” diye sorar.

Sekreter, “o beni seviyordu” diye fisildar, “ben kücükken beni gercekten de cok seviyordu, büyümeseydim belki beni hala severdi, gitmezdi… memeler, killar falan yani… büyüyünce oluyor ya… olmasaydi gitmezdi, ama baslayinca… iste o zaman gitti”
“Baban mi?
Sekreter Burke’nin elini tutup kiracak gibi sikar, aglar uzun bir müddet.

Bu arada avukat söhretin doruklarindadir. Her gün bir basin toplantisi, her gün gazetelerde yazilar, tv’lerde yorumlar.

Cocuk tacizi davalarini ekmek kapisi yapan lobi bayram etmektedir, nihayet cocuk tacizi olaylarinin en zayif noktasi olan *zaman asimi* sinirini gecersiz kilabilecek bir hukuk savasinin baslamasini beklemektedir herkes.

Birdenbire gündeme bir bomba düser.

Magdur kadin, anlattigi herseyin aslinda bir yalan oldugunu, Hz. Eyyüp cemaatinden din adami olan Jakob biraderin kendisine sadece yardim etmek istedigini, fakat kendisinin cocukca heveslerle ona asik oldugunu, birader jakob’un ise bir ahlak ve namus timsali olup, bunlara cocukca hevesler deyip gülüp gectigini, ilk genclik dönemlerindeki bazi hatalarindan ve kötü yollara düsmesinden dolayi psikolojik yardim almak icin terapilere basladigini, ön yargili terapistlerinin de güdülemesiyle olmayan bir taciz vakasina kendini inandirip öyle iddia ettigini filan aciklamistir.

Avukat hemen yeni bir basin toplantisi düzenleyip, kendisinin safligindan dem vurarak, “ben bu davaya cok güveniyordum, maalesef yanilmisim, halbuki tüm deliller iddialarin gercek oldugunu gösteriyordu, ben de bu davayi bu yüzden almistim,aldanmisim, cok üzgünüm” seklinde konusur.

Burke magdur kadini ziyaret eder ve neden böyle yaptigini sorar. Kiz: “Ne yapacaktim ki, dava acilsa bile, mahkemeyi kazansak bile, olay zaman asimina ugradigi icin hic bir seye yaramayacakti. Simdi hic olmazsa elime para gecti. Hayatimi yeni bastan düzene sokabilirim, hatta yüz ameliyati yaptirip yeni bir hayata baslayabilirim. Baska ne yapsaydim, ne yapabilirdim?”

Burke son olarak avukatla görüsmeye gider.

Avukat: “Bu olay ileride acilma hazirliklari olan bazi davalar icin yapilan bir satranc hamlesiydi. Bu olaydan sonra kamuoyunun baska davalara ayni safiyetle bakmalari imkansizdir. Bundan sonra hic kimse öyle kolay suclamalarla hemen töhmet altinda kalmayacak. Isin aslina bakarsan, hersey propagandanin gücüne bakar. Gercekler, iste burdadir. Gercek propagandadir Bay Burke, biliyorsunuz ki siz de ben de profesyoneliz. Ve söylemek gerekir ki, siz su ana dek birlikte calistigim en iyi arastirmacisiniz. Fakat bu olayda zaten asil mesele arastirma, sorusturma degildi ki. Asil mesele kamuoyu olusturmakti”.

Burke’nin isi bitmistir. Ayrilir, avukat sekreterine Burke’yi ugurlamasini söyler. Burke cikarken sekreterin eline bir mu$ta taktigini görür. Cikar gider.

 

  • nhızal
  • 09.12.2012 22:30:09
  • nasıl?haber akışı iyi gidiyor mu?:)
  • nhızal
  • 09.12.2012 22:26:17
  • Rusya’dan ‘Hipersonik’ İntikam: Türkiye’ye Patriot Gönderilmesine Karşılık Suriye’ye İskender Füzesi Gönderdi!
    9 Aralık 2012 – 11:35
    NATO’nun Türkiye’ye savunma amaçlı Patriot füzesavar sistemi gönderme kararından sonra, Rusya’nın Suriye’ye İskender füzesi yolladığı ileri sürüldü.
    Rıza Halili’ takma ismini kullanan ve Pentagon’a danışmanlık yapan eski CIA görevlisi, bu iddiasını, İran Devrim Muhafızları’nın yayın organlarından ‘Masregh Haber Ajansı’na dayandırdı.

    HİPERSONİK FÜZELER
    Masregh Ajansı’nın haberine göre, Rusya, Türkiye’den Suriye ile krizi tırmandırmamasını istedi. Ancak, Türkiye’nin NATO’dan Patriot füzelerini talep etmesinden sonra, Rusya ilk parti İskender füzelerini Suriye’ye gönderdi. Karadan-karaya fırlatılan İskender füzeleri ‘hipersonik’ olmaları ve yaklaşık 700 kilo ağırlığındaki savaş başlığını saniyede iki kilometre süratle taşıyabilme kapasitesiyle tanınıyor.

    Masregh, Rus Donanması’na ait gemilerin İskender füzelerini Tartus’ta Suriye’ye teslim ettiğini belirtti. Masregh, “İskender füzeleri, Beşar Esad rejiminin istikrar ve güvenliğinin Rusya’nın kırmızı çizgisi olmaya devam ettiğini gösteriyor” yorumunda bulundu.

    Rıza Halili, Rusya’nın attığı bu adımın sadece Türkiye’nin değil İsrail’in de güvenliğini tehdit ettiğini ve bu ülkelerin yeniden strateji ve savunma hesapları yapması gerektiğini kaydetti. Masregh’de daha önce yayınlanan yorumlarda, Suriye konusunda ABD ve İsrail çok sert bir dille uyarılmıştı.

    Halili, İran’ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hameney’in, Devrim Muhafızları’ndan Beşar Esad’ı korumalarını istediği ve muhaliflere yardımcı olan Suudi Arabistan ve Türkiye’yi tehdit ettiğini de öne sürdü.

    Moskova, geçmişte, ABD’nin Polonya’ya füze savunma sistemi yerleştirmesi halinde, Kaliningrad’da İskender füzeleri konuşlandırma tehdidinde bulunmuştu. Haberturk

  • nhızal
  • 09.12.2012 22:22:37
  • madem ana sayfa haberler görünmüyor bende size haber aktarayım.adam kendini nasıl fravun sanmasın ki?

    İSTANBUL- Başbakan Erdoğan’ın ikinci Muhteşem Yüzyıl çıkışını yaptığı “Türkiye İnovasyon Haftası” bir skandala sahne oldu. Başbakan’ın gelişi öncesi fuarda sergilenen moda ürünleri ve çıplak, cansız mankenler, aşırı müstehcen oldukları gerekçesiyle kaldırılırken, ürünlerin sergilendiği bazı cansız mankenlerde ise Başbakan’ın huzuruna çıkarmadan önce değişiklik yapıldı. Mankenin kafası, kolları ve bacakları kesilirken üzerilerine teni göstermeyen kumaş giydirildi.

    TALİMATI TİM BAŞKANI VERDİ
    İstanbul Kongre Merkezi’nde 6-8 aralıkta Türkiye İhracatçılar Birliği (TİM) tarafından düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası fuarında çeşitli moda eserleri sergilendi. Sergilenen eserlerden biri de Ece Akhravi’nin deri kemer koleksiyonu idi. Çıplak cansız mankenler üzerinde sergilenen ürünler TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi tarafından çok müstehcen bulundu ve ziyaretinden hemen önce, Başbakan’ın huzuruna çıkmaya uygun hale getirildi. Mankeni hazırlayan sanatçı ise durumdan haberdar edilmedi.

    TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin “kadın olduğu pek belli olmayan mankenler” üzerinde sergilenmez ise ürünlerin kaldırılacağı talimatını vermesiyle, ürünlerin sergilendiği cansız mankenler kafasız, tahta kollu ve bacaksız mankenlerle değiştirildi. (Taraf Gazetesi)

  • nhızal
  • 09.12.2012 22:15:24
  • suriye için esad için Rusyay ile ilgili haberler dolaşıyor ortalarda.güya rusya esadı gözden çıkarmış.esad ülkesini terkedecek te yer aranıyor. rusya artık bu işi uzatmamaya karar vermiş.
    tabi bütün bunlar putinin ziyaretinde güya eşbaşkanın konuşup etkilemesi sonucu oluşmuşyani eşbaşkan putini esad konusunda ikna etmiş.
    vay be dünya lideri ya,2 yıldır kararında bir milim gerilemeyen putin eşbaşkanla görüşünce birden karar değiştirip esada desteğini çekmişmiş.
    ama bugün lavrov bu söylentilere sert çıkmış. kararımızdan ger adım yok demiş.
    pozisyonumuzda değişiklik yok demiş ve eklemiş.

    Rusya’nın, Beşar Esad’ın gidişi konusunda görüşmelerde bulunduğu iddialarını yalanlayan Lavrov, bu imada bulunan ülkeleri de hedef aldı.

    Rus Dışişleri Bakanı, “Durumun farklı gösterilmesine yönelik çabalar, ilkesizlik. Hatta, gerçekleri kendi leyhlerine değiştirmeye çalıştıkları bilinen ülkelerin diplomasisi için bile” diye konuştu.

    Lavrov, BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye kararları sözkonusu olduğunda veto hakkını kullanan Rusya ve Çin’i eleştiren ülkeleri de dürüst olmamakla suçladı.

  • Karadayı (Misafir)
  • 09.12.2012 22:09:48
  • İsrail’in son Gazze saldırısın da,Filistin’li direnişçilerin Tel Aviv’e attıkları füzeler,daire fiatlarını düşürmüş.
    Tel Aviv’liler korkmuşlar.Haklılar.Onların siyonist atakları dinmedikçe,karşı ataklar da devam edecektir.
  • Zalim Şevki
  • 09.12.2012 20:22:57
  • Tonguc emegin icin eline saglik. kitabin tercümesini ben yapsam heralde zalimin okudugu kitap bambaska bir seymis derdin:)))
  • Altay
  • 09.12.2012 16:06:55
  • kitabi okumama gerek kalmadi desenize sn. Tonguc….güya iyi özetleyememis:-)))
  • as
  • 09.12.2012 08:52:19
  • tonguç, sağol, burkeyi sevdirdin bize:)
  • Tonguc
  • 09.12.2012 00:47:00
  • Aslinda benim yaptigim özet cok yetersiz.
    Konu cok dalli budakli bir konu.
    vachss bu kitabinda, yine cocuk tacizlerini esas aliyor, fakat konunun asil can alici damari medya’nin manipulasyonu.
    Fakat daha fazlasini anlatmak kitap hakkinda olusabilecek ilgiyi azaltabilirdi. Bu yüzden daha derin ayrintilara girmedim. Mesela, avukatin sekreterinin drami basli basina bir öykü.
    Hazreti Eyüpcülerin (Hiob’un cilekes Kilisesi filan) tarzlari ayri birer öykü.
    Hele tanitimda fazla deginmedigim, magdur kizin öyküsü…
    ve herseyden önemlisi, tüm bu öykülerin dibinde yatan, hakim sisteme karsi durusun manifestosu.

    Su anda farkettim ki, kitabin ana fikrini sunmayi, bu özet/tanitimda pek becerememisim.

  • nhızal
  • 08.12.2012 12:15:38
  • teşekürler Tonguç.çok güzel özetlemişsin.