KÂĞIT ÖLÜYOR

KÂĞIT ÖLÜYOR

Bir vakitler büyük katastrof konuları ile ilgili çok kitap okuduğumdan olsa gerek, insanlığın yeniden başlangıç yapabilmesi için digital ortamın bilgi-belge saklamak için ne kadar yetersiz olduğunu düşünür dururum.

Dijital bilgi saklamak belki çok kolayımıza geliyor.

Fakat bir düşünün, bazıları neden bir yerlerde tohum bankaları kuruyor?

Bazı ülkelerde neden piç tohumlara mecbur bırakılıyor bazı köylüler?

Köylüdür bu, harmanından kaldırdığı hasattan önce gelecek sene için tohumluğunu ayıran, aç kalsa bile tohumluğuna dokunmayan köylü nasıl piç tohuma alıştırılıyor?

Ekmediği toprağa bile para veriliyor önce, hatta ilk başlarda, ekip biçip kazanacağından daha fazla ödeme, teşvik vb adlarında para veriliyor. Bu şekilde köylü binlerce yıllık karakteristik davranış kalıplarından koparılıyor, alıştırılıyor kolaylığa.

Ondan sonra, köylüye ne versen yer durumuna düşürülüyor. Bu arada, tohum tekelleri tek hakim durumuna geçiyor.

Bilgi-Belge konusu da aynı şekilde.

1990’li yıllarda, ben de gazete kesikleri toplardım, hatta daha düzgün arşivlemek için onları A4 kağıtlara yapıştırıp öyle dosyalardım. Hala bodrumda eski dosyalar durur, bazılarını da taşınırken sağa sola atmışızdır.

1998-99’lardan sonra ise dijital ortamlarla tanıştık.

Fakat bir düşünüyorum, şu anda ben bile mesela eski disketlerimdeki verileri yeni ortamlarda okuyamıyorum. Yapılamaz mı, yapılır tabii, çok eski model bilgisayarlardaki disket sürücülerini yeni bilgisayarlara aktarabilirim, fakat, “ammman uzun iş, simdi kim uğraşacak onlarla” tavrı var ya…

Yani ekmeden-biçmeden yemeye ve kolaycılığa alıştırılan köylüler gibi olduk demek ki.

Bunun yanı sıra, düşünürüm, 1980’li yıllarda, tek bir konuyu araştırmak üç-dört kütüphane gezerdik, hiç de üşenmezdik. Şimdi ise pek çok konu bir kaç tik ötede… De nereye kadar ve ne kadar güvenilir?

Bir total kaos, katastrof döneminde, düşünelim, elektrikler yok, serverler çökmüş durumda, digital bilgilere nasıl erişeceğiz?

Bu arada erişebilmek mümkün olsa bile, erişilebilecek bilgiler-belgeler ne kadar güvenilir olacak?

Köylülerin piç ve kısır tohumlara mecbur bırakıldığı gibi, bizler de piç, kısır bilgilere mecbur bırakılmış olmuyor muyuz?

Hiç bir şey beceremiyorsak, çocuklarımıza basılı eser kıymetini öğretebiliriz, kitap okumayı, ufacık da olsa kütüphane sahibi olmayı, ders çalışırken cart diye internete girmek yerine, kitaplarda, ansiklopedilerden araştırmayı bir davranış kalıbı olarak öğretebiliriz.

Internette dolaşan her bilginin kesinlikle doğru olmayabileceğini belki biz biliyoruz, fakat yeni yetişenler o kadar biliyor mu acaba, sağlıklı ve sağlayıcı bir şüphecilik herkes için geçerli mi acaba?

Wikipedia açık bir ortam, oraya yazanların etik namuslarına güvenmek durumundayız. Fakat en azından kontrol edebilecek bir entellektüel birikime sahip miyiz?

Bizler şu anda ilk kuşak dijital ortam kullanıcılarıyız, ve belli bir skepsis ile yaklaşabiliyoruz, acaba bizden sonraki kuşaklarda bu birikim olacak mı?

Gün gelip -belki de o gün geldi- serverlere ve arama motorlarına sahip olanlar, dünyanın gerçek sahibi olacaklar.

Ne ilginç tesadüf, dünyanın en büyük tohum bankasi Norveç’te.

Dünyanın en büyük internet serverleri ve Googel’in ana serveri de Norveç’te.

 

  • nhızal
  • 03.12.2012 16:39:12
  • geçti artık aşı zamanı,ağla gönül yan gönül:)))
  • Şaman TÜRKSOY
  • 03.12.2012 16:31:41
  • Doğru; kendime torpil yapmışım.
    Bağışıklık için aşı olsa, tereddüt etmeden yaptıracağım:))
  • fatma gürman
  • 03.12.2012 16:15:12
  • hanımlar bakıyorum hemen iş kurmaya yönelmişler, duramayız işsiz…yayınevi mi açıyoruz hayrola ??? beni de yazın…ağır aksak tıknefes de olsa bir işin ucundan tutarım …neşe örtmenime dokunmayın yanarsınız !!!
  • nhızal
  • 03.12.2012 15:37:51
  • :)))))))) sen de,sen de:)))
  • Şaman TÜRKSOY
  • 03.12.2012 15:35:48
  • Değerli Tonguç;her züccaciye dükkanına bir fil gerekiyor, ancak bizim dükkanda filden geçilmiyor ki; Zalim’e ‘şefki değil, şevki’ yi öğretene kadar göbeğimiz çatladı:))
    Üstelik bu zalim dert bulaşıcı; A.Tamtürk’e bile bulaştırdılar. Bugün yerine ‘bu gün’ yazıyor, acaba kaza ile mi oldu dedim ama, öyle değil. Birden çok yerde ‘bu gün’ yazmış:)))
  • Zalim Şevki
  • 30.11.2012 22:14:29
  • “kim lan bu sülüman” Bu sülümani cok güzel düsünmüsler.:))
  • nhızal
  • 30.11.2012 22:05:20
  • :))))))) sağol Tongüç. 10 numarayı hakettin.
    bir türkü vardı,nakaratını hatırlıyorum,
    hasan da bacanak gel gel aman,
    sülüman da bacanak gel gel aman…:)))
  • Tonguc
  • 30.11.2012 21:25:38
  • Abla sen bakma, takiliyorlar.
    Yoksa bir yazili yapsan, amman aman, kimler cakardi allah bilir düz klavye yazarken. Basta ben 😉
    Amma bir de birilerinin yakasina kirmizi kurdele taksan yok mu…

    Iktidar böyle bir sey iste.
    Kirmizi kurdeleyi kim takarsa, SÜLÜMAN o demek ki 😉

    Iyi de “kim lan bu sülüman” -Harem dizsinden bir replik;)

  • nhızal
  • 30.11.2012 19:08:46
  • sağol Tongu. hah şöyle.:)adım çıkmış dokuza inmaz sekize misali.kalem kağıtla kusursuz yazarım. yazımda güzeldir. ama şu klavyeyle bir türlü samimi olamadım.:)ondan.
  • Tonguc
  • 30.11.2012 18:27:37
  • $aman kardes, sen bakma Nese ablanin hizli yazarken yaptiklarina, yoksa is ciddiye binince, eminim degme mürettipten daha iyi becerir bu isi.
  • nhızal
  • 30.11.2012 17:24:59
  • yok kızmadım.:)))
  • Şaman TÜRKSOY
  • 30.11.2012 17:23:32
  • Şaka, şaka:)))
    Kızdıysan sözümü geri alayım:)))
  • nhızal
  • 30.11.2012 17:18:00
  • ne ayıp:)
  • Şaman TÜRKSOY
  • 30.11.2012 15:56:22
  • Neşe Abla “…bu bahsettiğiniz gavurege yorumları kitabını kesin ben editlemeliyim. tüm yorumlar benim elimden geçmelidir…” demiş.

    Ben de ‘sakın ha!’ diyorum;ele güne rezil oluruz.
    Bizimle ‘uluscular Türkçe okur-yazar bile değiller’ diye dalga geçerler:)))

  • Zalim Şevki
  • 29.11.2012 00:14:01
  • :))))))))))))) abla bu daha da güzel fikir:))))))))
  • nhızal
  • 29.11.2012 00:10:05
  • ne düzeltmesi zalim,herkesi bize uyumlu hale getiririm.:)))
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 23:42:58
  • abla, pesin söyleyim, benim fillik hatalarimda banada torpil gecmezsen, kavga cikartirim:))
  • nhızal
  • 28.11.2012 23:41:11
  • bu bahsettiğiniz gavurege yorumları kitabını kesin ben editlemeliyim. tüm yorumlar benim elimden geçmelidir:))))
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 23:24:03
  • kesinlikle cok haklisiniz sn. fehimli mestan. Eskiden bos zamanlarimda arada bir kitap okurdum, Simdi Gavurege sayesinde bir dakika bile boz zamanim olmuyor. Ama sitenin baglantisi kesildiginde damdan düsmüse dönüyoruz. o yüzdende bu gibi durumlarda elimizin altinda okuyabilicegimiz Gavurege olsa cok iyi olur.
  • fehimli mestan
  • 28.11.2012 23:15:56
  • Ben de, korsana hayır, dermişim. :)) Şaka bir yana GavurEGE’nin değerli editörlerinden bir ricam var. Hanımlar, beyler; bu bizim yorumlar internet köşelerinde heba olup gidecek. “Zaytung” misali elbirliği ile bunlar bir yıllık haline getirsek ne güzel olur değil mi? Elektrik kesildiğinde, internet bağlantısı koptuğunda okuyabiliriz. Bence burası bir hazine, kıymetini bilene tabii. Sadece bir öneri (ciddiye alın ama).
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 22:54:34
  • Ben internetden korsan indirip okurum dermisim:))
  • fehimli mestan
  • 28.11.2012 22:47:44
  • Sn. Tamtürk, nasip olursa çıkaracağınız kitabı benim içinde imzalarsınız değil mi? Şimdiden rezervasyon yaptırmakta yarar var! 🙂
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 21:08:50
  • Tamtürk abi, Cikartacagin Kitap simdiden hayirli olsun.
  • nhızal
  • 28.11.2012 21:06:13
  • teşekkür ederim. zaten benim hatırım için hiçbirşeyden vazgeçmeyin .öyle bir şey istemeye de hakkım yok.kitabınız için başarılar diliyorum.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 20:58:49
  • Sn Hızal,

    Bilirsiniz sizi sever sayarım ve sizi kırmaktan daima imtina ederim.
    Ancak bilimsel bir araştırmayı, sizin hatırınız için dahi olsa, üzgünüm ama asla kapatamam.

    Üstelik, tam da bu konuda bir kitap hazırlığı içindeysem:)

    İki yıldır sürdürmekte olduğum bu çalışmamı, bu vesileyle ilk kez burada duyurmuş oldum.:)

    Kitabın adı konusunda ise henüz karar vermiş değilim.

    Belki sadece “KURT” olacak,

    belki de:
    KURT – TÜRK – BOZKURT – ATATÜRK

    (önerilere açığım)

    İlk baskılarından birini size göndereceğime ise şimdiden söz veriyorum 🙂

  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 19:57:31
  • :)))))))
  • nhızal
  • 28.11.2012 19:52:49
  • zaten o bi şey. ama ne olduğunu anlatmak tarif etmek zor. giderekte zorlaşıyor. geçen tv de gördüm,bi şeye benzetemedim ama mutlaka bi şeydir de ne olduğunu bilemedim:)))
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 19:43:53
  • ne bileyim abla, tv lerde yabanci dilde sarkilar söyledigini görünce bende onu bi sey sanirdim:))
  • nhızal
  • 28.11.2012 19:39:58
  • ajda:))))))) zonguldağın zo su:))
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 19:37:41
  • Abla, tilbe’nin o sözü cahilliginden ettigine bende inaniyorum. cünki 80 li yillarin sonlarinda, yabanci dilde sular seller gibi sarkilar okuyan ajda pekkanla anket yapmistim, kara cahilligini görüncede cok sasirmistim.
  • nhızal
  • 28.11.2012 19:20:10
  • yok zalim ne gezer. tilbe gariban bir şarkıcı. kim dikkate alır. gülüp geçtiler. delidir ne dese yeridir diye. zaten o herhangi bir kazanç için dememişti o sözleri.sadece samimi olarak kendi rahatsızlığını dile getirmişti. hürremi görmüş gibi,onun hakkında araştırma yapmış gibi orucunu tutan namzını kılan hayırsever biri olarak biliyormuş.dizi hayallerini yıkmış.
    yav insanlar niye sultanın cariyelerine hanım sultanlara bu kadar bağlanır ki?
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 19:02:48
  • Kurt’un yerine Ayi’yi yerlestirerek, Kurtla olan bagimizin kopmasini saglamak icin; Bilincli olarak Atasözünün degistirildigi konusunda ayni fikirdeyim.
  • nhızal
  • 28.11.2012 18:13:46
  • henry kissenger petrolu kontrol edersen dünyaya hakim olursun,gıdayı kontrol edersen insanlığa hakim olursun sözü ne kadar doğru değil mi?
    sahi wall sfreet ayaklanması ne oldu?
  • Tonguc
  • 28.11.2012 18:08:43
  • Biz kurt mu ayi mi diye ugrasirken, eloglu gidalarda tekel olma yolunda.

    Gecenlerde bir gazetenin ekonomi ekinde, borsalardaki tarim ürünleri ve gida maddeleri üzerindeki spekülasyon ve patent / lisans yasaginin kalkmasi gerektigi seklinde bir haber vardi. Aslinda ayrintili olarak üzerinde yogunlastigim bir konu degil, fakat bu yasak kalkarsa artik tarim ürünleri spekulasyona acilacak, fiyatlar bir anda 5-10 kati kadar yükselebilecek, $i$ecek yani, balon. Bundan tarim üreticileri degil, valstriit bankerleri semirecek.

  • nhızal
  • 28.11.2012 17:56:37
  • sn.Tamtürk,konuyu bu kadar uzatmanın gereği yok. ben böyle hatırlıyorum yıllarca da böyle kullandım.edebi eserde olur olmaz,bizim oralarda herkes böyle söyler.
    bu matematiksel bir şey değil ki 2 kere 2 dört etsin.lütfen artık bu konuyu burda kapatalım.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 17:49:49
  • Sayın Şaman Türksoy’un da altını çizdiği gibi, hiç bir “edebî metinde” bu atasözü “ayının(!) ensesi” şeklinde geçmemektedir.

    Bazı arkadaşların binlerce yıllık bu atasözünü yanlış olarak “ayının ensesi” şeklinde hatırlamasının olası nedenleri üzerine de biraz kafa yordum:

    1946’dan sonra İkinci dünya savaşının galip devletlerinden olan komşumuz Rusya’yla papaz olmamak uğruna, Rusya’nın arka bahçesi olarak gördüğü Türk Cumhuriyetleriyle Türk Milletinin iletişimini kopartabilmenin gereklerinden biri olarak, o Türk Cumhuriyetlerinde yaşayan Türklerle ortak olan değerlerimizin ve simgelerimizin o yıllardaki devlet politikaları gereği, Türkiye’deki yok edilme süreciyle ilgili bir araştırmamı yazmıştım bir süre önce.

    Bu süreçte ilk yok edilen simgenin Kurt olduğunu da örnekleriyle açıklamıştım. (Yavrukurtların “izci(!)” yapılıp, şapkalarındaki kurtların sökülmesi veya Atatürk’ün masasındaki Bozkurt heykelinin depoya kaldırılması, yeni kurulan spor takımlarımıza Kurt simgesinin verilmesinin engellenmesi vb gibi).

    O yıllarda, bu binlerce yıllık atasözümüzdeki “Kurdun ensesi” de, bu politikanın gereği olarak bir oldubittiyle, “Ayının ensesi” yapılıverilmiş olabilir diye düşünüyorum.

    Bu atasözündeki, Kurdu Ayı olarak hatırlayan arkadaşlarımın, o yıllarda bu tür devlet politikalarından en hızlı etkilenen ve bu politikaların en yoğun uygulandığı ilimiz Ankara kökenli olmaları, hatta görevleri gereği “devlet müfredatını baz alan öğretmenlerimizin” Kurdun Ayı olduğunu sanmaları bu tezimi güçlendirmektedir.

    Kaldı ki, “bizim orada”, ya da “ben böyle hatırlıyorum” gibi gerekçelerle, ya da “berber”, “kodaman” vb gibi örneklerle “binlerce yıllık” bir atasözü açıklanamaz. Çünkü bin yıl önce ne berberlik mesleği, ne de kodamanlık vardı! :)))

    Kısacası, en güncel araştırmada bile “18.400’e / 70” oranında baskın ve yaygın olduğu artık kanıtlanmış olan kurdun, dost hatırı için bile ayı yapılabilmesi olanaksızdır. 🙂

    Zaten, en başında buna, tüm fiziği, anatomisi, yaşayışı ve asaletiyle, bizzat Kurdun kendisi izin vermez. 🙂

    ***

    Eğer AKP politikalarına karşı, Türk Milletinin tek yumruk olarak birliğinden yanaysak, şu anda içerisinde bulunduğumuz gün, çingenelerin burnuna halka takıp oynattığı ayıyı artık ormanına gönderip, “boynuna asla tasma takılamayan” ve de “ensesi kalın” olan kurdu yeniden sahneye çıkartmanın günüdür

  • Armor (Misafir)
  • 28.11.2012 13:15:55
  • Sayın Türksoy; Benim sizin hiçbir yorumunuzla alay etmek gibi bir düşüncem yok. Geçenlerde bana karşı yazdığınız (delikanlılık) muhabbetinizi es geçmişken sizin şimdi neye alındığınızı merak ettim!!!
  • Şaman TÜRKSOY
  • 28.11.2012 12:58:59
  • Sn.Armor, geçenlerde benzer bir istihzanıza daha tanık olmuştum.
    Bunu ne adına yapıyorsunuz, sorabilir miyim?
  • nhızal
  • 28.11.2012 12:48:57
  • :))))))))))) haa birde ensesi kalın diye derler. kuvvetli kalantor anlamında.
    birde arakadaşım vardı boynukalın diye…abisi yüzbaşıymış. yeni tayin olduğu yerde albayı demiş ki,ne olacak bizim halimiz? seninsoyadın boynukalın,benimki boynuyoğun:))
  • Armor (Misafir)
  • 28.11.2012 12:45:34
  • Bizim orada da berberden çıkanın ensesine şaplak atarlar. Ne enseymiş ama. Şimdi harbiden kurt mu ayı mı diye araştırma mı yaptınız ey ahaliiii:))))
  • nhızal
  • 28.11.2012 12:44:49
  • yaniiiii bunca yıl büyüklerimizden duyduğumuz sözler bir kalemde silip atalım mı?vardır bir bildikleri…dediğim gibi belki kurtların sürü halinde yaşamalarından,ayının ise tek dolaşmasından dolayıdır.
    sonuçta ne derlerse desinler insanın kendi işini yapınca kimseye müdanası olmayacağını anlatan bir söz.
  • fatma gürman
  • 28.11.2012 12:11:01
  • arkadaşlar, demek ki kendi işini kendi gören çeşitli hayvanlar var ve yörelere göre değişikler diye bağlasak olur mu ???
  • Şaman TÜRKSOY
  • 28.11.2012 12:00:19
  • Kurda ‘ensen neden kalın’ diye sormuşlar; ‘kendi işimi kendim görürüm de ondan!’ demiş.

    Bu sözün başka şekilde kullanıldığını ne işittim, ne de herhangi bir edebi metinde okudum.

  • Tonguc
  • 28.11.2012 11:51:54
  • Bu söz bizim oralarda da “Kurt” kavramiyla gecer.
    Ama bizim yörede zaten ayi yoktur, cok eskiden görülürmüs, daglik ormanlik alanlarda, fakat Kurt hayatin ortasindadir.
    Koyun sürülerine kurt dalmasi surda dursun, cocukken kislari köylere indiklerini de duyardik. Kislari bir köyden bir baska köye giderken, yanina silah almadan cikmak ölüm demekti.
    Yani biz de o atasözünü, “Kurda demisler neden boynun kalin…” diye seklinde biliriz. Ayrica kurt boynu gercekten kalin olur, her köpek boynundan kapamaz, ama kurtlar köpeklerin (Kangal haric) boynundan rahat kapar. Bu yüzden kurt tehlikesi olan cok yerde köpeklerin boynuna cengel gecirilirdi.
  • fehimli mestan
  • 28.11.2012 09:28:48
  • Sn. Tonguc’a teşekkürler, gerçekten çok güzel bir çalışma gerçekleştirilmiş. Ben hâlâ, elime aldığım gazeteyi okurken duyduğum hazzı, ne yazık ki internette duyamayanlardanım. Eklemeden geçemeyeceğim. Özellikle yaşı küçük olan gençler, ne yazık ki, internetten öğrendikleri herşeyi doğru kabul ediyorlar. Bu algı eksikliği devam ettiği sürece tıpkı bugünkü medyanın kitleleri yanlış yönlendirmesi gibi, ileride de internet vasıtasıyla bu yanlış yönlendirmenin gerçekleşeceğinden korkmaya başladım.
  • fehimli mestan
  • 28.11.2012 09:23:57
  • Sn. Tamtürk demiş ki “…Dünyadaki tüm HD’lerdeki tüm veriler ise manyetik ortamda SİLİNİR!”. Peki 21 Aralıkta (bende 21 Aralığa takık durumdayım :), eğer dünyamızın foton kuşağından geçeceği iddiaları gerçekleşirse (manyetik alandan dolayı dijital aletlerin çalışmayabileceği ileri sürülüyor), tüm internet verileri silinirse n’olcek??? 🙂
  • 06 anka
  • 28.11.2012 09:11:16
  • Değerli A.Tamtürk,doğma büyüme Ankaralıyım.
    Ben bu atasözünü ‘Ayıya sormuşlar ensen neden kalın diye,
    kendi işimi kendim görürüm demiş.’ şeklinde duyup
    öğrendiğimden ben de öyle kullanırım.Yalnız dikkatinizi
    çekerim bu söyleyişte ‘ensenin kalınlığı’ sorgulanıyor.

    Amaaa,google’a özne olarak ayı ya da kurt yazmadan
    ‘…..sormuşlar ensen neden kalın,kendi işimi kendim görürüm
    demiş’ yazarak aradığımda,bu atasözü ile ilgili olarak verilen
    bağlantılarda aslan,tilki gibi birkaç hayvan dışında ezici bir
    çoğunluğun ‘kurda sormuşlar ensen niye…’ şeklinde olduğunu
    gördüm.
    Farklı yerlerde doğup büyüyen bizler,ayılı versiyonu bildiğimize
    göre,
    çocukluğumuzda,sokaklarda burnu halkalı,tef eşliğinde
    oynatılan ayıyı,kurda göre daha çok gördüğümüzden,belki de
    ayı hakkında daha çok atasözü ve deyim olduğundan,
    dil alışkanlığı ile bu atasözüne de ayıyı yerleştiriyor olabiliriz.
    Olamaz mı?

  • 06 anka
  • 28.11.2012 08:30:02
  • Haklısınız,değerli Tonguç.Bilgisayarın başına dört yıl önce
    geçmeme rağmen edindiğim izlenim,internet ortamında bilgi
    kirliliğinin ve maksatlı yönlendirmenin çok daha rahat
    yapılabildiğidir.Bizler,mürekkep kokusuna ve kağıt hışırtısına
    tutkun olanlar için eski alışkanlıklarımızı korumak kolay da
    yeni nesillere bunu nasıl aşılayacağız?Ancak belirttiğiniz
    tehlikeden bahsedersek etkili olabiliriz.
    Bu arada yazılı kaynaklar için de tehlike var.Hatırlayın ABD nin
    Irak’ı işgali sırasında Bağdat’taki kütüphanelerin başına
    gelenleri.Değerli eserlerin nasıl yağmalanıp başka ülkelere
    satıldığını.Ve yangın elbette!Bir kıvılcım bir ulusun kültürel
    hazinesini yok etmeye yetebilir.
    Çok iyi korunma kaydıyla,kütüphaneden,dijital ortamdan ise
    belleklere aktarılmak suretiyle her ikisinden de yararlanmak
    riski azaltma anlamında iyidir diyorum.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 01:50:10
  • Sayın Hızal,

    Yani, Bu Atasözündeki “çelişki içeren” karşılaştırmayı yapabilmemiz için karşılaştığımız hayvanların hem “birbirine benzer olması”, hem de “birbirinin aynı olmaması” gerekiyor.

    Örneğimizden hareket edersek:

    Eğer ayının boynu öküzden daha kalın olsaydı:

    Şöyle diyebilirdik:

    “Öküz, kendi işini kendi görmüyor, yemini suyunu sahibi veriyor. O yüzden boynu incedir! Ayı ise kendi işini kendi yapıyor, o yüzden boynu kalındır!”

    O zaman bu karşılaştırma, atasözüne uyardı!

    Ama “öküzün boynu daha kalın olduğu için” o yüzden bu öküz bu atasözüne uymuyor! :)))

    Çünkü ayıyla karşılaştıracağımız hayvanın:

    1)Kendi işini kendi “görememesi” lazım.
    2)Ayıya biraz “benzemesi” lazım
    3)Ama boynunun ayıdan “daha ince” olması lazım :))

    Kısacası, ayıya karşılık, bu 3 şarta uyan herhangi bir hayvan bulamazsanız bu atasözünün içeriği malesef sakatlanıyor.:)))

    Kurt ile Köpek ise bu atasözüne kalıp gibi uyuyor :))

  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 01:24:17
  • Tamtürk abi, O sözün asli senin dedigin gibi Kurt olabilir. Ama duyma meselesine gelince bende Ayi yi daha cok duymustum, Sn seyide Ayi yi duymustu.
  • nhızal
  • 28.11.2012 01:21:04
  • öküz yalnız yaşamıyor sahibi var ve boyunduruğa koşuluyor. aynı değil.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 01:18:31
  • Sn Hızal,
    Ama bu atasözü bir “karşılaştırma” içeriyor!
    Bu durumda ayının karşısına onun muadili olabilecek, ve de kendi işini kendi göremeyecek, ayrıca boynu da ayıdan daha “ince” olan bir başka hayvan bulmak gerekir 🙂

    Örneğin “öküz” desek uymuyor!
    Çünkü öküzün boynu ayıdan daha kalın! :))

  • nhızal
  • 28.11.2012 01:17:26
  • google bağlı kalmayın. ben canlı örneğim. bana inanmanız gerekiyor. ben bildiğimi .duyduğumu söylüyorum.kurda itiraz etmiyorum ama ne duymuşsam onu söylüyorum.
    şiir için teşekkürler.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 01:12:34
  • Üzgünüm sayın Hızal,
    Aradım taradım, Erzurum deyişlerinde içinde ayı geçen hiç bir deyiş, deyim vb bulamadım 🙂 İçinde Kurt geçen ise onlarca 🙂

    Ama, Kurt/köpek karşılaştırmasıymış, ayıymış, şuymuş, buymuş diye ararken, tararken, “Erzurum” ve “Kurt” sözcüğünün birlikte geçtiği bir şiire denk geldim Cemal Süreyya’dan.

    Umarım beğenirsiniz 🙂

    KURT

    Köpek, diliyle içer suyu
    Kurt, soluğuyla

    Yüreğinin kokusunu taşır
    Boynundaki kutup çiçeği
    Öfkeli değil lacivert
    Yırtıcı değil sıcak.
    Kurt: büyük karbonun sesi
    Karanlıktan çağlayarak
    Atardamarıyla koşar,
    Ulur gözlerinin arasıyla.

    Kıt karınlı, iki mevsimli
    Yazları kızıl kışları ak
    Bir şimdiki zaman içinde
    Belleğini örttükçe tipi
    Unutuşun gri tipisi
    Yorgun atların tarazlı tipisi
    Ay tutulur gözlerinde
    Kaçar ufuk
    Bulanır gezegen.

    Erzurum’da Horasan’da
    Bütün kuzey yarıkürede
    Çağlar boyunca kurt
    Yekpare bir kemik halinde
    Tek bir kurtta yaşadı
    Sonra papağanlar geldi
    Gözlüklü yılan Hint’ten geldi
    Maymunlar Madagaskar’dan
    Ornitorenk Avustralya’dan
    Denizler büyüdü
    Gece azaldı.

    Kurt, soluğuyla içer suyu
    Köpek, diliyle

    Köpek: ılık profesyoneli
    İpeğin, camın, korunun
    Eti havayla dolu
    Burnunda sinir, kıçında peri
    Bakkal, tefeci, orospu
    Hayvan hikayesi düzenlerin
    Ve tanrının koyunlarını
    Güden çobanın dostu

    Ödleriyle öten kuşlar gibi
    Havlaya havlaya kirlenir
    Düşen kulaklarıyla birlikte
    Buruşur sevinci
    Ama diktiler mi kurdun karşısına
    Ağzı cehennemleşir.

    Kurt altı yavru doğurur
    Köpek olur bunlardan biri

    (CEMAL SÜREYA)

  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 01:03:57
  • Abla, Bak bu tarafini hic düsünmemistim:))) Cok mantikli bir aciklama.:))
  • nhızal
  • 28.11.2012 00:54:37
  • kurtlar koloni halinde yaşarlar bir liderleri olur. ama ayılar yalnız yaşarlar. bu sözde burdan geliyor diye bilirim.
    benim doğduğum yerde öyle derler…:)
  • Zalim Şevki
  • 28.11.2012 00:51:17
  • Tamtürk abi, Gösterdigin kanit yeterliydi. ben kurtun ensesinin kalin olduguna itiraz ettigimden degil, sana saka yapmak icin Tamtürk Atasözü demistim.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 00:48:17
  • Sn Tonguç’un değindiği konu bana Orvel’ın 1984 romanını hatırlattı. Okuyanınız hatırlar: Orada devlet arşivlerinde ülkenin geçmiş tarihini değiştiren bir birim vardı.

    Veri bakımından sadece İnternetteki elektronik ortama bağımlı olduğumuzda ise, eğer günün birinde birileri “reset” düğmesine basarsa tüm dünya tarihi kolayca yeniden yazabilir!

    Bilindiği gibi HAARP, dünyanın herhangi bir bölgesinde “manyetik alan” yaratabilen bir makinadır!

    Dünyadaki tüm HD’lerdeki tüm veriler ise manyetik ortamda SİLİNİR!

  • nhızal
  • 28.11.2012 00:39:11
  • aaaaaa siz bilmiyormusunuz?ben Erzurumluyum.
  • A.Tamtürk
  • 28.11.2012 00:37:33
  • Geçenlerde kanıtladım ki bu sözün “en yaygın bilineni” ve “en yaygın kullanılanı” (18.400’e / 70 oranında) Ayı için değil, Kurt içindir!

    Bu deyişin kökeninde ise bir “Kurt-Köpek karşılaştırması” olduğunu düşünüyorum. Köpek başkalarınca beslenir, Kurt ise kendisi avlanır. Bu farklılık ise bu atasözünün anlamını tam olarak yansıtmaktadır.

    Kaldı ki, kurdu yapı olarak benzeri köpeklerle karşılaştırdığımızda da, Kurtta hem köpeklerde pek bulunmayan boynundaki “yelesi, hem de boynundaki kaslı anatomik yapısından ötürü ensesi, benzer köpeklere göre gerçekten de neredeyse 2 misli kalındır.

    —o—

    Sn Hızal, bu arada doğum yerinizi gerçekten merak ettim (Yanlış anlamayın, şaka ya da kinaye değil, sadece bilimsel açıdan merak ettim, sırf araştırma merakımdan ötürü.)

    Kişisel bir bilgi olduğu için söylememekte elbette serbestsiniz:)
    (ya da bana bunu özel bir iletiyle de bildirebilirsiniz)

  • Zalim Şevki
  • 27.11.2012 20:12:59
  • :)))))) Nese abla, zaten bu yüzden Tamtürk Atasözü demistim:))
  • nhızal
  • 27.11.2012 20:02:30
  • :))))))) zalim dersine iyi çalışmışsın ama benim doğduğum yerlerde hala ayıya soruyorlar…:)
  • Zalim Şevki
  • 27.11.2012 19:59:56
  • Kurt’a sormuslar neden ensen kalin? Kendi isimi kendim yaparim ondan demis, (Tamtürk Atasözü)
    Söylemek istedigim kullandigimiz tekneloji kendi teknelojimiz olmazsa güvenilirligi olmaz.
  • Armor
  • 27.11.2012 19:12:22
  • Guzel bir yazi ve arguman.Tebrikler Tonguc.
  • nhızal
  • 27.11.2012 13:12:09
  • sevgili Tonguç,genetiği bozuk tohumlardan söz etmişsin. bence genetiği bozuk tohumlar kurtuluş savaşı öncesi ve esnasında anadoluya bolca bırakılmış.emperyaller ve uşakları dna larını bırakıp öyle terketmişler anadoluyu.
    şimdi uğraştıklarımız onların devamıdır.
  • seyide (Misafir)
  • 27.11.2012 12:19:19
  • Bilgi kirliliği ile kafalar karıştırılıyor,insanlar şekillendiriliyor…Tıpkı genetiği bozulmuş tohumlar gibi genetiği bozulmuş insanlar yaratılıyor.