Felsefesiz hiçbir şey olmaz

Felsefesiz hiçbir şey olmaz

Şahin Filiz

7 Mayıs 2017 tarihinde internet sitelerine düşen haber doğruysa Mehmet Görmez, Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezince Kocatepe Camii Fuar alanında yaptığı konuşmada felsefenin önemine vurgu yapmış ve İslam’ın bir akıl dini olduğunu ifade etmiştir. Açıklamaları aynen şöyle:

Pek çok sarıklı, cübbeli insandan ‘Sakın felsefe okumayın. Çünkü o takdirde imanınız zayıflar.’ diyen nice insanları duyarsınız. Sakın buna da itibar etmeyiniz. Zira ilk asırdan itibaren biz hüküm ve hikmeti birleştirmiş, bütün felsefelere meydan okumuş, İslam felsefesini vücuda getirmiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Biz İbn-i Sinaları okumak zorundayız. Biz İbn-i Rüşdleri okumak zorundayız. Biz Farabileri tanımak zorundayız. Ama Ebu Hanife’yi de okuruz. Şeyh Nakşibendi’yi de okuruz. Marifet ehlini de okuruz. Hikmet ehlini de okuruz. İlim ehlini de okuruz. Bunları birleştirmediğimiz zaman yanılgıya düşeriz.”

‘Günaydın Başkan’ demeyeceğim. Önünde sonunda felsefenin önemine ve vazgeçilemezliğine dair bir açıklama bekliyordum. Sayın Görmez’in, yıllar önce vaizlik seçme mülakatlarında oluşturulan sınav komisyonlarının birinde komisyon başkanı iken, sınava giren kız öğrencilerimden birine, “hocan Şahin Filiz’e söyle, sana felsefe öğreteceğine biraz din öğretsin” dediği kulağıma gelmişti. Öğrenciden gelen rivayet ne derece doğru idi bilmiyorum, ancak Sayın Görmez’in Diyanet İşleri Başkanlığı sırasında- 2013 yılında İlahiyat Fakültelerinden felsefe derslerinin kaldırılmasına tepki gösterdiği haberi dışında-felsefeye bu kadar sıcak tutum takındığına ben şahsen tanık olmamıştım. Yukarıdaki beyanatları beni ve pek çok felsefe okur-yazarını mutlu etmiştir, diyebilirim. Doğru ve haklı sözün kimden ve nereden sadır olduğu önemli değildir. Önemli olan, sözün doğruluğu ve isabet oranıdır. Bu nedenle başkanı yürekten kutluyorum.

Akla dayalı bir din söylemini ilk önce ifade eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atamızın, “Bizim dinimiz akla en uygun bir dindir” sözünü başka bir söylenişle Görmez’in bu gün yinelemesi ve öyle sanıyorum ki bunu açıklamanın lüzumunu ta iliklerinde hissederek açıklaması, sıradan bir olay değildir.

“Biz, İslam felsefesini ve İslam medeniyetini yaratan insanların çocuklarıyız” sözü, son derece önemlidir. Müslüman Kardeşler Örgütü’nün fikir babalarından Seyyit Kutup, ‘Yoldaki İşaretler’ adlı kitabında, “içinde İslam felsefesi olmak üzere tüm beşeri ilimlerin cahiliye kalıntısı, Kur’an dışındaki her türlü beşeri eklentinin İslam’a yabancı tağuti (şeytani) şeyler olduğunu” söylemesinin üzerinden yıllar geçmesine karşın, ülkemizde yetkili bir din adamının İslam felsefesi ve medeniyetinin önemine vurgu yapması, “bu felsefe karşıtı insanlık cahiliyesi”nin artık Türk milletini sıkmaya başladığının en açık göstergesi olarak kabul edilebilir.

Akıl-vahiy, din-mantık, hikmet-felsefe birleşmelidir, ilim ile din düşman edilemez; akla karşı savaşarak dindar olunmaz. Farabileri, İbn Sinaları okumalıyız. Sokakta, pazarda, orada burada sakın felsefe okumayın, aklınızı kullanmayın. Aklını kullanan dine uzak düşer, safsatalarına karşı açık açık karşı çıkarak Türk gençlerini uyaran Sayın Görmez, yalnız İslam felsefesine ve İslam medeniyetine değil, felsefeye karşı da görevini yapmaya önce kendi aklını ikna ederek başlamış görünmektedir. İyi bir gelişmedir. Çünkü din işlerinin en tepesinde bulunan bir yetkili olarak Görmez, felsefesiz bir İslam’ın neler kaybettiğini, kaybetmekte olduğunu daha yakından izleyebilme olanağına sahiptir. Çünkü biz İslam felsefesini yitireli beri İslam medeniyetini ihya edemez hale geldik. Görmez’in bu gerçeği görmemesi elbette düşünülemezdi. Hatta yalnız felsefemizi, medeniyetimizi değil, inancımızı bile artık yitirmek üzere olduğumuzu nasıl görmeyiz? Türk toplumu ahlaksal bağlamda kırmızı çizgileri geçmek üzeredir. Felsefe olmadan bırakın dine, hiçbir şeye inanç kalmaz. Felsefesiz din olmaz, inanç savrulur, insan pusulasını kaybeder. Çünkü Görmez’in deyimiyle, akılsız din ve mantıksız bir inanç İslam için söz konusu değildir.

Modern çağda felsefe ve felsefi düşünce, yeniden diğer bilimlerle buluşmaya başlamıştır. Batı, felsefeden ayrılan bilimleri çağımızda yeniden bir araya getirmenin telaşı içindedir. Bu çaba, Hıristiyanlığı felsefe ile bileyen çalışmaları da içine almaktadır. Felsefeye karşı en dayanıksız yapıya ve inanç sistemine sahip dinler bile felsefesiz kalmazken, felsefesiz kalamayan İslam’ın çağımızda hala felsefe ile bağının kopuk olması hepimizin utancıdır. Bu utanca, birileri dur demek zorundadır. Görmez’in beyanatını en yetkili ilk ihtar olarak kabul edebiliriz.

Felsefe olmadan insan olmaz. Hiçbir şey sonuç vermez. Türk toplumu, düşünsel, ahlaksal ve bilimsel yönden ilerleyemez. İnsan yetiştiremez. Kendi medeniyetinin akıllı bir varisi olamaz. Batı’yı ve Batı düşüncesini takip etmekte zorlanır. Onlar üretir, biz seyrederiz. Batı, felsefe sayesinde mantıktan Tıbba, siyasetten din bilimlerine kadar her alanda üretirken biz sadece bu üretilenleri tercüme yoluyla izlemekle yetiniriz. Bence modern çağın en etkili silahı, felsefe ve felsefi düşüncedir. Gördük, görüyoruz, felsefe düşünme sanatı demektir. Düşünmeyenin aklı yoktur. Aklı olmayanın ne dini, ne medeniyeti ne de bu dünyada bir yeri olur. Aklımızı başımıza, inancımızı gönlümüze, bilgimizi beynimize ve vatanımızı ilelebet mülkiyetimize almanın yolu, felsefeden, ya da felsefi yolla yetiştireceğimiz insandan geçer.

“Çağdaş medeniyetler seviyesinin ötesine geçmek”, felsefenin gerçeklerini daha çok görmeye bağlıdır. İslam’ın sokağa ve bazı sokak berduşlarının ağzına düşmesi, felsefi irtifanın kaybından dolayıdır. Medeniyetler yaratan bir dinin, medeniyet düşmanlığı yapanların seviyesine düşürülmesinde en büyük vebal payı, felsefe ile dini birbirine düşman ilan eden akıl-sız dincilerle Batı güdümlü-karanlık aydınlardır.

Aydınlık

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!