Sen başkasın!

Sen başkasın!

Servet Avcı

Gerçekten başkasın… Başkalarına benzemezsin…

Şimdi arabanın arkasına armayı astın ve şehrin sokaklarında Cudi’den, Gabar’dan, Tendürek’ten taze kelle toplamış gibi geziyorsun ya… Yarın yine PKK’yla anlaşılsın alkıştan kıyameti koparırsın… Eh haklısın tabii, muhtemelen diz çöktüren sensin!..

Emevi Camii’nde namaz kılınacak diye hemen abdesti aldın… Sonra konu “Bi arkadaşa bakıp çıkacaktık”a döndü ama “Ne oluyor?” sorusunu sorma ihtiyacı hissetmeyecek kadar siyasî imana sahip olduğunu gösterdin…

Avrupa Birliği’ne girerken de sevinçten ayıldın bayıldın, kovulurken de… Girerken ‘Memleketim‘i çalarak gözyaşı döküyordun, çıkarken ‘içten yanmalı’ Mehter eşliğinde…

Her döneme, her duruma ve her şarta uyumunla çok önemli bir fark ortaya koyduğun kesin… İşin doğrusu ‘Her eve lâzım’ türünden kardeşimizsin…

***

Gâvur bize kötü mü davrandı?  Gâvur gâvurluğunu yapacak tabii… “Aksine davransa biz kendimizden şüphe ederdik” tesellisine sığınacaksın…

Aynı gâvur bize ‘özel’ olduğumuzu hissettirecek bir muamelede mi bulundu?  O zaman da “Gâvur bile bizim büyüklüğümüzü anladı, saygı duyuyor, biz ayakta bekletilen o eskilere benzemeyiz” edebiyatına sarılacaksın!..

Mahalle kahvehanesinde otururken Dolar’ı konuşacaksın… Bankayla ilişkin isterse sadece AVM’lerdeki bankamatiğin önünden geçmekle sınırlı olsun, fark etmez… Dolar yükseliyorsa, bunu düşmanlarımızın uluslararası operasyonuna bağlayacaksın… Düşüyorsa dünyanın ilk 10 ekonomisi olma yolundaki başarımıza…

S&P, Fitch mitch puan mı düşürdü, vereceksin Yahudiliğine… Puan mı yükseltti, yakana nişan gibi asacaksın…

Alkışlarken sınırın yok maşallah… Yeter ki sana hedef gösterene inan… Seyit Rıza’yı ‘evlâd-ı resul’ ilân edeni de alkışlarsın, Şivan Perver’i de… Devir değişir, komut değişir, bu defa da Dombra’yı akıllı telefonuna zil sesi yaparsın…

Cebindeki kredi kartının asgarisini bile ödeyemezken, IMF’ye borcumuzun bittiğiyle övünürsün… Niye artık buğday ithal ettiğimiz için dertlenmez, çok kızarsan portakalı hacamat edersin…

***

Nasıl da desteklemiştin Ergenekon operasyonlarını… Artık Türkiye vesayet rejimini bitiriyor, zincirlerini kırıyordu… Yıllarca iddianameler çıkmadı ama umurunda olmadı… Sonra bir baktın ki, yönetenler bu işe ‘kumpas’ dedi… Senin de dilin ışık hızıyla değişti… Bir anda Ergenekon’un ‘kumpas’ olduğunu sen de keşfettin… Yarın yine “Ergenekon operasyonları haklıymış” formuna dönsek, anında yapıştırırsın bunlara eskisi gibi…

Sen cidden başkasın…

Millî hassasiyetine bayılıyorum… Başkalarına “Parçalanıyoruz” gibi gelen vehimler, ‘büyük resim okuyucular’ tarafından sana “Hayır büyüyoruz” diye sunuldukça havaya girmen hep 10 numaraydı… “Abdülhamit Abdülcambaz’ın neyiydi? Ona niye İkinci Abdülhamit demişler, yoksa millî takımda sağ bek miydi?” diye bilmezken, onu dizilerde izledikçe torunu olmakla övünmen bile dünyalara değer doğrusu…

***

Seni çok takdir ediyorum kardeşim… Başkasına haksızlık yapılırken susan yanlarını, hezimetlerden zafer çıkaran olağanüstü tevil yeteneğini, varmış gibi yapılan ama hiç olmayan kırmızı çizgilerini, başkaları yapınca eleştirebileceğin ne varsa, seninkiler yaptığında onu ‘strateji’ye dönüştürebilen kafa yapını takdir etmemek mümkün mü?

Sen varsan bu sistem var… Sen bu sistemin teminatısın… Bu sistemi ayakta tutan senin olağanüstü fedakârlığındır…

İşte onun için sen başkasın, bambaşka… Şimdi Mehter zamanı… Belki de son günler… Yarın yine ‘Megri Megri’ye dönülürse sayende uyum problemi yaşamayız… Sana çok güveniyoruz…

Yeniçağ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!