Çekilme Açıklaması: Bardağın Dolu ve Boş Kısmı

ucak

PKKnin beklenen çekilme açıklaması nihayet dün yapıldı. Örgütün Kandildeki lideri Murat Karayılanın açıklamaları, birkaç aydır süren çatışmasızlık durumunun devamına işaret etmesi, silahların kalıcı olarak bırakılmasını nihai hedef olarak koyması ve yeni mücadele yönteminin siyasi olacağını vurgulaması açısından önemlidir, görmezden gelinemez. Bardağın dolu tarafı böyle.

Silahsız çekilme yok

Ancak aynı bardağın hiç de azımsanamayacak bir de boş kısmı var. İfadelerde, süreçle ilgili hükümetin sessizliği nedeniyle başından bu yana var olan şüpheleri gidermek yerine daha da artıran unsurlar var:

Birincisi Kürtlerin özgürleşmesi diye ifadesini bulanstatütalebi ile Öcalanın serbest bırakılması talepleri açıkça ortaya konuyor.

İkinci olarak sınır dışına çıkışın silahsız olacağına dair hiçbir ibare bulunmuyor ve örgütün silahsızlanması sürecin en sonuna bırakılıyor.

Çekilmenin gizli koşulları

Üçüncüsü, çekilme sürecinde devletten istenen sadece Öcalan ve hükümetin bildiği ancak kamuoyunun bilmediği bazı gizli hususlar olduğu belirtiliyor.

Dördüncü olarak çekilme sürecinde Devletin Kürdistanda fırsatçı yaklaşımlara yer vermemesi gerekirifadesiyle Güneydoğu Anadoluya yönelik kalkınma hamlelerinin önü kesilmek istenmekte.

Silahın koşulu Öcalan

Bundan sonraki aşamanın devlet ve hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmesi olduğu ifadesiyle hükümetin bazı yasal, anayasal taahhütler içine girdiği anlaşılıyor. Örgüt bu atılacak adımlar arasında koruculuk ve özel timlerin kaldırılmasının da bulunmasını istiyor.

Son olarak nihai hedef olan silahların devre dışı kalması Öcalanın özgürlüğüne kavuşması koşuluna bağlanıyor.

Bölgede ‘üçüncü çizgi’

Devlet ile PKK arasındaki müzakerelerin içeriğine ilişkin ifadelerinin yanı sıra, Karayılanın açıklamaları, örgütün bundan sonra Türkiye dışında diğer bölge ülkelerinde izleyeceği yeni politikanın ipuçlarını da veriyor. İfadelerden PKKnin Ortadoğudaki çatışma dengelerinin bir parçası olma niyeti anlaşılıyor. Bunu silahsız yapamayacağı aşikâr. Yani Türkiyeye yönelik eylemsizlik sürecine giren PKK, diğer tarafta Suriye, İran ve belki de Irakta eli silahlı olarak mücadele stratejisi güdüyor. Karayılanın açıklamasında üçüncü çizgi adını taktığı bu politika, PKKnin her ülkede çıkarlarını maksimize edecek politikalar izlemesini öngörüyor. Suriyede ne Esad ne de muhaliflerin yanında yer almadan, otorite boşluğunu kuzeyde kendi bölgelerini yaratma fırsatı olarak kullanmaları bu yeni politikanın tipik örneği. Benzer bir fırsatçıüçüncü çizgi politikasını uzak olmayan bir gelecekte İranda da uygulamaya koyduklarını görmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

***

Yukarıda saydığımız hususlar bugüne kadar Devlet – Öcalan – Kandil çizgisinde yürütülen gizli müzakerelerin içerik ve koşullarının yanı sıra, PKKnin Türkiye dışındaki varlığını nasıl sürdürmeyi planladığı konusunda önemli veri girdileri sağlıyor. Aslında bunların büyük bölümünü, sızan İmralı zabıtlarında da okumuştuk. Şimdi PKKnin sürece bakışı ve öne sürdüğü koşulları konusundaki algımız daha da pekişti. Bu algı, AKP hükümetinin bugüne kadar kâh sessiz kalarak, kâh şüphelenenleri provokatör, hain ilan ederek ve son olarak akil insanları kullanarak toplumda yaratmaya çalıştığı illüzyondan bir hayli farklı.

Bu köşeden sürecin başından bu yana birkaç kez seslendirdik, bir kez daha yinelemekte sakınca görmüyoruz. Hükümet, hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bu hassas süreci sonuna kadar götürerek Kürt sorununu çözme konusunda samimiyse, kamuoyu desteğini arkasına almak zorundadır. Bunun yolu da şeffaf ve dürüst davranarak toplumsal uzlaşı aramaktan geçer. Aksinde ısrar etmek, bugüne kadar yaratılan illüzyonun, PKKnin belirginleşen koşulları karşısında büyük hayal kırıklığına dönüşmesine neden olacaktır.

Utku Çakırözer – Cumhuriyet