Altun Hizma Mülayim, Seni Haktan Dileyim!

Altun Hizma Mülayim, Seni Haktan Dileyim!

Bir kac gündür alaman medyasinda, olimpiyatlardaki altin madalyalar da bahane edilerek, bir altin konusu islenmeye basladi.

Satir aralarinda soruyorlar, bizim altinlar neden amerikada, fed kasalarinda yatiyor, son dönemlerde hic kontrol yapildi mi, yapildiysa sadece muhasebe kayitlari üzerinden mi yapildi, neden öyle yapildi, neden fiziki olarak kontrol ve sayim yapilmadi? gibi sorular.

Birisi hafif müstehzi, “Alman Federal Bankasinin karsisindakine galiba sinirsizca bir güveni var, uzun zamandir kimse gidip de bakmamis bile külceler yerlerinde duruyorlar mi diye” diyor.
Halbuki olimpiyatlarda altin madalya kazananlar, bu altinlara böyle savrukca davranmiyorlar, hatta bazen öpüyorlar bile” diyor.

Federal hazineden böylesi bir sevgi gösterisi beklenmese bile, en azindan biraz daha ihtimam beklenirdi” diyor.

Bir baska makalede de, alaman Federal Bankasi’nin Abede FED de yatan alaman altin stokuna (3400 ton altin) neden hic ilgi göstermedigi, neden Bilanco mevzuatina göre sürekli yapmasi gereken denetimleri yapmadigi soruluyor.

Alaman bütce bilanco mevzuatina göre, bütün altin stoklarinin 3 yilda bir fiziki kontrol (körperliche inaugenscheinnahme) edilmesi gerekiyormus.

Alaman Federal Banka görevlileri en son 2007’de Wasingtondaki kasaya girip 122 hücrede bulunan altinlara göz atmislar, ve envanter hazirlamislar, fakat yaklasik 200.000 külceyi hic kimse sayamazdi diyorlar. Envanterleri icin, FEd’in verdigi külce listesini ve onayli belgesi yeterliydi diyorlar.

Fakat altin tartismasi burada bitmiyor.

Yani o altinlar kaybolmamis olsa bile (burada kaybolmus olabilecekleri, kaybolmus olabilirler demeden ima ediliyor) baska spekülasyonlar icin kullaniliyor olabilir deniyor. Hisse senedi piyasasi gibi, altin hissseleri kredi kullandirmada spekülatif amacli suistimal edilebilir deniyor.

Buna karsilik, alaman federal bankasi baskani, böyle tartismalara gerek yok, biz partnerlerimize güveniyoruz demis.
Hem FEd deki bizim altinlarimizi kolayca taniriz, hepsinin üzeri damgali mühürlü, ayarlari belli demis.

Peki alaman altinlarinin amerika da ne isi var diyene decevap hazir. Soguk savas.

Peki neden geri alinmiyor sorusunun cevabi da veriliyor. Sayet alaman ekonomisi dara düsüp de altin satmak zorunda kalirsa, new york borsasi bu isi icin daha uygun da ondan. Yani satacak olursak, bari pazara yakin dursun hesabi. (Pek de inandirici degil gibi, ama, isteyecek olsak amcamiz bizi döver gibi banal bir mazeretten daha iyi bir bahane)

Haa, bize gelince, bizim durum alamanlardan daha vahim.
Yanilmis olmak istemiyorum, fakat Menderes zamaninda bizden giden altin bir rivayete göre 75.000 ton, diger rivayete göre en az iki kati.

Bizim altinlarimiz orada ne ariyor, hala oradalarsa tabii?

“70 cente muhtac” oldugumuz yillari bir düsünelim.

Bizimkisi, servet icinde yoksulluk imis. Mirasina el koyan amcasinin yüzünden sefilleri oynayan gariban yesilcam delikanlisi pozisyonundaymisiz!

Aklima bir anekdot geldi.

Sene 78. Peder bütün aileyi alamanyaya getiriyor, bir tek ben kaliyorum, okul yarim kalmasin hesabi. Gelirken Izmir’deki ev dagitiliyor tabii, esyalarin hepsini üc bes demeden elden cikariyor peder. Bir kac parca para edebilecek seyleri de (o zamanlar nadirattan olan alaman mali teypler, yeni cikmis olan kasetcalarlar, radyolar, radyolu pikaplar, pikaplar, televizyon ve bir sürü ivir zivir) dayim aliyor, ben bunlari amerikan pazarinda satarim, parasini da oglana (yani bana) veririm diyor pedere. Sonra ben Sivas’ta yatili liseye gidiyorum, bizimkiler alamanyaya. 15 tatilde izmire geliyorum, hani dayim bana harclik verecek ya.
Bir ara laf arasinda dayima soruyorum, “dayi hani sen bi seyler satip da bana harclik olsun diye..” Dayim hafif muzip bir tipti (tahsilini 1960’li yillarin sinemalarinda yapmis biri), kasinin birini kaldirip, hayati hamzoglu oluyor, yegenim, bu soruyu sormak senin icin hec hayirli netice vermez!” diyor. Ben de bir daha o soruyu sormuyorum.

Simdi diyorum ki, acaba bizden amerikaya, “yaa hani bizim altinlar vardi bi, ne oldu onlar dayi” diyen birileri oldu mu? Olduysa ne cevap aldi? Acep hali keyfi nec’oldu?

Amerika dayi’yi hayati hamzalik kesmedi de erol tas olup esas oolanin parmaklarini da ezdi mi cizmeleriyle?

DeGaulle’den sonra Fransanin durumu -ilk o istemisti amerikadan Fransiz altinlarini, ve DSK (Doominik Strauus Kahn)’in durumu ortada. Herifi Deniz Baykal’dan beter ettiler.

Alamanlar da acaba, o yüzden mi dertlerini acikca dile getiremeyip, gayet mahcubane, “ehem, öhhüü, yaa olimpiyatlarda altin kazananlar bile sapir supur öpüyorlar altinlarini da, biz de azicik bari elleseydik altinimizi bari” filan diye mirildaniyorlar?

(Bu arada Sn. Tamtürk’ün altin ve dolar üzerine söylediklerine tamamen katiliyorum, üc asagi bes yukari senaryo ayni. Zaten bunlari taa 1999’da söyleyenler vardi, 11 eylül o yüzden oldu, piyasaya sadece bir günde 40 milyar karsiliksiz dolar basildi, irak savasi o yüzden cikti, yarim trilyon da ordan basildi, arap bahari da yaklasik 2 trilyon getirdi, gecen sene eli daralan Obamaya harclik oldu. Kaddafinin altin dinarlari da arada kaynadi, gitti, gökten üc tugla düstü, biri benim tepeme, digerlerini bilemem artik!)

Hey gidi kavanoz dipli!