AK-Medyada bir yazar aynen şöyle yazmış: Erdoğan’ın, Biden’ın “soykırım” suçlamasına ilk iki gün yanıt vermemesi, “seni kale almıyorum” mesajıymış!

Okuru ve halkı kandırmakta sınır tanımıyorlar!

Oysa Erdoğan’ın ilk iki gün yanıt vermemesinin nedeni açık: Erdoğan, Biden’ın “soykırım” diyeceğini zaten biliyordu. 24 Nisan’da açıklanacak metinden önce Biden’ın 23 Nisan’da Erdoğan’ı araması ve haziranda NATO zirvesinde görüşme kararı almaları da pakete dahil.

AKP’nin ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Biden’ın açıklamasından dakikalar sonra Halk TV Ana Haber’de söyledi: Biden’ın “soykırım” metni, “kuvvetle muhtemel” iki dışişleri arasında gidip geldi, son hali verildi!

Erdoğan’ın tepkisizliğine tepkiler

Aslında kamuoyunda güçlü tepki olmasa, Erdoğan 48 saat sonra verdiği tepkiyi de vermeyecekti. Konu, Cumhurbaşkanı Sözcüsü, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı üçgeninde yapılacak açıklamalarla soğutulacaktı.

Ancak tepkiler, hele de Erdoğan’ın tepkisizliğine karşı tepkiler, Erdoğan’ı 48 saat sonra bir açıklama yapmak zorunda bıraktı. 

O açıklama da gördüğünüz gibi, olabilecek en düşük seviyede tepkiydi: Erdoğan, Biden’ın metninde “soykırım” ifadesine Ermeni çevrelerin baskısıyla yer verildiğini düşünüyormuş! Biden’ın bu ifadesi haksız ve hakikatlere aykırıymış! 

Konu, tarihçilere havale edilemez

Daha vahimi ise şu oldu: Erdoğan, Biden’a konu “Tarihçilere bırakılmalıdır, siyasetçilere değil” çağrısında bulundu!

Oysa konu siyasetçinin konusu olmadığı gibi tarihçinin de konusu değildir. Soykırım hukukun konusudur, çünkü suçtur. Suçluya siyasetçiler karar veremeyeceği gibi tarihçiler de karar veremez.

1948 tarihli BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 6. maddesine göre “soykırım suçunu işleyenler, suçun işlendiği devletin yetkili bir mahkemesinde ya da sözleşmeci devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanır.”

BM Sözleşmesi, soykırım konusunda siyasetçilere ya da tarihçilere değil, mahkemelere işaret ediyor. 

Yine benzer şekilde, AİHM de “Perinçek-İsviçre Davası”nda cumhurbaşkanlarının, parlamentoların ve hükümetlerin soykırım konusunda hüküm vermeye yetkili olmadığını karara bağlamıştı. 

Bunlar ortadayken, Erdoğan’ın Biden’a “konuyu tarihçilere bırakalım” demesi, yukarıda belirttiğimiz hukuka dayanma kozunu kullanmamak demektir.

Hrant Dink ‘soykırım kullanılmasın’ istedi

Yaşar Aksoy’un 1915 isimli kitabını karıştırırken anımsadım: ÖDP yıllar önce 1915’le ilgili bir açıklama yaptığında, BDP ve BDP’nin etkisindeki sol tarafından “açıklamada neden soykırım

kavramı yok” diye tepki görmüştü. 

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş’ın yanıtı aynen şöyle: “Soykırım ifadesinin kullanılmamasını ÖDP üyesi Hrant Dink önerdi.”

Peki, Hrant Dink neden soykırım kavramının kullanılmamasını istemişti? Alper Taş’ın açıklamasından okuyalım: “Meseleyi Türkiye toplumuna soykırım kavramı üzerinden anlatmanın meselenin idrakini zorlaştıracağı önerisi onun önerisidir.”

Önceki yazımızda da Hrant Dink’in bu konudaki görüşlerine yer vermiştik. Onun derdi 100 yıllık acılar üzerinden Türk-Ermeni düşmanlığı üretmek değil, tersine Türk-Ermeni dostluğuydu… 

Soykırım suçlaması, açık düşmanlıktır

ABD Başkanı Joe Biden’ın “soykırım” ifadesini kullanması da işte bu nedenledir: 1915 kaşınsın, Türkler ve Ermeniler arasında

kavga konusu olmaya devam etsin… Etsin ki ABD’nin bölgeye müdahalesi için bir zemin olsun, ABD’nin elinde Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olsun… 

Hedefi bu olan Joe Biden’ı “tarihçilerin bilgilendirmesini” beklemek, siyasetsizliktir!

Zira ABD yönetimi bilmektedir ki bir ülkeyi soykırımla suçlamak, açık düşmanlıktır! Açık düşmanlığa karşı alttan almak, düşük profilli tepki vermek bir yarar getirmez. Tersine, bu zayıf profil, başka ülkeleri de benzer suçlama yapmaya cesaretlendirir. 

Erdoğan’ın, Türkiye’nin beklediği kararlı yanıtı verememiş olması ise ne yazık ki önceliği kendi siyasi geleceğine vermesindendir!

This Post Has One Comment

  1. fatma gurman

    oval ofiste milli görüş gömleğini çıkarıp diz çökerek gelenler geldikleri gibi giderler…

Bir cevap yazın