Sınırda kanlı “Divar!..”

Sınırda kanlı “Divar!..”

“Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2019 yılının Şubat ayı sonunda Soçi’de biraraya geldiğinde, Suriye’nin nasıl yeniden ayağa kaldırılacağı da tartışılmıştı. Üç lider, Beşar Esad’ın görevden ayrılmayacağını, diğer bazı devletler gibi örtülü olarak kabul etmişti ama Suriye’de durum çok vahimdi…”
Yukarıdaki saptamalar 3 Ekim 2020’de bu köşede, “8 milyon Suriyeli’yi beslemek” başlıklı yazıda yer almıştı…
Çünkü Suriye iç savaşı sadece 500 binden fazla insanın ölümüne yol açmamış, başkent Şam, Halep, Humus gibi çok sayıda büyük kenti de harabeye çevirmişti…
4 ay önce bu köşede yer alan analizde, Dünya Bankası’nın 2017 tarihli, “Savaşın Bedeli” (The Toll of War) isimli raporuna da yer verilmişti… Çünkü o rapora göre, iç savaşın ilk 5 yılda Suriye ekonomisine verdiği zarar yaklaşık 226 milyar dolara ulaşmıştı… Birleşmiş Milletler ise 2019’un Ağustos ayındaki raporunda, bu zararın 338 milyar doları aştığına dikkat çekmişti…
Türkiye’nin de “Fırat Kalkanı” operasyonu ile büyük darbe vurduğu IŞİD gibi örgütler darmadağın vaziyetteyken, PKK kaynaklı küçük çatışmalar ve saldırılar dışında son aylarda Suriye’den pek ses çıkmıyor…
Ancak ülkenin neredeyse yarısı iç savaş tahribatı nedeniyle ayağa kalkmayı beklerken, dış dünyadan gereken desteği de alamıyor…
Çünkü başta Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, dünyanın neredeyse büyük çoğunluğu Suriye’yle kendi egemenlik çıkarları (!) dışında hiç ilgilenmiyor…
Peki, emperyalizm Suriye sınırında ne dümenler çeviriyor?..
İnsani yardıma karşı tuzak!..
Suriye’nin Türkiye sınırındaki kentlerinde savaşın enkazı dururken, 2017 yılında, Pekin’de Suriye’nin yeniden inşası için düzenlenen ve Çin’in Şam yönetimine 2 milyar dolarlık yatırım yapma sözü verdiği fuarın şu ana kadar hiçbir yararı olmamış…
ABD Başkanı Donald Trump da, 2019 Aralık ayında, Suriye’deki yeniden inşa çalışmaları için gereken parayı Suudi Arabistan’ın karşılayacağını söylemişti ama Türk mallarına ambargo koyan Suudi yönetimi de Suriye ile ilgili kapsamlı bir ekonomik girişimde bulunmadı…
Velhasıl, Birleşmiş Milletler’in düşük bütçeli yardımları ve bazı ülkelerin bireysel çabaları dışında Suriye’deki enkazın kaldırılması konusunda henüz medyaya yansıyan önemli bir çalışma da yok…
BBC’ye göre, “Suriye’deki yeniden inşa faaliyetleri Türkiye’nin nüfuzu altındaki bölgelerde çoğunlukla Türkiye’nin, az da olsa Batı’nın ve Körfez ülkelerinin yatırımlarıyla yürüyor…”
BBC’de, yukarıdaki satırların dışında yer alan aşağıdaki saptama ise büyük devletlerin sınır boyunda son günlerde yoğunlaştırdıkları asıl sinsi plana da (!) dikkat çekiyordu… Demişti ki BBC;
“Suriye’de, YPG kontrolü altındaki bölgelerde ABD, AB ve biraz da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin finansmanıyla yeniden inşa destekleniyor.”
Büyüklerin çıkar kavgası!..
Evet; Türkiye bölgeye insani yardım için milyarlar akıtırken, ABD ve Rusya gibi ülkelerin asıl hedefi Suriye’de sosyo ekonomik yatırımdan çok, jeopolitik kaygılarla “ileri karakol”lar kurmak…
İşte bu çaba, Orta Doğu’da “Arap Baharı” ile açığa çıkan egemenlik savaşında etkili olabilmek için yürütülüyor…
Ancak Türkiye’nin “Fırat Kalkanı Harekâtı” ile kontrol altına aldığı El Bab, Cerablus, Azez ile “Zeytin Dalı Harekâtı” ile kontrol sağladığı Afrin’de yerel meclis, okul, hastane inşası ve onarımı ile altyapı hizmetlerini sürdürmesi bir yandan IŞİD ve PKK’nın çabalarını engellerken, diğer yandan da terör örgütlerini besleyen emperyal güçleri paniğe sürüklüyor…
Örneğin Anadolu Ajansı, 2020’nin Ağustos ayında yayımladığı bir haberde, “Fırat Kalkanı Harekâtı” bölgesinde 500 civarında okulun onarıldığını, bölgede 750 yatak kapasiteli 5 hastanede sağlık hizmeti sunulduğunu, Millî Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle eğitime hazır hale getirilen 684 okulda toplam 192 bin 569 öğrencinin ders başı yaptığını, bölgede çok sayıda anaokulunun yanısıra, 2 fakülte ve 1 meslek yüksekokulu kurulduğunu duyurmuştu…
Geçen yıl TBMM’nin yeni yasama yılının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin Suriye’deki çabalarını anlatırken,
“Suriye’deki savaştan kaçan 4 milyona yakın insanı biz misafir ediyoruz. Suriye içindeki 4 milyon insana da biz yardım ediyoruz.
Türkiye, sınırında güvenliği sağlamak için her yolu ve yöntemi kullanmayı sürdürecektir. Ülkemize 6 milyar sözü veren Avrupa Birliği kırk dereden su getirmiştir!..”
Emperyalizm işbaşında!..
Peki, yukarıdaki saptamaları niçin mi sıraladık?..
Türkiye’nin Suriye’deki yatırımlarıyla, sınırda egemenlik kurmaya çalıştığından endişe duyan Amerika, bir yandan Suriye’nin bir bölümünü işgal eden PKK-PYD’yi Ankara’ya karşı bir koz olarak desteklerken, diğer yandan da bölgedeki üslerini büyütmeye çalışıyor…
İşte Washington’un bu konudaki son çabasını da Londra merkezli “Asharq al-Awsat” gazetesinin Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne dayandırdığı haber deşifre etti…
Gazete, ABD öncülüğündeki IŞİD’le mücadele koalisyonunun, Suriye’nin en kuzeydoğusunda, Haseke kentine bağlı olan ve
Şırnak’ın Cizre ilçesinin hemen yanıbaşında yer alan “Ayn Divar” bölgesine büyük bir askerî üs kurmayı planladığını, bölgeye 50 TIR dolusu askerî sevkiyat yapıldığını duyurdu…
ABD’nin istihbarat ve lojistik merkezi olacağından kaygı duyulan yeni üssün Trump döneminde alınan kararın devamı olduğu tahmin ediliyor…
Üs, sözde IŞİD’le mücadele iddiasıyla kuruluyor ama, bölgedeki dinci yapıların çoktan temizlenmiş olması, bu planın iç savaşın ardından uygulanan bir bölgesel egemenlik stratejisine hizmet edeceğinden kaygı duyuluyor…
Çünkü, Suriye-Irak bağlantısını sağlayan güzergaha çok yakın bir bölgede kurulan üssün, Rusya’nın Esad’la iş birliği yaparak elde ettiği üstünlüğü kırmanın yanısıra, Türkiye’nin PKK-YPG’ye yönelik müdahalelerini kısıtlama amacı taşıdığından da endişe ediliyor…
Evet; çoğunluğu PKK-YPG kontrolündeki Haseke, Rakka, Deyrizor gibi bölgelerde 16 civarında askerî kontrol noktası ile istihbarat ve lojistik üssü bulunan ABD’nin yanısıra, Rusya’nın da Suriye kentlerinde üsler kuracağı medyaya yansırken, kahredici bir gerçek iki koldan vahim soruları dışa vuruyor;
Emperyalizmin böl-parçala-yönet stratejisinde, sıra büyük devletlerin egemenlik savaşına mı geldi?..
Ve en önemlisi de, Suriye iç savaşının en çok zarar verdiği Türkiye kendi ekonomisini bozma pahasına, bölgede “insani yatırım”larını sürdürerek, bir yandan da terörü durdurmayı planlarken, emperyalizmin odakları Türkiye’yi de zora sokacak yeni planlar mı yapıyor?..

Bir cevap yazın