YEKDEM denilen ağır yük

YEKDEM denilen ağır yük

Okur yazar olan herkes tecrübe etmiştir. Bazı kısaltma sözcükler vardır. Sadece ilgilisi anlayabilir. Bu sözcüklerin birçoğu, zihinlerde hemen karşılık bulmaz, kendi halindeki vatandaşların ilgisini çekmez.

Oysa öyle kısaltma kelimeler var ki, milyonlarca vatandaşın cebindeki olmayan para, ödeyemediği fatura, dolduramadığı buzdolabı, bulamadığı işle doğrudan ilgilidir.

★★★

Bugün onlardan birinden söz edeceğim.

YEKDEM desem, bazılarınız okumayı bırakabilir, bazılarınız atlaya atlaya okumaya geçebilir. Biraz sabır göstermenizi rica edeyim. Gelin, ayrıcalıklı bazı enerji şirketlerine bütçeden büyük ödemeler yapılmasıyla sonuçlanan bu sisteme biraz mercek tutalım.

YEKDEM, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimini Destekleme Mekanizması demek. Devlet bu sistemde; suya, rüzgara, güneşe, jeotermale, biyokütleye dayalı elektrik üreten özel şirketlere alım garantisi verdi.

Yenilenebilir enerji alanında yatırım ve işletme maliyetleri, 10 sene önce bugüne göre yüksekti. Buna karşılık TL döviz karşısında değerliydi. İktidar,  yenilenebilir enerjiden elektrik üretecek şirketleri desteklemeye karar verdi. Mevzuatı çıktı. ABD Doları üzerinden alım garantlileri verildi.

Bu garantilerin üretilen elektriğin kilovatsaati başına tutarları ise şöyleydi:

– Hidrolik ile rüzgar kaynakları:  7.3 ABD Doları/cent

– Jeotermal kaynağı: 10.5 ABD Doları/cent

– Güneş ile biyokütle kaynakları: 13.3 ABD Doları/cent

★★★

2011’de başlayan bu alım garantisi, 2015 yılı sonunda bitecekti. 2020 sonuna kadar uzatıldı. Üstüne bir de pandemi gerekçe gösterilerek Haziran 2021’e ertelendi.https://6ae5846be215a20dad729ac77e068155.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

ABD Doları üzerinden yapılan bu ödemelerden, geçen yıl 817 adet santral yararlandı. Bu yıl yani 2021 yılında YEKDEM sistemine dahil edilen santral sayısı 927’ye çıktı. (Kaynak: Elektrik Mühendisleri Odası)

927 adet santral düşünün. Her birini bir şirket işletiyor. Bu şirketlere devlet diyor ki  “Ben senin ürettiğin elektriğin kilovatsaatini, güneş veya biyokütle santraliysen 13.3, HES ya da rüzgar santraliysen 7.3, jeotermalsen 10.5 dolar/centten satın alıyorum” diyor ve satın alıyor. Nereden? Tabii ki bütçe kaynaklarından.

ÜÇ YILDA 110.5 MİLYAR ÖDEME

Son üç yılda bu şirketlere, anlattığım mekanizmayla yapılan ödemenin tutarı ise 110.5 milyar TL. (Kaynak: Makina Mühendisleri Odası) Türkiye’nin 2021 yılı bütçe büyüklüğünün 1.3 trilyon TL olduğunu hemen hatırlatalım.

Yani belki adını bile duymadığınız belki merak etmediğiniz YEKDEM sistemiyle enerji şirketlerine verilen alım garantisi sonucu ödenen üç yıllık tutar, Türkiye bütçesinin onda birine yakın.

Dövize dayalı bu garantinin faturası iktidarı da azıcık zorlamış olmalı ki, önce bir yasa, ardından Cumhurbaşkanlığı kararıyla (29 Ocak 2021) ABD Doları’ndan TL’ye dönüş yapıldı.  1 Temmuz 2021-31 Aralık 2025 arasındaki dönemde devreye girecek yenilenebilir enerji santralleri için 10 yıllığına garanti esasları belirlendi.https://6ae5846be215a20dad729ac77e068155.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

Ama burada duralım: Yeni para birimi TL/kuruş olsa da üçer aylık bir güncelleme sistemi de kuruldu. Yani devlet şirketlerin ödeyeceği tarifeyi yılda dört defa “güncelleyecek”. Formülü epeyce karmaşık ama bu güncellemenin artış anlamına geleceğini söyleyebiliriz.

VATANDAŞA AĞIR YÜK

Diğer taraftan halihazırda YEKDEM’den yararlanan enerji şirketleriyle 1 Temmuz’a kadar devreye girecek olanlara dolar üzerinden destekler sürecek.

Makine Mühendisleri Odası, YEKDEM uygulamasının bugünkü tablosuna dikkat çeken ayrıntılı bir açıklama yaparak “1 Temmuz 2021’den sonra mevcutla birlikte uygulanacak versiyonun tüm yükü faturalar üzerinden tüketicilere yansıtılacaktır” dedi.

Pandemiyle ağırlaşan ekonomik kriz vatandaşı insanca bir hayattan uzaklaştırırken, işsizlik intiharları artarken kamu kaynaklarıyla ödenecek alım fiyatlarının yılda dört defa artırılmasını takdirinize bırakıyorum.

Velhasıl, teknik bir kısaltma gibi görüp YEKDEM deyip geçmeyin.

Alamos Gold sermaye artırdı

Alamos Gold, Çanakkale Kirazlı bölgesinde, altın ve gümüş çıkarmak için yaptığı ağaç katliamıyla adını duyurdu. Şirket aslen Kanadalı. Hisseleri Kanada borsasında işlem görüyor.

Türkiye’deki operasyonlarını Hollanda’da kurduğu Alamos Gold üzerinden yürüttüğünü, vaktiyle bu köşeden duyurmuştuk.

Alamos Gold, Ankara merkezli Doğu Biga madencilik şirketinin yüzde 100 ortağı. Yani bu çokuluslu şirket, Çanakkale’deki madencilik faaliyetini, kendisinin kurduğu Doğu Biga şirketiyle yürütüyor.

Alamos Gold, internet sitesinde Kirazlı’yı “dünyadaki en düşük maliyetli gelişmemiş altın projelerinden biri” olarak tanımlıyor. Ne anlama geldiği aslında son derece açık bir ifade. Yine de açalım. Düşük işçilik maliyeti, devlete ödenen düşük bedelle bir cennet, istediğini alıp çıktıktan sonra onarılmaz bir zarar verdiği doğayı ardında bırakarak çıkılıp gidilecek bir proje.

Peki çoğu okura tanıdık gelebilecek bu hatırlatmayı neden yaptım?

Çünkü Enerji Bakanlığı’nın bir yılı aşkın süredir ruhsatını yenilemediği Doğu Biga Madencilik geçen hafta sermaye artırımına gitmiş.

YENİ SERMAYE: 527.1 MİLYON TL

Ticaret Sicil gazetesi şirket faaliyetlerin konusunda önemli ipuçları verir. Bu nedenle yakından izlerim. Söz ettiğim sermaye artırımına sicil gazetesinin 3 Şubat 2021 tarihli sayısında rastladım. Doğu Biga A.Ş, yeni yönetim kurulu kararını tescil ettirmiş.

Kararın ilk maddesine göre şirketin patronu olan (Hani iki sene önce “Türkler taş taşımakta çok iyiler” diyen) John Alexander McCluskey Doğu Biga A.Ş’nin yönetim kurulu başkanlığına seçilmiş.  Öte yandan şirketin sermayesi 527 milyon 123 bin 92 TL’ye yükseltilmiş. Bu tutar önceki sermayeye bakıldığında 46 milyon 643 bin 302 TL eklendiği anlamına geliyor. Bu tutarın “sermaye avansı olarak yapılan havaleler ile nakden ödendiği” de kararda belirtiliyor.

UZATMA BEKLENİYOR

Bundan önceki son sermaye artırımını 2019 yılı sonunda yapan şirketin 14 ay sonra yeniden sermaye arttırması, kendi cephesinde işlerin kötüye gitmediğine işaret olmalı.

Zaten Doğu Biga, geçen yıl ekim ayında yaptığı yazılı açıklama ile ruhsat haklarıyla ilgili bütün haklarının sürdüğünü kamuoyuna duyurmuştu. Nedense “altın madeni” demeden, “bulup geliştirdikleri yer altı kaynağıyla ilgili amaçlarında hiçbir değişiklik olmadığı” bu açıklamada net biçimde vurgulamıştı.

Bu açıklamanın yapılış sebebini de anımsatalım: O günlerde şirketin sahadaki faaliyetini durdurduğuna, ruhsat alanını terk ettiğine ilişkin haberler çıkmış, bu haberler sevinçle karşılanmış, görüşü alınan bazı kişiler şirketin verdiği zararı tazmin etmesi gerektiğini açıklamıştı.

111 ÖĞRENCİYE BURS

Doğu Biga madencilik “Faaliyetlerini devam ettirmekle ilgili olarak birinci otorite kurum olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MAPEG’in temdit işlemlerini tamamlamasını beklemektedir”  ifadesiyle süre uzatımını beklediklerini ifade etmişti. Açıklamadaki diğer bir ilginç ayrıntı, süre uzatımındaki gecikmeye “orman ile maden mevzuatındaki uyuşmazlığın” adres gösterilmesiydi.

Şirketin ruhsat süresinin uzatılmasına ilişkin bekleyişi, Alamos Gold’un yatırımcıları için hazırladığı üçer aylık raporlarına da yansıyor. Şirket hissedarlarına yaptığı duyuruda, ruhsatın yenilenmesi için bütün koşulları yerine getirdiklerini ve “yerel toplulukların desteğinin sürdüğünü” bildirmişti.

Yerel toplulukların desteği” maden şirketlerinin, faaliyetlerinin olumlu algılanması için hayati önem taşıyor. Çokuluslu şirketleri bilenler için bu ifade tanıdıktır. Öte yandan Doğu Biga madencilik az önce andığım o açıklamada “sürdürülebilir madencilik ilkeleri doğrultusunda ekonomik ve sosyal kalkınmayı çevre koruma ile “ bütünleştirmekten söz etmişti.

Nitekim şirket geçen ekim ayında 111 öğrenciye daha burs verdiğini açıklamış. Yerel toplulukların desteğini kazanmak için iyi bir yol tabii…

Sözün özü şu ki, Alamos Gold, o madeni çıkarmak için sabırla bekleyişini sürdürüyor…

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!