Erdoğan anlamak istemiyor

Erdoğan anlamak istemiyor

Yıl, 1959.

Albay Dündar Seyhan ABD’ye askeri ataşe olarak gönderildi.

Albay Talat Aydemir G. Kore’ye askeri ataşe olarak görevlendirildi.

Albay Sadi Koçaş İngiltere’ye askeri ataşe olarak görevlendirildi.

Üçü de 27 Mayıs 1960 darbesini hedefleyen gizli komite içindeydi. Peki, darbeden önce yurt dışına neden gönderildiler? Gizli sebebi vardı:

27 Mayıs 1960 müdahalesi başarısız olursa yurt dışında bulunanlar Türkiye dönüp yarım kalan darbeyi tamamlayacaktı!

FETÖ benzer taktiği kullandı mı? “Her askerimizi ortaya çıkarmayalım; 15 Temmuz başarısız olursa yeni darbe organizasyonu için bazılarını yurt dışına askeri ataşe olarak görevlendirelim!”

Ankara Savcılığı, 15 Temmuz’da yurt dışında görevli askerler hakkında soruşturma başlattı. 264 isim belirledi. 165‘inin FETÖ ile irtibatlı olduğunu ortaya çıktı.

24‘ü tutuklandı.

54‘ü adli kontrol cezası aldı.

87 kişi firar etti; ülkeye dönmedi.

Soruşturma sonucu aklanan 99 askerden biri:

Bangladeş’te askeri ataşe olarak bulunan Albay Serdar Atasoy idi.

Keza: Cumhurbaşkanlığı yaver seçimi için belirlenen 139 kişilik listede de adı vardı; bu soruşturmadan da aklandı.

Bitmedi. FETÖ irtibatı sebebiyle bu kez 2017’de Erzincan’da görevli iken hakkında soruşturma açıldı; yine takipsizlikle sonuçlandı.

Bitmedi. 2006-2008 arasında Kars’ta ‘mahrem imam’ ile görüştüğü tespit edildi. Yine aklandı.

Ve: 2020’de Yüksek Askeri Şura’da Tuğgeneral yapılarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı yapıldı! FETÖ ile mücadele eden birimin başına atandı…

Sonra ortaya çıktı ki:

FETÖ müridiydi. İtirafçı oldu; “İstanbul’daki örgüt merkezi dershanede teğmen rütbemi Fethullah Gülen taktı!”

Şunu sormak zorundayız:

KİMİ MESLEKTAŞLARIMIZ

Devletin bir kanadı FETÖ ile mücadeleyi özveriyle/ cansiperane sürdürüyor.

Ya öteki kanat? FETÖ’nün yeniden örgütlenmesini kolaylaştırıyor!

2020 Yüksek Askeri Şura’da bir çırpıda 700 subay emekli edilirken, Albay Serdar Atasoy nasıl Tuğgeneral yapıldı? Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı nasıl yapıldı?

Bunca soruşturmaya rağmen eğer bunu “gözden kaçmış” diye değerlendirirseniz, 15 Temmuz’dan hiç ders almamışsınız demektir.

Bakınız:

General Serdar Atasoy skandalını ilk kim yazdı:

Müyesser Yıldız, Odatv‘de 11 Ocak 2021’de yazdı. Yine saldırılara uğradı. Haklı çıktı.

Yine de “Bu Adamı Kim Korudu” manşeti atan Yeni Şafak gibi yayın organı az oldu. Kimi meslektaşlarımız “şu sebeple farkına varılmadı” gibi sorumluları koruyan bahaneler yazdı, televizyonlarda konuşmalar yaptı.

En sonunda sorumluyu aklayan -itibarlı gazetecimize- röportaj yaptırılarak manşet atıldı!

Evet, bu ülkede Müyesser Yıldız hapse atılır…

Evet, bu ülkede Odatv 342 gündür kapalı olur…

BAŞKOMUTAN FARKI

Türk yazı dilinin en eski ürünlerinden Orhon Yazıtları salt mersiye metni değildir; Sun Tzu’nun Savaş Sanatı eserinde olduğu gibi askeri strateji de içerir. Bilge Kağan da savaşın/devletin kaderini komutana yükler.

Devletin yükselmesi ya da çökmesinin sebeplerden biri de komutanın bilge vasfı taşıyıp taşımamasıdır. Kağan bilgisiz ise devleti çöküşe sürüklediği, Kağan bilge ise devleti refaha yükselttiği vurgulanır.

Başkomutan Mustafa Kemal bilge idi. Örneğin:

Kurtuluş Savaşı’nda Ali İhsan (Sabis) Paşa, Batı Cephesi 1. Ordu Komutanı idi. Kıdem olarak kendinden küçük İsmet (İnönü) Paşa Batı Cephe Komutanlığı’na atanınca huzursuzluk çıkardı.

Atatürk Nutuk‘ta anlattı:

“Ali İhsan Paşa’nın görülen ayırıcı vasıflarından başlıcası şunlardı:

-En küçük kademeye kadar bütün ordusuna, ehemmiyetli ehemmiyetsiz her işin ve her kararın ancak kendi tarafından verilebileceğini telkin ederek, bütün ordusunda yalnız kendisinin sahibi kudret olduğunu zannettirmek…

-Bü­yüklerinden üstün olduğunu herkese ispat etmek endişesinde bulunmak…

Herhangi bir başarısızlığı mutla­ka astına veya üstüne yüklemek imkânını daima düşünmesi…

– Ahlâkında yerleşmiş eşsiz olma arzusu, şöhret hırsı, aşırı kıskançlık, son dere­ce bir bencillik saikiyle baş olmak istediği…”

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Mustafa Kemal, Ali İhsan Paşa’yı emekliye sevk etti.

Şu sözü kıymetlidir:

– “Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi kötü tesadüf, herhangi kötü talih sonucu bile olsa, düşmana tutsak olmasını biz bağışlasak da, tarih, bunu asla affetmez ve affetmemelidir.”

Atatürk ile Erdoğan farkı budur.

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

This Post Has 2 Comments

  1. Mahir+ŞEKİ

    *Dinci Matbuattan İbiş bir köşe yazarını örnek verip ”Soner Yalçın’la, falan ibiş arasındaki fark budur” dense normal karşılar mıydı kendisi…

  2. Güner-İzmir

    Erdoğan cahil hem de zır cahil!Okumayan ,yorum yapma özelliği olmayan,empati yapmayı unutmuş acımasız birini,tam 18 yıldır Türk Devleti’nin başında,ülke batsın diye tutmuyorlar da ne amaçla tutuyor bu halk?Yalnız, dini hassasiyet,türban,maddi kayırma olamaz! Her türlü kurum adım adım çökertildi,halktan bir itiraz geldi mi?Ergenekonlar,Balyozlar oldu,halk uyandı mı?Belli bir kesim Aydınlıkçılarla biraz hareketlendi, ben gibiler onlar sayesinde eylemlere katılabildik! Boğaziçi öğrencileri falan liberal gençlikten bir ses duyduk mu?Yok zekiymişler çok! Kendilerine zeki ?Fetöcü bir Milli Savunma Bakanı var ve ortada ama adam halen görevde !Yazar çıkmış bir de absürd kıyaslama yapıyor ! Hem de gelmiş geçmiş en zeki Türk Atatürk ile en cahil imamı karşılaştırıyor !Ne denir buna?

Yoruma kapalı.