Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Enver Aysever

Kılıçdaroğlu yerel seçimler öncesi sürdürdüğü başarılı taktikle tüm büyükşehir başkanlıklarını kazandı. Bu güvenle yoluna devam ediyor, kafasında bir plan var. Sonuca varmak için önüne konan engelleri tek tek bertaraf ediyor. Temel ilkesi şu: “İlk hedef AKP iktidarını sonlandırmaktır. Ardından ülkeyi yaşanabilir bir anayasaya taşımak ve demokrasiye işlerlik kazandırmaktır.

Türk Tipi Başkanlık Sistemi” sanılanın tersine, ilk kez CHP’ye tarihi olanak sağladı. Seçimden önce koalisyon yapma gereği, Erdoğan’a karşı geniş blok oluşmasına neden oldu. Bunun önderi de Kılıçdaroğlu. Meral Akşener anlaşılan vefalı olmaya devam edecek. Kürtler tüm saldırılara rağmen oyunbozanlık yapmıyor. AKP’den kopan muhalifler de kadroya eklendi. Taktik açık. Netice alacağa da benziyor.

***

Erdoğan deneyimli siyasetçi, ülkeyi iyi tanıyor. Sorunlar karmaşık, ilk kez bunca zorlanıyor. Salgın, yoksulluk, uzun süre iktidarda olmak zaten yeterince işini güçleştiriyordu. Buna MHP’nin baskısı, içinden çıkan muhalefetin isyanı da eklendi. Asıl sorun Biden. İktidarını sürdürmek için taviz vermek zorunda. Ya Kürt siyasetiyle masaya oturacak, ardına küresel desteği alacak ya da karşı bloku milliyetçi, dinci söylemle bölecek.

Sandıkta yüzde elli artı bir aramak sığ olan siyasal ortamı iyice ilkesiz, bayağı hale getirdi. Yan yana duranlar kaba hesap peşinde. Denklem acayip. Kılıçdaroğlu İP ile HDP’yi yan yana tutmayı becerdi şu ana dek. Adına da “sandıkta birlik” denildi. Başta İmamoğlu olmak üzere tüm başkanlar Kürt seçmenin önemini biliyor. AKP uzun yıllar bu seçmeni ardına alarak iktidar oldu. Şimdi sırt çevirdiği o seçmen sandıkla hesap soruyor.

***

Kılıçdaroğlu başarının özgüveniyle özellikle parti içinden çıt çıksın istemiyor. Şunu dese kim ne söyler: “Ben bu kavgada Ankara’dan İstanbul’a yürüdüm. Yakmaya, öldürmeye kalktılar, yılmadım, size ne oluyor?” Üstelik sonuç almış durumda. Bu bakış Kılıçdaroğlu’nun kulağını tüm eleştirilere tıkamasına neden oluyor. Hele de vekil yaptıklarına iyice kızıyor.

Peki, eleştiriler neler? Parti içi demokrasi talep edenleri ciddiye aldığını sanmıyorum. Baykal döneminde demir yumrukla partiyi yönetenler, iktidarı yitirince bağırıyorlar. Samimi değil. “Artık Atatürk’le bağımız koptu, HDP’ye terörist diyemiyoruz” savı ise tamamen yersiz. Kürt hareketi 12 Eylül öncesi ve SHP döneminde Kemalist yapının içindeydi. Darbeyi yapanlar, bu demokrasi uyumuna karşı tezgâh kurdular. CHP mecburen soldan etkileniyordu. Sendikalar güçlüydü, öğrenci hareketleri güçlüydü, parti örgütü güçlüydü. Hesap sorulması gereken Baykal süreci olsa gerek.

***

Bugünlerde ham milliyetçi söylemle Kılıçdaroğlu’na yüklenenler inandırıcı değildir. Kemal Bey baştan beri aynı çizgidedir. Eleştiri getirilmesi gereken yer burası değildir. Doğrudur, Kılıçdaroğlu kulağını, kapısını herkese kapadı. Bizde lider tavrı budur. Esas sorun Kılıçdaroğlu ve ekibinin liberal tezlere teslim olması ve dün iktidarın parçası olanların özeleştiri yapmadan vitrinde yer almasına ses etmemesidir.

CHP kadrolarının sermaye -TÜSİAD ve diğerleri- sorunu yoktur. İfade özgürlüğü, demokrasi talepleri de samimi değildir. Örneğin Boğaziçi öğrencilerini AKP ile birlikte içeri tıkmakta sakınca görmemişlerdir. Piyasa iktisadı kutsanması sürmektedir. Kılıçdaroğlu ve ekibinin milliyetçi, dinci dille eleştirmek anlamsızdır. Asıl sorun karşımızda sosyal demokrat bile olamayan yapının bulunmasıdır.

***

Devam edelim. CHP seçmeni Balyoz, Ergenekon türü davalarda duyarlı olmuş, tepki vermiştir. Şimdi salt oy alacağım diye Kabataş yalancısı, Taraf Yayın Yönetmeni olan kimselerle kol kola girmek kabul edilemez. Bugün Erdoğan’ın sözcüsü, danışmanları muhalefetin ön safındadır. Anlaşılan düzenden memnun değiller. O halde çıkıp özeleştiri yapmalarını istemek doğal değil midir? Ancak o koşulla koalisyon ilkesel düzeye taşınır. İnsanlar Babacan’a, Gül’e, Davutoğlu’na ve onların uzantısı gazetecilere sırf bugün muhalefet ediyorlar diye katlanmak zorunda mıdır? Uzlaşı aranıyorsa herkes üstüne düşüne yapmalıdır. (Hiç değilse “Evet, Kabataş yalandı!” deseler yeter! Mesela Akif Beki tanık olduklarını yazsa, fena mı olur?)

***

Ülke ürkütücü, sığ kutuplaşma içinde can çekişiyor. Ya popüler milliyetçi olacaksın ya neo-liberal rüzgârın oyuncağı! Ölümlerden ölüm beğen diyorlar. İkisini de reddetmek gerekir. Geçmişte kumpas davalarında savunduğumuz insanlara ömür boyu kefil olacağız diye kural da yok. Katolik nikâhı yapmadık sonuçta. İktidar ve kimi muhalifler kaba milliyetçilikte uzlaşmış görünüyor. Hep deniyor ya “ülkenin asıl gündemine dönelim” diye. İlaç tekelleri karşısında kaderine terk edilmiş halk hakiki gündemdir. Kapitalizmle sorunu olmayan her kim varsa yanlış yerdedir, iktidarın koltuk değneği olur.

***

Her tür milliyetçilik de 2021 dünyasında kapitalizme hizmet eder, yani Erdoğan’a benden söylemesi.

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!