Z Kuşağı’na eskiyi anlatırken onlar ya bugünleri araştırırsa

Z Kuşağı’na eskiyi anlatırken onlar ya bugünleri araştırırsa

Can Ataklı

ANALİZ

Z Kuşağı’na eskiyi anlatırken onlar ya bugünleri araştırırsa

Son günlerde Z Kuşağı ağızlardan düşmez oldu.

Z Kuşağı, 2001 ile 2012 arasında doğan nesle verilen
genel ad.

Aslına bakarsanız “zamane çocukları/gençleri” demek daha doğru olur.

Başta siyasetçiler Z Kuşağı’na güzellemeler yapıyor sürekli.

Günde en az iki kere CHP’ye çatan AKP Genel Başkanı Erdoğan, son olarak Z Kuşağı’na hitaben “Siz Bay Kemal devrini bilmezsiniz, o eski zamanları anlatalım” diyor…  Erdoğan’ın “Bay Kemal’in devri” dediği Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü olduğu dönem.

AKP Genel Başkanı; Kılıçdaroğlu’nu, SSK’yı batıran adam olarak tanıtmaya çalışıyor.

Şimdiki SGK ne durumda acaba dönüp baktı mı bir kere bilemiyorum.

Ancak Erdoğan’ın danışmanları yine iyi çalışmıyor.

Gerçi kendi bilgileri ne ola ki Erdoğan’a da yetsin. Bugüne kadar kim bilir kaç kere Erdoğan’ın bu tür maddi hatalar yapmasına neden oldular.

Yine hangi danışmanın aklına geldiyse “Z Kuşağı’na geçmişi anlatalım” demiş.

Oysa Z Kuşağı geçmişe pek bakmıyor, geleceğe bakıyor hatta geçmişi biraz fazla anlatırsanız sıkılıyor.

Z Kuşağı özgür yaşamak istiyor, hakkın hukukun üstün olduğu bir yaşam istiyor…

Z Kuşağı çok hızlı.

Asla zaman kaybetmiyor.

Kendisine yararlı ne ise onu alıyor, gerisine kafasını çeviriyor.

Sarayın danışmanlarının çok ötesinde teknolojiye hakim…

Bilgiye saniyeler içinde ulaşıyor.

Hap gibi bilgi alsa bile zihninde çok hızlı değerlendiriyor ve karar veriyor.

Bilgi alma yollarını çok iyi biliyor ve herkesten hızlı kullanıyor.

Yalanlara veya abartmalara hiç tahammülü yok.

Diyelim ki yaptığınız köprülerle övünüyorsunuz, kaşla göz arasında bu köprülerin dünyadaki benzerlerini ve ne zaman yapıldıklarını buluveriyor ve size gülümsüyor.

“Fırını biz getirdik bu ülkeye” diye böbürlendiğinizde, yıldırım hızıyla gerçeği öğreniyor, başlıyor sizinle dalgasını geçmeye.

Z Kuşağı’na sizin bir şey anlatmanıza gerek yok.

Sizlerin asla anlayamayacağı biçimde, daha lafa girerken nereye varacağınızı kavrıyor ve anında bu konudaki gerçeği zihnine kazıyıveriyor.

Bu nedenle Z Kuşağı’na bir şeyler öğretmeye kalkmak yerine, “Ya söylediklerimizi hemen araştırıp da bizi alaya alırlarsa” diye düşünmek ve buna göre davranmak çok daha iyi.

Yolsuzluk derseniz anında dünyadaki sıralamanızı, özgürlük derseniz hangi ülkelerin bile gerisinde kaldığımızı, demokrasi derseniz bunun nasıl askıya alındığını, hukuk dediğinizde bunun yalandan ibaret olduğunu ortaya çıkarmaları birkaç saniyeyi bile bulmuyor.

Dikkat yani.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Doğu ile Batı’nın tuhaf farklılıkları

Yang Liu, 14 yaşında Almanya’ya gidip eğitimini orada görmüş bir Çinli.

İki kültür arasındaki farklılıkları grafiklerle anlatmış.

Çinli Liu’nun gözüyle Batı kültürü ve yaşam anlayışı ne kadar tekdüze ise Doğu tam tersi müthiş bir karmaşıklık içinde.

Elbette her iki kültür arasında her şey bir tarafın lehine değil.

Örneğin; bir restoranda Doğulular çok daha gürültücü olurken, Batılıların yaşam biçiminde Doğululara oranla çok daha yalnız oldukları görülüyor.

Grafiklerde Batı kültürünü mavi, Doğu kültürünü ise kırmızı temsil ediyor.

Çin ve Alman kültürleri, yaşam biçimleri esas alınmış ama sanıyorum herkes kendinden de bir şey bulacaktır.

Randevulara saatinde gitme, sorunları çözmede, düşünce sistematiğinde ne kadar doğru saptamalar var değil mi?

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Valilik yasayı uygular, esefle kınamaz

İktidara yakın medya, önceki gün ve dün yine “Rezalet, skandal” başlıklarıyla doluydu.

Öfkenin nedeni Boğaziçi Üniversitesi önünde yere serilen bir posterde Kâbe’nin görüntüsü olduğu iddiasıydı.

Gerçi görüntü Kâbe’nin çevresinin fotoğrafıydı ve Kâbe’nin tam üzerine en bilindik efsanelerden Şahmeran figürü işlenmişti.

Öyle olsa da böyle bir afişin yere serilmesi pek çok kişiyi rahatsız eder.

Bir vatandaşın ihbarı üzerine harekete geçen polis, hemen iki kişiyi yakaladı, mahkeme de onları tutukladı. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Kulübü de polis tarafından basıldı.

İstanbul Valisi de kulüpte, LGBTİ bayrakları ile eylemlerde kullanılan çeşitli afiş ve pankartlar ele geçirildiğini açıkladı. (Demek ki bunlar suçmuş.)

Vali ayrıca “İslam dininin mukaddes mekânı ve Müslümanların Kıblesi Kâbe-i Muazzama’ya yönelik bu çirkin saldırıyı esefle kınıyoruz” dedi.

Vali Bey böyle bir şeyi kendi adına kınayabilir ama vali olarak böyle bir açıklama yapamaz.

Valiler ya da kamu görevlileri, yasaları ve hukuku uygularlar, dini bir konuda görüş, kanaat açıklayamazlar.

Bu, anayasada belirtilen laiklik ilkesine aykırıdır.

NOT: Bunları yazıyorum ama belli bir kesimin laikliğin ne olduğunu bilmediği ve asla anlamayacağı için buradaki inceliği de anlamasını beklemiyorum aslında. Ki, zaten AKP’nin saraydan başlayarak bütün birimleri benzer açıklamalar yapıyor.

Bİ SORALIM BAKALIM

Aklıma birkaç konuda takılan sorularım var

Her zamanki gibi kafamda çok soru oluştu, bunlardan bir bölümünü bir kerede sormak istiyorum.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NA: İktidara yakın medya bir Zaytung haberini gerçek sanan Özlem Gürses’e hayasızca saldırıyor.

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasından anlaşıldığı kadarıyla iktidar medyası da haberi gerçek sanmış aslında.

O halde sorayım;

Sağlık Bakanlığı’na kaç medya kuruluşu “Şehnaz Şırınga” adlı hemşireyi sordu?

Bunu soran gazeteciler kimlerdi?

Bakanlık “Böyle bir hemşire yoktur” açıklaması yaparken haberin espri haber olduğunu biliyor muydu?

MGK’YA: Milli Güvenlik Kurulu son toplantısında Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarımızın ne pahasına olursa olsun korunacağını açıkladı.

O halde sorayım;

Doğu Akdeniz’de sondaj yapan gemilerimiz nerede?

Gemilere geri çekilme talimatı verildi mi?

Gemiler geri çekildiyse bunda Amerika ve AB’nin uyarıları etkili oldu mu?

Şu ana kadar bu gemilerin bilimsel bulguları oldu mu, bunlar ne zaman açıklanacak?

VARLIK FONU’NA: Türkiye’nin en değerli kamu şirketleri artık Varlık Fonu bünyesinde…

O halde sorayım;

Varlıkların değerini artırmak ana görevken, nasıl oluyor da bir milyar dolar borçlanılıyor?

Şans oyunlarından gelir arttıysa bu para kimden ve hangi yöntemlerle sağlanıyor?

ÇOK GÜLDÜM

Günümüze uygun mini fıkra

Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılan, gözaltına alınan, tutuklanan sayısı çok fazla.

Öyle ki artık millet korkuyu bir kenara bırakıp fıkra üretmeye bile başladı bu konuda.

İşte bunlardan son duyduğum;

Hakim sorar: Cumhurbaşkanına neden hakaret ettin?

Sanık makineli tüfek atışı gibi cevap verir;

Süleyman Soylu hakaret etti, bakan oldu.

Numan Kurtulmuş hakaret etti, yardımcısı oldu.

Devlet Bahçeli hakaret etti, ortağı oldu.

Savcı Sayan hakaret etti, belediye başkanı oldu.

Yaşar Hacısalihoğlu hakaret etti, profesör oldu.

E hakim bey; benim de kendimce bir kariyer planım var.

KORKUSUZ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!