Osmanlı’dan Cumhuriyete genç kuşak etkisi

Osmanlı’dan Cumhuriyete genç kuşak etkisi

Sinan Meydan

1860’lardan 1920’lere, Osmanlı’dan Cumhuriyete; Yeni Osmanlılardan, Jön Türklere, İttihat ve Terakkicilerden Kemalistlere Türkiye’de “çağdaşlaşma” ve “bağımsızlık” mücadelesi özünde bir “genç kuşak” hareketiydi.

Eskiden “kuşak çatışmasını” konuşurduk, şimdi “Z kuşağını” konuşuyoruz. Çeşitli kaynaklarda verilen tarih aralıkları değişmekle birlikte 1965-1979 yılları arasında doğanlar X kuşağı; 1980-1999 arası doğanlar Y kuşağı; 2000’li yıllarda doğanlar ise Z kuşağı olarak adlandırılıyor.

Geçen haftaki “Z kuşağı” tartışmasından hareketle bugün Osmanlı’dan Cumhuriyete yakın tarihimizdeki “genç kuşak etkisi”nden söz edeceğim.

GENÇ TÜRKLERDEN İTTİHAT TERAKKİ’YE

Osmanlı’dan Cumhuriyete Türkiye’nin dönüşümü, dünyayı şekillendirmeye başlayan yeni değerlerle yetişen genç kuşakların eyleme geçmeleriyle oldu. Osmanlı’da, 19. yüzyılda açılan Tıbbiye, Mülkiye, Harbiye gibi yeni tarz okullarda Batı’daki yeni düşünceleri (milliyetçilik, meşrutiyet, cumhuriyet, sosyalizm, pozitivizm, materyalizm vb.) tanıyan yeni bir genç kuşak yetişmeye başladı. Bu mektepli genç kuşak, medreseli ve alaylı yaşlı kuşak karşısında değişimi savundu.

Önce Tanzimat Batılılaşmasına karşı Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa gibi “Yeni Osmanlılar” ortaya çıktı. Onların çabasıyla 1876’da anayasa ilan edildi, meşruti monarşiye geçildi. Sonra II. Abdülhamit’in istibdat düzenine karşı Ahmet Rıza, Abdullah Cevdet, Mizancı Murat gibi Jön Türkler “vatan” ve “hürriyet” sloganıyla harekete geçti. Onların çabasıyla da Batı’yı değiştirip dönüştüren “eşitlik”, “adalet”, “hürriyet” gibi Fransız Devrimi düşünceleri Osmanlı’da özellikle mektepli genç kuşaklar arasında belli bir taban buldu. Son olarak da Enver Bey gibi İttihat ve Terakkiciler, askeri ve sivil baskıyla 1908’de II. Abdülhamit’e yeniden anayasayı ilan ettirip parlamentoyu açtırarak II. Meşrutiyete geçilmesini sağladı.

Yeni Osmanlı aydınlarından Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa ve onlara maddi destek sağlayan Mustafa Fazıl Paşa.

ProfSina Akşin‘in deyişiyle “Meşrutiyet Devrimini, II. Mahmut’la başlayan modern yüksekokulların öğrenci ve mezunları, yani ‘mektepliler’ gerçekleştirdiler. Mekteplilerin örgütü, 1889’da Fransız Devrimi’nin yüzüncü yılında kurulan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti idi. İdeolojileri Namık Kemal’in ‘vatan ve hürriyet’, yani Fransız Devrimi ideolojisiydi.” (Akşin, s. 15)

Yeni Osmanlı aydınlarından Namık Kemal, 1867’de Paris’te Hürriyet gazetesini çıkarmaya başladığında daha 27 yaşında bir gençti. İttihatçı Enver Bey de 1908’de meşrutiyet ilan edilirken henüz 27 yaşında bir gençti.

Yeni Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat Terakki, hep asker-sivil mektepli genç kuşaklara hitap ettiler, onları harekete geçirdiler. 600 yıllık geleneksel eski düzenin, tüm bozulmuşluğuyla, yeni fikirlerle beslenen bu “genç etkiye” direnmesi mümkün olmadı.

1908 Meşruiyet Devrimi sonrasında önde gelen İttihat ve Terakkiciler arasında deneyimli devlet adamları yoktu. Bu nedenle İttihatçılar hemen yüksek makamları ele geçirmediler. Ancak Abdülhamit rejimini destekleyen alaylı subayların yerine mektepli genç subayları getirdiler. Memur kadrolarını da benzer şekilde gençleştirdiler. Böylece ülke yönetimini -kendi ifadeleriyle- memleketin “genç ve dinç evlatlarına” teslim ettiler. (Kırmızı, s.339, 340)

II. Abdülhamit Genç Kuşağı Anlayamadı

1876’da tahta çıkan II. Abdülhamit; Aydınlanma Dönemi, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’nin dünyayı baş döndüren bir hızla değiştirdiği, imparatorlukların yerini ulus devletlerin aldığı bir çağda parlamentoyu kapatıp anayasayı rafa kaldırıp tüm muhalefeti susturarak “ümmetçi” bir yaklaşımla baskıcı bir monarşik düzen kurdu. Böylece belki tahtını korumayı başardı, ancak imparatorluğun çözülüp dağılmasına engel olamadı.