‘Meslek hastalığı’ yalan ihale gerçek

‘Meslek hastalığı’ yalan ihale gerçek

Çiğdem Toker

Tarih 18 Kasım 2020.

O gün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı bütçesi görüşüldü.  Toplantı sabah saat 10’da açıldı. Gece saat 22’de kapandı.

Tam 12 saat süren bütçe görüşmesinde o gün en çok konuşulan, talep edilen, tekrar edilen konu neydi biliyor musunuz?

Sağlık çalışanları için Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi.  Muhalefete mensup komisyon üyesi milletvekillerinin her biri, her söz alışında bıkmadan bu konuyu gündeme getirdi.

Milletvekilleri, partileri adına verdikleri kanun tekliflerini hatırlattı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan “elini vicdanına koymasını” rica ettiler. Sağlık çalışanlarının vefat edeceklerini bile bile çalıştığını ancak çocukları ve ailelerinin güvencesiz kalacak olması nedeniyle gözlerinin arkada gittiğini söylediler.

Covid-19 dolayısıyla yaşamını yitiren sağlık personeline “şehit” denilmesi ya da meslek hastası sayılmalarının “bir hakkın teslimi” olacağını ve onların çalışma motivasyonlarının arttıracağını vurguladılar.

“YÜCE MECLİS ADIM ATSIN”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da bu taleplere o gün olumlu cevap verdi. Koca’nın bütçe görüşmesinin sonunda TBMM tutanağına geçen sözleri şöyle:

“Meslektaşlarımın görevi başında Covid-19’a yakalanmasının meslek hastalığı olarak kabul edilmesinden ve kaybettiklerimizin şehit statüsünde sayılmasından bakan olarak memnuniyet duyarım. Yüce Meclisimizin bu yolda atacağı adımı saygıyla karşılarım. Katkılarınız için teşekkür ediyorum.”

Peki sonra ne oldu biliyor musunuz? O “yüce Meclis” bu kanun teklifini getirdi ama teklif AKP ve MHP oylarıyla REDDEDİLDİ. Yani Sağlık Bakanı Koca’nın mensup olduğu parti ve iktidar, Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istemedi.

Neden?

Birkaç cevabı var. Bir kere, bir kanun teklifinin TBMM çatısı altında kabul edilebilmesi için onun AKP teklifi olması şart! Tabii bunun bir yazılı kuralı yok ama böyle! Bir kanun teklifi, onu ancak iktidar ve ortağı getirirse kabule layık görülüyor. Çünkü evet diyecekler de iktidar ve ortağı.

İkincisi, Covid-19’un meslek hastalığının kabul edilmesi, iktidara “sosyal devlet”in gerektirdiği bir takım ödevler yükleyecek. O ödevler de bütçeden kaynak çıkması anlamına geliyor.

Oysa iktidar için kendisinin planlamadığı bir kaynak çıkışı anlamlı değil.  Tam da bu nedenledir ki, Covid-19’un meslek hastalığı olmasının reddinden birkaç gün sonra 1.4 milyar TL’lik ihale yaptılar.

DENİZLİ ŞEHİR HASTANESİ

Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü ihaleyi 30 Aralık’ta yaptı. 1.000 yataklı Denizli Şehir Hastanesi için (anımsatalım, bunlar “yeni nesil” şehir hastanesi. Yap İşlet Devret olmayan) yine pazarlık usulü tercih edildi. Yine bildiğiniz firmalar davet edildi.

Kapalı olarak yapılan saptadığımız  büyük ölçekli her 21/b ihalesi gibi bunu da sizlere duyuralım.

Denizli Şehir Hastanesi için bakanlığın belirlediği yaklaşık maliyet: 1 milyar 389 milyon 418 bin 6 TL 84 kuruş olmuş. (Kuruşa kadar tespit göz yaşartıcı yine.)

“Meslek hastalığı yalan, ihale gerçek” dedirten bir tablo bu.

Peki bütçe neden bir tercihler demetidir? Neden can verme pahasına görev yapan sağlık çalışanlarına devlet güvencesi sağlamak dururken, kamu kaynakları kapalı ve hesabı verilmeyen bir ihale çarkına akar?

Yıllardır sorduğumuz bu soruları yeni yılda da sormaya devam edeceğiz.  Eşitsizlik azalmak bir yana derinleştiği, sermaye şirketleri servetlerine servet kattığı için soracağız.

İyi yıllar değerli okurlar.

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!