Türkiye’de diktatörlük var mı?

Türkiye’de diktatörlük var mı?

Ahmet Gürsoy

Yazıya daha başından net bir ifadeyle gireyim: Türkiye’de diktatörlük yok.  Meclis’teki tartışmalar boşuna.

Peki, ne var?

Rejimin otoriterleşmesi var.

Başka?

Sayıştay raporlarına kadar girmiş yolsuzluklar var.

Bağlı olarak haksızlıklar var.

İnsan boyunu aşan adaletsizlikler var.

Sayılamayacak kadar yapılmış ve yapılmaya devem eden usulsüzlükler var. Ve bunların yarattığı toplumsal kırılmalar, acılar, çaresizlikler, incinmeler, kırılmalar var.

Ekonomik buhran var.

Tarımdan sanayiye, sağlıktan eğitime kadar pek çok sektörde dip dalgaları üste çıkan hepimizin yakından hissettiği olumsuzluklar var.

Devletin içine girmiş, dışarıdan açıkça görülen, devleti ele geçirme noktasına ulaşmış siyasal kadrolaşma var.

Devletin varlık nedeni olan kurumların açık ve net olarak işlevsizleştiği, devlet çarkının bozulmasına neden olacak siyasi zorlamalar yapıldığı görülmekte olup devlette bir çürüme var.

Çok daha mühimi, çatlakları gittikçe derinleşen manevi, ahlaki kırılma var.

Din adamlarının hiç olmadığı kadar siyasallaşması var. Her cami imamının etrafında görünürde siyasal olmayan ve fakat seçimde iktidar partisi için çalışan ders halkaları var. Cami, her Müslümanın değil, iktidar Müslümanlarının malı gibi algılanıyor, dolayısı ile dinin oluşturduğu sosyal alanın bölünmüşlüğü var.

Dindarım diyenler, diplomalı dindarlar, ikide bir herkese dini akıl vermek isteyenlerin, genel çoğunluğunun iktidarın yaptığı tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları toplumsal alanda meşrulaştırma gayreti var. Dinin meşruiyet alanının dışında dince kabul görmeyen bu davranış ve siyasetin toplumsal alana şirin gösterilmesinden doğan büyük bir imanî yıkım var. Masumun ve mazlumun yanında değil, zalimleşen siyasi kararların arkasında durmaktalar.

Bunlardan birinin en çarpıcı örneğini şimdilerde yaşamaktayız. Bir milli güreşçinin diplomasının mahkemece sahte çıkması karşısında hakkın yanında durması gerekenler, “biz dindarız bize oy verin” diyenler, dinin sahibi gibi davrananlar sessizliğe bürünmüş durumda. Toplumsal alanda iktidarın yarattığı siyasete bağlı olarak dinin yozlaşması var.

Bitmedi.

Devam edelim.

Bu ülkede milyonlarca küçük memur aybaşını zor getirirken, ikişer üçer ballı maaş alanlar var.

Bütün bunlara topluca bakıldığında büyük bir değerler yıkımı ve kaybı var.

Doğru..

Ülkemizde diktatörlük yok.

Haklısınız.

Pörsütülmüş demokrasi var.

Herkese eşit ve adil adalet dağıtamayan bir hukuk düzenimiz var.

Başka?

Milletin yetkili kıldığı lakin aslında yetkisi elinden alınmış milletvekilleri, dolayısı ile iktidar karşısında yetkin olamayan Parlamentomuz var.

Milletin denetleyemediği bir hükümet, Partili Cumhurbaşkanlığı diye, adı bilimsel hiçbir kitapta olmayan yönetim düzenimiz var.

Evet, Allah’a şükür diktatörümüz yok, ama oldukça sert, kulaklarını tüm halk yığınlarına kapatmış, muhalefeti ise “zillet” olarak suçlayan bir yönetim düzenimiz, iktidar blokumuz var.

Çelişkileriyle tarihe adını yazdıran RTÜK’ümüz bile var.

Halkı, doğru söylemeyerek sürekli kandırmakla görevli, TÜİK‘imiz var.

Korona sürecinde toplumu yanlış bilgilendirse bile kendini sorumlu tutmayan bir Sağlık Bakanımız var.

Eee, müsaade edin de diktatörümüz de eksik olsun.

Yeniçağ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!