AB – AKP Ortaklığı

AB – AKP Ortaklığı

Işık Kansu

AKP iktidarının ilk dönemi AB ile sarmaş dolaş olma süreciydi.

AKP kadroları, kendilerini sonradan “kullanılmış salak” olarak niteleyecek olanlarla birlikte AB’ye giriş bayramları düzenliyorlardı…

Oysa AKP, Cumhuriyetin kuruluş felsefesi ile didişmek için AB’yi, AB de Türkiye’deki bağımsızlıkçı geleneği törpülemek ve ekonomik-siyasi ödünler koparmak için AKP’yi kullanıyordu. Her iki taraf da Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasını istemeye istemeye bu sahte oyunu oynuyordu.

Hollanda Genelkurmay Başkanı Dick Berjlin, 2004’te Türkiye’ye gelip ülkemizde askerlerin demokratik olarak seçilmiş sivil otoriteye bağlı olması gerektiğini söylüyordu. Sanki bağlı olduğu Hollanda Milli Savunma Bakanı’nı göreve atama ve görevden alma ile yetkilendirilmiş Hollanda Kraliçesi seçimle geliyormuş gibi!

Türkiye’de istedikleri oldu. Uydurma davalarla ordunun yurtsever kadroları tasfiye edildi, Genelkurmay Saray’a bağlandı. Saray’daki artık konuşmalarında ulusal orduyu “Benim ordum” diye niteliyor, Genelkurmay Başkanı da Saray ile birlikte ana muhalefet partisini eleştiriyor.

2005 yılında, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkan Yardımcısı Andrew Duff, Türkiye’nin “Kemalist milliyetçi ideoloji sorunu”yla yüzleşmesini istiyor, Atatürk’ün devlet binalarındaki fotoğraflarının indirilmesini öneriyor ve “Sadece yasalar, anayasa değil, Kemalizm kültürü ve felsefesi de değişmeli” diyordu.

O da oldu. Önce “kullanılmış salak” yetmez ama evetçilerin desteği, ardından da imam okulu mezunu YSK Başkanı’nın mühürsüz oyları geçerli saymasıyla kabul edilmiş sayılan iki anayasa değişikliğiyle demokratik Cumhuriyet askıya alındı.

AKP’nin istediği yerine geldi. Saray düzeni geri geldi.

AB’nin arzuladığı gerçekleşti. Türkiye, AB üyeliği hedefinden uzaklaştı.

Avrupa Birliği Parlamentosu Türkiye Raportörü’nün son raporundaki tanım belli:

Tam üyelik yerine “yeni bir ilişki modeli” bulunması.

Gerekçe de “hukukun üstünlüğü ve temel haklarda yaşanan gerileme”ymiş.

Sayenizde…

Atatürk’ün devlet binalarındaki fotoğrafları ile birlikte tüm Cumhuriyetçi ilkeler ortadan kaldırılırsa Türkiye’de varılacak nokta orasıdır.

Bilinmelidir ki gericiliği de Batıcılığı da reddeden Cumhuriyetçilerin yüzü, çağdaş uygarlığın yükseldiği yöne dönük olmaya devam edecektir.

Sapıtma

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya göre “ana muhalefet başkanının dinlenmesi devlet sapıklığı” oluyormuş…

Türkiye’de AKP döneminde dinlenmeyen kalmadı neredeyse. Merak eden, FETÖ ortaklığı ile hazırlanan iddianameleri açar bakar.

Üstelik, sapıtma hali dinlenmeyle kalsa iyi…

Linç girişimiydi, kazığa oturtma tehdidiydi derken giderek halka halka boyutlanıyor.

Bağımsız Türkiye!

Türkiye Varlık Fonu oluşturulurken dönemin başbakan yardımcı Nurettin Canikli, fonun “çağ atlatan, ekonomik sabotajlara karşı kalkan, dünya arenasına çıkış ve de ekonomik bağımsızlığı tüm dünyaya ilan eden” proje olacağını duyuruyordu.

Son iki yılda Hazine garantisiyle dışarıdan 1 milyar Avro borç alan fon, son olarak sahibi olduğu Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payını Katar Yatırım Otoritesi’ne sattı biliyorsunuz.

Farkında değilsiniz ama işte o satış, tüm dünyaya bağımsızlık ilanıydı!

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!