‘Demirkafes’ ya da imar çıkmazı

‘Demirkafes’ ya da imar çıkmazı

Çiğdem Toker

Ankaralıların “demirkafes” diye andığı Söğütözü’ndeki –bugünkü adıyla- YDA Center’la ilgili geçmişten bugüne uzanan hukuksuzluğu iki hafta önce bu köşede duyurdum.

İstifa ettirilmiş Melih Gökçek’in, büyükşehir belediye başkanlığı döneminin projesi olan devasa yapı; dayandığı imar planları, meslek odalarının açtığı davalarla idari yargıdan yedi defa dönmesine rağmen varlığını sürdürüyor.

İki  hafta önceki yazımda, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin, YDA Center’ı gözeten, Ekim 2020’deki son kararından söz ederek şu soruyu yöneltmiştim:

ABB yönetimine soralım: “Demir kafesi içine alan imar değişikliklerine “hukuksuzdur” diyen yargı kararları ile kamu zararları ortadayken bu hukuksuzluk anıtını adeta canla başla koruma çabasının ardındaki sebepler nedir?”

YAVAŞ: BİZ SAĞLAM DURDUK

Gökçek dönemindeki “3 katrilyon liralık yolsuzluk dosyasını” yargıya taşıdıklarını açıklayarak kamuoyundan büyük destek alan ABB Başkanı Mansur Yavaş’la bir telefon görüşmesi yaptım.

Sorum üzerine, YDA Center’la ilgili son imar planı değişikliğini Meclis gündemine almak zorunda olduğunu belirten Yavaş, dosyanın Meclis’in önüne geçmişteki bütün imar değişiklikleri ve yargı kararları geçmişiyle birlikte getirildiğini vurguladı.

Biz sağlam durduk” diyerek hem karşı oy kullandıklarını, hem de belediye meclisinin AKP ağırlıklı kompozisyonuna işaret eden Yavaş, Gökçek döneminde açılmış ve YDA’nın kazandığı ihalenin ardından belediye ile şirketin kapsamlı bir sözleşme yaptığını açıkladı.

Yavaş’ın yönlendirmesiyle ABB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ertuğrul Candaş’tan (Harita Mühendisleri Odası eski Başkanı) bilgi aldım. Candaş, son imar planı değişikliğinin 4 Kasım’da askıya çıkarıldığını, bu bilginin binanın önüne herkesin görebileceği büyük bir tabelayla yerleştirildiğini ve 30 günlük askı süresi boyunca hiçbir itirazın gelmediğinin altını çizdi.

1551 EV 43 TİCARET TESİSİ YAPMIŞ

ABB Meclisi’nin arka arkaya gelen iptal kararlarına karşın, imar planlarının sürekli şirket lehine değiştirmesinin nedeni de bu görüşmelerde öğrendiğim bilgilerde ortaya çıktı.

ABB’nin açtığı ihaleyi kazanan YDA İnşaat ile Mayıs 2012’de imzalanan sözleşmeye göre şirketdemirkafes” diye anılan (bugünkü YDA Center) 29096/10 ada parselde inşa edeceği yapıların mülkiyet ve kullanım hakkını elde etme karşılığında; 1 milyon TL nakit öderken, ABB’ye 1551 adet konut, 43 adet ticari ünite yapmayı taahhüt etmiş.

“Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi” kapsamındaki 1551 adet konut ile 43 adet ticari bağımsız bölümün inşaat ve teslimi de yapılmış.

Toplam yapı inşaat alanı 289 bin 964,60 m2 olan bu bu konutlarda insanlar yaşamaya başlamış. Başka bir deyişle, bu yapıların geçiçi ve kesin kabülleri yapılmış, yapı kullanma izin belgesi alınmış.

Sözün özü Gökçek döneminde yapılan bu kapsamlı sözleşmenin hükümlerine göre YDA şirketi belediyeye karşı taahhütlerini yerine getirmiş.

İKİLİ AÇMAZ

Bu açıklıkta ifade edilmedi. Ama bu sözleşme ve ortadaki mevcut somut durumdan anladığım şu: “Demirkafes”in dayandığı imar planlarının hukuksuzluğu yedi kez mahkeme kararıyla tescillense de ABB, 2012’deki bu sözleşme gereği; YDA’nın “kentsel dönüşüm kapsamında” yaptığı 1151 konutu 43 ticari üniteyi teslim aldığı için altına imza attığı bu sözleşmedeki kendi yükümlülüğünü yerine getirmek için imar planlarını sürekli değiştirmiş.

Kendi yükümlülüğü” derken açalım: YDA’ya “demirkafes” alanının mülkiyet ve kullanım haklarını vermek. Unutmadan, bu alan 318 bin 106,94 metrekare ve beş bloktan oluşuyor. İçinde 895 ofis, 17 dükkan, 41 kafe restoran, 11 adet kiosk, market, spor merkezi vd var. (Diğer iki adada kullanım hakkı alınan yerin inşaat alanı ise 68 bin 31, 65 metrekare.)

Diyelim ki ABB’nin hukuksuz olduğu gerekçesiyle bu yapıyla ilgili yargı kararları doğrultusunda bir karar vermesi, ya da mülkiyeti YDA şirketinin elinden alması halinde; şirkete yapıp teslim ettiği ve içinde binlerce insanın yaşadığı 1551 konutu ve 1 milyon TL nakdi geri istemesi hakkını doğurabilecek.

Bu hukuki ve fiili açmaz sürerken, yapı da tamamlanma aşamasına gelmiş. Velhasıl karşımızda Gökçek döneminden miras düğüm olmuş bir imar ve rant öyküsü durmakta.

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!