Halı altına süpürülenler

Halı altına süpürülenler

Çiğdem Toker

Havalimanı köprü, tünel otoyol, şehir hastaneleri.

Altyapı projelerinde Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelini çok sevdi bu iktidar.

KÖİ ne? Kısaca, büyük ölçekli kamu yatırımını, garanti vererek özel sektöre yaptırmak.

Güya riskin paylaşılması gerekiyor ama riskin büyüğü daima Hazine sırtına yükleniyor. Yani bizlerin.

Hemen belirtelim: KÖİ, bu iktidarın icadı değil; onun zamanında da başlamadı.

Ama bu iktidar KÖİ’yi şahlandırdı.

Uzun uzun tartışılabilir elbet. Meselenin özü şu:

AKP, KÖİ projeleriyle bir taşla muhtelif kuşlar vurdu. İlk ikisi: Seçmeni etkilerken, sermayeye kâr transfer etti. Etmeye devam ediyor.

Daha ne olsun” denebilir tabii.

Ama  “Milletin cebinden beş kuruş çıkmayacak” lafının koca bir yalan olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

BEŞ YILDA 62 MİLYAR TL KUR FARKI 

TBMM’de 2021 bütçesi geçmeden önce geleneksel konuşmalar yapıldı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bu projelerin “kamulaştırılacağını” tekrarladı. Bakın küçük bir grup şirkete döviz üzerinden verilen kur farkı ne olmuş. Kılıçdaroğlu Sayıştay bulgularına yer verdi:

“2014-2019 kaç lira kur farkı ödendi? Sayıştay raporuna göre 61 milyar 719 milyon 322 bin lira kur farkı ödendi. Çitfçiye, kahveciye, esnafa ne verdiniz? Borç verdiniz. Sonra da gırtlağına bineceksiniz, ‘borcunu ver’ diye. Esnafa, kahveciye ‘dükkanı kapat’ dediniz, kağıt oynamasını bile yasakladınız. Bu kürsüden, bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; Allah’ın izniyle iktidarda olacağız, bu soygun düzenine son vereceğiz, 5’li çetenin, bizim torunlarımızı dahil sömürecek olan bütün bu yatırımları kamulaştıracağız ve alacağız.”

Konuya dair aydınlatıcı diğer bilgiler, ana muhalefet partisinin TBMM Başkanlığı  2019 yılı kesin hesap “karşı oy yazısı”nda yer alıyor. Sayıştay raporuna atıfla yapılan değerlendirmelere göz atalım:

– KÖİ projelerinde verilen garantilerin devlet hesaplarında izlenmesi, mali tablolarda raporlanması gerekiyordu. Bu gereklilik devletin çıkardığı yönetmelik ve tebliğde açık açık yazıyor. Ama raporlanmadı.

– Çok sayıda karayolu, demiryolu, liman, havalimanı, sağlık tesisi projeleri bu modelle yaptırılıp işletilmesine rağmen kamu maliyesi olası risklerle ilgili tek bir değerlendirme yapmadı.

– Girişilen taahhüt tutarları bu iş için oluşturulan hesapta izlenmedi.

– Şirketlerin kamuya ödediği tutarlar kesinleştiğinde alacak kaydı yapılmadı.

– Şehir hastanelerine ilişkin varlık ve yükümlülükler ile envanter işlemlerine ilişkin muhasebe kayıtları yapılmadı.

– Kira ödemeleri hatalı muhasebeleştirildi.

– Avrasya Tüneli’nin projesinde hizmet imtiyaz varlığı ve gelecek dönemlere ait muhtemel vazgeçilen gelirlerin gerçek değerleri mali tablolarda yer almadı.

– İdarenin verdiği talep garantileri hatalı muhasebeleştirildi.

– Kaçak geçiş yapan araçların muayenesi, alım-satımı ve yurtdışına çıkışının önlenmesine yönelik yükümlülükler yerine getirilmedi.

– 2019 yılı için uygulanan geçiş ücreti indirimine ilişkin fark ödemeleri gecikmeli yapıldığı için gecikme faizi ve döviz kuru farkı ödendi.

BİLANÇO AĞIRLAŞIRKEN

CHP’nin karşı oy yazısında mali yük boyutlarının Türkiye ekonomisi için telafisi çok güç sorunlar doğurabileceğinin altı da çizilmiş.

Sonuç olarak, KÖİ projelerinin taşıdığı risk ve sakıncaların boyutları ağırlaşıyor.

Peki bu riskleri, ülkeyi yönetenlerin, maliyesinden sorumlu olanların bilmemesine imkan var mı? Sıfır ihtimal.

Peki…

Bilanço ortadayken, kur riski sürerken daha birkaç hafta önce Aydın-Denizli otoyolunu yine km başına Euro/cent üzerinden garantili yapılmasının izahı ne olabilir?

Bir gün bu soruların hakiki cevapları ortaya çıkacaktır.

Biz kayıt düşmeye devam edelim.

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!