“Ayranımız yok içmeye!”

“Ayranımız yok içmeye!”

Rahmi Turan

Yaşanan acı gerçek şu:

Habis korona salgını insanları hem öldürüyor, öldürmediklerini de aç bırakıyor!

Her gün 200 civarında insanımızı salgına kurban veriyoruz.

Ekonomi çıkmazda, esnaf perişan…

10 milyondan fazla işsizimiz var…

İşten atılmayıp ücretsiz izne yollananların hali ayrı bir dram…

Asgari ücret sefalet parası…

Vatandaşa “Acı reçete” sunuyor, kemer sıktırıyoruz.

Oysa devlet, salgında işsiz kalanları, evine ekmek götüremeyenleri yalnız bırakmamalı, ceplerine para koymanın çarelerini aramalı. Öyle değil mi?

Hal böyleyken ne yaptı iktidar?

IBAN numarası verip halktan para istedi!

İtibardan tasarruf olmaz denilerek lüks harcamalar kısılmadı…

Halkımız imdat derken, 137 ülkeye yardım malzemesi ve para gönderildi!

Somali‘ye 5.6 milyon dolar hibe edildi. Ayrıca o ülkenin IMF‘ye olan borçlarının bir kısmı Türkiye tarafından ödendi.

Salgın nedeniyle ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalan bazı ülkelere bütçe desteği (yani nakit para) verdiğimiz açıklandı.

İhtiyacı olana yardım etmek tabii ki iyi bir özelliktir ama bir ülkenin kendi vatandaşı açlıkla boğuşurken yabancı ülkelere para göndermenin mantığı izah edilemez!

Hani, ünlü bir söz vardır… “Ayranımız yok içmeye, tahtırevanla gideriz çiş etmeye!”  denir. Sözün aslı daha kabadır ama ben biraz incelttim.

Durumumuz ne yazık ki buna benziyor!

★★★

Peki, tüm bu olanlar karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi ne yapıyor? Bu savurganlığı sorgulamıyor mu?

Hayır! Sorgulamıyor, sorgulayamıyor, önleyemiyor… Çünkü yetkisi yok!

“Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile birlikte Meclis’in yetkileri budandı…

Bakan beyler soru önergelerine canları isterse cevap veriyorlar, canları istemezse tek kelime bile etmiyorlar!

Meclis, İYİ Parti’li Aytun Çıray‘ın tabiri ile “Şehir Kulübü” haline geldi. Bir tavla ve bezik oyunu eksik!

Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye‘ye uymadı. Mevcut sorunları çözemediği gibi birçok yeni sorun üretti. Çare “Parlamenter sistem!”

Bakan ve Bilim Kurulu ayrımcılık suçu işledi!

Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu maalesef  koronavirüs ile mücadeleyi beceremedi!

Öyle acayip kararlar aldılar ki, önlemleri sulandırıp yüzlerine-gözlerine bulaştırdılar!

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Milli Savunama ve Adalet Bakanlıkları yapmış deneyimli bir siyaset adamıdır.

“Devlet, koronavirüs salgını nedeniyle OHAL (Olağanüstü Hal) ilan edebilirdi. Çünkü, ilk ölümün gerçekleştiği 18 Mart 2020‘den bu yana vaka sayısı 527 bini geçti, ölenlerin sayısı 14 bin 705‘i buldu” dedi ve ekledi:

“Ulaşılan rakamlar ‘Tehlikeli salgın hastalık’ nedeniyle OHAL ilanına yetiyor, ancak bunlar ne yaptı?

65 yaş üstü ile 20 yaş altına kısıtlamalar getirerek salgını durduracaklarını sandılar!

O yaş gruplarını özel yasaklara tabi tutmanın hangi bilimsel temele dayandığı ve ne fayda sağladığı belli değildir.

Onları koronavirüsün yayılmasında âdeta şaibeli iki grup durumuna düşüren bu yasaklar Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki ‘Kanun önünde eşitlik ilkesi’ ile 13’üncü maddedeki ‘Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında ölçülülük ilkesine aykırı’ bir yaş ayrımcılığı oluyor.

Ayrıca 65 yaş üstüne kısıtlamalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin ek 12’nci protokolün, ayrımcılığı yasaklayan 1’inci maddesine de aykırıdır.

Bu kararları alanlar Anayasa‘yı ve Avrupa İnsan Hakları Protokolü’nü çiğniyor ve ayrımcılık suçu işliyor!”

GÜNÜN SÖZÜ

Etleri efendiler yedi, yoksullara kemikleri kaldı!

Sözcü

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!