Bitirmeyi bilmemek…

Bitirmeyi bilmemek…

eatabek

Biz bitirmeyi bilmeyiz. Kültürümüzün bir kusuru da bu belki.

Türk gibi başla, Alman gibi sürdür, İngiliz gibi bitir.

Biz Türkler başlamaya bayılırız.

Başlangıçlar coşkuludur, heyecanlıdır, şaşaalıdır.

Ama arkasını getiremeyiz.

Çünkü bir şeyi sürdürmek plan ister, program ister, disiplin ister. Biz de bunları sevmeyiz.

Türk gibi başla”, işte bunu anlatır.

Alman gibi sürdür” sözü doğrudur. Almanlarda plan da vardır, program da disiplin de.

Ama Almanlar da bitirmeyi bilmez.

Bakın, iki büyük dünya savaşında en güçlü orduları kurmuşlar ama sonuçta ikisinde de yenilmişlerdir.

Nedeni de bitirmeyi bilmemeleridir.

İngilizler bitirmeyi bilirler. Dünyanın en büyük imparatorluğunu kurmuşlar, sömürgeler yönetmişlerdir.

Ama çekilme zamanını doğru bilerek törenlerle adalarına çekilmişlerdir.

Plan, program, disiplin. Kalite de bu üçlünün ucundadır.

Ne yapalım ki “bitirmeyi bilmek” de uygar kültürün çok önemli bir sanatıdır, bilen kazanır, bilmeyen kaybeder.

Evliliği bitirmek

Evliliği bitirmek, yaşam sanatının gerçek bir ölçütüdür.

Bakın bizdeki ayrılmalara. En uygar görünenler de bile suçlamalar, çekişmeler, ortak malların üzerindeki kavgalar, çocuklara sahip çıkma adına onları kullanma.

Nedeni bitirmeyi bilmemektir.

Oysa, buluşmalar, birleşmeler ne denli değerliyse, ayrılmalar da o denli değerli olmalıdır. Ama öyle olmuyor işte.

Kadın cinayetlerinin görünen nedeni, kadının ayrılmak istemesidir. Kadının neden ayrılmak istediği sorulmaz bile.

İşsiz kocanın dayakları, içki, sigara, kumar parası istemesi dile bile getirilmez.

Çünkü, evlenmek kutsaldır, ayrılmak suç.

Yaşama kültürü ancak uygarlıkla doğru orantılıdır.

Futbol kültürümüz farklı mı?

Dünyanın en iyi teknik adamlarını getirdik.

Bu adamlara “Bizim takımı bu yıl şampiyon yapacaksın” dedik.

Yabancı teknik adam şaşırdı. “Size şampiyonluk sözü veremem” dedi. “Ben size plan, program, disiplin sözü veririm. Şampiyonluk ancak bunlar olursa olur” dedi.

Bizimkiler “Eh hadi bakalım, onca para verip getirdik, görelim bari” dediler. Takım iki beraberlik, bir yenilgi aldı.

Teknik adamı kovdular.

Adam gidip kendi ulusal takımının başına geçti.

Futbol kültürümüz de bu. Başka türlü olur mu ki?

Birleşik kaplar formülü diye bir fizik kanunu var.

Hiçbir şey bunun dışında kalamaz.

Siyasette bitmek ve bitirmek

Bizim tarihimizde “bitirmeyi bilen tek kişi” Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Kurtuluş Savaşı biterken onun doğum yeri olan Selanik ulusal sınırlar dışında kalır. “Alalım paşam” derler, “Selanik avucumuzun içinde”. Gazi Paşa “Hayır” der, “biz sınırlarımızı çizdik, ne bir karış veririz ne bir karış alırız”.

Misakımilli, “Ulusal Ant” sınırları budur.

Atatürk savaşı bitirmeyi bilmiştir, barış devrini başlatmıştır.

İsmet İnönü de kendi dönemini bitirmeyi bilmiştir.

1950 seçimlerini kaybedince iktidarı muhalefete devretmiştir. Bu da o koşullarda büyük bir harekettir.

Geri kalanlar bitirmeyi bilememiştir.

Celal Bayar – Adnan Menderes ikilisi diktaya yönelmişler, bir askeri ihtilale neden olmuşlardır.

Süleyman Demirel kendi oyunlarının kurbanı olmuştur.

İktidarda kalabilmek için her oyunu oynamışlardır.

Kendilerine de ülkelerine de zarar vermelerinin nedeni bu olmuştur.

Günümüzde neler oluyor?

Gene, bitirmeyi bilmeyen bir siyasal iktidarın bocalamalarını görüyoruz.

Bütün siyaset analistleri, seçimi kaybetme korkusu nedeniyle iktidarın küçük ortağı MHP’nin, büyük ortak AKP’yi teslim aldığını öne sürüyorlar.

Oy kaybı nedeniyle AKP ve başkanı R.T. Erdoğan’ın kendi inisiyatifini kullanamadığını, kendisi farklı düşünse de küçük ortağı Devlet Bahçeli’nin peşinden gitmek zorunda kaldığını belirtiyorlar.

Oysa, oy kaybı nedeniyle iktidar el değiştirecekse, doğrusu bunu kabul etmektir.

İktidar yıpranmışsa yeni bir iktidar ülke yönetimini eline alır, bugünün iktidarı da muhalefet görevini üstlenir.

Demokratik sistemin işleyişi budur.

Ama bunu kabul etmez de zorla iktidarda kalmaya çalışırsanız, işte, “bitirmeyi bilmiyorsunuz” demektir.

Bu zorlama gelip de silahlı tehdide kadar varırsa bundan herkes zarar görür.

İktidar partileri kadar bütün ülke bu zararın bedelini ödemeye zorlanır.

Elbette bu gidişin kimseye yararı olmaz ama bu anlaşılıncaya kadar çok acı çekilir.

Bitirmeyi biliniz.

Bitirmeyi bilmek, şerefiyle çekilmek bunu yapabilme cesaretini gösterene de ülkeye de çok şey kazandırır.

Olur mu olmaz mı, hep birlikte göreceğiz…

Cumhuriyet

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!