Bir zihniyetin analizi

Bir zihniyetin analizi

Ahmet Gürsoy

Bırakın tablo işini. Kaça alındığını ya da alınmadığını. Asıl mesele o değil ki. Asıl mesele nedir biliyor musunuz?

Resmin kendisi ve onun ardındaki zihin.

Sorsana: Hz. Peygamberin övdüğü kimse olarak anlatılmaya başlanan koskoca Fatih Sultan Mehmet, İslam ulemasının günah saydığı resim yaptırma işine nasıl girişiyor?

Sorsana: Neden Koca Türk İmparatorluğu’nda ressam yok da İtalya’da var?

Çünkü İslam dünyası, Allah adını kullanarak ulemanın daralttıkça daraltarak yorumladığı, sıkıştırılmış bir kültür alanına hapis edildi de ondan.

Resim günah, heykel günah, müzik günah.  Ölü gibi yaşayacak ve öleceksin. İstenen bu.

Kim istiyor bunu? Ulemaya sorarsan tüm özgürlükleri yaratan Allah istiyormuş.

Minyatür sanatına hapsolmuş çizgi ve desen dünyasının sınırlarını aşan Fatih, bu çabasıyla, “resim günah, müzik şeytan işi” diyenlerin aksine, kendi portresini yaptırdı.

İşte asıl mesele bu.

Diğeri de neden yerli sanatçımız yok sorusu.

Onun cevabı belli.  Az evvel verdik.

Şimdi “fetih hakkı” deyip “Ayasofya’yı ibadete açacağız” diyenler, Fatih’in bir devrim niteliğinde olan yaptırdığı portresini Türkiye’de istemiyor.

Ayasofya’yı istiyor portreyi istemiyor.

Aaysofya’yı kilise iken cami yapmak iyi, ulemanın fıkhının aksine gidip İtalyan gâvuruna portre yaptırmak günah.

Onların asıl hazmedemedikleri bu.

Fatih nasıl olur de böyle bir şey yapar değil mi?

Şaşkınlar bilmiyorlar ki, o Fatih, aynı zamanda huzurunda Hüccet’ül İslam denilen Gazzalî’yi tartıştırmış, medreseleri branşlara (ihtisaslara)  ayırmış, pozitif bilimlerin (başta mühendislik olmak üzere astoronominin) önünü açmıştır.

Fatih mühendistir.

Mantıkçıdır, filozoftur.

Semerkant’ta Timur İmparatorluğunun varisi olan bilgin, astronom, matematikçi ve mantıkçı Uluğ Bey’in kurduğu büyük rasathanenin müdürü olan Ali Kuşçu’yu İstanbul’a getirdi. O çığırdan ilerleyen ve sadece İslam dünyasının değil dünyanın da en büyük bilgini olan astronom Takiyüddin’in kurduğu rasathaneyi, 1578’de top ateşiyle ne yazık ki Fatih’e yakışmayanlar yıktı.

Osmanlı battı da niye battı sanıyorsunuz?

Dehaların kurduğu sistemi, sıradan yöneticiler bozdular ve eğitimi yönetenler, bilimsel gelişmeleri sisteme sokamadılar da ondan.

Tıpkı Atatürk gibi, Fatih’in de çevresinde kendileri çapında bilgi ve donanıma sahip nitelikli adam yoktu desek abartmış olmayız. Bu sebepledir ki gerçek bir dünya imparatoru olan Fatih’i, anlama kapasitesi yetersiz insanlar kavrayamadığı için, ölümünden sonra yaptığı devrimleri takip etmemişlerdir.

Sormak isterim: Hiç düşündün mü? İstanbul’un fethi küresel siyaset açısından ne anlama geliyor? Fatih İstanbul’u fethederek, dünyanın o güne kadar hüküm süren en büyük egemen gücünün sadece simgeleşen başkentini ele geçirmiş olmadı. Aynı zamanda o günkü dünya siyasetinin dengelerini değiştirdi.  Küresel güçler dengesi el değiştirdi.  Üstün güç, Hıristiyan Batı’dan, İslam Türk’ün eline geçti.

Şimdi çapsız birkaç kişi çıkmış diyor ki: “İmamoğlu Fatih portresini niye aldı? Elin gâvurunun çizdiği resmi…”

Gâvurun yaptığı İstanbul’u alıyorsun, gâvurun yaptığı kilise olan Ayasofya’yı kabulleniyorsun, gâvurun yaptığı, otomobili kullanıyorsun, televizyondan, kameradan, cep telefonundan rahatsız değilsin, üstelik bir de pişkin pişkin sırıtıyorsun ama Fatih’in portresini, zapt ettiği İstanbul’a çok görüyorsun? Bir de değer biçiyorsun. “6,5 milyon verilir mi?”

1578’de rasathaneyi bu zihniyet bombaladı. İmparatorluğu da gene bu kafadakiler batırdı.

Yeniçağ

yurduma can feda

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!