Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
CORONA GÜNLÜKLERİ 1..
03 Nisan 2020
23:01
58 Kez Okundu

164623_564316256936392_278493566_n

Bu yazının yayım tarihinden bir kaç gün önce bir video yayınladım.. ve videonun metin kısmına ”bu yorum elbette işin başka bir boyutu” diye de not düştüm. Peki bu yorumu düşmemde ki amaç ne olabilirdi; şöyle ki, son virüs salgını mevzusu ile, oldukça fazla sayıda ‘komplo teorisi’ havada uçuşurken, videoda anlatılan detayın gözlerden kaçabileceği ve üzerine düşünülmesi gerektiği ile ilgiliydi.. yani tek başına bu videoda anlatılanlar yeterli değildi; ancak paylaşanların çoğunluğu ne yaptı!. bu yorumu es geçerek (bu paylaşım sitesinin özelliği, kendi eklemiyor) eklemeyerek; sanki bütün mevzu, anlatılanlardan ibaretmiş havası verdiler!. bu ve benzeri yanlışlar, ya da eksik bilgilendirmeler amaca hizmet etmek yerine, ‘özgür düşünce’yi baskı altına almak isteyen.. ve gerçeği komplo, komployu da gerçek edasıyla toplumlara pompalamayı amaç edinenlere yarar.

..bu sebepten; neyi paylaştığınıza, kimi okuduğunuza, nasıl yorumladığınıza ve yorumunuzun diğerlerini nasıl etkileyeceğine dikkat etmek; ve ayrıca hiç bir alt-yapısı ve önünüze düşen derinliği olmayan saçma-sapan her bilgiyi ‘spot ışıkları’ altında almanız ve dağıtmanız doğru değildir.. işte bu sebepten, o notu (”bu yorum elbette işin başka bir boyutu” ) video paylaşımına eklemek, en az videoda anlatılanlar kadar önemli idi!.

..bu sebepten her seferinde yenilemek zorunda kalıyorum;

..”detayları bilmeden, bütünü göremezsiniz.. bütünü görmeden, hayatta kalamazsınız!”

Yani asıl olan; ham ‘bilgi’ değil, bilginin elekten geçirilmiş halidir.. bunun için bile ayrıca bir ‘birikim’.. ayrıca bir ‘bakış açısı’ gerekir; ki.. neyse, ‘corona günlükleri’ne dönelim..

Hemen hemen herkesin bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olduğu günümüzde yaşanan.. ya da yaşatılan bu ‘salgın’, yine yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere, ‘tek boyutlu’, ya da sadece ‘evet budur’ diyebileceğimiz bir şey değildir. Üzerinde çalışılmış ve yaşananlardan anladığımız kadarıyla, pek çok açıdan, ‘çoklu hedeflere’ yönlendirilmiş, tek bir hamle, bir kaç ‘sonuç’ üzerine odaklanmış küresel bir saldırıdır. Evet işte bu paragraf tam da ‘komplo teorisi’ dedikleri şeydir; çünkü bu bir ‘fikir’dir; ama bugün, hemen şimdi oluşmuş, bugüne karşı tepki ile söylenmiş değildir.. en azından benim, son on-beş yıla yayılmış benzer konularda yüzlerce yazım ve anlatımlarım mevcuttur.. zira dünyanın her yerinde binlerce insan bu konularda çok önemli eserler vermekte, fikirler ileri sürmekte.. doğruları ve yanlışları ile bir ‘beyin fırtınası’ ve o fırtınalardan okuyucuya düşen..

..bu elbette kendini geliştiren okuyucu olmalı; her okuduğundan, ‘aman tanrım’ edası ile etkilenmeyen, (bu gibi kaos ortamlarında her kafadan çıkan sese kulak vermeyen) hiç bir derinliği, ya da ilginç olması dışında mevzu ile çok da bağdaşmayan bilgiyi; yine ‘amerikanın yeniden keşfi’ymiş gibi algılamayan.. okuduğunu anlayan, doğru-yanlış yargısında bulunabilecek ve bu yargısını, ‘inanç’, yaşadığı coğrafya, ya da diğer bireysel etkenlerin etkisinde kalmadan ‘yalın’ olarak değerlendirebilecek.. gibi, gibi..

Bilim-kurgu bir çağa girdiğimizin herkes farkındadır umarım. İnsanlar teknolojinin getirdiği kolaylığı, eğlenceyi karşı konulmaz bir biçimde arzu ederken; yine teknoloji kaynaklı pek çok problemi görmezden gelmeyi yeğlemekte.. ancak günümüzde ”çocuklara otizm, yaşlılara alzheimer” düşerken, ‘sağlık’a değil de, ‘yaşam kalitesi’ne odaklanan insanın, gerçekleri görmesi.. ya kabul etmesi şimdilik çok zor, ileride ‘imkansız’ kılınacaktır!.

Seksenlerde yaşanan ‘büyük kırılma’, (ahlaki anlamda, etik alanda, cinsel devrim, yönetim şekilleri, ekonomik-politik sistemler, önce ulus devlet, sonrasında çıplak devlet anlayışının ber-taraf edilmesi, gen araştırmalarının insan beynini aşan sonuçları ve yansımaları..) kopmayalım, seksenlerde yaşanan ‘büyük kırılma’, belki de insan evriminin mihenk taşlarından biridir. Müdahaleye açık; ki insan medeniyetinin çok üzerinde ‘algoritma’lar (kuantum bilgisayarlar, frekans yayılımları ve radyasyon etkileri vesaire) teknolojilerin, yine medeniyet tarihinin ‘doğru orantısal ilerleyişi’ dışında katettiği mesafe..

..bir de genel çoğunluğun henüz bilmediği.. ya da erişemediği çok daha fazla ve bugünkü insan aklının çok daha ötesinde (işte bu komplo teorisi) teknolojilerin olduğu.. ya da bu teknolojiye sahip birilerinin (dna sarmallarını bilemeyiz) olduğu ve yine o birilerinin her ne kadar bazı ‘aile’ler şeklinde yansıtıldığı ise; daha insani ve ‘insanın hırsı’ şeklinde yumuşatıldığı bir durum.. (görünene odaklanma..)

..hani birileri devamlı şekilde diyor ya, ”hiç bir şey eskisi gibi olmayacak”, tüm sistem değişecek!. doğrudur; ancak dünden bugüne yaşananlara, ekonomik, siyasi ve dinsel argümanları göz önüne alarak bakacak olursak; ekonomi, sistemin devamı için elbette şart olandır.. ancak daha derinlemesine baktığınızda, ‘ekonomi’ bir yere değin cevap olabilir.. dijital sisteme geçme gibi; ancak sadece sistem geçmeyecek ki!.. burada söz konusu olan ‘insan’ın dijital bir yapıya büründürülmesi ve mottolar aynen şu şekilde, hastalanmayan, daha güçlü (biyonik-transhumanizm)), daha akıllı, daha uzun yaşayan (ama yaşlanmayan -kök hücre tedavisi adı altında yatan ‘saklı gerçek’).. günümüzdeki yaşlı nüfus değil yani..

..ama duygu yok!. aile kavramı yok!. tek dünya devleti kavramı ile ‘aidiyet’ hissi yok!. söylentide sosyal ama, bireysel çıkarlar dışında hiç bir aktivitesi yok!. evden çıkmayacak ama, damacana suyu kapısına gelecek, çöpleri alınacak, tarlada dometesi toplanacak, yoğurdu mayalanacak!.

..o derece sosyal ki, hiç bir eksiği olmayacak.. o evde otururken, diğerleri çalışacak.. hem de hakaretlere maruz kalarak!. hiç kimse ‘cehaleti’ örnek alarak, gerçeklerin üzerini örtmeye kalkmasın!. (iyi niyet ve durum farkındalığında olanlar, elbette eleştiri sınırları dışındadır.. bu açıklamayı yapmak bile zul!) Neyse..

Bu ‘salgın’ sonrası yaratılan ‘kaos’ ortamı.. ‘kaos’ diyorum; ancak bu kaos, bilinenin aksine, ‘yönetilebilir kaos’dur ve alt ve üst sınırları oldukça belirgin şekilde çizilmiştir.. yani ‘SYSTEM’e zarar vermeyen; ancak sistemin değişmesi bakımından ‘deneme’ sayılabilir. Deneme diyorum; zira elde edilen veriler ışığında doz biraz daha arttırılarak gelecek günlerde farklı biçimlerde tekrar edilecektir. (yıllar içinde) Kuş gribi esnasında yaşanılan.. ya da yaşatılan manzaraları herkes hatırlar (canlı canlı yakılan kümes hayvanları).. sonuçları ne oldu!. domuz gribi, deli dana vesair salgınlar.. hayat yine normale döndü, bu sefer de aynısı olacak; ancak bu salgında sınanan ‘insan’ın kendisi oldu!. Peki elde edilen veriler ne oldu..

Birincisi, ‘sağlık’ endişesi ile korkutulan insanoğlu.. ya da kızının, sorgusuz-sualsiz hiyerarşik düzene ‘itaat’ ettiği.. edebileceği ispatlanmış oldu.. böylesine organize, ama aslında ‘basit’ bir oldu-bitti ile, ‘ölüm’ korkusu aşılanan insanoğlu.. ya da kızı, son elli yıllık ‘aşı’ karşıtlığı bilinçlenmesi üzerine kurguladığı ‘şüphe’, ‘sorgulama’, ‘acaba!’, yetilerinden uzaklaştırıldı.. daha açıkçası ‘ikna’ oldu..

Bir yandan ‘din’ ile sınanırken, ‘bilim’ adı altında da köşeye sıkıştırıldı.. hani diyorlar ya, ”artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” diye.. işte tam da bunu kastediyorlar!.

Bilim (endüstriyel bilim) acaba kendi ‘ruhban sınıfı’nı mı yaratıyor!. papazın, hahamın, imamın dediğine karşı çıkmak (ya da diğer 4300 inanışın kanaat önderlerine) ‘sıradan bir dindar’ın ne haddine durumu.. sıradan insanların milyar dolarlık ‘sağlık fonları’na hizmet eden ”prof” etiketine karşı çıkmaları ya da..

..işte, ”artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” denmesi bundandır.. alınan geri dönüşler oldukça ‘ümit’ verici (birileri için).. ekonomi bu işin yan sanayisidir.. düzenin devamını sağlar; burada asıl dikkat edilmesi gereken unsur ‘gen’ (dna) algoritması üzerinde yapılan-yapılmak istenilen değişiklikler, daha da önemlisi ‘amaç ne?” sorusu üzerinden ilerlemektir..

..sonrası yüksek bir ihtimal ile ‘cinsel hastalık’lar boyutu ile sınanacaktır!. ki üreme, kadın-erkek ilişkisi (heteroseksüellik), erkek sperm sayıları, anne-çocuk ilişkisi vesair konuların tartışmaya açılması.. baba figürü zaten devreden çıkarıldı..

Yine bu ‘salgın’ neticesinde insan aklını esir alanların ileride elde edecekleri en büyük ‘sonuç’lardan biri de.. ölüm korkusu ve yaratıcı fikri ilişkisi üzerinden.. ki son yıllarda artan ‘deist’ ve benzeri yapıların çokça artması üzerine.. yeniden bir ‘mesih’ beklentisi..

Uluslararası ‘ana akım medya’da gösterilecek bir iki ‘video’ya bakar, ‘büyük kalabalıklar’ın ‘ikna’ olması..

İlk adım atılmıştır, 11 Eylül saldırısı ne denli ‘şaibeli’ ise, bu ‘salgın’ ve benzerleri de (geçmiş-gelecek) aynı sorunlu kafanın eseridir.. bu ve benzeri saldırılar daha ziyade ‘iyilik hareketleri’, ‘sosyal kulüpler’ ve çokça ‘vakıf’ denilen örgütlenmelerce hız kesmeden devam edecektir..

Büyük tehlike, din ve bilim el ele verirse; ki emareler onu göstermekte.. yine karşı-karşıya durumu devam etmek kaydı ile, insanoğlu.. ya da kızının ‘evrim’le (doğal süreç) olan bağı koparılacaktır!. din insanı ‘üstün’ kılar (senin inancına söylemiyorum, hemen celallenme, hepsine söylüyorum)!. din insanı ‘üstün’ kılar ve enteresandır; bugünkü bilim de (karanlık bilim-Tesla’nın katilleri-endüstriyel bilim) ‘üstün insan’ın peşindedir! (TRANSHUMANİZM!)

..bedelini yine ‘biz’e ödetmek kaydı ile..

Yine söylüyorum; çok şey bilmeye gerek yok (elbette lafın gelişi) asıl olan bilgi, elzem olan işleyişidir.. işlemek, işleyebilmek yani.. bunun için çokça okumak, araştırmak.. hemen iki kitap okuyup, ben ‘oldum’ dememektir; ki örneklerini çokça görüyoruz.. zaten ‘komplo teorisi’ diye bu ‘avareller’ örnek gösterilerek, insanlar gerçek bilgiden koparılmaya çalışılmaktadır.. bu sebepten; katılırsınız, ya da katılmazsınız önemli değil.. okuduğunuz bir yazıda, ya da seyrettiğiniz bir videoda şuna dikkat edin; cümle kuruluşlarına.. cümle kuruluşu, kişinin neyi ne kadar bildiğinin ipuçlarını taşır.. bilhassa sosyal medyada bunlara dikkat etmek çok önemli..

..zıpırları ayıklamasını bilmezseniz, gerçeklerle, komplolar bir birine karışır.. bu da birilerinin işine gelir; ki bu zaten planlı bir biçimde yapılmaktadır.. Youtube kanalı gerçek bilgi içeren kendi kanallarını arka planda tutarken, ne kadar ‘zıpır’ var, onları ‘fenomen’ yaparak büyük bir yanıltma peşindedir ve bu giderek artacaktır.. bu konuda kendilerini insanoğlu ya da kızının geleceği hakkında karar verme mekanizmasının başında görenler, yeni bir çalışma içindedir.. videoda da son kısımlara yakın bölümde, yeni bir ‘algoritma’ peşinde oldukları açıkça ispatlı bir biçimde diyaloglarla ortadadır..

ez-cümle; seçici olun!. bilgi ucuza mal edilemeyecek kadar değerlidir!. elleyin, koklayın, gerekirse uykusuz kalın.. ama ‘doğru bilgi’yi elde etmeye çalışın.. Dünya çapında ‘ana-akım medya’ ve türevlerinden ‘doğru bilgi’ye ulaşmanız imkansıdır.. bugün insanoğlu.. ya da kızının yaşadığı en büyük çaresizlik, ‘öğretilmiş çaresizlik’tir.. pencerenizden dışarı bakın göreceksiniz..

..bugün korku ve endişelerimizi kullanılarak elimizden almaya çalıştıkları ‘özgürlüğümüz’dür!. hem de bizimki değil!. çocuklarımızın özgürlüğü!.

Benim kızımın adı Yaprak.. Dokuz yaşında.. ben ona bu ismi verirken, ‘doğa’ya ait olsun istedim.. doğal olsun istedim!. nereden geldiğini bilsin istedim..

..şimdi Onu, ait olduğu ağaçtan koparmaya, kimsesiz bırakmaya çalışıyorlar.. yaşadığım müddetçe buna izin vermeyeceğim.. O da, bunu biliyor..

Geleceğimiz hakkında kimse söz hakkına sahip değildir!. Doğaya, doğal olana müdahaleyi kabul etmiyorum.. sağlıkla kalın..

Cem Yağcıoğlu 03-04-2020

edebiyatgazetesi / kritikeşik

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


7 − = 4

FpsAgency