Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANI LİBOŞLARA AÇIK MEKTUP…
16 Ağustos 2013
19:24
321 Kez Okundu

alieralp

APO’yu sevdiğiniz kadar Atatürk’ü sevmediniz…

PKK’lı eşkıyayı sevdiğiniz kadar Mehmetçiği sevmediniz…

Ermeni’yi, Kürt’ü, Rum’u sevdiğiniz kadar Türk’ü sevmediniz…

Emperyalistleri sevdiğiniz kadar vatanınızı sevmediniz…

Hep sömürgecileri, vatan satıcılarını, vatan bölücülerini desteklediniz.

Hep Damat Ferit’lerin, Vahdettin’lerin, Ali Kemal’lerin, Şeyh Sait’ler’in, Sait Nursi’lerin, İskilipli Atıf Hocaların yanında oldunuz.

Kurtuluş Savaşı kahramanlarını, Atatürk’leri, İnönü’leri, Esat Mahmut Bozkurt’ları, Yusuf Akçuraları düşman bildiniz.

Faşist bildiniz.

Diktatörlükle suçladınız.

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” dediği için Atatürk, size göre dünyanın en faşist, en ırkçı komutanıydı. Size göre bir İngiliz komutanı Mustafa Kemal’den bin kez daha medeni ve bir ittihatçıdan bin kez daha insancıldı. O, Türkiye topraklarına ve insanına uygarlık taşımaya gelmişti çünkü (!).

Fikret Başkaya, “Mülkiyeliler Birliği” dergisinde şunları vurguluyordu:

“1923’teki manzara nedir? Bir darbeyle cumhuriyet kurulur mu? Mustafa Kemal kademe kademe bir diktatörlük kuruyor…”

İşte bu nedenle, İngiliz yönetime uşaklık yapan Nemrut Mustafa divanlarının idam kararlarını ayakta alkışladınız.
Size göre “Anadolu topraklarının harcı adaletsizlikle yoğrulmuştu.” Çünkü bu topraklarda “Anadolu insanının, Dersimlinin, Ermeni’nin, Süryani’nin, Kürd’ün, Yahudi’nin, Alevi’nin ve şapka giymediği için idam edilen Müslüman’ın adalet çığlığı var”dı!” (Taner Akçam)

Bu topraklarda hep kötü şeyler olmuş, kötü şeyler yaşanmıştı. Aslında tüm acıların, tüm zulümlerin adı Türk ve Türklük’tü. Tarihten silinmeliydi…(!)

Ama Amerika’da yapılan zenci kıyımlarını, Fransa’nın Cezayir katliamlarını, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Afganistan’da yapılan cinayetleri, tecavüzleri, işgalleri görmezden geldiniz.

Zaman oldu Türkiye’yi, Türk insanını emperyalist devletlere şikâyet ettiniz. Jurnallediniz. Türkler “30 bin Kürt, 1 milyon (!) ermeni öldürdü” dediniz. Yalan yanlış bilgilerle ABD’ye, AB’ye yaranmaya, onlardan “Aferin” almaya çalıştınız.

Ama asla ve kat’a PKK’nın köy basıp, kundaktaki bebeleri bile kurşunladığını, 40 bin insanın canına kıydığını, ABD emperyalizmi ile birleşip, ulusuna, halkına karşı savaş açtığını anlatmadınız…

Ama asla ve kat’a, Kurtuluş Savaşında Ermenilerin düşmanla işbirliği yapıp, Türkleri katlerek, nasıl toplu mezarlara attıklarını, ekmeğini yediği, suyunu içtiği Türkiye’yi nasıl arkasından hançerlediğini anlatmadınız.

“Şapka giymediği için” (!) İskilipli Atıf Hoca’nın idama mahkûm edildiğini yazdınız ama onun İngiliz hükümetinden Mustafa Kemal’i durdurmak için nasıl yardım istediğini yazmadınız.

Hele hele, İskilipli Atıf Hocanın, Kurtuluş Savaşında Yunanlılarla ve İngilizlerle işbirliği yapan bir vatan haini olduğunu hiç dile getirmediniz.

O, şeriatçıların, liboşların ve bölücülerin iddia ettiği gibi “Şapka Devrimini”ne karşı çıktığı için asılmamıştır. Düşmanla bir olup Türk milletine cihat açtığı için, “Teali İslam Cemiyeti”nin Kurtuluş Savaşı karşıtı bildirilerini Yunan uçakları ile halkın üzerine attığı için idam edilmiştir.

O, yedi düvele karşı canı, kanı pahasına mücadele veren Mustafa Kemal’lere ve Kuvayi Milliye askerlerine, “Kuvayi Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır…”

“Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız?”

“Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara’dadır. Dediği için idam edilmiştir.

Şimdi sizin desteklediğiniz AKP iktidarında, bu ihanet ustasının itibarı istenmekte, adı hastanelere verilmektedir…

Dün atalarınız İngiliz emperyalizmine uşaklık yaptı bugün babalarınız ve siz Amerikan emperyalizmine uşaklık yapıyorsunuz.

Dün atalarınız Mustafa Kemal’in idam fermanı karşısında zil takıp oynadı, bugün siz Ergenekon yiğitlerine verilen idam cezaları karşısında zil takıp oynuyorsunuz. Çünkü günümüzün hukukunda “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” idamın yerine kullanılıyor…

Ve… Verilen cezaları az buluyorsunuz… Tıpkı referandumda “Yetmez ama evet” diyerek Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına attığınız gibi, şimdi de “Ağırlaştırılmış müebbetleri” yeterli bulmuyorsunuz ve…

“Ergenekon dava kararları hakkında verilebilecek en kısa ve özet yargı budur: Yetmez ama Evet! Arkası gelir mi? Mümkün ama AKP’ye bağlı değil. Siyasi irade toplumsal desteğe, alttan gelen baskıya bakar. Yoksa elini kımıldatmaz. Niye kımıldatsın ki?” (Taner Akçam, 12.08.2013, Taraf) diyerek halkı isyana, başkaldırmaya davet ediyorsunuz…

Hrant Dink cinayetini Ergenekoncuların işlediğini ileri sürüyorsunuz. Elinizden gelse, 100 yıllık, 200 yıllık, 300 yıllık tüm cinayetleri Ergenekon Çetesinin (!) üzerine yıkacaksınız. Elinizden gelse, “darbeye teşebbüsten” Ergenekon teröristlerini bin kez “Ağırlaştırılmış müebbet” hapse mahkûm edeceksiniz.

Ama bu öyle bir çete (!) ki ne başkanı var, ne üyeleri, ne eylemi ne de yeri yurdu… “Emir komuta zinciri içerisinde yapıldığı” ileri sürülen bu kalkışmaya ilişkin hiçbir telefon kaydı yok. Belge yok. 25 kuruşluk CD’lerden başka… Çete üyeleri (!) birbirlerini mahkeme salonlarında tanımaya başladı…

Hele bir Ergenekoncu var ki içlerinde, yıllarca Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlarla çalışmış, 700 bin kişilik ordunun Genelkurmay Başkanlığını yapmış, Türk ulusuna 40 sene hizmet vermiş, ama darbeciliği fark edilmemiş… Ancak emekliye ayrıldıktan sonra “çeteci olduğu, çete kurduğu, çete yöneticiliği” anlaşılmış…

Hele bir Ergenekoncu var ki içlerinde “Örgütün Kasası” olarak tutuklanmış, ama AKP iktidarının kasıtlı ihmalleri sonucunda yaşamını yitirdikten sonra, cenazesini kaldıracak para çıkmamış kasasından…

Bu öyle bir dava ki daha ortada “Ergenekon” diye bir soruşturma, Ergenekon adı yokken, polis böyle bir tertipten haberliydi. Bulunan el bombalarını kayda geçirirken, sinkaflı bir dille Ergenekon soruşturmasından söz ediyor, yargıçlara küfrediyordu.

Ergenekon davalarında verilen cezalara “Yetmez ama evet” diyenlere ben şunu soruyorum şimdi:

Mahkeme salonunda “Hepinizin kanını içeceğim” diye yurtseverlere bağıran ve Ankara 11. Ağır ceza Mahkemesi tarafından daha önce müebbet hapse mahkûm edilen, kadın satıcılığı dâhil, her türlü pisliğe bulaşmış bir mahkûmun, nam-ı diğer “Osman’ım”, beraat ettirilirken, elinde kalemden başka silahı bulunmayan Balbay’ların, Tuncay Özkan’ların en ağır hapis cezalarına çarptırılmaları, sürekli insan hakları ve özgürlük duyguları (!) ile çarpan yüreğinizi sızlatmadı mı?

Yaralamadı mı hiç?

Ali Eralp

İLK KURŞUN

Ali Eralp
Ali Eralp hakkında:
"CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANI LİBOŞLARA AÇIK MEKTUP…" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  
    06 anka 06 anka

    Onlara liboş demek yetmez,vatan haini demek daha yerinde olur. Verilen örneklerden de görüleceği üzere hemen hepsi iyi okullarda okumuş,toplumda bir yer edinmiş bu zevat cahil olmadına göre eğer psikopat değillerse kesinlikle vatan hainleridir.

  2.  
    seyide seyide

    Bu tiplere sesleniş boşuna!Onlar Osmanım’a değer verirler.Sosyatapi hastalığı olan kişiler onlar için velinimettir.

  3.  
    zalim zalim

    Umarim bu serefsizlerin akibeti, Dedelerinin akibetinden bin kat daha beter olur.

Cevap Yazın


9 − 6 =

Vebdizayn tasarım