Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
5 yaşında çocukların bile çalışmak zorunda olduğu ülke!
01 Nisan 2020
08:56
78 Kez Okundu

Ümit Zileli

Artık hayatımızın neredeyse tümü koronavirüs…

Doğal olarak haberlerin neredeyse tamamı da virüsle dolu! Dünyada ve ülkemizde inanılması güç bir hızla yayılıyor; yüzbinlerce insan virüsü kapmış durumda; daha ne kadar insanı vuracak, ne kadarının yaşamına nal olacak bilinmiyor… Ancak bilim insanları, önü alınamazsa kaybedilecek yaşamlar konusunda ürkütücü tahminlerde bulunuyor…

Mesela virüsün yeni merkezi konumuna yükselmiş olan ABD’de Başkan Trump “200 binin altında ölümle sonlandırabilirsek başarılı olmuş sayacağız kendimizi” diyor!.. Avrupa, özellikle İtalya ve İspanya deyim yerindeyse kavruluyor…

Peki ülkemi? 20 gün içinde başlayıp 11 bine yakın vaka, 168 ölüme ulaşan Türkiye’de neler oluyor? Olan şu: Hala peyderpey yaptırımlar uygulanıyor, sokaklarda, toplu ulaşım araçlarında yüzbinlerce insan hâlâ iç içe dolaşıyor…  Yetkililerin ise birbirini tutmayan açıklamaları sürüyor… Bilim insanları “Sokağa çıkma yasağı uygulansın” diye adeta yalvarıyor, “Kritik eşik geçildi” diye uyarıyor, “Durduramazsak, sayılar yüzbinlere sıçrayabilir” diye haykırıyor… İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanları “Sokağa çıkma yasağı” diye yırtınıyor…

Bizi yöneten (ya da öyle yaptığını iddia eden), halkın ihtiyaçlarını en kısa yoldan ve en yaygın şekilde karşılaması gereken “En büyük Türk büyükleri” ne yapıyor peki?

Yardımlaşma kampanyaları düzenleyip, sosyal medyada “İBAN numarası” paylaşıyor! Taleplerini açıklamak isteyen sağlık çalışanlarını gözaltına alıyor! Uzmanlara kulak verin, bakın ne diyorlar:

 Bu günlük yaptırımlar (!) sayesinde ülke “esenlik trenini” kaçırmak üzere!..

Virüs günlerinde utanç anketi!

İşte böylesine vahim günleri yaşarken, bir de ağır bir anketle karşılaştık…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yıllar sonra, aslında her yıl yapması gereken “Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları 2019” çalışmasını yayımladı…

Öncelikle, TÜİK’in geçen yılın son çeyreğinde yayımladığı “Hane Halkı İşgücü Araştırması” verilerine göre 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısını paylaşayım: 16 milyon 457 bin… Bu rakam nüfusun yüzde 20.3’ünü oluşturuyor…

Şimdi, çalışan çocuk verilerine geçelim… Özellikle enflasyon, işsizlik gibi alanlardaki verileri nedeniyle güvenimi fena halde kaybetmiş olan TÜİK’in çocuk işçilerle ilgili vicdan sızlatan saptamaları şöyle:

Çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin!..

Yanlış okumadınız; içinde 5 yaşındaki minnacık çocuklarında bulunduğu 720 bin çocuk hem de ağır koşullar altında çalışıyor bu ülkede! Şimdi de dağılıma bakalım:

Çalışan çocukların yüzde 79.7’sini 15-17 yaş grubundakiler, yüzde 15.9’unu 12-14 yaş grubundakiler, yüzde 4.4’ünü de 5-11 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor!

Bir de cinsiyete göre inceleyelim…Çalışan cocukların yüzde 70.6’sını erkek, yüzde 29.4’ünü ise kız çocukları oluşturuyor…

Çalışan bu çocukların yüzde 65.7’si aynı zamanda eğitime devam ediyor… Yüzde 34.3’ü ise eğitimini sürdüremiyor!..

Utanç verici değil mi!..

Ev geçindiren “işçi çocuklar!”

Eminim bu satırları okuyan herkesin hemen aklına gelmiştir:

Hangi ana-baba, daha “ana kuzusu” yaşta olan bu çocukları çalıştırır. Bu nasıl bir ebeveynliktir?..

Kazın ayağı hiç de öyle değil maalesef! O çocukların büyük bölümü yoksullukla savaşan ailelerin çocukları ve bu işçi çocuklar hane ekonomisine katkı için zorunlu olarak çalışıyorlar!..

Bu çocukların yüzde 30.8’i tarım, yüzde 23.7’si sanayi, yüzde 45.5’i ise hizmet sektöründe çalışıyor… “Yüze 66’sı düzenli işyerinde, yüzde 30.4’ü tarla-bahçede, yüzde 3’ü ise sabit olmayan iş yeri veya pazarda çalışıyor…

Çalışma koşulları ise çok ağır… Aşırı sıcak/soğuk ya da aşırı nemli/nemsiz yerlerde çalışanların oranı yüzde 12.9… Kimyasal madde, toz duman veya zararlı gazlara maruz kalan çocukların oranı ise yüzde 10.8…

Ağır yük taşıyanlar, gürültü veya şiddetli sarsıntıya maruz kalanlar da geriye kalan oranı karşılıyorlar!

Çocukların  yüzde 1.3’ü çalıştığı yerde bir yaralanma ya da sakatlanmaya maruz kalıyor… Yüzde 0.1 gibi az bir oranda da olsa sözlü şiddet ve kötü muameleye uğrayan çocuklar da var maalesef..

Nasıl olsa vaktiniz bol bu aralar; oturun düşünün, TÜİK bile böyle rakamlar veriyorsa, gerçek rakamlar nedir acaba?..

-O çocuklar, başta bizi yönetenler olmak üzere hepimizin utancıdır!..

KORKUSUZ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"5 yaşında çocukların bile çalışmak zorunda olduğu ülke!" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gurman

    demek ki daha yeteri kadar ölümle korkutamadılar ki covid 19 lu tecrid günleri resmi ve özel medyada dünya boyu tam gaz devam ediyor…bu arada ne çoraplar örülüyor dünyanın başına, ne taslaklar kanun oluyor, ne karşılıksız paralar cep, kasa, adres değiştiriyor…ne paradigmalar yıkılıyor ne paradigmalar türetiliyor, aynı ve tek perspektiften silah olarak hastalık üretiliyor, teşhis konuluyor, tedavi öneriliyor, ilaç-araç-gereç üretilip piyasaya sürülüyor…neler, kimler batıyor neler kimler çıkıyor…tek dünya, tek krallık, tek merkez, tek perspektif, tek tip cinsiyetsiz digital insan/kültür…neler neler maydanozlu köfteler…”dünyanın, evrenin, varın yokun efendisiyim, düzen kurup düzen yıkan düzenlemeler yaparım, kim ne karışır” şeklinde düşünme geleneği olan beyinlerde, olumsuz, negatif, eksiklik, hastalık, sapma v.b imtiyazlı halde düşüncelerin odak noktası yapılır ve olumsuz kodlanan herşey aktif/etkin güç olarak anlaşılır ve onlara güvenilir…bunlar kullanılarak uykuda sanılan kitleler uyandırılıp, harekete geçirilip tarihi olaylara yol açılabilir…bu düşünme geleneğinde eleştiride de, negatif kodlananlar bilinç uyandırmak için ikna edici güc olarak değerlendirilirler…sanki hayatın mükemmel hali varmış/mükemmel bir hayat varmış ama halen şimdi biz burada o mükemmel halden çok uzaktaymışız o halde negatif/olumsuz durumlardan vazife çıkarılmalıymış…bu da politikanın işi olmalıymış…ohhh ne alâ muallâ…bütün eğitim öğretim bu düşünme geleneğine sadık hizmet yolunda…aslında kendimizi bu tip düşünme geleneğinden karantinaya almak gerekiyor..zor ama zorunlu…

Cevap Yazın


× 1 = 7

FpsAgency