Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Hatlar iyice karıştı; Allah’la mı mücadele ediyoruz biz şimdi!
27 Mart 2020
00:05
57 Kez Okundu

Selcan Taşçı

Bezmiştik.

Terörü de, ‘ekonomik kriz teğet mi yoksa delip mi geçti’ sorunsalını da, depremi de, hukuk sistemini de, başkanlık modelini de, Cumhuriyet tarihini de, dini de, mezhepleri de, Anayasa değişikliğini de, infaz indirimini de, eğitim sistemini de, dövizi de, derbiyi de, magazini de, Suriye’yi de, Doğu Akdeniz’i, Ege Adalarını, mülteci/sığınmacıları, organik tarımı, sağlıklı beslenmeyi, meteorolojiyi, hızlı treni, Kanal İstanbul’u, nükleer santralleri, kapatılan fabrikaları, özelleştirmeyi, uzaylıların var olup olmadığını hatta; aklınıza ne gelirse her şeyi ama her şeyi -son kullanma tarihleri doldukça toplu olarak değiştirilen- aynı 5-6 kişilik koronun konuştuğu, bu tekelden aldığı cahil cesaretiyle aleme kör, millete sersem muamelesi yapıp akıl verme, yön tayin etme pişkinliği gösterdiği bir ülkede, yıllar sonra ilk defa, bir konunun “uzmanları”na başvuruluyor olması bir tatlı sevinç yaratmıştı.

İşte buydu be!!!

Şu kasvetli ortamda “aydınlanmıştık“, onları gördükçe, dinledikçe “geliyor gelmekte olan” deyip “hazin son”u bildiriyor olsalar bile içimiz umutla dolup taşıyordu.

“Bilim insanları” vardı bizim ülkemizde de; boru mu!

***

Amma velakin…

***

Artık havasından mı, suyundan mı, üzüm üzüme baka baka mı karardı, yoksa -Pisagor’dan Galilei’ye, Newton’dan Tesla’ya tekerrür edip durduğu üzere bilim dünyasında- “otorite”nin başlarının üzerinde sallandırdığı görünmez kılıçlarla yüzleştirildikleri için mi bir şekilde orasını bilemem ama sadece on gün sürdü onların da, merdiven altı tarikatlarının sözde hocalarıyla aynı ağızdan konuşmaya başlamaları!

Aşağıdaki paragraf bir sınavda karşıma çıksaydı ve “Bu konuşma kime ait olabilir” diye soruluyor olsaydı, “kahvehanede pişpirik oynarken memleket kurtaran adam”dan “kısır gününe katılan tebliğci teyze”ye, -kimse yağmurdan nem kapmasın bir “metafor” olarak kullanıyorum- “dağdaki çoban”a kimler kimler aklıma gelirdi de, “tıp profesörü” seçeceğim son şık bile olmazdı açıkçası:

“…Eğer bu artış böyle devam ederse insanlar yiyecek ekmek bulamaz. Allah bunu nasıl bir mekanizmayla ayarlamış? İnsanlar belirli bir ortalama yaştan uzun yaşayamaz. Bu neyle sağlanır? Bakteri yaratmış Allah. Siz buna karşı ilaçlar, antibiyotikler buluyorsunuz öldürüyorsunuz. Bu sefer bakteriler bu dengeyi koruyabilmek için direnç geliştiriyor. Allah neden virüsleri yaratmış? Hiçbir işe yaramıyorlar, canlı değiller. Sırf insanları öldürüyorlar. Neden yaratmış? Çünkü insanların belirli bir sayının üzerinde çoğalamaması gerekir. Yoksa kimse yaşayamaz. Çiçek hastalığı çıkıyor ona bir aşı buluyorsunuz… Sonra başka bir virüs çıkıyor onu tedavi ediyorsunuz…”

***

Nerelere gideyim, kimlere sorayım, hekimlere mi yoksa ilahiyatçılara mı; kararsız kaldım. Malum şarkıya daldım; araftayım!

Sonra dedim ki kendi kendime, “Virolojik değerlendirme beklediğin hekim de, teolojik yorum getirdiğine göre, eski köye yeni adet getirme bir ilahiyatçıya başvur sen de!”

***

Hoppalaaa!..

Memleketi Covid-19 illetinden kurtarmakla görevli tıp profesörü mevzuyu “takdiri ilahi”ye bağlarken, görüş almak için başvurduğum ilahiyatçı, “Din adamlarının tılsımlı sözlerine değil bilim insanların çabalarına uyalım” diyor iyi mi!

İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç, Koronavirüsü “Allah’ın dünya nüfusunu seyreltme yöntemi” olarak izah eden tıp profesörüne -mantığını bertaraf edecek- tek bir soru yöneltti:

- Eğer bunu Allah murat etti ise o halde neden önlem almaya çalışıyoruz?

Öyle ya, bu durumda;

“Alınacak önlemler Allah’ın iradesi ve tasarrufuna başkaldırı değil midir? O zaman Allah’la mücadele halindeyiz. O virüs gönderiyor biz aşıyla cevap veriyoruz. Sonra o başka bir virüs gönderiyor biz başka aşı… Bu böyle gidiyor öyle mi? Virüse dua ile çare bulacağını sanmanın “bilimsel” versiyonu gibi…Şehitler tepesi boş kalmaz, virüsten ölenler de şehit diye bir açıklama bekliyorum ben açıkçası…”

***

“Ancak” dedi Kılıç;

- Kur’dan şöyle deniliyor; başınıza gelenler kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.

‘Aman Hocam, fırsatçılara gün doğmasın, iş yine ‘çocuk evliliklerini yasakladınız diye oldu bütün bunlar’a bağlanır’ diye araya girdim. İzah etti:

“Hijyene dikkat etmezsek, hayvanlarla teması doğru bir yola sokmazsak, her hayvanı yemeye kalkarsak, sağlığa önem vermezsek bunun sonuçlarına katlanırız. Allah’ın evrene koyduğu yasalar vardır. Din buna sünnetullah der, bilim ise nedensellik der. Asıl mesele bu nedenselliği anlamaktır. Ellerimizle işlediklerimizi nedensellik bağlamında düşünmeliyiz…”

Yeniçağ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Hatlar iyice karıştı; Allah’la mı mücadele ediyoruz biz şimdi!" yazısına 3 yorum yapılmış
  1.  

    ne demiştiENFEKSİYON HASTALIKLARI DERNEĞİ BŞK. prof.
    “Allah neden virüsleri yaratmış? Yaratmış çünkü insanların belirli bir sayının üzerinde çoğalamaması gerekir. ”
    bu sözlere bakınca hemen prof. dinci yanını görüp tepki gösteriyoruz. oysa
    bu söylem küresel çetenin bildelberg cilerin bill gates gibilerinin söylemine ne çok benziyor.
    ve hatta abd de bulunan esrarengiz rehber taş anıtta yazılanlara.
    Allah derken bunları mı kasdediyor?

  2.  

    yazı başlığı bile yeter, corona ile mücadele masalına.

    •  
      virüs

      Demin aklıma geldi yılbaşından hemen önce okuduğum bir haberde sağlık bakanlığından ya da hastane yetkililerinden biri açıklama yapmıştı ve demiştiki (aklımda kaldığı kadarıyla)
      “Bu sene ocak ve şubat aylarında yoğun grip salgını bekliyoruz ve tüm hazırlıklarımızı ona göre yaptık”
      Nedense bana çok enteresan gelmişti :) Şimdi daha da enteresan geliyor.

Cevap Yazın


3 × 7 =

FpsAgency