Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Şu 50+1 meselesi
21 Şubat 2020
21:53
33 Kez Okundu

İlhan Cihaner

İktidarın “Türkiye Şahlanacak” diyerek propaganda ettiği “ucube” başkanlık rejimi/sistemi daha ilk gününden hukuksuzluk ve kriz üretmeye başladı. Bu haliyle sürdürülemez olduğu çok açık. Sadece sistemin ucubeliği değil, söz konusu sürdürülemezliği belirleyen; genel kuralsızlık ve anayasasızlık eğilimi de çarpan etkisi yapıyor. Anayasacı Prof. Dr. Kemal Gözler’in sözüyle: “…en kötü şey, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi değil, bu kötü sistemin dahi hiç veya zamanında işletilmemesidir…”.

Ancak bu sistemin bir de siyasal parti elitleri tarafından kötüye kullanımı/istismar edilmesi var ki ülkemizin geleceği için en az sistemin kendisi kadar risk yaratıyor. Genellikle “siyasetin kuralları değişti artık yüzde elli artı birle iktidar olunacak” cümleleri kurulup analizler yapılıyor.

Bir kere başkanlık, yarı başkanlık ya da devlet başkanının seçimle geldiği sistemlerin nerede ise tamamında, ilk turda salt çoğunluk aranır. Birden fazla adayın çıkma ihtimali gözetildiğinde biraz da matematik mecburiyettir bu. Nitelikli çoğunluğun arandığı ülkeler de vardır. Örneğin Arjantin. Arjantin yasalarına göre devlet başkanı seçilebilmek için ilk turda yüzde 45 oy oranına ulaşmak ya da en yakın adayla aradaki farkın yüzde 10’u aşması koşuluyla en az yüzde 40 oranında oy almak gerek. Yani mutlaka bir eşik rakama (bu rakam da genellikle yüzde elli) ve eşitliğin bozulması için de artı 1 oya ihtiyaç olmaktadır. Bu durumda “artık

50 artı 1” diye analize başlayıp sanki çok değişik ve sadece bize özgü bir şeymiş gibi konuya yaklaşmak ilk yanlış ya da aldatmaca.Bu durumun kötüye kullanımına gelince; siyaset bir matematiksel işleme indirgeniyor. Elde hesap makinesi -üstelik en son seçimde alınan oylar üzerinden- toplama çıkarma yapılarak “50 artı 1” i yakalama derdine düşmek siyaset mühendisliği sayılıyor. Sanki “seçmen” diye tek bir kategori var ve oy verme davranışı değişmez/değiştirilemez bir olguymuş gibi… Sanki seçmen ile temsil edildiği kabul edilen partinin elitleri arasında tam bir örtüşme var onlar nereye oy ver derlerse seçmen oraya oy verirmiş gibi…

“50 artı 1”i alanın her şeye hakkının olduğu geride kalanın “yağmurlu günde suya bile hakkının olmadığı” bir demokrasi anlayışının kurumsallaşmasına hizmet ediyor bu söylem.

50 artı 1’in bir diğer istismar şekli parti içi demokratik mekanizmaların ve ideolojik arayışların bastırılmasında kullanılması; ön seçim kaldırılır, demokratik mekanizmalar iptal edilir, tek adaylı kongreler kutsanır, eleştirecek olursunuz. Cevap hazır: “Artık 50 artı 1’e ihtiyaç var!” Parti programı/tüzüğü delik deşik edilir, eleştiriye cevap hazır: “Artık 50 artı 1’e ihtiyaç var!” Sosyal demokrat bir partinin yöneticileri olmadık ittifaklara girer, olmadık etkinliklere katılır, eleştirmeye kalkarsınız. Cevap hazır: “Artık 50 artı 1’e ihtiyaç var!”

Kriminal tipler partiye enjekte edilir cevap aynı: “Artık 50 artı 1”. Sonuç olarak siyasetinin anlamsız ve imkânsız olduğu bir politik alana seçmen ikna edilmeye çalışılır. Seçimsiz dönemde bile “şimdi sırası değil, tam da iktidara giderken” diye egemen siyaset ve figürlerini tartışamaz, daha iyi bir dünyanın kavgasını veremez hale gelirsiniz. Hele gözetmek zorunda olduğunuz birbirine zıt iki-üç parti varsa ancak horoz dövüşü tadında tezler ileri sürmek zorunda kalırsınız.

Bu günlerde “artık 50 artı 1’e ihtiyaç var” söyleminin solun önemli bir kısmının zihnini de ele geçirdiğini görüyoruz maalesef. Bu “50 artı 1” istismarının mensubu bulunduğum partime yansıması yukarıdaki sonuçlardan daha da dramatik olmaya başladı. Ağzını açan liberal, yetmez ama evetçi, AKP eskisi politikacı, CHP seçmenindeki “dönüşümü” övüyor ya da başarı için “dönüşümü” zorunlu görüyor. Bu övülen dönüşümün “nereden nereye” olduğu ve “nihai hedefinin” ne olduğuna her CHP’li kafa yormalı.

İhtiyacımız olan “50 artı 1” istismarının felç ettiği zihinler ve bunu kötüye kullanan siyaset esnafı değil, İhtiyacımız olan daha fazla cesaret, vicdan, gelecek güzel günlere olan inanç, değiştirme inisiyatifi. Belki o zaman işgal edilmiş çürümüş bir “50 artı 1”i değil “yüzde doksan dokuzu” konuşmaya başlayabiliriz.

BİRGÜN GAZETESİ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


9 − = 2

FpsAgency