Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Sen ki yalnızca Türkiye vilayetinin kıralısın
08 Kasım 2019
20:01
24 Kez Okundu

Savaş SÜZAL

Yahu şu ABD Başkanı Trump ne yanardöner bir kişi. Kalktı bizim Reis daha “karar vermemişken” geliyor diye açıklama yaptı. Yetmedi üstüne “Washington’a gelmek ve benimle görüşmek için çok istekli” demedimi? Oysa asrın lideri onurunu düşünüp o adi mektup sonrası Trump ile görüşüp görüşmeyeceğine karar verememişti. Adamı mecbur bıraktılar gitmeye. Ha şu “Mektubu” hatırlamadınız biliyorum. Çünkü ne hikmetse Reis bizi balık hafızalı olmaya teşvik ediyor ve de çok başarılı. Hatırlatalım bu mektubun bir benzerini tarihimizde yaşamıştık.
          
Kanuni Süleyman, Fransa kıralı Birinci Fransuva’ya yazmıştı Fransız arşivlerinde yer alan mektubu. Mektupta diyor ki; “Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi…” diye tevazu göstermiş Kanuni. Trump ne demişti Erdoğan’a? “Ben çok akıllıyım. Binlerce insanın katledilmesinden sorumlu olmak istemezsiniz ve ben de Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemem – ki bunu yaparım. Rahip Brunson sırasında size zaten bunun küçük bir örneğini gösterdim.” demişti. Özetle her iki girişte mektubu yazanın gücünü anlatıyordu.
          
Kanuninin mektubunda Fransa kralına ise “Sen ki, Fransa vilayetinin kralı olan Françesko’sun…” diyerek küçümsüyor. Aynı Trump’ın Reise, “Bazı sorunlarınızı çözmek için çok çalıştım. Dünyayı hayal kırıklığına uğratmayın. İyi bir anlaşma yapabilirsiniz. Bu işi doğru ve insancıl bir şekilde hallederseniz, tarih sizi iyi hatırlayacaktır. İyi şeyler yaşanmazsa, tarih sizi sonsuza dek bir şeytan olarak hatırlar. Sert adam olma! Aptallık etme! Seni daha sonra arayacağım…”
          
Bilmem bu iki mektup arasındaki benzerliklerin farkında mısınız? Belki kelime olarak aynı değil ama akıl verme kendini övme karşısındakini küçümseme aynı.Trump’ta aynı Kanuni gibi kendisini dünya gücü olarak ilan etmiş. Karşısındakini küçük görerek önerilerde bulunmuştur. Trump Reis’e, sen ki Türkiye eyaletimizin başına getirdiğimiz bir valisin, kafamızı kızdırma cüretini göstermiştir. Geçmişte bırakın bu tür mesajları Kongre’de veya Beyaz Saray’da Ermeni soykırımı tasarı çıkıyor diye ülke başındaki siyasi liderler Amerika gezilerini iptal etmişti.
          
Ama Türk siyasi tarihinde, Osmanlı’nın çöküşü de dâhil hiçbir liderin karşı karşıya kalmadığı hakareti sineye çekerek, koştura, koştura Washington’a gidiş olmadı. Hele bunu yapanlar, Osmanlı’nın adını anıp ona benzer teşkilatlar kurup Osmanlıyı övüp onlarla Mustafa Kemal’e karşı çıktıkları bir dönemde hemde. Herhalde Osmanlı’nın da yüzü kızarıyordur bu gelişmeler karşısında. Giderken de havasını atıyor ben nazlanarak gidiyorum diye, koşa koşa değil diyor. Yersen.
          
O öyle diyor demesine de Erdoğan-Trump görüşmesi 13 Kasım diye yaklaşık iki haftadır Beyaz Saray sitesinde. yayınlandı. Halk Bank duruşması da ay sonuna ertelendi. Yani gitmenin önündeki bir engel ötelendi. Ne var yani hünkâr Trump, terör raporunda  FETÖ terörist dememiş. Ne var YPG terörist dememişte üstüne üstlük dostumuz demiş. Washington İncirlik’te ki nükleer füzeleri Türkiye’den söküp çıkarmaya odaklanmışken. Washington’daki Amerikalı senatörler topraklarımıza ayak basmasın bu adama neden yaptırımları uygulamıyoruz demiş. Duymuyor bizimkiler Trump aşkı kulaklarını sağır etmiş.  
          
Korkum, tam da Oval ofisteyken Mazlum’un da toplantıya katılması. Reisin işi kolay, Trump bizi kandırdı der çıkar. Amerika başkenti Türkiye’deki yolsuzlukları, gizli servetleri bilirken bir başka skandal daha patlak verdi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, ABD Başkanı Trump kampanya menajeri Manafold ile Ukrayna’dan aldığı rüşvet iddiaları. Hatırlarsanız daha önceki yazılarımda Rusya lideri Putin’in Trump lehine ABD Başkanlık seçimlerine müdahalesinin ardından hep bizim kiraladığımız lobi şirketleri ve Trump kampanya ekibi çıktı. Bu rezillik başka bir cepheye dönebilir.
          
Hoş ne fark eder bir başka Rıza Sarraf rüşvet aktörü Prag’a büyükelçi atanmışken. Bir başkası Malezya bir diğeri Japonya. Bunlar iktidarın siyasi ortakları mollalar veya sahtekarlar diplomat falan değil. Şimdi siz kalkar dünyayı nasıl ikna edebilirsiniz, biz demokrasi ile idare edilen, hak-hukuk ve guguk devletiyiz diye. Siz utanmadan biz muz cumhuriyeti değiliz devletiz diyebilirsiniz demesine ama millet yemez.
          
Geçen haftanın bir başka gelişmesi, Rus askerleri ile bizimkiler Suriye sınırında bir tur atıp geldiler. Yandaş basında çığlıklar. Türklerle Ruslar devriye geziyor diye. Aslında devriye falan değil Ruslar bizimkilere tur attırıyor. Aslında Ruslarla da yol ayrımına geldik gibi. AKP takımı parasızlıktan ikinci takım S-400 füzelerini alamıyormuş. Yabancı basında çıkıyor züğürtlüğümüz.
          
Duyduğumuz kadarıyla Reis Washington’da talimatları alır almaz derhal Chicago’ya hareket edecek Amaç orada Amerikalı siyahi müslümanların lideri Farakhan ile görüşmek. Zaten Amerikalılar Farakhan’ı sevmez, onların sinir olduğu bir adamla görüşerek milletin gözünde daha da sevimsizleşecek.
          
Özetle işler giderek karışıyor. Ekonomi de inanılmaz resmi rakamlar. Ama halk çöktükçe çöküyor. Ben erken seçimin 2020 Mayıs veya Haziran ayında olabileceğini tahmin etmiştim. Ama görünen o ki o tarihe kadar bile kalamayacaklar. Belki Nisan ayında seçime gideriz. Tabii her şey Washington’dan hangi talimatlar alınarak dönülecek ona bağlı.

HABERVİS

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


9 − = 1

FpsAgency