Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Amerika yolları taştan
21 Eylül 2019
22:59
40 Kez Okundu

Savaş SÜZAL

Sizler bu yazıyı okurken, Reis, Amerika Birleşik devletlerine hareket etmiş veya New York topraklarına ayak basmış olacaktı. Aslında tersine inanıyor olsa da Amerika kıtasında kimse onu hasretle beklemiyor. Hareketi öncesi alanda yaptığı açıklamalara çocuklar bile gülebilir. Bu açıklamalar Amerikalı yetkililerin de önüne gidiyor. Ne düşündüklerini tahmin edebiliyorum. Başlarında bir başka dengesiz olan Amerikalı yetkililer Reise güvenmediklerim hiç saklamadılar. Amerika’da yaşayan Müslümanlara gelince anlaşılan onlarda Reis’i çoktan gözden çıkarmış. Anlatacağım.

Türkiye’den kaçan FETÖ’cü hainlerde herhalde kamplarında Reise karşı planlar yapıyor. Onlarda iktidar kavgasını kaybetmelerinden bu yana epeyi bilenmiş olmalı. ABD’de FETÖ takımı öncülüğünde eğitimden geçirilen tarikat hâkim ve savcıları nedense beklenen başarıyı gösteremedi. Ancak Türkiye’nin parçalanması ve zayıflatılması konusunda büyük katkıları var.

Orduda her konuda çok kayıp var. Ordu, ordu olmaktan çıktı, sanki asker üniforması giymiş özel polis gücüne döndürüldü. Savaş gemilerimizi yönetecek kaptan, hava kuvvetlerimizde uçakları uçuracak pilot kalmadı (ticari hava yoluna geçen pilotların geri çağırılmasına rağmen). Kara kuvvetlerinde rütbeler arasında güven ve saygı yok oldu. Asker tamamen bir lejyoner ordusu gibi paralı askerlerden oluşuyor Molla Hulusi’nin ordusu.

Bu özel ordunun, her gün Kürt teröristlere karşı zafer kazandığı söyleniyor. Ölen gençlerin çetelesini tutan yok. 17 senelik iktidarı bir toplasak dünyada Kürt nüfus kalmaz. Oysa Kürtler Irak savaşı öncesi ABD ile oynadıkları kirli oyunu tekrar oynuyor ve Akdeniz’e ulaşmak üzereler. Ne tesadüf değil mi başta Türk olmadığını söyleyen bir başka Nakşibendi.

Tüm bunların ışığında gelelim Reisin ABD ziyaretine. Kimilerine göre bu ziyaret Reisin son çılgınlık denemesi ve ABD Başkanı Trump’tan icazet ya da izin alma çabası. Veya tersine onunla görüşüp “Bak beni devirirler ha” gibi gözünü korkutmak. Bu konuya ışık tutan açıklamalar dün Johns Hopkins Üniversitesi SAİS Dış politika yüksekokulunun düzenlenen Türkiye konulu bir panelde Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Edelman dile getirdi.

Edelman panelde Reisin yeni bir darbe korkusuyla yaşadığını ileri sürdü. Reisin gözden çıkarıldığını vurguladı. Dikkatinizi çekerim, bunu söyleyen gurup Reisi bir yekûn içinden bulup çıkaran NEOCON’lar. Edelman’da NEOCON gurubunun akıl hocalarından biri. Hani şu baba-oğul Bushların iktidarı zamanında filizlenip ABD’yi yöneten gurup.

Gelelim ikinci önemli konumuza. Bu konuda Külliye dâhileri Reisi ABD’de itibarlı gibi gösterme çabalarına girmişti. Ben de 28 Temmuz tarihinde yazdığım “Ümmet’i birleştirici mi yoksa parçalayıcı mı?” başlıklı yazımda bu çabayı oldukça ayrıntılı anlatmıştım. O tarihlerde ümmet kelimesi günün en popüler sözüydü. İsterseniz bir hatırlatma daha yapayım.

O zaman aldığımız bir habere göre Reis Eylül ayında New York’tayken 22 Eylül tarihinde Brooklyn’de Amerikalı Müslüman liderlerin de davet edildiği “Ümmeti Birleştirme” adı altında bir toplantı düzenlemeye karar verip konuşmacıları davet etmişlerdi. Toplantının adı “Ümmette birlik”.

Toplantıyı Türk-Amerikan Yönetim Komitesi (TASC) ve Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) organize ediyordu. Örgütler hazırladıkları toplantıya konuşmacı olarak The Institute for Social Policy and Understanding (ISPU) kurumunda araştırma bölümü direktörü olan Dalia Mougahed, attığı tweet mesajında kendisinin ve bir başka davetli olarak gösterilen Omar Suleiman’ın davete ret cevabı verdiklerini ve posterin düzeltilmesi için de talepte bulunduklarını hatırlatmıştı.

Yetmedi. Postere göre programa davet edilen diğer Amerikalı Müslüman liderler Siraj Wahhaj, Yasir Qadhi, Abdullah Hakim Quick ve Oussame Jamal. Erdoğan’ın programında Mougahed gibi ‘davetli konuşmacı’ olarak gösterilmişti. Başka bir Amerikalı Müslüman lider Omar Suleiman da tweet mesajı yazarak, programın bizzat ismini vermeden Erdoğan’ın davetini bir ay önce reddettiğini vurgulamıştı. Daha sonra posterde ‘davetli konuşmacı’ olarak geçen üçüncü bir Müslüman lider de ‘ben de aynı durumdayım’ diyerek kendisinin de rızası dışında postere davetli konuşmacı olarak yazıldığını vurgulayıp toplantıdan çekilmişti.

Bu açıklamalar üzerine TASC’in ana sayfasında bulunan linkten Erdoğan’ın konuşacağı belirtilen davetin linkine basıldığında, sayfanın silindiği dikkat çekiyor. Şimdi Reise kimsenin dinlemediği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dışında konuşma yapabileceği toplantı hazırlama çabası devam ediyor. Artık bu Fatih camiinde mi yoksa veliaht prens oğul Bilal’in vakfında mı veya para yardımı yapılan bir üniversitede mi olur göreceğiz.

Trump ile görüşmelere gelince belli ki bir formalite görüşmesi olacak. Genel de ABD Başkanlarının Genel Kurul toplantısına katılan liderler onuruna vereceği yemek öncesi kapıda hal hatır sorma dışında harcanacak beş on dakika da, Suriye ve dünya sorunlarını çözme nasıl olacak anlayacağız

Ama bu görüşmeler konusunda geçmiş deneyimlerimiz bizimkilerin anlattığı ile Amerikalı yetkililer arasında konuşulanların aynı olmadığını göreceğiz. Bizimkilerin yaptığı açıklamalara karşı tarafın o kıtadan yaptığı açıklamalar hep çelişti. Orada ise ne kadar Müslüman lider varsa Malezya, İran gibi bizimkiler görüşecektir. . Ötesinde ABD’de parçalayıp etkisini minimuma indirdikleri Türk derneklerinin yetkilileri ile görüşecektir.

Ama yandaş ve yalaka basın yayın organları mutlaka beş dakikalık Trump’ın “Nasılsınız hoş geldiniz, çoluk çocuk nasıl?” sorusunu iki lider dünya meselelerini görüştü diye verirken tüm görüşmelerde Reis dünyaya şekil verdi havası yaratılacaktır. Bu arada Emine Hanım New York sizin paranızla alış verişini tamamlayacak. Benim merakım, hani şu okçuluk hayranı veliaht prensin neden ABD ziyaretlerine son yıllarda katılmadığı. Eskiden hiç eksik olmazdı ama ne hikmetse Rıza Sarraf olayı sonrası bu ziyaretler aniden kesiliverdi.

HABERVİS

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


2 × = 4

FpsAgency