Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Batıcılıktan Doğulu olmaya kayış
21 Eylül 2019
07:49
27 Kez Okundu

Işık Kansu

İç siyasadan dış siyasaya, toplumsal yaşamdan eğitime tüm alanlarda Doğu’ya doğru bir kayış var.
Son 200 yıldır yüzünü Batı’ya dönmüş bir gelenekten vazgeçmek…
Böyle bir seçenek, dünyada ve bölgede olup bitenlerden mi kaynaklanıyor, yoksa ülkeye zorla kabul ettirilmek istenen bir rejimin mi sonucu?[Haber görseli]
Doğu’yla ya da Avrasya ile düzeyli, akla ve bağımsız davranabilme isteğine dayanan işbirlikleri kurmak epeydir tartışılıyordu ve bunda büyük ölçüde haklılık payı da vardı.
Ancak, günümüzdeki Doğu’ya yönelme, egemenliği tek kişide toplayan saray düzeninin bir sonucu olarak gözüküyor.
Osmanlı’nın son döneminde başlayan Batı’ya öykünen, ama Doğulu uyuşuk alışkanlıklarından sıyrılamayan, Batı’nın sömürgeci iştahına boyun eğmiş Batıcı bağımlılık; 20. yüzyılın başındaki uyanış hareketlerinin 1923 devrimi ile doruğa ulaşmasıyla yerini, Batılı uygarlaşmaya bırakmıştı.
Batıcı bağımlılık; Batı karşısında ezik, işbirlikçi, ödüncü, geri kalmışlığını yenemeyen, donuk, dikte edileni yapan ve ortaçağda ısrar eden bir sömürge olma seçeneğiydi.
Atatürk’ün önderliğindeki Batılı uygarlaşma ise, Batı karşısında başı dik, Batı’nın aydınlanma, özgürleşme adına attığı tüm adımları devrimler aracılığıyla halkına, kadınına, köylüsüne, çocuklarına aktarmakta kararlı, bağımsızlıktan ödün vermeyen, ama tüm uluslarla barış içinde yaşamayı ilke sayan, atak, çağdaş, ilerici bir toplum olmayı ilke edinmişti.
Devrim-karşıdevrim çelişkisi içinde ve hiç kuşkusuz Batılı sömürgenlerin ve içerideki işbirlikçi, tutucu gericilerin yıkıcı çabaları sonucu, son 100 yıl içinde devrimi öğüte öğüte bugünkü meşruti monarşi bulamacı içindeki saray düzenine çakıldık kaldık. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hedefleri bellidir: Bağımsız, devrimci bir halk yönetimi…
Bu hedef, büyük ölçüde 1961 Anayasası ile uygulama alanı bulmuştu:
Devletin tüm erklerinin birbirini denetlediği, sosyal adaletin sağlandığı; hak, özgürlük ve sorumlulukların belirlendiği, tüm yurttaşların görüşlerinin Meclis’te temsil edilebildiği, egemenliğin temsilcisi Meclis’in yüceltildiği çoğulcu parlamenter bir demokrasi.
Şimdi bu hedef saptırılmıştır.
Son dönemdeki görüntülerde, bu hedefin saptırıldığına ilişkin karelere tanık oluyoruz.
Bir yanda, Türkiye’yi temsil eden dahil, tek adamlarca yönetilen ülkelerin reisleri el ele görüntü veriyorlar.
Yani, Batıcı işbirlikçilikten Doğulu hükümranlığa geçişin fotoğrafı.
Öbür yanda da, köylüler, jandarma zoruyla tarikat okuluna yönlendirilen çocuklarını gericiliğin elinden kurtarmak için eylem yapıyor.
Toplum, bu iki fotoğrafı bilinçle yorumlamakta; gereğini de, geçen yerel seçimlerde olduğu gibi yapmaktadır.
Bir başlangıcı yaşadığımız kesindir…

Batıcılıktan Doğulu olmaya kayış
Asıl Sorumlu Nerede? FETÖ davalarında görüldüğü gibi, Çorlu’da 25 yurttaşın can verdiği tren kazasında da, asıl sorumlular hesap vermiyor.
İşte yargılanan bir sanığın, Hat Bakım Onarım Memuru Celaleddin Çabuk’un ifadesinden kimi alıntılar:
- Edirne Kapıkule’den Eskişehir’e kadar 250 köprü ve 2 bin 500 menfezden tek başıma sorumluydum. Yeterli işçi ve ustam yoktu.
- Kazanın olduğu menfez dahil, 400 menfezde balast tutucu duvar olmadığını daha önce rapor ettim. Gereği yapılmadı.

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


+ 1 = 6

FpsAgency