Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
DUYURU
18 Eylül 2019
12:00
2068 Kez Okundu

hamahmut

Sayın Okur;
Serdar Demir’e değerli katkısı için teşekkür ediyorum.
Bundan böyle blog’ta ve twitter’da olmayacağım.
Naçizane gel dediler geldik, yazıları sosyal mecra’dan paylaştık vs.
Katkı isteyen çok da, adımızı anan yok!
Herkes kendi yol’unda.
Hal böyleyken…
ustr.(M)ümit.TÜRK adresi, zaten yazıdan pasaj’lar paylaşıyor.
Bundan böyle yazıları takip etmek isteyen, oybirligi@googlegroups.com ve/veya ustr.(M)ümit.TÜRK twitter adresi üzerinden takip edebilir.
Sevgi ve saygılarımla.
.
18 Eylül 2019
Hayrullah Mahmud
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"DUYURU" yazısına 15 yorum yapılmış
  1.  
    Bahtsız

    Benim sorum yüzünden böyle tatsizlık olsun istemezdim.yanlis anlaşılma oldu.kusura bakmayın tekrardan

  2.  
    Bahtsız

    Hayrullah bey ben alınmadım tatlı sert uslubunza alıştım galiba:)yazılarınızda aklıma takılan şeyler oluyor saçma olacak diye cesaret edemiyorum ama.ikna olmadigim icin tekraren sormadım anlayamadım sadece fazla bilgi sahibi biri değilim.kendinize iyi bakın sevgiler saygılar

  3.  
    Bahtsız

    Hayrullah bey selamlar.yazilarinizi okurken aklıma bisey takıldı.madem bu brexit/ab makası ve ab makasında istihbaratın 1 nosu almanlar var.makasa gerek yok o halde hep almanların yani ab seceneginin kazanması gerekmez mi

    •  
      s2001d

      Sayın Okur;
      Düz okuma yapmışsınız!
      Kazanan parsa’yı toplar ama hasar’ı da yüklenir.
      Almanlar perde arkasında kazanmayı seviyor, fakat taşımayı sevmiyor.
      Taşıtıyor.
      Velev ki, öyle değil!
      Bildiğiniz yoldan devam edin.
      Selamlar.
      HM

      •  

        Sayın HMÖ neden böylesiniz? Sayın okur size kafasına takılan bir soru sormuş. Anlaşılır cevap yerine “bildiğiniz yolda devam edin” diyerek niye terslemişsiniz? gerçekten bu tavrınızı anlamakta zorlanıyorum. Bizler sade vatandaşlarız. milyonda biriz. sizler binler içindesiniz.Siz olan biteni daha geniş açıdan görüyorsunuz, biz olan biteni kendi penceremizden anlamaya çalışıyoruz.Atladığımız farkında olmadan gözardı ettiğimiz konular olabilir ki zaten cevabı vermişsiniz,”almanlar taşımaz,taşıtırlar” demişsiniz. çok güzel. ama sonraki cümleniz incitici.

    •  
      s2001d

      Sayın Okur,
      İncitmek istesem cevap öyle mi olurdu!
      Görmezden gelirdim.
      Ya da geçmişte örnekleri çok.
      O soru’ya cevap, bank’ın üstünden yazıldı.
      Şu anki de sokak’tan, devasa havalanadırma cihazı üstünden.
      Ne dememi istiyorsunuz, soru’ya cevap vermişim.
      Buna rağmen ikna olmuyorsanız, bildiğiniz yolda ilerleyin demişim.
      Fazla hassas’sanız lütfen okumayın da diyebilirim.
      İstihza bana göre değil, incitme de.
      Selamlar
      HM

      •  

        tamam dediğiniz gibi olsun.iyi günler.

    •  
      s2001d

      Sayın Okur;
      Şimdi açıkhava’da oturulması yasak olan bank’ın üstünden yazıyorum:
      Bu şartlarda bank’ın üzerinden yazı geçmek nedir bilir misiniz?!
      2007 sonrasında da internet kafelerden geçmiştim.
      Siz bu vb durum’lardan zevk aldığımı mı düşünüyorsunuz!
      Kahve zincirleri vs.
      O v’akit size soru:
      Ben bu şart’larda yazmayı ya da yaşamayı hak edecek ne yaptım!?
      Halden anlamıyorsunuz anladık.
      Bir de üstüne sitem mi!?
      MİT istediği katkıyı alamayınca telefon tacizi başlatıyor, kefili olduğum borç’a binaen.,
      Borç’un sahibi üstüne bir şey alıyor mu?!
      Taşırım, taşırken de yaşadıklarımı içinden geçtiğim mücadelenin şartlarına bağlarım, ağlaşmam.
      Ego’su incinen varsa lütfen uzak dursun.
      Onların ego’ları şekil olacak diye katlanmadığım sıkıntı kalmadı.
      Sitenize yazılarını aldığınız yazar’lar da mücadele ediyor, naçizane ben de.
      Alfa istihbaratçı “rol çalıyor” ya “işimi bozuyor” dediği için yazıları, yeni üye kaydı yapılmayan e-mail zincir’ine yazıyorum, buna rağmen bana söyleniyorsunuz.
      Benden beklentiniz nedir?!
      Gerçek zarafet, basınç altındayken belli olur.
      Okur sormuş, cevap vermişiz.
      Şimdi o okur’a soruyorum:
      Cevap’ı verdim ikna olmuş mu?!
      Evet / Hayır!
      Peki ya siz Neşe Hanım?!
      Nasıl bir cevap sizleri memnun eder?!
      Gördüklerinin yarısına demişiz, birçok kez.
      Kaldı ki, baktığı halde göremiyor ise okur, zorlamamak elzem.
      Algı’nın yönetildiği ortama dair o kadar uzun yazmışım ki, yeter.
      Kafi.
      Rahatsızlık var ise okur yorum bölüm’ünde de yazıları paylaşmazsınız olur biter.
      Selamlar.
      HM

      •  

        ÇOK ALINGANSINIZ SİZE SORULAN BASİT BİR SORUYA BİLE SİNİRLENİYORSUNUZ. NELER YAŞADIĞINIZI SİZİN KADAR OLMASADA (ÇÜNKÜ BU ZORLUKLARI SİZ YAŞAMIŞSINIZ EN İYİ SİZ BİLİRSİNİZ)AZ ÇOK BİLİYORUM. ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRMİŞSİNİZ HALA DA GEÇİRİYOR OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORUM.
        SİTEMİM SİZE YAZDIKLARINIZA DEĞİL. HATTA SİTEM DE DEĞİL,SADECE SORULAN BİR SORUYA VERDİĞİNİZ CEVAP İÇİN NEDEN BÖYLE SERT BİR CEVAP VERDİNİZ DEDİM. YAZILARINIZI ZEVKLE OKUYORUM. TARZINIZI BEĞENİYORUM. HELE anka ŞİİRİNİZİ KAYDETMİŞİMDİR UMUTSUZLUĞA KAPILDIĞIMDA AÇAR OKURUM.
        YANİ DİYECEĞİM BİRAZ SİNİRLİSİNİZ YORUMLARI YANLIŞ DEĞERLENDİRİYOR OLABİLİRSİNİZ. YOKSA SÜTUNLARIMIZ YAZILARINIZA YORUMLARINIZA HER ZAMAN AÇIKTIR.
        SELAMLAR.
        NOT. ÖZÜR DİLERİİM GÖZLERİM RAHATSIZ, BÜYÜK HARFLE YAZDIĞIMI GEÇ FARKETTİM AÇIKÇASI SİLİP YENİDEN KÜÇÜK HARFLERLE YAZMAYI GÖZE ALAMADIM. :)

    •  
      s2001d

      Sayın Okur,
      Beyaz esas, öyle ise öyledir.
      Okur’un satır’ları şu:
      Hayrullah bey selamlar.yazilarinizi okurken aklıma bisey takıldı.madem bu brexit/ab makası ve ab makasında istihbaratın 1 nosu almanlar var.makasa gerek yok o halde hep almanların yani ab seceneginin kazanması gerekmez mi
      Yani?!
      Okur, zaten cevabı biliyor.
      Geçmişte de burada böyle sorular soruldu.
      Duymak istediğiniz nedir?!
      Diyelim ki, sinirliyim.
      Değilim ama psikolojik harekat’ta fırıldak bitmez.
      O vakit siz çekilin okur kendisi gelsin, meramını anlatsın.
      Bir daha soruyorum:
      İstediğiniz nedir?!
      Dinliyorum.
      Direk kazığı gibi gönlünüz olsun diye sokağın kenarında bekliyorum.
      HM

    •  
      s2001d

      Zoka’yı yutmak ya da yutmamak?!

      DURUM
      Öncelikle…
      Naçizane özde Atatürkçü’yüm.
      Milyon’da 1′im.
      Bu çerçeve’de, “özde Kemalist” okur için izahat şart oldu.
      http://www.yurdumacanfeda.com/tr/?p=83051#comment-26161

      İletişim’de temel kuraldır:
      Karşındakinin anladığı kadar varsın!
      Ya da “Kişi ne anlamak ister ise onu duyarmış”!
      Soru’yu soran okur, saf’daşın da olsa, hikaye’nin tarihçe’sine hakim değil ise yanlış kapı’nın önüne yük’ü indirir.
      Ya da şöyle izah edelim:
      Hayvan’sever hanım’ın yek’i, köpek yavrusu diye çakal yavrusunu arabasına alıp sevgilisine görüntülü aramada gösteriyor ya, sosyal medya’da çok paylaşılan video’da.
      O sosyal dünya’dan uzak’ım ama vakti zamanında bana da izletmişlerdi, oradan biliyorum.
      Sevgilisi olan erkek diyor ya, çabuk onu arabadan indir, o köpek yavrusu değil çakal yavrusu.
      Kadın’ın yaşadığı ani şaşkınlık, korku, gülümseme vb’yi izleyenler bilir.
      Bu çerçeve’de, madem yeri geldi açık’tan yazalım:

      1. 2007 öncesinde Emin Şirin adında bir isim vardı.
      Şimdi Odatv’de, Sözcü’nün Aydınlık’tan gelme yazar’ı ile video söyleşi yapıyor.
      Şirin, 2007 öncesinde Jandarma’dan, Jandarma İstihbarat’tan içeri girdi, okkaladı, gazladı vs.
      “İçeriden haber veriyorum” adı altında, ne aldı ise MİT’ten Zapsu’ya rapor’ladı.
      Telefon’da açık’tan; yani telefon’da yapılmış görüşme kayıtları var o haber’leşmenin.
      Sonra ne oldu, Jandarma’ya bu kötü iletişim’in bilgisi verildiği halde, bile bile lades.
      “TSK sanık, pkk tanık”.
      Şirin, Zapsu, Uzan iletişim zinciri.
      “Laik” Jandarma’yı Tasfiye Operasyonu!
      15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanlığı’na bağlandı, Soylu üzerinden Gökçek, Çiçek.
      Jandarma’da üniformalar’ın rengi değişti mi, değişti!
      İki elleri ile Eyfel Kulesi’ni dikeltemiyorlar, diye yazdık mı, çok yazdık.
      Vasat altın çağ’ını yaşadı BOP’ta.
      2007 öncesinde Şener Eruygur’un “kirli sırları”na ait “dosya” MİT’in elinde olmasaydı, emir / komuta zinciri içinde çalışan sistem’de, Jandarma’yı tuzağa çekmek o kadar kolay mıydı!?
      Şener’in ip’ini elinde tutan kim ise tezgah’ı onlar kurdu.
      Özkök, Zapsu, Şirin, Alman network, bunlar dün’ün hikayesi.
      2007 öncesinde, Uzan için “Korku İmparatorluğu” diye kitap yazdırdılar, netice: ?!
      BOP’un final’inde ise vs vs.

      2. 2007 öncesinde Ömer Çelik’in işi de aynıydı.
      Özel toplantılardan not’lar getirirdi, dedikodu.
      Dün getirdiği not’larda da diş’e dokunur bir şey yoktu, bugünkü not’larda bir şey var mı?!
      Dengir Mir Mehmet Fırat farklı mıydı, öldü gitti.
      Kemalist okur özetle diyor ki, “Ömer Çelik bizim eleman!”
      İstihbarat dünyası “kandırmaca” dünyası!
      Kemalist network öyle sansa da, Tuncay Özkan da, Ömer Çelik de, Emin Şirin de MİT’in elemanı.
      Para’yı veren emir de verir ise bunların hespi istihbari besleme aparat.
      MİT nerede görevlendirir ise orada otlarlar.
      Bıçak sap’ını kesmez ise akademik, devrimci, playboy siyasal kürtçü Ömer Çelik’in ne işi olur, Kemalizm’le.
      Kaldı ki, süreç hızla sert’leşirken ve de derin’leşirken, kürt kürt’ü vurur mu?!
      Alın bir başka makas; Apo / Barzan makas’ı.
      Toksik varlık’ları kimse taşımak istemiyor.
      Adam’ın her yandan çekilmiş sexus politicus kaydı da olsa, ağırlığı nedir ki?!
      Hülya Avşar da kürt, Ömer Çelik de.
      Gülben Ergen’in yatak odasından bazı isimlere ait görüntüleri faş ettiler, netice?!
      Sıfıra sıfır.
      Frankofon iletişim zinciri diyelim.
      İnan Kıraç’ı kandırdılar ve/veya aldatan bir daha aldatır, neden, niçin, niye?!
      Alfa istihbarat etrafını kuşatmış ise rutin’ine hakim ise her yerden kandırır.
      Kaldı ki, Cumhuriyet’te Hasan Cemal / İlhan Selçuk ayrışması yaşanmış olsa da, her iki isim de İnan Kıraç’tan hiç ayrılmamış.
      İnan Kıraç’giller vakti zamanında yapmaları gerekeni yapmış olsalardı, Silivri kumpas’ı yaşanır mıydı!?
      Dalan, Almanya’ya “mülteci”, Uzan, Fransa ve Ürdün’e vatandaş yazılır mıydı?!
      Aydın Doğan dün’ün hikayesi ise Ağar / Demirören bugün’ün hikayesi!
      Taşıyamıyor ise Sadettin Saran yük’ü paylaşmaya hazır, Ertuğrul Özkök de PR’ını yapıyor uzun zamandır pazarlık’ın.
      Bıçak sap’ını kesmez ise 2007′de işe yaramayan 2020′de iş’ler mi?!
      Velev ki, işler, o v’akit Ömer Çelik üzerinden kim kimi işletiyor!?
      Emin Şirin’de kaldı ise mavra, girsin “Nizamiye”den içeri gaz’lasın, bakalım kim ne diyecek?!

      3. Kemalist network’ün Emniyet içindeki ayak’ı da benzer hikaye!
      Polis kafası ile polis olunur, o kadar.
      Asker iç’teki dedikodu ile ilgilenmez.
      Kaldı ki, subay’lar kademe yaparak yükselir.
      Bir alt rütbe’de kendisi ne düşündü ne yaptı ise bir üst rütbe’ye geçtiğinde, alttaki gıpraşma ne kadar gerçek ne kadar kolpa bilir.
      Duruş’undan, çaktığı topuk selam’ının desibeline dek “ruh hali”ni okur.
      “Mabadını büyüteceğine iş’ini yapsın” demeseler bile, bir alt rütbe’deyken kendi söylediklerinden, duyulmayanı duyar, hisseder.
      Kurmay aklı, istihbarat’ın kurgu’sunu izler, dinler, oynar, ne var ki, “büyük resim”ledir işi.
      İstihbaratçılar’ın kapı’sına yolladıklarının “Ülke elden gidiyor, bir şey yapmayacak mısınız?” sorusuna yer ve zaman’a göre cevap nakşederler.
      Onun için, ne Ömer Çelik’ten gelecek dedikodu’ye ihtiyacı vardır, ne de Emin Şirin’in mavra’larına.
      Vakti zamanında Şirin’le sık sık görüşen Albay açıklasın, ne öğrenmiş, sır kapsamında ya da dişe dokunur bir istihbarat alabilmiş mi?!
      MİT her daim yemler, zoka’yı yutana diyecek bir şey yok.
      Özden Örnek “günlük” tutacak durumda olsaydı, ne Deniz Kuvvetleri’ne dokunabilirlerdi, ne de kendis şahsına!
      Kaldı ki, Zapsu’gillerin iddianamesi ortada.
      Hadi Odatv’ciler üç maymun, peki ya, vs vs.

      4. Odatv’nin Barış’larından hangisi Erkan Mumcu ile video söyleşi yapmıştı.
      MİT’in Odatv’si, 28 Şubat üzerinden “AB PR’ı” yapıyordu, bu sebep’ten devrimci Barış’ları içeri aldılar.
      Mumcu ne dedi, “Mehmet (Ağar) Abi ile biz anlaşırız!”
      Elazığ bugün de sarsıldı.
      Brexit / AB makas’ı böyle bir şey.
      Okumasını, bakmasını bilenler için her şey ortada.
      MİT’in sır’larını ya da personelini faş etmek, iş’in mavrası!
      Her istihbarat birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve hatta beşinci derecede eleman kullanır, hepsi dekadrolu değildir.
      Odatv, MİT’in kullandığı legal site değil mi?!
      MİT’çileri faş etmek suç ise kadrolu analist’lerin bir kısmı o site’de yazar değil mi?!
      Kaldı ki, MİT’in kadrosunda olup, SABAH’tan Akşam’a, Yeni Çağ’dan Yeni Şafak’a, Yeni Akit’ten Sözcü’ye vb köşe yazan yok mu?!
      Tarayın arşiv’de kimler MİT adına göğsünü siper etmiş?!
      İstihbaratlar, kasıtlı olarak bazı elemanlarını açık ederler ki, diğer istihbaratlar da o köşeler üzerinden “ne demiş”i izlesin vs.
      CIA’nın elemanı gazeteciler bilinmiyor mu ya da İngiliz, İsrail, Fransız vb istihbarat’a zimmetli akademisyenler, yazarlar vb.
      Emekli (!) CIA elemanları bedava’ya mı o lafları ediyor!
      Matruşka BOP demek “İstihbarat Savaşları” demek.
      Yazıyorlar ya, “CIA’nın kullandığı yazar şöyle demiş” vb diye.
      MİT’in Hocası Mahir Kaynak, MİT’te “Müsteşar düzeyi”ndeydi, kıdem diyelim, 9 Mart’tan 12 Mart’a dönen süreç’te de, cunta’nın içine yerleştiren de istihbarat!
      Peki içeri alan kim?!
      İstihbarat’ın çok önceden yerleştirdiği.
      En tepedeki eleman açığa çıkmasın diye de Kaynak’ı deşifre eden yine aynı istihbarat!
      Oyun içinde oyun.
      Suç olmuş olsa, Kaynak’ın MİT’i dava etmesi gerekmez miydi?!
      9 Mart suç ise tezgahı kuran istihbarat, 9′dan 12′ye.
      Bu oyun’ları bilmeden gaz’la vs vs.
      Rahmetli Mahir Kaynak’ın yazılarını okuyanlar, MİT’ten bağımsız okuma yapmıyor ise so what?!
      Kaldı ki, istihbarat’ın sır kapsamındaki elemanlarını deşifre etmek, dava konusu değildir, ölümcül suç’tur.
      Ya deşifre edilen ölür ya da deşifre etmeye kalkan.
      Bebekleri leyleklerin getirmediğini bilecek yaş’lardaysak, nedir bu ergen ruh hali!?

      5. Asker içeri bakar, zaten günlük vukuat yoklamasından hava çıkar.
      Emniyet, Jandarma da vukuat yoklaması üzerinden resim’i bir başka yönden netleştirir.
      Geriye kalır, istihbarat’ların gizli / açık mavra’ları!
      Onlar da “basın özeti” olarak ayıklanır, kırmızı, mavi kalemle altı üstü çizili.
      Asker, yüksek siyaset oyuncusudur, büyük resim’e bakar!
      Zamanlama her şeydir.
      28 Şubat’ta, MİT’in oyun’una geldiler, uzun hikaye.
      Kenan Evren ne dedi, “Çevik Bir Paşa medya’nın gaz’ına geldi”.
      Medya’nın patron’u kimdi?!
      İstihbarat, vs vs.
      MİT, çürük bina’yı üstüne yıkacak enayi arıyor!
      Neticede AKP onların kurmacası!
      Odatv’ciler, zamansız “AB PR’ı” yaptıkları için içeri alındı.
      Londra “Siyon Yıldızlı” ve Siyon Topaç dönmeye devam ediyor.
      Kaldı ki, Gökçek’in Beyaz Tv’sinde faş etmiyorlar mı, marjinal geçmiş üzerinden hangi Barış hangi AB’nin elemanı vs vs.
      Kaldı ki, Başkan Erdoğan’ın Sözcüsü Kalın’ın da CIA’nın elemanı olduğunu, Gökçek sosyal medya hesap’ından paylaşmasa, kim nereden bilecekti!
      “Alman network” çalışıyor.
      Düz okuma yapacak olursanız, CIA üzerinden “dokunulmazlık” veriliyor, arka plan’da ise Kalın dahi Erdoğan’ın değil Gökçek’in elemanı.
      Ne diyor Kur’an’da “oku”!
      Becerebilseler okuyacaklar ama hiçbir okuma düz değil ki!?
      İstihbarat ele geçirilmiş ise görünün önündekini de göremezsin, görsen dahi “takdir” eden mekanizma senden değil ise çelişki’ye düşürürler vs.
      İstihbarat da olsa, devlet memuru ‘devlet memuru’nun alacağı risk kadar ağırlık taşır, taşıyabilir.

      6. AB network deyince, marjinal sol da o eksen’in parçası!
      Siyasal kürt, siyasal ermeni, siyasal Arap, eşcinseller ve hatta narko kürt / türk network vb.
      Popüler ulusalcı yazar Yılmaz Özdil de köşesinden AB PR’ı yapmadı mı?!
      Daha önce de yazdık, Neo Nuh’un gemisi AB ama hangi AB!?
      A’dan B’ye ince buz tabakası üstünde ne kadar sürede varılır!?
      Ergenekon kumpas davası kaç yıl sürdü!?
      Güvenlik yoksa, ortalık toksik varlık’tan geçilmiyor ise AB kayık da olsa, batmasın diye saklarlar.

      7. İstihbarat’ın profil’cileri vardır, iyi profil çıkartırlar.
      Psikolojik harekatı vardır, nabza göre şerbet dağıtırlar.
      Ne var ki, boş laf zihin yorar.
      Özetle, Kemalist network, “Ömer Çelik’e neden çaktın” derdinde!?
      Çelik de kürt devrimcisi ya!
      Soru 1: “Babanızın oğlu mu?!”
      Soru 2: “Ülkeye ne faydası dokunmuş?!”
      Soru 3: Bilinmedik bir şey var mı?!
      220 milyar dolarken borç, resmi rakam’a göre 2′ye, kayıt dışı verilere göre 3′e katlanmış ise MİT’çiler, Kemalist network ile taşak geçiyor diyebilir miyiz?!
      Bu ifade sert oldu, haklısınız!
      Peki nasıl söylesek ayıkırsınız ya da çökmekte olan binanın altına koşan için söylenecek bir şey kalmış mıdır!?
      Allah, Allah’ken Peygamber’ine sadece “uyar, ikaz et” diyor.
      Kaldı ki, zorlasan ne yazar, Hz Musa’nın Nil Nehri misali ortada.
      Coşmak isteyen için her şey bir vesile.
      Emin Şirin’den ya da Tuncay Özkan’dan ne fayda gördünüz de, vs vs.
      MİT över, gazlar, sonra kucağa alır zıplatır.
      Kaldı ki, Özkan, CHP’de genel başkan yardımcısı, bir zamanlar da medya patronu idi, vs vs.
      2007 öncesinde CD’si olan malum süreç’ten neler neler çıkartmadılar ki…
      Basınç altında sakin kalındı ise “büyük resim”den kaynaklı idi.
      Şimdi rüzgar tersine dönmüş ise Ömer Çelik, Zapsu vb en iyi ihtimal derdest hapis ya da kirli sırlar kapsamında, kullanan adres’ler üzerinden tasfiye.
      İstihbarat dünyasında makas’a girdin mi, kullanmasını bilenler, sıkışınca Damat Enver’i, padişah Vahdettin’i harcadıkları gibi harcarlar.

      8. Allah insan’ın aklını almasın!
      Yazılarımı okuyup, aynı kısırdöngü’nün içinde dolaşıp duran akademik zeka’lar için diyorum ki:
      Soru sormak zorunda mısın?!
      Diyelim ki anlamıyorsun, akademik ego’yu da anladık, anlatsak anlar mısın?!
      Alfa stratejist var, ona sorun!
      Ya da bana soruyorsanız alınmayın, alınganlık gösterecekseniz sormayın.
      Bunca yıldır açıktan yazılan’ı anlamamış ise okur ya da biz anlatmayı başaramamışız diyelim, o v’akit, okur, doğru bildiği ne ise o yolda yürümeye devam etsin.
      Gülen’in kucağına oturan kalkabildi mi ki, Barzan’ın kucağına oturtulmak istenen kalkabilsin!
      Rakip’ini küçümseyen her daim kaybeder, bu işin büyüü küçüğü olmaz.
      Demem o ki, okur soru’suna cevap nakşettik, kim ne anladı?!
      Okur’un istediği Ömer Çelik’e çakma, bizim eleman!
      Barzan’a şimdilik dokunma işimiz var vs.
      Leb demeden leblebi’nin anlaşıldığı tapografya’da satır koşturuyorsak ve/veya coşturuyorsak, açık’tan yazdığım halde anlamayanlar için en açık hali ile izahat budur.
      Kaldı ki, Melih Gökçek de bir başka “değişken” ve Erdoğan’dan daha “ak” değil!
      AB süreç’inin diğer ayak’ında o da var!
      Sezar öldükten sonra Brütüs de peşinden yolcu edildi, bu sebep’ten erken kalkan’ın sattığı bir süreç bu!
      2007 öncesinde Emin Şirin topladığı istihbaratı Zapsu’ya rapor ediyordu.
      Barzan Banana Republic’ten Ömer Çelik vs vs.

      9. Meteo: 28 Şubat.
      Kafa yine eskisi gibi çalışıyor.
      Daha doğrusu süreç okuması yapılamıyor.
      Sebep!?
      Ezber’den kaynaklı.
      Şekerim, Asker’i tahrik etmek için Atatürk’e, TSK’ya “küfretme” dönemi bitti.
      Frankofon Alaman kalem’i Engin Ardıç yağdırdı da ne oldu!?
      Hıncal Uluç “Kemalist”im diyor, Ağar üzerinden resim veriyor.
      Güç kimde ise onun türküsünü nakşediyor, AB deyin AB, 28 Şubat deyin 28 Şubat!
      Madem kalem’leri var neden yazmıyorlar!?
      Dua etmekle olsaydı, ne Müslüman dünyabu halde olurdu ne de Kilise “elit Alman” istihbarat’ın elinde oyuncak.
      Çocuk tacizi, pedofili vb.
      Ömer Çelik ya da diğer danışman’larda kaldı ise akıl, özeleştiri yapsınlar, fatura’dan üzerlerine düşen pay’ı yüklensinler.
      İstihbarat pazarlık yapsa da, yapanı bağlar; “yok öyle pazarlık”!
      Ulan daltabanlar, komutanları terörist diye içeri toplayıp ayak’ta bekletmediler mi?!
      “Daltaban” tanımlamasını Çetin Altan, Özal’a karşı çıkan Albay’lar için kullanmıştı, bu sebep’ten hakkında dava açıldı vs.
      Neyse, demem şu ki; Atatürkçüler’i terörist diye aşağılamadılar mı?!
      Silivri’de yaşanan rezalet’in, psikolojik eziyet’in ne kadar’ı haber oldu?!
      Çöl’de yaşanan çöl’de kalır ama Silivri’de yaşananlar çok taze, orada eziyet görenler de hayat’ta.
      Soner Yalçın “Oradaydım” belgeselini yineleyebilir, sponsor’ları da sağlam.
      Ne var ki, yapılan eziyet’i onur’una yediremeyen’e anlat desen de anlatamıyor!
      Mümkün ise Dalan’dan başlansın, Cem Uzan her daim anlatır, sonra Başbuğ vb.
      O aşağılamayı kim kendisine yedirebilmiş ki…
      Buradan yürümek varken, takılmışlar “marjinal” ve/veya “kadrolu devrimci” Doğu Perinçek’in peşine, sonra da diyorlar ki neden firişka!
      Vatandaş her sunulanı almak, kabul etmek zorunda mı?!
      Kim ulan Ömer Çelik, Cüneyt Zapsu vs vs.
      Kumpas’ı Fetullahçılar yaptı anladık, peki bu dalyaraklar o sırada ne yapmış?!
      Bu paşaların alayı götoş olmuş lafı MİT’ten çıkma mı yoksa Zapsu’nun mu?!
      Zapsu bana ait değil diyor, o v’akit kayıtlara bakmak gerekecek!
      Hangi iş’adamının “pardon” hangi iş’insanının yanında ne demiş, nasıl demiş?!

      10. “3 Y” üzerinden geldiler, 4 Y kapsamında tablo ortada:
      İktidar da muhalefet düşük.
      Laik öfke’yi ayak’a kaldırmak için yolsuzluk’a dokunamıyorlar, çünkü Gökçek’gil familya da Tayyip’gil familya’dan aşağı değil!
      Zapsu.
      Ağar desen hakeza!
      AB network ya da elit Alman istihbarat süreç’in merkez’inde.
      Yoksulluk desen, hortumlayan aynı zamanda Robin Hood.
      Çalan nereyi yağmalamış!?
      Her iki taraf da “sadaka” üzerinden yürütmeye çalışıyor süreç’i.
      “Allah razı olsun ne iyi insan, bana cep telefonu aldı!”
      Virüs salgını kapsamında yardım için adını yazdıranların ellerindeki telefonlar ne marka?!
      İnanç, mücadele hak getire, varsa yoksa avanta.
      Önce insan malzemesine bakacaksın!
      Şükür! Milli Mücadele sırasında da, çürümüşlük bundan farklı değildi.
      Yasaklar deyince, büyük resim’de “demokrasi”nin süreç’te en büyük güvenlik açığı üreten kalem olduğu ortaya çıktı.
      Ne Rusya, ne Çin, ne İran demokrasi!
      ABD Trump üzerinden, Londra Boris üzerinden, Merkel ise emeklilik için gün sayıyor vs.
      AT, AET derken adı “AB” olan hikaye, bir daha II. Dünya Savaşı benzeri savaş’lar çıkmasın diye 200 yıllık Prusya operasyonu kapsamında, elit Alman network tarafından üretilmiş ise vs vs.
      Ne diyor Almanlar, enerji için Putin’e muhtaç’ız, aramızı iyi tutmak zorundayız!
      Dağılan SSCB sonrası, Rusya’yı Putin üzerinden Almanlar ayak’a kaldırdı ise dağılan parçaları da AB’ye eklemleyip taşıttılar ise Mark’tan Euro’ya geçerken ortaya çıkan pahalılık bunun finansmanından kaynaklı ise…
      Süreç’in A yüzü de ortada, B yüzü de!
      Karşı tarafı yönlendirmeden “kontrollü kaos” olmaz!
      Londra, 2005 Aralık’ta düştü.
      2020′de ise Boris Başbakan ve de Siyon Yıldızlı ve de Brexit!
      Trump ise Churchill’in koltuğunda!

      11. Büyük resim’de Doğu Roma operasyonu bitmiş, Batı Roma operasyonu yapılıyor ise 1776, 1789 elit Alman network operasyonu, bu bir.
      İki’ye gerek var mı?!
      Batı’da “Sistem” çürümüş ise enerji bazlı güvenlik de hayat memat mesele ise bir başka hayat memat nüans?!
      19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan meçhul’e adım atmadı, neyi neden yaptığını biliyordu!
      Aynen Çanakkale’de olduğu gibi.
      Önce tepe’de ya da derin’de “anlaşma” sağlandı, sonra sahada temizlik operasyonu başladı!
      Gazi, Samsun’a çıkarken yedi düven biliyordu.
      Şu an yapılması gereken ne ise “Herkes” biliyor ama kaç kişi yapabilir ya da yapmaya aday!
      “Herkes” her işi yapamaz, sorun çözmek ise hikaye “sorun üretenler”i ayıklamadan mesafe alınmaz.
      Kurtuluş Savaşı denilen de 1. Dünya Savaşı içindeki bir başka savaş’tır.
      1776, 1789′un ruhu’na uygun 1923 operasyonu, öncesinde 23 Nisan 1920.
      Mustafa Kemal’e, “aldattı” diyenler, çağ’ın ruhu’ndan bihaber olanlar.
      “Laik’lik nedir?” diye sorana, ne diyor Gazi, “Laik olmak demek adam olmak demektir hocam.”
      Neticede, 1776, 1789, Avrupa içindeki Aydınlanma ve/veya Sekülerizm operasyonu idi.
      Vahdettin için ne diyorlardı, “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi”; Vatikan’daki “Papa” için bir dönem söylenen yakıştırmanın benzeri.
      İslam’da bu şirk’e girer.
      Gazi’ye küfreden istihbarat’ın beslemeleri, Atatürk’ün ağzından böylesi bir ifade duymuşlar mı?!
      Rakı içerim kime ne ya da varsa zararı bana, o v’akit sana ne!?
      (Rakı pahalı, laf olsun diye söyledim, içmesini bilen için muhabbet de sağlam ise güzel.)
      Konu kul hakkı olunca, yemem de yedirmem de diyen var mı?!
      Tercüman’dan Yavuz Donat, Sabah’ta, 23 Nisan Meclis’inde kimler vardı’yı kalem kalem döktü, meslek grupları, hacı hoca dahil.
      Peki, Gazi, hangi sakallılara “ihtimal odur ki bazı kelleler düşecektir” diye mesaj çaktı.
      “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar iyi anlaşır” ise doğru iletişim’in matematik’i, Gazi’nin sorun çözen replik’inde saklı!
      Bu tapografya kibarlık’ı acizlik ya da monşer’likten mülhem ibne’lik sanan coğrafya olduğundan, anladığı dil’den ihtap etmeden anlamaz.
      28 Şubatçılar Erbakan’a blöf yaptılar, ön’den kazandılar, sonra kaybettiler, yetmedi stratejik akıl olmadığından büyük satranç tahtası’nda kaybettirdiler.
      Vezir’ken piyon.
      Şimdiki hikaye ne kadar’ı blöf, ne kadarı gerçek, MİT’in saha elemanları yoklamaya devam etsinler bakalım, cevap’lar nasıl yeşil’lenecek!?
      Kaldı ki, AB de “enerji bazlı güvenlik” kapsamında, “boru hatları’nın güvenlik’ini TSK korusun” diye nitelikli niyet beyan’ında bulunmuş ise TSK’ya kumpas kurmak, kumpas’a ortak olmak “eX politik”e girer demeye gerek var mı?!
      Çok yazdık, madalyon’un bir yüzünde 28 Şubat Tura var ise diğer yüzde AB katkılı fon’lama var.
      2007 Cumhuriyet Mitingleri de AB fon’ları üzerinden gelmedi mi?!

      12. Napolyon da kolpa’da anket’ler yaptırırmış, “Ordunun şu kadarı benim yanımda” rüzgarı yapmak için.
      Gaz’la işlemiyor süreç.
      Kaldı ki, Napolyon’un sonu malum.
      Talleyrand’ın kayığına bindi ya da gazına geldi diyelim.
      Uzun, uzak hikaye.
      Diyorum ki, şartlar gereği sokak’tan bağlanıp yazı paylaşıyorum.
      Napolyon ne demişti, “para, para, para.”
      Para olmadan devlet idare edemezsiniz.
      27 Mayıs sonrası ne olmuştu, kasa tamtakır olduğundan, borç veren vs vs.
      Süreç’te ilişik muhalefet eden de dünya’lığını kazanmış olabilir ama onlara bakıp “biz kazandık” diye şişinmek ne derece doğru!?
      Mustafa Kemal, işgal’i sonlandırdı, sonra aynı Batı ile masa’ya oturdu, Lozan’da.
      Osmanlı tasfiye olurken, dönem’in münevverleri neyi ne kadar anladı!?
      Mustafa Kemal’i küçümsemediler mi?!
      Gazi, “Atatürk”ken dahi ordu içindeki denge’leri yakın’dan gözetirdi, Fevzi Çakmak’tan düzenli olarak bilgi alırdı!
      “Asker ne diyor?” sorusunu o da sordu.
      Mustafa Kemal’in devraldığı ordu, Alman’ın elinden geçen ordu idi.
      Dünya nasıl “düz” değil “yuvarlak” ise asker’in içişleri de düz değil, her parçası ve/veya kök’ü yüksek siyaset’in bir başka parçası.
      Kara, Hava, Deniz, Jandarma.

      13. 2020 real politik’inde saha’da temizlik başlayacak ise ne Barzan ne Çelik, ne Zapsu.
      Büyük Resim’de anlaşma sağlanmıştır, diye bakmak mümkün.
      “A’dan B’ye en hızlı ne kadar süre’de ulaşılır?” ise basit soru, cevap konjonktür’ün içinde saklı!
      Değişkenler’i ciddiye almayanlar için “asırlık yalnızlık” diyelim.
      Komutan’ların başına Silivri’de gardiyan diye kürt beslemeleri diktiler ya, Eyfel Kulesi o veled-i zina’ların mabad’larına çakılmadan bu hikaye bitmez.
      Doğu Roma’dan Batı Roma’ya uzan’an hikaye ortada!
      Şükür.
      Kilit taş’ını Türk’ler çakacak ise süreç’in dolgu malzemelerini tekrar etmek yersiz.
      Adam asmaca ya da Rus rulet’ini aratmayan konjonktür ortada.
      Erdoğan’ın acelesi var ise acele etsin!
      Gökçek’in acelesi var ise acele etsin!
      Ağırdan alanlar için çok yazdık, “Barış zamanında evlatlar babalarını gömer, savaş zamanında ise babalar evlatlarını…”
      Kim kimin zekası ile ataşak geçiyor ise makas’lar ortada!
      Ne acemelemiz var ne de mecburiyet’lerimiz.
      Acelesi olan milyar dolarlık baş’lar ve onların besledikleri düzen’in dişlileri.
      Sayın Okur, diş’linin parçası değil ise düz cevap budur.
      Naçizane süreç’ten kaynaklı “yasaklı” ve/veya “işsiz gazeteciyim”.
      Besleme düzenin çivi’si çıkmış ise…
      Hepsi ve daha ötesi budur.
      Vs vs .
      Nokta

      30 Nisan 2020
      Hayrullah Mahmud

  4.  

    Sayın H Mahmud. Ultra Türkler blogspottan beri takip ediyorum. BOP projesinde olan biten ne varsa yazılarınızla öğrendim. Sağlam bir yol edinerek önümü görmeye çalıştım. Verdipiniz kitapları aldım, takip ettim. Bu süre zarfında epey kitap oldu okunmuş olarak. Bakış açım inanılmaz değişti. Bana kattığınız her şey için teşekkür ederim. Umarım sizi bir gazetede köşe yazarı olarak görürüm. Tabi önce Satılmış Gazetecilerin bazılarının ana akım medyadan çekilmesi gerek. Bir gün o da olacaktır. Ultra Türk olarak en içten sevgi ve saygılarımla.

  5.  
    ismet

    SN Özgür gerçekten teşekkür ederim şimdiye kadar bize aktardığınız bilgilere görüşlerimin oluşmasında yardımcı olduğun için sağol.
    Bunun veda olmadığını umuyorum sağlıklar dilerim
    ismet Üstündağ
    utemsih)

  6.  
    Özgürce

    İlk yılı GavurEGE’de, son yedi yılı YCF’de olmak üzere toplam sekiz yıldır (Internet üzerinden) yazılarını taktir ve beğeni ile okuduğum değerli yazar Sayın H. M. Özgür’e teşekkür ederken, bundan sonraki hayatında sağlık, mutluluk ve başarı diliyorum. Ulaşabildiğim her platforda yazılarını okumaya çalışacağım. Selam ve iyilik dileklerimle…

    •  
      s2001d

      Sayın Okur;
      Kıymetli büyüğüm,
      İlgi katkı için teşekkürler.
      Selamlar
      HM

Cevap Yazın


× 3 = 15

FpsAgency