Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Payımıza düşecek olan…
18 Eylül 2019
07:53
69 Kez Okundu

Ümit Zileli

Güle oynaya bölünüyoruz, ne güzel!..

Muhterem medyamızda bir sevinç, bir coşku, sormayın gitsin… Mesela Akşam gazetesi “Megri Amed” başlığını manşete çekti.. Amed, Diyarbakır’ın yeni adı!.. PKK kullanırdı yalnızca, şimdi yandaşların dilinde!.. Eee, Tayyip Bey “Kürdistan” deyince, TMSF’nin gazetesinin “Amed” selamı çakmasında hiç bir mahzur yok tabii!.. Diğer gazeteler de Türkçe-Kürtçe başlıklarla mutluluklarını paylaşmaktan geri durmadılar doğal olarak!..

Diyarbakır’da kim ev sahibi, kim misafir iyice birbirine karıştı… Devlet başkanı protokolü ile karşılanan Mesut Barzani, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’na “hoş geldiniz” dedi mi, bilemiyorum ama Tayyip bey ve bakanları, Batı’dan gelen misafirler olarak gayet iyi ağırlandılar!.. Zaten BOP Merkezi Amed’in Belediye Başkanı Osman Baydemir, en açık şekilde anlattı nereye gelindiğini:

Kuzey Kürdistan’a hoş geldiniz!..

Ben, “Kim misafir, kim ev sahibi karıştı” diyorum ama siz bana bakmayın!..

Açın, Tayyip Bey’in “Kürdistan lideri” diye selamladığı Barzani’nin partisi KDP’nin Facebook sayfasını, kimin “ev sahibi” olduğunu nal gibi göreceksiniz!.. O sayfada yer alan “rdistan” haritasına iyi bakın; o haritada Türkiye’nin tam 21 ili yer alıyor!.. Güneydoğu Anadolu’nun tamamı ile Doğu Anadolu’nun büyük bölümü Kürdistan sınırlarının içinde gösteriliyor, iyi mi!.. Birileri çıkıp “Eski o canım” türünden şarlatanlık yapabilir, sakın kanmayın, aynı sayfada Barzani’nin Diyarbakır, affedersiniz, Amed konuşmaları da yer alıyor!..

Şahane değil mi?

“Diyarbakır’dan doğan barış güneşi!”

Başbakan’ın ve kurmaylarının bu haritadan habersiz olma ihtimali yüzde kaçtır sizce?.. Zahmet buyurmayın, ben söyleyeyim: Sıfır!.. O halde, “Diyarbakır’dan doğan barış güneşi inşallah tüm coğrafyamızı ısıtacak” diyen Tayyip Bey, Barzani’yi kolunun altındaki haritayla birlikte kucaklamıştır!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, yeni adıyla Amed’i ve 20 ili, “açılım” adı altında “Kürdistan liderine” armağan etmiştir!..

Dikkat ederseniz, buraya kadar Abdullah Öcalan‘ın adı hiç geçmedi…

Gerek de yoktu!.. Açılımın yeni perdesinin yıldızı o değil çünkü!.. Yeni yıldız Barzani!.. BDP’liler homurdandılar, kıvrandılar, “Biz davet ettiğimizde niye gelmedin” diye gönül koydular, “AKP’nin seçim oyununa meze oluyorsun” bile dediler ama sonunda, yeni duruma teslim oldular..

Barzani rahatsızlığın farkına varmış olmalı ki, “Öcalan’ı takdir ettiğini” bir kaç kez yineleyerek gönül aldı, işte o kadar!.. En azından yerel seçim sonrasına kadar “senaryonun bu kısmının” bu şekilde oynanacağı açıkça belli oldu. Başbakan, çok kıpraşmasınlar, maraza çıkarmasınlar diye bi de “genel af” şekeri attı önlerine, perde kapandı!..

Ah, kusura bakmayın, Şivan Perver-İbrahim Tatlıses düetini unuttuk… Bülent Arınç‘ın tüm söylediklerini, kendisine söylenenleri afiyetle yutarak, lideriyle kucaklaşmasını, ardından da düeti yaşlı gözlerle dinlemesini es geçtik…

Arınç ağlamadan perde kapanır mı hiç!..

Aydınlık’ta, Mustafa Bilgin‘in düeti hicveden muhteşem karikatürüne dikkatlice bakın lütfen; orada Kürt-Türk, halkımızın geleceği resmediliyor… Kürt kardeşimiz, yanındakine bakın ne diyor:

İyi dinleyelim babam korkarım bu süreçten bizim payımıza düşecek yegane bedava şey işte bu konserdir!..

Yeniden “Çözüm” oyunu pişiriliyor!..

Bu yazı yaklaşık 6 yıl önce kaleme alındı…

Çözüm süreci” diye yutturulan süreçte neler yaşandığının, nelerin dayatıldığının bir küçük kesitini anımsatmak için arşivimden çıkardım…

Bugünlerde yine “yeniden çözüm” güzellemeleri yapıldığını görünce “Ehh, bari benim de bir katkım olsun” istedim!

Birileri niçin tam da bu zamanlarda “yeniden çözüm” havalarına giriyor diye hayrete düşebilirsiniz… Çünkü ufukta bir “erken seçim” var! Diğer tarafta da “oylarına fena halde ihtiyaç bulunan” Kürt yurttaşlar var! Bu oyların kısa zamanda devşirilip, heybeye atılması durumu var! Çünkü oyların önlenemeyen erimesi var!..

Kısacası var oğlu var!..

Toplumların, bu algı oyunlarını iyice anlayabilmesi için hafızasının güçlü olması son derece önemli…

İşte bu nedenle “eski çözüm sürecinin” en önemli gösterilerinden birini hatırlatayım dedim…

Büyük şovlara hazırlıklı olmak lazım!..

KORKUSUZ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Payımıza düşecek olan…" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    06 anka

    Dün şöyleydi bugün böyle,yarın daha başka türlü. ‘Devlette devamlılık esastır’,'Devletin işi değil mi har olsa yürütür’ gibi pek veciz sözlerimiz var.Ya devlet politikaları? Zaman içinde toplumsal ihtiyaçlara göre veya iktidara gelen partilere göre değişir elbette.Ya aynı partinin iktidarı döneminde zırt pırt değiştirilirse o noktada bir ciddiyetten söz edilebilir mi? Devleti yönetmek ciddiyet ister,istikrar ister,uzgörü gerektirir.Bir de devleti yönetenlerde bu özellikleri arayan ve bulamadığında gereğini yapacak halk gerekir.O var mı? Çoban olduğunu söyleyen yöneticiye ‘Ne yani bizi sürü yerine mi koyuyorsun?’ diyebilen bir halk var mı?

Cevap Yazın


7 − 4 =

FpsAgency