Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Jandarma, Barzan MİT’in asker’i oldu ise MOSSAD üzerinden sorun nasıl çözülür ve/veya TSK’ya senkron / asenkron yapılar?!
11 Eylül 2019
15:16
161 Kez Okundu

hamahmut

DURUM
Jandarma notları?!
Dedim ki: Uzan Paris’te, Dalan da Almanya’da ağırlandı, Erdoğan’ın doktoru Londra’da idi, yeni geri döndü vs. AB /Brexit makası çerçevesinde süreç ortada.
Dedi ki: Şimdi de devlet olarak Uzan’a tazminat mı ödeyeceğiz?
Dedim ki: Yok öyle bir şey! Uzan’ı tazminat mavrası üzerinden kandırdılar, Ergenekon kumpas’ı için yol’u araladılar. Cem Uzan’la, Emin Şirin havuz kenar’ında buzlu kova’yı kafadan aşağı boca edip eğlenirken, bizler Silivri kumpas’ında ter döküyorduk.
Dedi ki: Nedir işin doğrusu?
Dedim ki: Uzan’a kendi parasını ödül olarak teklif ediyorlar. O da eski kadrosuna, kendisine sempati duyanlara, eskiden olduğu gibi bonkör davranacağı mesajını veriyor. Kaldı ki, Cem Uzan da son can’ında!
Dedi ki: Nasıl?!
Dedim ki: Yine Odatv’ciler, askerlik’ten kaynaklı sorun’u çözmek için akıl verdiler, kalbinin üstüne çizik atıldı. Odatv 2007′de kuruldu ama HT, Ufuk Güldemir vb aynı kadro. Yoğun spor yapan, içki içen vb kısmı ayrı, üç defa kalp krizi geçirdiğini kendisi beyan etti. Doğru ya da yalan. Bu defa kalp krizi geçirip ölse ve/veya yoğun bakım’a alınsa, kim der ki, bu işin içinde iş var!? Kendi eli ile hikayesinin final’ini yazdırmışlar Cem Uzan’a, danışmanlık adı altında parasını almışlar vs. Stratejik aklı olmayanın sonu bildik hikaye.
Dedi ki: Anladım
Dedim ki: Bu devlet’in borç’u yok, alacağı çok. Her alacak da tahsil kabiliyeti ile alakalıdır. Belki Cem Uzan’ın, başına açtığı dertler için Odatv’cilere borç’u çoktur. Herkes tercih’ini net olarak yapacak.
Vs vs.
Nokta.

NEDİR NE DEĞİLDİR
Sordu: Kaç yıldır gazetecilik yapmıyorsun?
Dedim ki: 32 yıldır gazeteciyim. Bir kurum’da çalışıp çalışmamayı soruyorsan, soru sakat. Kalem’ini satmayana, kiralamayana bir zamanlar değer verilirdi, çürüyen zamanlarda “enayi” gözü ile bakılıyor olabilir ilgilisi değilim. Bu da istihbarat’ın hangi safta durduğunun bir başka enstantanesi.
Nokta.

VAZİYET
15 Temmuz’dan bu yana MİT devlet oldu.
Gözaltı sonrası, Jandarma minibüs’ünün içinde durum netleşmeye başladı.
Beni almaya gelen ekip’in kumandan’ın ağzını büzmesinden gecenin hikayesi belliydi.
Önce kim olduğumu inceledi, anladı, sonra sütre gerisinden tavır’ını aldı.
Yani?!
Atatürkçü değildi.
Midesi ile ilgiliydi.
Prosedür gereği yakın gözlük’lerimi de aldılar, seslenmedim.
Yaka mendiline kadar ne varsa…
Ne var ki, evrak’a imza atmam istenince, “kağıttaki yazıları göremiyorum” dedim, gözlük’ü vermek yerine parmak’la imza atılacak yerleri işaret ettiler.
Göz ucuyla kumandanı süzdüm, mütebessimdi.
Sabah, nezarethane’den çıkartılıp, mahkeme salonuna götürülmek için karakol’dan içeri girince, “günaydın” dedim.
Bir daha test ettim.
Daha sonra kelepçe’yi takacak Jandarma personeli’ne talimat geçen gece’nin kumandan’ı, başını çevirdi, duymazdan geldi.
Yani?!
Kelepçe’yi takan’a değil, taktıran’a bakarım “kimin askeri” diye!
Emir kipi ile konuşan delikanlı aldığı talimat’ı uyguluyordu vs.
Kapı’nın önünde o sohbet yaşanınca, personel’in yek’i “derdini orada uzun uzun anlatırsın” dedi.
Üslup bu!
Cevap vermedim.
Bakış açısı sakat!
Ülkenin çivi’si çıkmış ise çıkmıştır.
Çıkan her çivi’yi yerine sokmak için “Balyoz” ise balyoz, “Çilingir çekiç” ise çilingir çekiç.
Ezcümle:
MİT paket’letti, Barzancı network de Jandarma üzerinden kelepçe’letti.
24 saat’in hikayesi budur.
Vs vs.
Nokta..

DURUM ANALİZ
“Şüpheli ve/veya sanık, kaçma şüphesi yoksa, delil karartma ihtimali yok ise tutuksuz yargılanır.”
Madem prosedür’e riayet esas, o vakit Ergenekon Savcı / Hakim’i gibi davranmamak gerekir.
Ne var ki, o savcı şimdi “yüksek demokrat” Almanya’da koruma altında!
Yani?!
Tebligat yol’da zorba’lıkla yapılmaz.
İfade alacak isen bu çağ’da e-mail de mevcut, telefon da, adres’e tebligat da.
Üslup bu ise “Zekeriya Öz’ü bulup kullananlar” MİT’in içinde, diye bakmak mümkün.
Geçtik.
Aynı olay’ı bir de Alaman devrimci (!) Odatv’ci ağzı ile yazalım:
“Zekeriya Öz ortada yok ama zihniyet’i Ak Parti iktidarı üzerinden iktidar’ında!”
(Burada MİT demiyoruz, parti adı kullanıyoruz ve/veya AKP’yi MİT kurdu ise dön dolaş aynı hikaye!)
“Özgür basın”a kelepçe?!
Sebep?!
Zurna’nın zırt dediği yer.
Odatv’ciler, “Ata’kürt” açılımı yapıyor.
Peki ya Jandarma, onlar açılım’ın neresinde?!
Ata’kürtçülere turkuaz halı.
Atatürk’çülere kelepçe.
Başka?!
9 Eylül operasyonu kapsamında, gayr-i kabil alacak üzerinden “Ata’kürt açılımı” dayatması yapmaya çalışan Alaman MİT’çi adres, 9 Eylül günü ve ertesi telefon üzerinden yaptığı taciz’i kesti, mola verdi.
Vs vs.
Hasılı:
“Erdoğan nefreti” üzerinden, laik, ulusalcı kesime “yüzde 1 oy” hesabı bağlamında “Ata’kürt açılımı” yaptırmak, hayra alamet değil.
İstihbarat’ın puş zekasını anladık da, sonra “Neden si’MİT”çileri içeri topladılar” diye soran çıkar ise cevap yersiz.
Rüzgar’a tüküren kim ya da kimlerin yüzüne tükürmüş olur?!
Ezcümle:
Zapsu’nun avukatlık bürosu “uzlaşmasız” notu ile dava açmış.
MİT’in kullandığı hukuk büro’larından yek’i demek istiyor ki, “Zapsu’yu yem yaptık, Zapsu yem’i üzerinden el’inde ne varsa dök vs.”
Naçizane cevabım, timsahlı havuz’da kulaç atma sırası kurnaz MİT’çilerde.
Hiç kimse ile şahsi bir kavga, mücadele içinde değilim, buna Zapsu da dahil.
Yol’umuz belli, yön’ümüz belli.
Vatan’ın bölünmez bütünlüğünden yana tavır koyulmamış ise sorun’u, “İsrail’in güvenliği” kapsamında, MOSSAD üzerinden çözmek çocuk oyuncağı.

Vs vs.
Sabah’star ve/veya Sabah Yıldız’ı.
Nokta.
.
11 Eylül 2019
Hayrullah Mahmud
yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
"Jandarma, Barzan MİT’in asker’i oldu ise MOSSAD üzerinden sorun nasıl çözülür ve/veya TSK’ya senkron / asenkron yapılar?!" yazısına 1 yorum yapılmış
  1.  
    fatma gurman

    geçmiş olsun diyeceğim ama demekle geçmiyor ülkede bu haller…geçmesi için çok fikir üretmek, çok dereden su getirmek gerekiyor…türkiye üzerine düşünmek üzere yola çıkanlar yolda karşılaştıkları fikir, olay ve kişilerle ilgili sistematik bilimsel düşünme yapmak ve fikirler üretmek zorundalar…bu fikirler onları nereye, hangi sonuca götürüyorsa o yeri ve sonuçları istese de istemese de kabullenmek zorunda…zorunluluklar birleştirir, keyfilik böler, ayırır, parçalar…devletler için de milletler için de küçük veya büyük aileler için de keyfilik ölümcüldür…keyfilik sonucu tarihe gömülen devletlerin ve milletlerin hikayeleri ile dolu tarih kitapları…türkiye’de de keyfiliğin eğemen olduğunu toplumdan yapılan her kesitte yaygın olarak gözlemlemek, bizzat yaşamak olağan bir hal…malesef çağdaş dünyada değil ayakta kalmak hayatta kalmak ihtimali giderek hızla olanaksızlaşıyor…9.eylül izmir’in kurtuluş günü başınızdan geçenler bana bunları düşündürdü…devlet kurum ve kuruluşlarında kanun, kural, kaide zorunluluğu yerine keyfiliğin eğemen oluşunun dayanılmaz ağırlığı…yazık…

Cevap Yazın


− 3 = 5

FpsAgency