Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
İstanbul Havalimanı vahim iddialara yanıt verdi
11 Eylül 2019
07:44
38 Kez Okundu

Ümit Zileli

Eminim anımsayacaksınız, yaklaşık bir ay önce İstanbul Havalimanı ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Başlık şöyleydi:
Dünyanın en büyük havalimanı sizlere ömür!..
Ağır bir başlıktı ancak iddialar da bir o kadar ağır, bir o kadar vahim ve kaygı vericiydi!.. Öncelikle, ülkenin Ulaştırma Bakanı dahi, yeni projeyi savunamayan bir görüntü veriyor, İstanbul Havalimanı ve yakın çevresinde özellikle ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde kötü hava şartları meydana geldiğini, bu nedenle trafik akışında uzun süreli beklemeler, pas geçme ve devamında da uçakların başka alanlara yönlendirilmesi gibi olumsuzluklar yaşanacağını söylüyordu!.. İtiraf niteliğindeki bu sözlerin özeti şöyleydi:
Havalimanı kötü yere yapılmıştı!..
Uzmanların uzun yıllardır yaptıkları uyarılar, havalimanının kuşların mevsimlik geçiş yolu üzerinde olduğu ve her an bir facia yaşanabileceği şeklindeydi… Bir başka vahim iddia da şuydu:
Yeni havalimanının, derinliği 60 ila 120 metre olan 70 civarında kömür çukurunun deniz kumu ile doldurularak inşa edildiğini anlatan uzmanlar, 1′inci derecede deprem bölgesinde yer alan İstanbul’da böylesi bir alana havalimanı yapılmasının delilik olduğunu, insan yaşamı için büyük risk oluşturduğunu söylüyorlardı.
Gerçekten de tabandaki bu durumun giderilmesi için yeniden ve büyük maliyet getiren bir hafriyat daha yapılmış, yukarıda anlatılan yöntemle inşaat yapılmıştı… Bu yüzden tabanda, taksi yollarında sürekli çökmeler olduğu ileri sürülüyordu…
Tabii, havalimanının maliyeti de bir başka iddiayı körüklüyordu:
Çin’de ki “dünyanın en büyük havalimanı” Pekin-Daxing 12 milyar dolara malolmuşken, İstanbul’un maliyeti nasıl olurda 35 milyar dolar olabilirdi?..
Bu yazımdan sonra konuya kısa aralıklarla birkaç kez daha değindim. Sonra bir gün telefonum çaldı; hattın diğer ucunda İGA (International Grand Airport) İletişim Direktörü Gökhan Şengül vardı ve nazik bir biçimde yazdıklarımı  konuşmak üzere beni yeni havalimanına davet ediyordu, şirketin CEO’su Kadri Samsunlu bana gerçekleri anlatacaktı..
-Gittim!..

CEO anlattı ben not aldım!..

Bir saatlik bir yolculuk sonrası ulaştığım yeni havalimanından ilk izlenimimi paylaşayım öncelikle:
Devasa bir bina, son derece modern, pahalı markaların, restoranların bulunduğu iç ve dış hatlar bölümleri ile sıra dışı denebilecek bir yapılanma…
Şu anda birinci faz denilen ana pist ile yedek pist çalışıyor. Uzun yürüyüşlerin yapıldığı bir havalimanı!..
Neyse, gayet nazik bir şekilde karşılandım, aklımdaki soruları sordum, yanıtları aldım. Bunları sizinle paylaşacağım; ama burada bitmeyecek tabi, karşı iddia ve görüşleri de daha sonra bu köşede okuyacaksınız… Bu kez İGA CEO’sunun sözleri üzerinden…
Şu CEO lafından oldum olası hoşlanmadığım için Genel Müdür diyeceğim Kadri Samsunlu‘ya ilk sorum ulaştırma bakanının sözleri oldu:
Ülkenin ulaştırma bakanı bile projenin kötü bir yere yapıldığını söylüyor, ne demek bu?
Sayın bakanın sözleri cımbızlandı. Zaten öyle demek istemediğini açıkladı daha sonra.. Burası gayet uygun bir bölge. Uzun vadeli bir hedef. 76 milyon metrekare ve 4 faz. Bittiğinde 90-200 milyon yolcu kapasitesine ulaşacak. Şu anda günlük uçak hareketi bin 600, bu rakam 3 bin 500′e çıkacak. 6 ana pist, 3 de yedek pist olacak…
Kadri Bey’e, bakanın sözlerinin cımbızlanmaya müsait olmadığını, sonraki açıklamasının biraz da zevahiri kurtarmak için yapıldığı izlenimi edindiğimi söylediğimi buraya not edeyim!.. Bunun karşılığında Genel Müdür aynı görüşünde ısrar etti, onu da not etmekte fayda var…
İnsanların yeni havalimanından uçmaya çekindiği, önemli havayollarının buraya uçmamak için uçuşlarını,  Sabiha Gökçen Havalimanı‘na uygun hale getirdikleri iddialarını da sordum. İşte yanıtları.
Nisan ayından bu yana 167 bin uçak iniş kalkış yaptı.  27 milyon yolcu bu havalimanını kullandı. Şu anda 70 havayolu şirketi geliyor buraya. Çin, Hindistan havayolları gibi yeni katılımlar oldu. Şayet gelmeyen varsa bile bu çekindiklerinden değil, iniş kalkış saatlerinin uyuşmaması nedeniyle olur çoğunlukla…

Kuşlar ters rüzgarlar ve maliyet

Gelelim, kuşların yüzlerce yıllık göç yolu meselesine…
İstanbul Havalimanı’na inen ve kalkan iki uçağın kuşlarla çarpışması sonucu acil iniş yaptığını, bunun nasıl olup da proje esnasında hesaba alınmadığını sordum. Samsunlu’nun yanıtı hayli ilginçti:
Göç yolları konusunda Atatürk Havalimanı ile bir fark yok, aksine burası daha güvenli!. Sonbaharda örneğin Atatürk üzerinden geçen kuş sayısı 70 bin-1 milyon arası. İstanbul Havalimanı’nda bu rakam 50 bin! Risk açısından bakalım: Yıl bazında burası 10 binde 1.2, Atatürk ise 10 binde 12′ydi!.. Kazalardan biri havalimanımıza 35 mil uzaklıkta oldu. Buraya iniş yaptığı için kayıtlarda öyle yer aldı. İkincisinde de 3 mil uzaklıkta çarptı ve geri döndü.
Peki ya ters rüzgarlar, hava koşullarının değişkenliği, ÇED raporundaki uyarılar konusunda ne diyordu Genel Müdür?
ÇED raporu doğru. Önemli olan iniş ve kalkışlarda yan rüzgarlardır. Dengeyi o bozar. Bu da yıllık bazda iniş kalkış yönünde rüzgar yüzde 98 , yan rüzgar dediğimiz ise yüzde 2 oranındadır… Rüzgar, yağmur, kötü hava koşulları yan rüzgar dışında etkilemez. ILS denilen aletli iniş sistemiyle iner uçaklar. 30 metre görüşe kadar da inebilirler.
Havalimanının maliyeti konusunu ise “kafa karışıklığı” ile açıkladı Genel Müdür Samsunlu:
Şirket 2 milyar Avro koydu, kalanı ise kredi olarak alındı. Şu ana kadar 7.5 milyar Avro harcandı. Tamamının maliyeti ise 10.2 milyar Avro olacak.
-Peki, 35 milyar dolar lafı nereden çıktı?
-Şirket 25 yıl boyunca devlete her yıl 1 milyar Avro kira bedeli ödeyecek. Bu maliyet değil. Ancak kafa karıştıran bu oldu sanırım. Proje başlamadan o taban sorunu için devletle anlaştık master plan ve pistlerin yeri değişti. O da maliyeti bir miktar artırdı…
İşte İGA Genel Müdürü’nün iddialara verdiği yanıtlar böyle… Şimdilik bir yorum yapmadan bilginize sunuyorum!.. Ancak, bakalım iddia sahipleri bu yanıtlara karşı neler söyleyecek?  Çok yakında onların karşı savlarını da bu köşede okuyacaksınız. Hem de zannımca belgelerle destekleyerek…
Tabii benim yorum ve görüşlerimi de!..

KORKUSUZ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


8 + 8 =

FpsAgency