Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Güvenli bölge Suriyeli PKK’lılar için
17 Ağustos 2019
21:35
39 Kez Okundu

Savaş SÜZAL

Bir muhteşem hayvan katliamını daha geride bıraktık. Çok çalışmaktan bunalan (gerçekte çalışacak iş bulamayan) halkım da kurtlarını sıcak plaj kumları üzerine döktü. Hem de ne dökmek? Plajlarda şemsiye ve yer ayırtma kavgaları, çöpler, otopark tartışmaları, donlarını, mayolarını, balkona çarşaf asar gibi şemsiyelere asma. İşte o zaman bir batı ülkesinde değil de gerçekten bir Arap ülkesinde olduğunuzu anlıyorsunuz.

Tabii malumun tekrarı bu tatil yerlerine gider gelirken trafikte PKK’ya verilen zayiatın 10 katı zayiat. Nasıl olmasın ki bizimkiler araba kullanmıyor, babalarının aldığı bisiklette gösteri yapan çocuk misali dikiş makinesi sesi çıkaran mazotlu araçları ile bir birlerini solluyor, makas atıyor ve yarışıyor. Arabalar dünya markası en pahalı cinsinden, ama ucuz yakıt olsun diye mazot kullanıyorlar. (Oysa mazot ile benzin aynı fiyata geliyor, ekstra çevre kirliliği de cabası). Trafikte 30 senedir yabancı ülkede duymadığım terimleri duyuyorum. Arabanın kontrolünü kaybetmiş. Melanet arabanın freni patlamış. Yol kayganmış. Otobüslerden altıncısı yandı. Sebep ucuz yakıt kullanma.

Neyse bu kadar yakınma yeter. Biraz siyaset. Sabahları Tele1’de Can Ataklı’yı dinlerken adamın çileden çıkışını anlıyorum. Çünkü aynı konulara ben de çileden çıkıyorum. Onu seyredince rahatlıyorum, yalnız değilim diye. Son günlere yandaş medya Suriye topraklarında kurulacak güvenli bölgeyi tartışıyor. Yayına ne kadar çok profesör ünvanlı getirirseler o kadar inandırıcı olacaklarına inanıyorlar. Suriye’den izni almadan, Birleşmiş milletler Güvenlik Konseyi kararı bulunmadan stratejik ortağımız ABD ile kararlaştırdığımız “Güvenli Bölge” tesisi sözünü ettiğim.

Oysa Güvenli bölge konusu Irak savaşı sonrası denendi. Türkiye için Güvenli değil. Bu konu karışık. Zira bizimkiler 32 kilometre derinliğinde Fırat’ın doğusu derken Amerikalılar bir şerit değil tersine 18 kilometrelik bir dizi cepler halinde bu güvenlik hattını olmasını istiyor. İşin komedi tarafı ise şimdi söyleyeceklerimde. Hani bizim Molla Hulusi’nin takımı sabah akşam binlercesini yok ettiklerini ilan ettiği melun PKK terör örgütü var ya. İşte bu cepler, Suriye’ye taşınan PKK’nın adamlarını korumak için. Yani Türk askeri PKK’yı korumakla görevlendirilecek.

Ha bu durum bilinmiyor falan diyorsanız yedi düvel biliyor ama bir bizim koyunların haberi yok. Bakın BBC’de yayınlanan Türkçe haberde neler anlatılıyor? YPG/PKK’nın Suriye’deki sözde komutanı Şahin Cilo kod adlı Ferhad Abdi Şahin’nin manşetlere taşınan BBC’deki Fehim Taştekin’e verdiği bu çoklu röportajı, Hayko Bağdat’a, Ergun Babahan’a (!) (Fetöcü Ergun şimdilerde yurt dışına kaçtı) ve PKK’nın yayın organlarından Erdal Er’e verdiği görülüyor.

Bu röportajda, YPG/PKK’nın sözde komutanı Şahin Cilo kod Ferhat Abdi (-ki 41 sivilin öldüğü 341 sivilin de yaralandığı Ankara Kumrular, Gaziantep, İstanbul Güngören, Antalya ve Kuşadası katliamlarının emrini vermekten ve Güneydoğuda 63 askerimizin şehit edilmesinden sorumlu-başına 4 milyon ödül konmuş-kırmızı listede) Güvenli Bölge içinde kalan meskûn mahallerde Türk askerinin OLAMAYACAĞINA, sadece sınırlı ve dar KIRSAL ALANLARDA olabileceğine, inisiyatifin ve yönetimin doğrudan ya da dolaylı olarak YPG/PKK’lılarda (YPG/PKK’nın türevinin türevi sözde yerel ve askeri meclislerde) olacağına dair pek çok cümle kuruyor. Ve en kötüsü bu plan üzerinden ‘üstü kapalı’ Türkiye’nin YPG/PKK’yı kabul etmesi gerektiğini söylüyor.

Bir başka lider Mazlum Abdi; “Biz de SDG olarak kendi önerimizi ABD’ye SUNDUK. Önerimiz çok makuldü. 30 km olmaz, 5 kilometre olabilir dedik. Buradaki YPG güçlerini çekebiliriz, yerlerine yerel güçleri koyarız. Bütün şehirlerde yerel askeri meclisleri BUNUN İÇİN kuruyoruz. 5 kilometre içindeki ağır silahları da çekebiliriz. Menzili Türkiye’ye ulaşan silahları da çekebiliriz. Mesela 20 km menzilli silahlarımız var, onları da 20 km uzağa indiririz. Buna karşılık Türkiye de SALDIRMAYACAĞINA dair taahhütte bulunsun. Bu alanda uluslararası güçler de olsun. Uluslararası güç içinde Türkiye’nin olmasını kabul etmedik. Tarafsız bir güç olmalı, Türkiye taraftır.”

Yukardaki paragrafa kelime ilave etmedim alıntıdır. Bu haber güvenlik uzmanı Abdullah Ağarın yolladığı yazıdan, BBC’den alıntıdır. Bunların bağlantılarını da yazımın sonunda vereceğim. Amerikalılarda Suriye’deki Kürtlerin müttefikleri olduğunu ve onları koruyacaklarını molla Hulusi’ye bildirmişler. Hulusi’de saraydaki patronuna bildirmiş durumu. Görüyorsunuz değil mi bir ordunun milli ordu olmaktan çıkarılıp siyasetçilerin elinde oyuncak olmasının sonuçlarını Ve hele de bu siyasetçilerin kendi geleceklerini ülke geleceğinin üzerinde tuttuklarını unutmazsanız başımıza gelenlerin daha hiçbir şey olmadığını ve daha neler gelebileceğini oturun düşünün.

Geçen gün bir gurup iş adamına batı ile aramızdaki farkın onların tüm yaptıkları şeyin geleceğe yönelik olduğu (Çocuklar, eğitim, kentler, yollar, barajlar falan) bizde ise herkesin günü yaşamayı ve günlük karların peşinde koştuğunu söylediğimde hiç biri kabullenmedi. Oysa çok sayıda iş adamı günlük kazançları için çocuklarının ve torunlarının geleceğini satıyordu. Biz neyi tartışıyoruz? Kendi çocuğunu bile düşünmeyen bir toplum vatan toprağını veya çıkarlarını mı düşünecek?

Bu arada yandaş basında ellerine verilen malzeme ile sabah akşam anlamadıkları bir konuyu çözdüklerini sanacak. Aslında çözülen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bir bütün haline getirdiği vatan.
Hayırlı olsun

https://www.haberturk.com/…/2513009-iste-abdnin-dayattigi-3…

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49037255

HABERVİS

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


− 5 = 4

FpsAgency