Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
BOP’un “İlah”larına “Kurban” edilmek istenen bir ülke’de yaşamak, nedir ne değildir?!
13 Ağustos 2019
13:40
249 Kez Okundu

hamahmut

NEDİR NE DEĞİLDİR
Yazı şu:
Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, “İkonalara, seremonilere ve ritüellere boğulmuş bir din var” dedi. Dilipak, “Yine söylüyorum: Bu din benim dinim değil” ifadesini kullandı. Akit yazarı, “Bu ‘Amerikano İslam’, ‘Euro İslam’ ne derseniz deyin, kesinlikle bu ferdi planda vicdanlara, içtimai planda mabetlere hapsedilmeye çalışılan din ‘Allah’ın dini’ değil” diyerek eleştirdi.
“İnandığımız gibi yaşamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başladık sanki” diyen Dilipak’ın “Bayram tatil değildir” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:
Hayat “oyun” ve “eğlence” olmadığı gibi, bayram da “tatil” değildir.
Ama oteller dolup taşıyor. Tatil bölgelerine bilet bulmak zor. “Bayram tatili” diye bir şey var artık. Madem 4 gün ek bir “tatil” günü var, insanlar da tatile gidiyor.
Aslında o tatil denilen iş arasının iyi değerlendirilip, “sılahi rahim” yapılsa, memlekete gidilse ne iyi olur. Ama olmuyor işte. Yazın gelenekte dağa çıkılır, yaylaya gidilir. Bizimkiler adalara, sahile koşuyor..
Zaten ilk gün bayram namazı var. Kurban kesimi ilk 2 gün yoğun, bir gün misafir bekleniyor, bir gün de bayramlaşmak için ziyarete gidiliyor.
Kurban kesmek “Hayvan haklarına aykırı” ya, “kesimsiz kurban” hizmeti veriyor bazı kuruluşlar. THK “Kesimsiz bağış” diye yeni bir “icat” çıkarttı. Biz de böyle icatlar çıkartıyoruz. “Bağış” bağıştır. Bağışın “kesimsiz”i, “kesimli”si olmaz ki! Bu “Kurban Bayramının Hacca denk gelmesi gibi bir şey”. Burada bir dolandırıcılık ya da açıkgözlülük yok bir memleket gerçeği olarak bunlardan çok daha vahim olarak toplumdaki din konusundaki cahilliği bir kenara not etmek gerek.
Okul, televizyon, gazetelerin ramazan sayfalarından öğrenilen Müslümanlıkla ancak bu kadar olurdu zaten. İşte onun için gidip FETÖ’ye kapaklanıyorlar, ya da Kalkancı oluyorlar, kimi de gidiyor DAEŞ oluyor. Bu iş bunlardan ibaret de değil. Bu durum kırsaldaki okumamışlarla ilgili bir sorun değil, akademik kariyer sahibi olup “Akaid”, “Siyer”, “Kelam” ne demek bilmeyen bir sürü “iyi aile çocuğu”, “eli yüzü temiz”, “başörtülü ya da sakallı” “Müslüman” genç var!?
Biz “iktidar şarkıları” söylerken, meğerse köprünün altından çok sular akmış.
İşin acı tarafı şu: Allah’ın dini yeri-göğü, ölümü ve hayatı açıklar, bizim yaşadığımız din, karı-koca, gelin-kaynana kavgasını bile çözmüyor. İkonalara, seremonilere ve ritüellere boğulmuş bir din var! Yıllar önce de demiştim, yine söylüyorum: Bu din benim dinim değil! Bu “Amerikano İslam”, “Euro İslam” ne derseniz deyin, kesinlikle bu ferdi planda vicdanlara, içtimai planda mabetlere hapsedilmeye çalışılan din “Allah’ın dini” değil.
Unutmamak gerekir ki, kim Allah’ın dinine bir şey ekler ya da ondan bir şey çıkarmaya kalkarsa, kimi eklediği ya da çıkarttığı ile baş başa kalır ve din aradan çekilir.
İşe bakar mısınız, ”Kesimsiz bağış”, “Allahsız İslam”, “Halksız demokrasi” gibi bir şey bu! Bu hangi sivri akıllının buluşu acaba! Bir sivri akıllı bunu buldu, o afişin tasarımını yapan bunun farkına varmadı mı? Hadi o da farkına varmadı, bu afişleri basan matbaacı, şöyle bir bakıp “ya hu böyle bir şey olmaz” demedi mi? Matbaacı bastı, bu afişleri sağa-sola asan, ya da derneklere asan hiçbir dernek yöneticisi bunun farkına varmadı mı?
Mesela şöyle yorumlar da var sosyal medyada: “Çağa ve bu çağın getirdiği ihtiyaçlara uygun yardım şeklidir. Şahsi görüşüm Allah’ın kurban kavramını bir yardım fırsatı olarak verdiği yönünde. Bu yüzden koyun-dana kestirmektense parasını ihtiyacı olanlara bağışlamayı daha mantıklı buluyorum. Mantıklı değilse de hesabını verecek olan benim. Kul ile Allah arasına girilmez.”
Konuyu hayvan hakları açısından gören de var.
Bu arada; LÖSEV kurban derisi yanında kurban etini de satarak ihtiyaç sahiplerine maddi destek sağladığını yazıyor sitesinde, hem de “Diyanet İşleri Başkanlığının icazeti” ile notunu da düşerek.
ADD, internet sitesinde konuya şöyle girmiş. Soru: Kurban Bayramında Bağış Kabul Ediyor musunuz? Cevap: “Kurban Bayramlarında ‘hayır’ için yapılan bağışlarıöncelikle maddi sıkıntı içinde okumaya çalışan öğrencilere burs vermek amacıyla kullanmaktadır.” Kurban kesip kesmemekten söz etmiyor, “Kurban Bayramında hayır için yapılan bağışlar”!.. Ramazanda “Fitre” var da, Kurban Bayramında kurban dışında, kurbanla ilgili başka bir hayır var mı? Sadaka deseniz o her zaman verilebilir.
Z. Beyaz “Horoz”dan kurban icat edecekti olmadı. Madem kansız olacak, kan yerine domates salçası kullanırsınız, “Soya etinden kurbanlık kuzu”. ‘Meeee’ diye ses efekti de yapılır. Hijyenik, organik nasıl isterseniz. Çağdaş! Koç istersen koç, 7 kişilik olsun dersen, al sana soya danası!
Y. Nuri yaşasaydı, yılbaşında kesilen hindiyi kurban yerine geçerli ilan eder miydi bilmiyorum. Hac mevsiminin zamanını değiştirmek istiyordu, o zaman miladi yılbaşına fiksledik mi, olur biterdi bu iş! Hatırlayın hiç kimse yılbaşında hindi keserken elini kesiyor mu ya da kaçan hindi haberi duydunuz mu!
Birileri her bayramda Müslümanları üzmek için mutlaka bir şeyler yapıyor. Malum medya mutlaka bir yolunu bulup bu işi sulandırıyor. Dini magazinleştirmekle kalmıyorlar, din üzerine polemik, saçma sapan tartışmalarla zihinleri bulandırmaya çalışıyorlar..
Eskiden her Kurban Bayramı sonrası Suriye’de mutlaka kolera çıkardı. Hacdan gelirken getirilen hurmalarda, zemzemde mikrop bulunur dökülür, hatta hacılar günlerce karantinada tutulurdu.
Başörtü tartışması, irtica operasyonları tamam da, en komiği de kurban derisi operasyonları..
Bütün bunlar laiklik ve çağdaşlık adına yapılırdı. “Çağdaş yaşam” adına başörtüsüne karşı çıkılırdı.
Bugün bunların çoğu geride kaldı, ama başka sorunlarımız var. Dert bitmiyor. Şeytan görevini tam yapıyor. Bu ifsat hareketlerine artık içimizden birileri de ortak olmaya başladı. Dini yapılar STK’lar ve medya da bu tartışmaya bir şekilde bulaşmaya başladılar. Laikçilerden boşalan yeri bizim ılımlı İslamcılar aldı. Din üzerinden polemiğin adresi cemaat ve ilahiyatlar bugün ne yazık ki! Aileyi tartışıyoruz. Tartışmanın merkezinde “İstanbul Sözleşmesi” var ama maalesef çözüm üretemiyoruz. Giderek artan bir öfke var. Bu iş yarın çok farklı tepkilere sebep olabilir.
Paramız ve gücümüz arttı ama aklımız ve imanımız paramız ve gücümüzün gerisinde kaldı. Dini hayatın pratiklerine bakınca bunu hemen görüyorsunuz. Birileri bizi laikleştiremedi ama bizimkiler önce kendilerini, sonra da bizi sekülerleştirdiler. Müfredata bakın, belediyelerin kültür etkinliklerine bakın, bizim medyanın haline bakın, toplumun rol model olarak kabul ettiği politikacılar, iş adamları ve sanatçı takımına bakın, ne demek istediğimi görürsünüz.
İnandığımız gibi yaşamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başladık sanki. Aklımızı başımıza alalım ki Allah korusun. Yoksa halimiz yaman. Selam ve dua ile.
Odatv.com

(…)
Yorum şu:
Dilipak’ın tespit’lerine ek olarak:
Horoz’u, hindi’yi geçtik!
Dana’ya ortak girildi de, ne değişti?!
Bağlam’ından (BOP) kopartınca konu’yu, ortaya absürt satır’lar çıkıyor.
Kaldı ki, çöl’de kurban edilen canlı’nın adı deve.
Basit soru:
İslamiyet’ten önce kurban yok muydu?!
Vardı.
Başka?!
Oruç, namaz, hac, zekat vb yok muydu?!
Vardı.
İslamiyet ile tebliğ edilen nedir?!
El cevap:
Allah’tan başka “İLAH” tanımayacaksın ve/veya eş koşmayacaksın!
Yani?!
Tevhid / Teslis farkı.
(Seküler nüans!)
Başka?!
Yardım’laşacaksın!
Başka?!
“Niyet” farkı!
Yani?!
Müslümanlık’ta her şey “Allah rızası için NİYET etmek ile” başlar.
Bu sebep’ten denir ki, kişinin kalp’ini Allah’tan başka kimse okuyamaz.
Tanrıcılık oynayan istihbaratçılar hariç demek “ne ka”dar mümkün, onların da neyi ne kadar okudukları ortada.
Yani?!
İslam’dan önce de “kurban, oruç, sadaka, namaz, hac” vardı ama Yaradan buna “İslam” üzerinden “nüans”lar getirdi.
Allah rızası için, yokluğu paylaşmak diyelim.
Aç’ın halinden anlamak diyelim.
Denilebilir ki, kan akıtmak önemli, o vakit soru şu:
İnsanlık tarihi boyunca akıtılan kan’a, kurban edilen baş’lara karşılık, elde edilen ilahi bir yükseliş -yüksek çağ- var mı?!
Engizisyon, Tanrı adına birçok can’a kıymış!
Fakat; Tanrı adına “Senin Cennet’ine geliyorum Baba” deyip göğe yükselmeyi tercih eden “Papa” neden çıkmamış?!
Bir inanç sistemini dünyevileştirirseniz ne olur, neler yaşanır!
Engizisyon Avrupa’sı, Vatikan’ın halleri ortada.
Şeytan’ın “evliya” olduğu zamanlar.
Sözün özü:
Kurban, kurban’dır.
Namaz da, namaz’dır.
Oruç da, oruç’tur.
Zekat da, zekat’tır.
Hac da, hac’dır.
Bunlara “mana” katan, Yaradan’dan başka “İlah” tanımamak, kul hakkı yememek, özetle “eyvallahsız” olmak, yani her ne yapıyorsan kalp’ten Allah rızası için yapmak!
Çünkü, kalp’tekini sadece Yaradan bilir.
Kula kulluk ettikten sonra, araya aracı -ruhban sınıfı- soktuktan sonra, kefen’e Firavun gibi cep diktirmeye kalktıktan sonra, o din “din” olsa dahi, adı ne islam’dır, ne de yaşanan Müslümanlık.
Meleklerin cinsiyeti olmaz.
Nefis’i dizginlemek için yapılması öğütlenen ibadet’i, her şeyin merkez’i yapıp, içinden akıl’ı çıkarttığınızda, put’a tapanlardan bir fark kalıyor mu?!
Yani?!
Her şey şekil’den ibaret olmuş ise “Ruh’suz beden ne ise” mana’sını kaybetmiş “Müslüman(lık)” da o’dur.
Ex ya da yaşayan ölü.
Oruç’un adı “Şükür”ken, “şeker bayramı” olmuş ise deve’ye sormuşlar neren doğru diye, misal o misal!
Müslümanlık’ın içi boşaltılırken, hepiniz oradaydınız!
İfade yanlış oldu, Müslüman’ın yani ‘inançlı insan’ın içi zaten boş’tur, hoş’tur, sade’dir, saf’tır, temiz’dir, ak’tır.
Nüans?!
İnançlı insan eşittir, salt ibadet eden insan değildir!
Velev ki öyle, 24 saat kendini ibadete adayan katolik rahip’lere, rahibe’lere ne demeli!?
Katolik Hıristiyanlık’ın, pagan’ın içinde ne varsa alıp ‘Sünni Müslümanlık’ın içine sokuşturdular, kara çarşaf, türban dahil, kim ne dedi?!
Kadın’ı merkez’e oturtan, Hz Muhammed’in yanında duran kadın’ı alıp katolik rahibeler gibi haz veren şeytani şey’ler deyip cemaat’in dış’ına kimler itekledi!?
Sonra Vatikan’da olduğu gibi erkek erkeğe maraz vaziyetler vb.
İslamiyet öz’ünde “laik, seküler” ise kadın her daim merkez’de.
Sakal’ın din’le alakası yok, Müslümanlık’taki yeri tefessüh etmiş Luti’lere benzemesinler diye, bir başka erkek’e nefisi uyanmasın diye!
Surat’ta bir metre kıl yumağı olmayan din adamı var mı, katolik, ortodoks, sünni, şia vb.
Bebeğe, çocuğa nefis’i uyanan sapıktır, dindar’dır ya da değildir’ine bakılmaz.
Yaşam’ın akışı içinde var’olan yemek gibi su gibi olan seks’i tabu’laştırırsan, makul haz’zı günah sayıp katolik’ler gibi yasak’larsan olacağı budur.
Oldu olacak al eline kırbacı, haz veren “seks” gibi düşünce’lerden kayanklı, eski dönem Roma’sında olduğu gibi kendi kendini kırbaç’la.
Kaldı ki, doğa’da diğer canlılar da seks yaparak ürüyor.
Maraz olan seks değil, bastırılmış duyguların patlaması, tecavüz, taciz, sapıklık içeren ne varsa…
Demem o ki:
Kurban, en ilkel kabileler’de de var.
İlah’lara kurban edilen genç kızlar, bebekler vb.
Demem şu ki:
Yanında “koç” ile gelen Cebrail ve Hz İbrahim üzerinden nakledilen, “evlat kurban etmeye son veren” öğüt’leyiş nedensiz değil.
Buradaki mesaj “koç kesin” midir; yoksa, evlatlarını kurban etmek istemeyen “Allah’tan başka ilah tanımasın” mıdır?!
Yaradan’ın dediklerini yapın, o sizler için en hayırlısını söyler, yapar’ın ispat’ı, bağışlaması bol’dur vb.
“Hayırlı evlat” ile “Hayırsız evlat” arasındaki fark ne ise “bayram’da kurban olsun diye kan akıtan” o kafa benzer hikaye.
Anlaşılmadı daha açık’tan söyleyelim:
Sistem şeytan’laşmış ise Lut Kavmi’nden mülhem kavim’in tamamı kurban’lık.
Hayat memat nüans budur.
Sistem şeytan’laşmış ise kedi de kurban edilir, keçi de, yılan da, çocuk’lar da.
Hasılı:
Din’ler de sosyo-kültürel birikimler üzerine kuruludur.
İslamiyet, Hz Muhammed aracılığı ile görünen ve görünmeyen alem’e tebliğ edildiğinde, hayat’ın içinde ne varsa, “İslam’i bakış açısı farkı” üzerinden yeniden “mana” kazandı.
Her ne anlatıldı ise dönem’in insan’ının algı seviyesine uygun aktarıldı.
Yerin altına diri diri gömülen kız çocuk’larına kim sahip çıktı?
Fakir’i, gariban’ı kim arkaladı?
Kendi pisliği dahil her şeyi yiyen “domuz”un eti, sıcak iklimde aşırı bakteri ürettiği için yasak ise akılsız din olmaz.
Yasak ise sebebi ortada, insan sağlığı!
ABD herkes’ten önce “morbit obez” oldu ise ucuz etin yahnisi -domuz eti- yavan olur, deyişi boş laf değil.
Soğuk iklim’de domuz eti durum’a göre yenebilir, ne var ki sıcak iklim’de büyük sıkıntı.
Hükmi domuz’luk (kul hakkı yiyen) misallar yek tek ortada.
Yaradan’ın, fani’lerin kıldığı namaz’a ihtiyaç’ı yok ise tuttuğu oruç’tan amaç aç’ın hal’inden anlamak ise söz’ün bittiği bir başka nokta da burası.
Açken doydu diye ya da dün’ün yoksul’ları bugün’ün varsıl’ı oldu ise değişen nedir ya da değişmesi gereken nedir?!
Mide çabuk doyar, kolay doyar, göz aç ise dünya’ları versen de doymaz bu mana!
O vakit “Nefis Harp’i” diye kod’lanan post modern dünya harp’indeki duruş’a dudak büküp, sakal’ını sıvazlayıp hac’da çektirdiği selfiye bakıp, ip’in uç’unu kaçıranlar yek tek ortada.
Ezcümle:
BOP kapsamında tavan’da kurulan AKP’nin ya da Ak Parti’nin kuruluş amaç’ı orta yerde dururken, kulağı ters’ten göstermeye gerek var mı?!
Müslüman’ın iç dünyası dahil BOP’ta yağmalanmadık bir şey kaldı mı?!
Pırlantalı parmaklar, rezidans’ta altın nakışlı seccadede kılınan namaz’lar, altın tespih’ler vb.
Firavun BOP’ta süslüman olsaydı, farklı mı dururdu!?
Burada amaç birilerini şeytan’laştırmak ya da taş’lamak değil!
Delirten su’dan içen delirdi, diyelim konuyu bağlayalım.
Çöl’de dana yoktu, deve vardı ise BOP’un büyük baş’ları orta yerde dururken, horoz’u, hindi’yi küçümsemek olmaz.
Ya da şöyle diyelim, onlar horoz kesti, kul hakkına yan gözle bakmadı, siz deve, dana, koç kestiniz de ne değişti?!
Savaş zamanında babalar evlatlarını gömer ise kula kulluk edenlerden kaynaklı “evlat”lar, “BOP’un ilahları”na “Kurban”.
Yanında “Koç”la gelen Cebrail bu durum’da ne yapsın!?
Şaşırmak, insan’ın naturasına uygun, şaşırtmak ise Yaradan’ın bitmeyen sınaması.
(Altın ateş’le, kadın altın’la, erkek de kadın’la sınanır.)
Kıldığı namaz’dan ve/veya gittiği Hac’da, Umre’de ettiği dua’dan kendisi, ailesi hayır görmezken, kibir’e kapılıp “sizler için de dua ettim, şeytan’ı taşladım” diyene vs vs.
Kan akıtmak sevap ise BOP’ta kimlerin kan’ının akıtıldığı ve/veya bundan sonra kimlerin kan’larının akıtılacağı ortada.
Kaldı ki, İslam öncesinde sözde ilah’lar için kan akıtılıyordu, o gelenek “kurban” adı altında, “yardımlaşma” olarak mana buldu ise BOP’un ilahları adına şirk’e bulaşanların vs vs…
Uzun lafın hülasası budur.
Nokta.
.
13 Ağustos 2019
Hayrullah Mahmud

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


4 + = 8

FpsAgency